Sermaye piyasaları fon soruşturmasında eski Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Enes Ergun tutuklandı. İddiaya göre, Destek Faktoring hisselerinin pay repo işlemine açılmasını hızlandırmak karşılığında rüşvet aldı.
Öne çıkanlar
Destek Faktoring hisselerinin repo işlemi için rüşvet iddiası
Eski Borsa İstanbul genel müdürü Ergun hakkında tutuklama kararı
Fon soruşturması kapsamında yürütülen operasyonun odağında isim
Haberin Detayı
Sermaye piyasalarında yürütülen kapsamlı fon soruşturması, Borsa İstanbul yönetimine sıçradı. Soruşturma kapsamında 'rüşvet almak' suçlamasıyla gözaltına alınan eski Borsa İstanbul AŞ Genel Müdürü Korkmaz Enes Ergun, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Hukuki süreç, borsanın üst kademelerinde yaşanan usulsüzlük iddialarının boyutunu gözler önüne seriyor.
Savcılık iddialarına göre Ergun, Destek Faktoring AŞ hisselerinin pay repo işlemine açılması için gerekli onay sürecini hızlandırdığı öne sürülüyor. Rüşvet paranın, bu işlemde yaşanan gecikmenin daha fazla uzamasının önüne geçilmesi koşuluyla alındığı ifade ediliyor. Repo işlemi, hisse senetlerinin teminat karşılığında satışını sağlayan ve piyasada likidite dengesini etkileyen kritik bir mekanizma olarak öne çıkıyor.
Olay, borsada işlem gören şirketlerin regülasyon süreçlerindeki şeffaflık tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Destek Faktoring gibi faktoring şirketlerinin hisse senetlerindeki işlem kolaylığı, yatırımcılar için likidite koşullarını doğrudan belirleyen bir unsur niteliğinde. Ergun'un genel müdürlük dönemindeki diğer kararlar ve onay süreçleri de soruşturmanın genişlemesi halinde ayrıntılı biçimde incelenebilir.
Tutuklama kararı, Borsa İstanbul'un kurumsal imajı ve piyasa güveni açısından da yankı buluyor. Yatırımcılar, borsada işlem gören hisselerin arkasındaki şirketlerin işlem mekanizmalarının tarafsızlığına duydukları güvenin zedelenmesinden endişe duyuyor. Sermaye piyasasında şeffaflık beklentisi, benzer iddiaların teyit edilmemesi için denetim süreçlerinin sıkılaştırılmasını zorunlu kılıyor.
Soruşturmanın bir sonraki aşamasında, rüşvetin miktarı ve emri veren tarafın kim olduğu konusundaki detayların netleşmesi bekleniyor. Mahkeme süreci devam ederken, Borsa İstanbul yönetimi de bu dönemdeki diğer onay ve işlem taleplerini yeniden gözden geçirebilir. Piyasa katılımcıları, soruşturma sonuçlanana kadar regülasyon değişimleri ve yeni iddiaları yakından izliyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Borsa yönetimindeki böyle bir usulsüzlük iddiası, piyasa güvenini zedeleyen en ciddi risklerden biri. Destek Faktoring hisselerinin repo işlemine açılmasının hızlandırılması karşılığında ödeme yapılması iddiası, regülasyon süreçlerinin ticari ilişkilere kurban edildiğine işaret ediyor. Bu durum, küçük yatırımcının borsaya olan inancını sarsar ve likidite dengesizliklerine yol açabilir. Eğer soruşturma netleşirse, borsada işlem gören tüm şirketlerin geçmişteki hızlandırılmış onayları yeniden sorgulanabilir.
ASELSAN, 2026 yılının ilk dokuz ayında hasılatını reel olarak yüzde 28 artırarak 151,5 milyar TL seviyesine ulaştırdı. Şirket, tarihinin en yüksek bakiye sipariş rakamı olan 30,7 milyar dolara ulaşırken net karını da yüzde 75 oranında yükselterek beklentilerin üzerine çıkmayı başardı.
Bakiye sipariş tutarı şirket tarihinde ilk kez 30,7 milyar dolar seviyesine ulaştı.
Dokuz aylık net kar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 75 artarak 26,47 milyar TL oldu.
Alınan iş ve satışlar arasındaki oran 4,4 seviyesine çıkarak güçlü bir büyüme performansı gösterdi.
ASELSAN, 2026 yılının ilk dokuz ayına dair finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu üzerinden yatırımcılarla paylaştı. Şirket, hasılatını geçen yılın aynı dönemine göre reel bazda yüzde 28 oranında artırarak 151,5 milyar TL'ye yükseltti. FAVÖK tarafında ise yüzde 38'lik bir büyüme kaydedilerek 40,6 milyar TL'lik bir rakama ulaşıldı ve FAVÖK marjı 190 baz puanlık iyileşme gösterdi.
Şirketin finansal disiplini, yatırım temposuyla birlikte korunduğu gözleniyor. Finansal borçların aktiflere oranı yüzde 14 seviyesinde sabit kalırken, özkaynak oranı yüzde 55 olarak gerçekleşti. Ar-Ge harcamaları, kuantum hesaplama ve uydu haberleşmesi gibi stratejik alanlara odaklanılarak yüzde 36 artışla 1,3 milyar dolara ulaştı. Operasyonel nakit akışı ise 23 milyar TL seviyesinde gerçekleşerek şirketin güçlü nakit pozisyonunu teyit etti.
ASELSAN'ın büyüme hikayesindeki en dikkat çekici unsur, bakiye sipariş defterindeki rekor artış oldu. 2025 yılını 20 milyar dolar seviyesinde kapatan sipariş defteri, yılın ilk dokuz ayında 30,7 milyar dolarla şirket tarihinin zirvesine çıktı. Yeni ihracat sözleşmeleri yüzde 34 artışla 1,9 milyar dolara ulaşırken, alınan işlerin satışlara oranı 4,4 gibi yüksek bir seviyede gerçekleşti.
Borsa İstanbul'da yaşanan son dönemdeki fon kaynaklı satış baskısı, ASELSAN hisselerini de olumsuz yönde etkiledi. Şirketin finansal tabloları güçlü bir büyüme ortaya koysa da, hisse fiyatları son üç aylık süreçte yaklaşık yüzde 5 oranında değer kaybetti. Yatırımcılar, piyasadaki fon tasfiyeleri ve likidite ihtiyacından kaynaklanan bu geçici baskının, şirketin operasyonel başarısından bağımsız bir gelişme olduğunu değerlendiriyor.
Genel Müdür Ahmet Akyol, siparişleri kapasiteye ve geleceğe dönüştürme stratejisiyle hareket ettiklerini vurguladı. ASTRALINK gibi uydu haberleşme projeleri ve yüksek teknoloji üretim merkezleri, şirketin gelecekteki pazar payını artırma hedefinin temel taşlarını oluşturuyor. Borsa İstanbul'un en değerli şirketi olma unvanını sürdüren ASELSAN, piyasadaki güven ortamının tekrar tesis edilmesiyle birlikte finansal performansını hisse fiyatlarına yansıtmayı hedefliyor.
AI YORUMU
ASELSAN hisselerindeki fiyat hareketleri ile açıklanan rekor finansal tablolar arasındaki kopukluk, tamamen piyasadaki likidite krizinden kaynaklanan geçici bir durumdur. Şirketin 30,7 milyar dolarlık sipariş defteri ve yüzde 26,8'lik FAVÖK marjı, faaliyetlerin sürdürülebilir bir verimlilikle ilerlediğini somut bir şekilde kanıtlıyor. Yatırımcıların, fon kaynaklı satışların yarattığı bu teknik baskının şirketin temel değerlemesi üzerinde bir karşılığı olmadığını fark etmesi gerekecek. Aracı kurumların 480 TL medyan hedef fiyatı, mevcut 340 TL bandındaki fiyat seviyesinin temel beklentilerden uzaklaştığını gösteriyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü fon soruşturmasında gözaltına alınan 4 şüpheliden 2'si tutuklandı. Hakan Gövdere ve Rıza Kandemir cezaevine gönderilirken, diğer iki şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Fon soruşturmasında 2 şüpheli tutuklandı, 2'si adli kontrollü serbest.
25 kişi toplamda 13 milyar TL geri ödeme yaptı.
Soruşturma İstanbul Adliyesi'nde devam ediyor.
İstanbul Adliyesi'nde yürütülen sermaye piyasası soruşturmasında kritik bir aşamaya gelindi. Fon işlemlerine ilişkin açılan davada, savcılık tarafından gözaltına alınan dört şüphelinin mahkeme süreci tamamlandı. Sulh ceza hakimliği, şüpheliler arasında Hakan Gövdere ve Rıza Kandemir'in tutuklanmasına hükmederken, Elif Özüş ile Elif Değerli hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verdi. Bu kararla birlikte soruşturmada cezaevine gidenlerin sayısı iki kişi olarak kayda geçti.
Soruşturma, sermaye piyasasındaki fon işlemlerinin usulsüz yapıldığı iddiası üzerine derinleştirildi. Gözaltı sürecine dahil edilen isimlerin, piyasadaki işlem hacmi ve fon yönetimiyle doğrudan bağlantılı olduğu belirtildi. Hakimlik, tutuklama kararının gerekçesinde şüphelilerin delil karartma riski veya kaçma şüphesi gibi standart hukuki ölçütleri dikkate aldı. Diğer iki şüpheli için ise yurtdışı yasağı ve düzenli olarak karakola imza verme yükümlülüğü gibi adli kontrol şartları getirildi.
Finansal boyutuyla dikkat çeken soruşturmada, mağdur statüsündeki yatırımcıların zararı telafi etme süreci de devam ediyor. Daha önceki soruşturma aşamalarında, 25 farklı kişinin hesaplarından toplamda yaklaşık 13 milyar lira tutarında geri ödeme yapıldığı tespit edilmişti. Bu rakam, Türk sermaye piyasası tarihindeki en yüksek geri ödeme hacimlerinden biri olarak öne çıkıyor. Geri ödemelerin, fon yatırımcılarına aktarılma sürecinin de titizlikle izlendiği biliniyor.
Tutuklanan isimlerin piyasadaki pozisyonları, soruşturmanın diğer aşamalarında da önemli ipuçları taşıyabilir. Savcılık, fon yönetim şirketlerinin iç işleyişi ve üçüncü kişilerle yapılan anlaşmalar üzerinden araştırmayı sürdürüyor. Adli kontrolle serbest bırakılan iki şüphelinin de ifadesine, soruşturmanın seyrine göre yeniden başvurulabilir. Piyasa otoriteleri, benzer yapısal risklerin önüne geçmek için denetim mekanizmalarını sıkılaştırma çalışmalarını sürdürüyor.
Bu süreç, sermaye piyasasında düzenlemelerin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Yatırımcı güveni, şeffaf fon yönetimleri ve etkin hukuki süreçler olmadan korunamaz. 13 milyar liralık geri ödeme olayı, sistemin kendi kendini onarım mekanizmasına sahip olduğunu gösterse de, hukuki yaptırımların caydırıcılığı tartışmaya açık kaldı. Önümüzdeki dönemde, tutuklanan zanlıların dosyalarındaki detaylar ve savcılığın iddianame hazırlığı süreci yakından izlenecek.
AI YORUMU
13 milyar liralık geri ödeme, sistemin kendi içinde hata verdiğinin çarpıcı bir kanıtı; ancak hukuki takibin bu noktada durması yatırımcı güvenini zedeler. Tutuklama kararları, fon yöneticilerinin kişisel sorumluluğunu artıran somut bir eşik oluşturuyor. Yatırımcılar, yüksek getiri vaat eden fonlarda şeffaflık ve denetim mekanizmalarının varlığını sorgulamak zorunda kalacak. Eğer benzer yapısal riskler diğer fonlarda da tespit edilirse, piyasadaki genel güven erozyonu daha geniş kitleleri etkileyebilir. Bu olay, regülatif boşlukların maliyetinin yalnızca kurumlar değil, bireysel tasarruf sahipleri için de ağır olduğunu gösteriyor.
Borsa İstanbul, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle takas takvimini değiştirerek, bugünkü ve yarınki işlemlerin takasını 2 Kasım Pazartesi gerçekleştirecek. Pay piyasasında dünkü takas 30 Ekim Cuma, VİOP’da ise 29 Ekim’de takas ve fiziki teslimat yapılmayacak.
Takası 2 Kasım Pazartesi’ye kaydırıldı, 29 Ekim takas işlemleri iptal edildi.
Pay piyasasında dünkü takas 30 Ekim Cuma gerçekleşti.
VİOP’da endeks ve pay vadeli kontratların takas ve teslimatı 29 Ekim’de yapılmayacak.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle Borsa İstanbul, takas takviminde bir değişiklik yaptı. Normalde 29 Ekim’de gerçekleşecek olan takas işlemleri, resmi tatil nedeniyle iptal edildi ve yerine 2 Kasım Pazartesi’ye alındı. Bu karar, takas sürecinin aksamadan devam etmesini sağlamak amacıyla alındı. Takasın yeni tarihine ilişkin resmi duyuru, BIST'in web sitesinde yayınlandı.
Pay piyasasında ise dünkü takas işlemleri planlandığı gibi 30 Ekim Cuma günü gerçekleştirildi. Yatırımcıların o gün yaptıkları alım‑satım işlemleri, standart takas sürecine tabi tutuldu. Bu takasın sorunsuz tamamlanması, piyasadaki likiditenin korunması açısından kritik bir adım oldu. Takasın gerçekleştiği gün, işlem hacmi açısından da ortalama seviyelerde seyretti.
Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası (VİOP) için durum farklılık gösterdi. 29 Ekim’de planlanan endeks ve pay vadeli kontratların takas ve fiziki teslimat işlemleri, resmi tatil nedeniyle uygulanmayacak. Bu durum, VİOP katılımcılarının söz konusu kontratları ilgili tarihte teslim etmelerini engelleyecek ve takasın 2 Kasım’a kaydırılmasını zorunlu kılacak. Borsa, bu değişikliği VİOP üyelerine de duyurdu.
Takasa ilişkin bu takvim değişikliği, yatırımcıların ve aracı kurumların operasyonel planlamasını etkiliyor. Özellikle vadeli işlem yapan kurumlar, takas ve teslimat süreçlerini yeniden organize etmek zorunda. Bu durum, kısa vadeli likidite yönetiminde ek bir dikkat gerektirebilir. Ancak, takasın ertelenmesi sayesinde resmi tatil gününde piyasada oluşabilecek aksaklıkların önüne geçilmiş oldu.
Gelecekte benzer resmi tatillerde Borsa İstanbul’un takas takviminde benzer düzenlemeler yapması muhtemel. Piyasa katılımcılarının bu tür takvim değişikliklerine hızlı adaptasyonu, işlem sürekliliği açısından önem taşıyor. Borsa, yatırımcılara takvim değişikliklerini önceden bildirme sorumluluğunu sürdürerek şeffaflık ilkesini koruyor. Bu yaklaşım, piyasada güvenin devam etmesini destekliyor.
AI YORUMU
Takvim değişikliği, takas sürecinin tatil gününde aksamasını önleyerek işlem güvenliğini artırmalı. 2 Kasım’a kaydırılan takas, 29 Ekim’deki resmi tatil nedeniyle iptal edildiği için kritik bir önlem. Bu durum, özellikle VİOP katılımcılarını ve aracı kurumları doğrudan etkiliyor; takas ve teslimat planlarını yeniden düzenlemeleri gerekiyor. Önceki yıllarda takas tarihleri genellikle takvimde sabit kalırken, bu yılki tatil nedeniyle ilk kez kaydırma yapılmış olması, benzer durumlarda referans alınabilir.
Borsa İstanbul haftayı ortalama %5,16 değer kaybıyla tamamladı; altın fiyatları %4,18, dolar ve euro ise hafif artış gösterdi. Tek pozitif performans, %0,62 yükselen para piyasası fonları oldu.
BIST 100 haftada %5,16 değer kaybetti
24 ayar külçe altın gram fiyatı %4,18 düşerek 6.370 TL oldu
Para piyasası fonları %0,62 artışla tek kazanan kategori
Finans piyasalarında haftalık değerlendirme, Borsa İstanbul'un ciddi bir gerileme yaşadığını ortaya koydu. BIST 100 endeksi, haftanın en düşük 10.707,18 puanından en yüksek 11.806,76 puanına kadar dalgalandı ve kapanışta %5,16 düşüşle 11.116,99 puana indi. Bu düşüş, yatırımcıların risk iştahının sınırlı kaldığını gösteriyor.
Altın piyasası da benzer bir seyir izledi; 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı %4,18 azalarak 6.370 TL seviyesine geriledi. Çeyrek altın %3,37 düşüşle 10.520 TL, Cumhuriyet altını ise %3,34 azalarak 41.880 TL oldu. Altın fiyatlarındaki bu gerileme, döviz kurlarındaki sınırlı artışla paralel bir tablo çizdi.
Döviz piyasasında hareketler dar bir bant içinde seyretti. ABD doları haftalık bazda %0,36 artarak 49,7060 TL, euro ise %0,03 artışla 55,7790 TL seviyelerinde kapandı. Bu modest yükselişler, küresel para politikalarının Türkiye üzerindeki doğrudan etkisini sınırlı tutuyor.
Fon piyasasında ise tek olumlu tablo para piyasası fonları oldu; bu fonlar %0,62 oranında değer kazanarak haftanın tek pozitif getirisi sağladı. Diğer fon kategorileri, özellikle yatırım ve emeklilik fonları, sırasıyla %1,90 ve %2,25 değer kaybetti. Bu durum, likidite tercihinin kısa vadeli getiri arayan yatırımcılara yöneldiğini işaret ediyor.
AI YORUMU
Haftanın en belirgin sinyali, BIST 100'ün %5,16 düşüşünün yatırımcıların riskten kaçınmasını zorunlu kılmasıdır. Düşen hisse senedi ve altın fiyatları, likiditeye yönelen sermayenin para piyasası fonlarına akmasını tetikledi. Bu durum, kısa vadeli getiri arayan bireysel yatırımcıları fon tercihlerinde daha temkinli olmaya yönlendirebilir. Önceki haftaya göre hisse senedi kaybı çok daha yüksek; bu eşiği aşan düşüş, piyasada temkinli bir tutumun sürmesini gerektirebilir.