Yalnızca seçtiğin başlıklardan bildirim gelir (varsayılan: günde ~10 bildirim).
Genel son dakika
Kapalıyken yalnızca seçtiğin başlıklar gelir. Tüm ayarlar için Profil sayfasına git.
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Ekonomi
Dolar Endeksi Fed Beklentileriyle 101,70’de Kaldı
•1 dk okuma
Paylaş
HEkonomi
Fotoğraf: FXStreet
Özet
ABD Dolar Endeksi, faiz getirilerinin düşmesiyle 101,70 civarında sabit kalırken, Fed’in faiz kararı beklentisi yatırımcıları savunmada tutuyor. Jeopolitik belirsizlikler ve petrol fiyatları dalgalanmasına rağmen, dolar ‘güvenli liman’ olarak çekim gösteriyor.
Öne çıkanlar
Dolar Endeksi, Asya seansında 101,70 civarında işlem görüyor.
ABD tahvil getirilerinin düşüşü, Fed’in faiz kararı beklentilerini destekliyor.
Petrol fiyatlarındaki oynaklık ve jeopolitik riskler, doların güvenli liman özelliğini güçlendiriyor.
Haberin Detayı
ABD Dolar Endeksi (DXY) bugün Asya seansında 101,70’e yakın bir seviyede işlem gördü. Endeks, perşembe günündeki ivmeyi bulmakta zorlanıyor fakat yedekli yükseliş trendini koruyor. Bu durum, üç haftanın en düşük seviyelerinin üzerinde kalmasına neden oluyor.
Geçen hafta ABD tahvil getirilerindeki düşüş, Federal Rezerv’in faiz oranlarını sabit tutma beklentisini artırdı. Yatırımcılar, Fed’in gelecekteki kararları konusunda temkinli olmasına rağmen, doların savunma gücünü korumaya devam ediyor. Bu da, doların değerine olumlu yansıyor.
Petrol fiyatlarındaki dalgalanma, enflasyon risklerini artırırken, yatırımcılar ABD merkez bankasının borçlanma maliyetlerini yükseltme ihtimalini %90’e kadar fiyatlandırıyor. Jeopolitik belirsizlikler de doların güvenli liman özelliğini pekiştiriyor.
Orta Doğu krizindeki gelişmeler ve ABD’nin diplomatik girişimleri, doların kararlılığını etkileyebilir. Ancak şu an için, FOMC toplantısının sonuçları beklenirken, piyasalarda aşırı spekülasyonlardan kaçınılması öneriliyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Piyasalarda kısa vadeli belirsizlikler sürse de, Fed’in faiz kararı beklentisi ve jeopolitik gerginlikler doların güvenli liman statüsünü koruyor. Yatırımcılar, özellikle petrol fiyatları ve enflasyon beklentileriyle ilgili riskleri göz önünde bulundurarak istikrarı sürdürmeye odaklanmalı.
Kaynak:
FXStreet
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Ons altın fiyatı, Orta Doğu'daki artan gerilimler ve Fed’in faiz patikasına ilişkin beklentiler arasında 4.150 dolardan aşağıda yatay seyrediyor. Yatırımcılar, Fed’in ekim toplantısında faizleri sabit tutma olasılığının yüksek olduğunu değerlendirirken, aralık ayındaki bir yükseliş için de fiyatlama yapıyor.
Altın 4.125$ civarında sabit kalarak 4.150$ seviyesinin altındadır.
Fed’in ekim toplantısında faiz değişikliği olasılığı %84 civarında, aralıkta ise artış fiyatlanıyor.
Orta Doğu'daki gerilimler ve artan enerji maliyetleri, altına baskı oluşturabilir.
Perşembe günkü erken Asya seansında ons altın, 4.125$ civarında bir seviyede sabitlendi. Bu durum, yatırımcıların Orta Doğu’daki artan gerilimler ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz politikası konusundaki belirsizlikleri aynı anda değerlendirmesiyle oluştu. Özellikle bir sonraki Fed toplantısında faizlerin sabit tutulması beklendikçe, altının değerinde hafif bir baskı hissedildi.
Fed Başkanı Kevin Warsh’in ekim toplantısının sonucuna dair sinyal vermemesi, piyasalarda belirsizliği artırdı. CME FedWatch verilerine göre, ekimde faiz değişikliği olasılığı %84 seviyesinde iken, aralık ayındaki bir artış için de fiyatlama devam ediyor. Bu durum, altının faiz ödememesinden dolayı getiri sağlayan varlıklara kıyasla daha az cazip hale gelmesine yol açabilir.
Orta Doğu'daki artan gerilimler, petrol fiyatlarını yukarı çekerek enerji maliyetlerini yükseltiyor. Yükselen enerji maliyetleri, Fed’in para politikasını sıkılaştırma ihtimalini artırıyor ve bu da altına ek baskı getiriyor. İran’ın dış politikada karşılıklı tehdit ve savunma söylemleri yatırımcıları tedirgin etmeye devam ediyor.
Commerzbank analistleri, Avrupa piyasalarının Fransa’daki siyasi gerginlik nedeniyle gerilemesini, ABD Hazine tahvil getirilerinin yükselmesini ve doları biraz daha güçlendirildiğini belirtti. Bu ortamda, altının %0,6 düşüşle 4.141$ seviyesine gerilemesi, emtia piyasasında genel bir zayıflığı yansıtıyor.
AI YORUMU
Yatırımcılar, Orta Doğu’daki gerilim ve Fed’in faiz yol haritası arasında sıkışıp kalırken altın fiyatları dalgalanma özelliğini koruyor. Bu durum, risk iştahının dengelenmesi ve güvenli liman arayışının devam ettiğini gösteriyor.
Kresel piyasalardaki risk istahinin artmasiyla Bitcoin sali gunu yuzde 1,3 deger kazanarak 83 bin 87 dolara ulasti. Kripto para birimi, onumuzdeki Merkez Bankasi toplantisi oncesinde 84 bin dolari asmak icin yeni bir mucadele veriyor.
Bitcoin sali gunu yuzde 1,3 artisla 83 bin 87,2 dolara yukseldi.
Chainbloq Risk Muduru Gokce Calisan, 84 bin dolarin kritik bir esik oldugunu belirtti.
Kisa vadeli yatirimcilarin payi yuzde 16 seviyesine gerileyerek son uc yilin en dusuk noktasina indi.
Kuresel piyasalarda risk istahinin yukselmesiyle birlikte kripto para birimleri hareketli bir gun gecirdi. Bitcoin, sali gunu yuzde 1,3 oraninda deger kazanarak 83 bin 87,2 dolar seviyesine ulasti ve yatirimcilarin dikkati yeniden bu dijital varliga cevrildi.
ABD borsalarindaki olumlu sirket bilancolari ile petrol fiyatlarindaki gerileme, riskli varliklara yonelimi dogrudan destekledi. Ekranlarda haftanin ilk islem gunlerinde de 83 bin dolar sinirini asan ancak bu seviyede kalici olamayan varlik, ekim ayi baslarinda 85 bin dolarin uzerini gormustu.
Sektor uzmanlari, gecen hafta 84 bin dolar esigini dort kez test eden ancak kalicilik saglayamayan Bitcoin icin Fed toplantisinin belirleyici olacagini vurguluyor. Toparlanma surecinin teknoloji hisselerinden guc aldigi ve SpaceX gelirlerinin beklentileri asmasinin piyasayi rahatlattigi belirtiliyor.
Yatirimci profiline iliskin veriler de piyasadaki degisimi gozler onune seriyor. Kisa vadeli yatirimcilarin piyasadaki payinin yuzde 16 seviyesine geriledigi ve bu oranin son uc yilin en dusuk duzeyine karsilik geldigi ifade ediliyor.
ABD Merkez Bankasinin para politikasi kararlarini aciklayacagi toplantinin 27-28 Ekim tarihlerinde gerceklestirilmesi bekleniyor. Yuksek enerji fiyatlarinin enflasyon uzerindeki baskisi, faiz beklentilerini sekillendiren en temel unsurlar arasinda yer aliyor.
AI YORUMU
Piyasalardaki bu hareketlilik, kisa vadeli spekulatif girislerin azaldigi ve uzun vadeli oyuncularin agirligini korudugu bir doneme isaret ediyor. Yuzde 16'lik dusuk kisa vadeli yatirimci orani, olasi dalgalanmalara karsi direncin arttigini gosterirken, 84 bin dolarin asilmasi teknik olarak yeni bir kanal acabilir. Fed'in faiz karari oncesinde enerji maliyetlerinden kaynaklanan enflasyon baskisi surerse, kripto varliklarin bu direnc seviyesinde kalici olup olamayacagi yakindan izlenecek.
Reuters anketine katılan ekonomistlerin büyük kısmı Fed'in ekim toplantısında faizleri sabit tutacağını öngörüyor. Yılın son toplantısında ise bankanın faiz artırımına gitmesi bekleniyor.
Reuters anketine katılan 100 ekonomistin 94'ü ekim ayında faizlerin sabit kalmasını bekliyor.
Aralık ayındaki son toplantıda faiz artırılacağı yönündeki beklentiler tam bir konsensüse dönüştü.
Küresel finans çevrelerinin odaklandığı ABD Merkez Bankasının para politikası adımlarına dair yeni bir beklenti anketi kamuoyuyla paylaşıldı. On altı ile yirmi ekim tarihleri arasında yüz ekonomistin katkısıyla tamamlanan araştırma, analistlerin yılın kalanı için öngörülerinde belirgin bir uzlaşı sağlandığını gözler önüne serdi. Eylül ayında gerçekleştirilen önceki ankette aralık ayında faiz artışı yapılacağını öngörenlerin oranı yüzde ellinin altında kalırken, güncel veriler bu senaryonun ortak bir kabule evrildiğini işaret ediyor.
Araştırmaya katılan yüz uzmandan doksan dördü, yirmi yedi yirmi sekiz ekim tarihlerindeki toplantıda politika faizinin yüzde üç nokta yetmiş beş ile dört nokta sıfır sıfır aralığında sabit bırakılacağını belirtti. Buna karşın, bankanın sekiz dokuz aralık tarihlerindeki yıl sonu buluşmasında faiz artırımına kesin gözüyle bakılıyor. Uzmanlar enflasyon dinamikleri ve makroekonomik veriler doğrultusunda bankanın daha agresif bir politika izlemek zorunda kalabileceğini ifade ediyor.
Katılımcıların yaklaşık yüzde altmışlık kesimi nihai politika faizinin yüzde dört nokta sıfır sıfır ile dört nokta yirmi beş aralığında tepe noktasına ulaşacağını öngörüyor. Öte yandan, parasal sıkılaşma döngüsünün tek bir hamleyle sınırlı kalmayacağını savunanların oranında da belirgin bir artış kaydedildi. Doksan iki uzmandan otuz sekizi en az iki ek faiz artışı yapılmasını beklerken, eylül ayında bu senaryoyu destekleyenlerin oranı yalnızca yüzde yirmi düzeyindeydi.
Piyasa aktörleri mevcut risklerin bankayı daha sert adımlar atmaya itebileceğini vurguluyor. Morgan Stanley ABD başekonomisti Michael Gapen, tablonun öngörülenden daha agresif hamleler gerektirebileceğini belirtirken, Mizuho Securities kıdemli ekononisti Alex Pelle ekim ayının pas geçilmesini hatalı bir hamle olarak nitelendirdi. Pelle, aralık toplantısında yirmi beş baz puanlık artışın yanı sıra elli baz puanlık daha güçlü bir sıkılaşma ihtimalinin de masada bulunduğunu ifade etti.
AI YORUMU
Piyasalarda oluşan bu tam uzlaşı, faiz patikasındaki belirsizliğin yerini temkinli bir bekleyişe bıraktığını gösteriyor. Uzmanların yüzde altmışlık kesiminin faizlerin yüzde dört nokta yirmi beş bandında zirve yapacağı öngörüsü, sıkılaşma döngüsünün sonuna yaklaşılmakta olduğunun sinyalini veriyor. Enflasyonist baskıların kalıcı olması durumunda gelişen piyasa varlıkları ve döviz kurları üzerinde yeni dalgalanmalar tetiklenebilir. Yatırımcıların aralık ayındaki karara kadar risk iştahını düşük tutması ve portföylerini olası şoklara karşı koruması gerekiyor.
ABD Merkez Bankasının faiz artışlarına rağmen gelişen ülkeler dirençli kalmayı başarıyor. Yüksek reel faiz oranları ve güçlü mali dengeler, bu ekonomilerin geçmişteki gibi sıkılaştırma döngüsüne girmesini önlüyor.
Gelişen piyasa tahvillerinin ortalama 10 yıllık getirisi yüzde 6,45 seviyesine çıktı.
Gelişmiş ekonomilerde kamu borcu oranının yüzde 108,2 seviyesine ulaşması bekleniyor.
Küresel finans sisteminde uzun yıllar boyunca kabul gören standart kural, ABD Merkez Bankasının hamlelerini gelişmekte olan ülkelerin de birebir izlemesi gerektiği yönündeydi. Fed faiz artırdığında dolar değer kazanıyor, yerel para birimleri zayıflıyor ve merkez bankaları sermaye çıkışını durdurmak için mecburen aynı yolu izliyordu. Ancak bu geleneksel korelasyon zayıflayarak değişmeye başladı ve birçok gelişen ekonomi kendi ekonomik dinamikleriyle hareket etme alanı buldu.
Enflasyondan arındırılmış reel getiriler ise yüzde 3 civarında seyrediyor. Bu yüksek oranlar, yerel varlıklara olan ilgiyi canlı tutarken merkez bankalarının kredibilitesini artırıyor ve otomatik bir faiz artışı baskısını ortadan kaldırıyor.
Uluslararası Para Fonu tahminleri, gelişen ülkeler ile gelişmiş ekonomiler arasındaki mali görünüm makasının açıldığını net biçimde gösteriyor. Gelişen ekonomilerin toplam kamu borcunun Gayri Safi Yurtiçi Hasıla oranının yüzde 77,2 düzeyinde kalması beklenirken, Amerika Birleşik Devletleri, Japonya ve İngiltere gibi gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 108,2 seviyesinde bulunuyor.
Yatırımcılar artık yalnızca gelişmekte olan ülkelerin risklerini değil, gelişmiş piyasalardaki yüksek bütçe açıklarını da sorgulamaya başladı. JPMorgan anketine göre uluslararası yatırımcıların yüzde 33 oranında gelişen piyasa hisselerini tercih etmesi bu eğilimi doğruluyor. Enerji fiyatları veya jeopolitik gerilimler risk unsuru olmaya devam etse de, yüksek reel faizler ve kontrollü kamu maliyesi bu ülkeleri geçmiş dönem krizlerinden farklı bir konuma taşıyor.
AI YORUMU
Gelişmekte olan ekonomilerin Fed kararlarından bağımsız hareket edebilmesi, borç yönetimindeki görece disiplinli duruşun somut bir sonucudur. Yüzde 77,2'lik borç oranının yüzde 108,2'lik gelişmiş ülke ortalamasından düşük kalması, sermaye akışlarının yönünü uzun vadeli olarak değiştirebilir. Risk iştahının korunduğu bu süreçte, enerji fiyatlarındaki olası dalgalanmalar kırılgan ülkeler için asıl test alanı olacaktır.