Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Ekonomi
Emekli maaşı zam oranları için üç farklı senaryo netleşiyor
•1 dk okuma
Paylaş
HEkonomi
Fotoğraf: Sözcü Ekonomi
Özet
Ocak ayında SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaş artış oranını belirleyecek temmuz-eylül dönemi enflasyon verileri açıklandı. Merkez Bankası beklentileri ve Orta Vadeli Program hedefleri doğrultusunda en düşük emekli aylığı için üç ayrı hesaplama yapılıyor.
Öne çıkanlar
Temmuz-eylül dönemi toplam enflasyonu yüzde 5,57 olarak hesaplandı.
Yıl sonu enflasyonunun yüzde 28 olması halinde en düşük aylık 25.601 TL olacak.
Piyasa katılımcıları anketine göre zam oranı yüzde 10,08 seviyesine ulaşabilir.
Haberin Detayı
Milyonlarca vatandaşın ocak ayında alacağı maaş zammı için geri sayım hız kazandı. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından paylaşılan son veriler ile yıl sonu enflasyon tahminleri, aylıklardaki olası artış oranlarını şekillendiriyor.
Eylül ayı rakamlarının duyurulmasıyla birlikte yıllık enflasyon yüzde 29,73 seviyesine ulaştı. Bu doğrultuda SSK ve Bağ-Kur emeklileri, şimdiden yüzde 5,57 oranındaki 3 aylık enflasyon farkını hak etmiş durumda. Kesin artış oranı ise ekim, kasım ve aralık aylarındaki gelişmelerin ardından netleşecek.
Ekonomi yönetiminin paylaştığı projeksiyonlar ve anket sonuçları farklı zam senaryolarını beraberinde getiriyor. Orta Vadeli Program'daki yüzde 28,4'lük öngörüde ise zam oranı yüzde 9,04 olarak hesaplanıyor.
Piyasa katılımcıları anketindeki yüzde 29,63'lük beklentinin baz alınması halinde ise emekliler yüzde 10,08 zam alabilecek ve en düşük aylık yaklaşık 25 bin 926 liraya yükselecek. Öte yandan memur emeklileri için öngörülen zam oranları, enflasyon farkıyla birlikte yüzde 6,67 ile yüzde 8,01 arasında değişiklik gösterecek.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Açıklanan enflasyon verileri ve beklentiler, ocak ayında yapılacak artışların hedeflenen enflasyon oranlarına ne kadar bağımlı olduğunu net bir şekilde gösteriyor. Yüzde 5,57'lik taban fark halihazırda oluşmuşken, son çeyrekteki fiyat hareketleri milyonların cebine girecek nihai rakamı belirleyecek. Özellikle en düşük aylık seviyesinin hangi senaryoda nerede konumlanacağı, alım gücünün korunması açısından büyük bir hassasiyet barındırıyor.
Kaynak:
Sözcü Ekonomi
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Yatırımcılar ABD enflasyonu, jeopolitik riskler ve teknoloji hisselerindeki satışların ardından Merkez Bankası'nın perşembe günü açıklayacağı faiz kararına odaklandı. Yurt içinde Borsa İstanbul haftayı düşüşle tamamlarken, ekonomistler politika faizinin yüzde 36 seviyesine çekilmesini bekliyor.
BIST 100 endeksi haftayı yüzde 4,44 kayıpla 11.721,72 puandan kapattı.
Güney Kore'nin Kospi endeksi yüzde 14,46 düşerek son 18 yılın en sert kaybını yaşadı.
Ekonomistler TCMB'nin faiz oranını 100 baz puan indirerek yüzde 36 yapmasını öngörüyor.
Küresel finans çevreleri; enerji maliyetlerindeki artışın tetiklediği ABD enflasyonu, Ortadoğu hattındaki gerilimler ve teknoloji sektöründeki sert dalgalanmalar neticesinde karışık bir haftayı geride bıraktı. Amerika Merkez Bankası yetkililerinin sıkı para politikası duruşunu koruyacağı sinyalleri, yüksek faizlerin teknoloji yatırımlarını sekteye uğratacağı kaygısını körükledi. Çinli çip üreticisi CXMT'nin sektördeki teknolojik adımları da rekabet ortamına dair endişeleri artırınca, Nasdaq endeksi yüzde 4,48 oranında geriledi.
Asya coğrafyasında teknoloji devlerinin hisselerinde yaşanan erime deprem etkisi yaratarak, Güney Kore'deki Kospi endeksinin son 18 yılın en büyük haftalık düşüşünü kaydetmesine yol açtı. Çin tarafında ise zayıf kalan enflasyon verileri iç talebin beklentileri karşılamadığını gösterdi. Buna karşın Avrupa borsaları, şirket bilançolarından gelen pozitif sinyaller ile enerji ve savunma kağıtlarına gelen alımlar sayesinde haftayı artıda tamamladı.
Yurt içi piyasalarda ise Borsa İstanbul satış baskısının altında kalarak haftalık bazda yüzde 4,44 değer kaybı yaşadı ve 11.721,72 puana geriledi. Dolar kuru haftayı 49,5140 seviyesinden kapatırken, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek sermaye piyasası suçlarıyla mücadelenin 2027 başına dek yasal düzenlemelerle tamamlanacağını bildirdi. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan da yerleşik vatandaşların Türk lirası varlıklarına olan talebinin güçlü kalmayı sürdürdüğünü ifade etti.
Tüm bu küresel ve yerel gelişmelerin gölgesinde gözler perşembe günü açıklanacak olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası faiz kararına çevrildi. Piyasada genel beklenti, politika faizinin 100 baz puanlık indirimle yüzde 36 seviyesine çekilmesi yönünde şekilleniyor.
AI YORUMU
Yapay zeka yatırımlarının maliyet baskısıyla sınandığı ve Asya borsalarında 18 yılın rekor düşüşlerinin görüldüğü bir dönemde, TCMB'nin atacağı adımlar yurt içindeki dengeler açısından belirleyici olacak. Yüzde 36'ya inmesi beklenen politika faizinin, yerli yatırımcının TL varlıklara olan ilgisini ve borsa üzerindeki dalgalanmayı nasıl yönlendireceği yakından izlenmeli. Küresel çip rekabeti ve enflasyonist baskılar devam ederken, yerel para birimindeki seyir orta vadeli risklerin yönetilmesinde anahtar rol oynayacak.
Gelecek yılın merkezi yönetim bütçesinde tarım sektörüne ayrılan toplam kaynak 1 trilyon 305 milyar liraya çıkarıldı. Doğrudan tarımsal destekler ve sektörel yatırımlar artırılırken, enflasyon beklentisinin üzerindeki oranlar dikkat çekti.
Tarım bütçesi 2027 yılı için 1 trilyon 305 milyar lira olarak belirlendi.
Doğrudan tarımsal destek ödenekleri 235 milyar liraya yükseltildi.
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne 324 milyar lira kaynak planlandı.
Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi çerçevesinde tarım faaliyetleri için ayrılan finansal kaynaklarda ciddi bir artışa gidildi. Yapılan planlamalara göre tarım sektörüne aktarılacak toplam tutar 1 trilyon 305 milyar lira seviyesine ulaştı. Bir önceki yıl 888 milyar lira olan bu ödenek, yaklaşık yüzde 47 oranında bir genişleme kaydetti.
Ayrılan kaynağın alt kalemlerinde de belirgin iyileştirmeler yapıldı. Doğrudan üreticilere aktarılan tarımsal destek programları 168 milyar liradan 235 milyar liraya çıkarıldı. Bu rakam, üreticiye yönelik yardımlarda yüzde 40 civarında bir artış anlamına geliyor.
Bütçe dağılımında yatırımlar ve altyapı projeleri de önemli bir yer tuttu. Tarım sektörü yatırımları için 268 milyar lira ayrılırken, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün ödeneği 324 milyar liraya yükseltildi. Ayrıca tarımsal KİT finansmanı, müdahale alımları ve ihracat destekleri için de 135 milyar liralık kaynak ayrıldı.
Ekonomi ve tarım uzmanları açıklanan rakamları değerlendirirken, destek artışının öngörülen enflasyon oranının üzerinde kalmasını olumlu buldu. Özellikle müdahale alımları bütçesindeki yüzde 181'lik yükselişin, meyve ve diğer ürün fiyatlarındaki dalgalanmaların önüne geçmesi bekleniyor. Uzmanlar, girdi maliyetlerinin kontrol altında tutulmasının üreticinin kazancı açısından hayati önem taşıdığını belirtiyor.
AI YORUMU
Açıklanan 1,3 trilyon liralık devasa kaynak, artan girdi maliyetleriyle boğuşan üretici için can suyu niteliği taşıyor. Özellikle müdahale alımları bütçesindeki yüzde 181 oranındaki rekor artış, piyasadaki aşırı fiyat dalgalanmalarını dengelemek adına somut bir hamle olarak öne çıkıyor. Ancak bu paranın enflasyon karşısında erimesini önlemek için dağıtım zamanlamasının ve maliyet kontrolünün titizlikle yürütülmesi şart.
Küresel piyasalarda ons altın, ABD Merkez Bankasının faiz politikasına dair belirsizlikler ve yükselen enerji maliyetlerinin baskısıyla haftayı değer kaybıyla kapattı. ABD'de açıklanan yüksek enflasyon verilerine rağmen Fed yetkililerinden gelen temkinli mesajlar faiz artırımı ihtimalini zayıflattı. Orta Doğu'daki jeopolitik risklerin petrol fiyatlarını tırmandırması ise kıymetli metal üzerindeki satış baskısını artırdı.
Ons altın haftalık bazda yüzde 0,7 düşüşle 4 bin 165 dolara geriledi.
ABD Eylül ayı ÜFE verisi yüzde 6,3 ile son dönemin rekorunu kırdı.
Orta Doğu'daki gerilimle WTI petrolü haftalık yüzde 10,9 değer kazandı.
Değerli metaller piyasası, ABD'den gelen ekonomik veriler ile küresel enerji krizinin gölgesinde dalgalı bir haftayı geride bıraktı. Dolar endeksindeki gevşeme ve tahvil getirilerindeki düşüş altın için destek oluşturabilecek nitelikte olsa da petrol fiyatlarındaki sert yükseliş bu olumlu etkiyi sınırlandırdı. Ons altın haftalık süreçte yüzde 0,7 gerileyerek 4 bin 165,40 dolar seviyesinde haftayı tamamladı.
Piyasaların odağındaki ana konu olan ABD enflasyon rakamları, makroekonomik tablonun karmaşıklığını bir kez daha ortaya koydu. Eylülde tüketici fiyat indeksi yıllık bazda yüzde 3,7 artarken, özellikle üretici fiyat indeksinin yüzde 6,3 seviyesine ulaşması dikkat çekti. Enerji kalemlerindeki yüzde 20,4'lük artış manşet rakamları yukarı taşırken, Fed'in yakın vadede faiz artırımına gideceği yönündeki tahminler bir süre güç kazandı.
Ancak Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Bangkok'ta yaptığı değerlendirmeler, agresif sıkılaşma beklentilerini yumuşattı. Küresel ekonominin dayanıklılığına vurgu yapan Warsh, gelecek dönem politikalarına ilişkin net bir yön çizmekten kaçındı. Bu açıklamaların ardından CME FedWatch verilerinde ekim ayı faiz artış olasılığı yüzde 28'den yüzde 17 seviyesine geri çekildi. Analistler, merkez bankasının daha temkinli ve kademeli bir patika izleyebileceğine işaret ediyor.
Altın fiyatları üzerindeki en kritik baskı unsurlarından biri ise enerji piyasasındaki hareketlilik oldu. Orta Doğu'daki stratejik su yollarında yaşanan gerilimler ve sevkiyat hatlarına yönelik riskler nedeniyle Brent petrol yüzde 4,8, ABD ham petrolü ise yüzde 10,9 oranında prim yaptı. Öte yandan teknoloji devlerinin yapay zekalara yönelik borçlanma eğilimleri tahvil piyasasına güvenli liman talebi getirirken, bu durum altındaki gerilemenin daha derinleşmesini engelledi.
AI YORUMU
Enerji maliyetlerindeki tırmanış ile enflasyonist endişelerin yeniden canlanması, altın yatırımcıları için çift taraflı bir risk ortamı oluşturuyor. Faiz artış ihtimalinin zayıflaması normal şartlarda altını desteklemesi gerekirken, petrol kaynaklı maliyet artışları piyasa dengelerini bozmuş durumda. Önümüzdeki süreçte jeopolitik risklerin seyri ve Fed'in para politikasında izleyeceği hassas denge, kıymetli metalin yönünü belirlemede ana unsur olmaya devam edecektir.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ekim ayı Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarını paylaştı. Buna göre yıl sonu tüketici enflasyonu tahmini hafif bir artışla yüzde 29,63 seviyesine çıktı. Aynı dönemde cari işlemler açığı ve ekonomik büyüme beklentilerinde ise aşağı yönlü revizyonlar yapıldı.
Yıl sonu tüketici enflasyonu beklentisi yüzde 29,63 seviyesine yükseldi.
Yıl sonu cari işlemler açığı tahmini 48,5 milyar dolara geriledi.
GSYH büyüme beklentisi cari yıl için yüzde 2,9 olarak güncellendi.
Piyasa profesyonelleri, reel sektör ve finans temsilcilerinden oluşan yetmiş bir katılımcının katkısıyla hazırlanan ekim dönemi verileri açıklandı. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, yıl sonu TÜFE artış tahmininin bir önceki aya göre sınırlı bir yukarı yönlü hareket izlediği görüldü. İlgili dönemde aylık enflasyon beklentisi de artış eğilimi gösterdi.
Gelecek döneme yönelik tahminlerde ise farklı eğilimler dikkat çekti. On iki aylık tüketici enflasyonu tahmini yukarı yönlü güncellenirken, yirmi dört aylık süreç için öngörülen oran aşağı yönlü bir değişim kaydetti. Döviz kuru tarafında ise yıl sonu dolar kuruna ilişkin beklentide ufak bir düşüş yaşanırken bir yıllık vadede artış öngörüldü.
Anket sonuçlarında dış ticaret ve büyüme göstergelerinde de güncellemeler yapıldı. Cari işlemler dengesine ilişkin beklentilerde hem bu yıl hem de gelecek yıl için iyileşme yönlü aşağı revizyonlar dikkat çekti. Büyüme tarafında ise cari yıla ait GSYH artış beklentisi hafifçe düşürülerek yüzde yirmi dokuz seviyesinde sabitlendi.
Para politikası adımlarına dair beklentiler de anketin odağındaydı. Merkez Bankasının gelecek toplantılarına yönelik faiz indirim süreçleri katılımcıların tahminlerinde kademeli olarak fiyatlandı. Uzun vadeli faiz beklentileri ise katılımcıların genel ekonomik dengelenme öngörülerini yansıttı.
AI YORUMU
Bu anket verileri, piyasa aktörlerinin enflasyonla mücadele sürecindeki kararlılığı yakından takip ettiğini ve beklentilerde katılık sürdüğünü gösteriyor. Özellikle orta vadeli göstergelerdeki ayrışmalar, fiyat istikrarının sağlanması adına atılacak adımların hassasiyetini artırıyor. Karar alıcıların bu beklentileri yönetirken atacağı her adım, reel sektörün maliyet planlaması açısından kritik bir rol oynamaya devam edecektir.