PİYASA
Ekonomi

Borsa İstanbul %5,16 Düşüşte, Piyasası Fonları %0,62 Artış Gösterdi

Borsa İstanbul %5,16 Düşüşte, Piyasası Fonları %0,62 Artış Gösterdi

Özet

Borsa İstanbul haftayı ortalama %5,16 değer kaybıyla tamamladı; altın fiyatları %4,18, dolar ve euro ise hafif artış gösterdi. Tek pozitif performans, %0,62 yükselen para piyasası fonları oldu.

Öne çıkanlar

  • BIST 100 haftada %5,16 değer kaybetti
  • 24 ayar külçe altın gram fiyatı %4,18 düşerek 6.370 TL oldu
  • Para piyasası fonları %0,62 artışla tek kazanan kategori

Haberin Detayı

Finans piyasalarında haftalık değerlendirme, Borsa İstanbul'un ciddi bir gerileme yaşadığını ortaya koydu. BIST 100 endeksi, haftanın en düşük 10.707,18 puanından en yüksek 11.806,76 puanına kadar dalgalandı ve kapanışta %5,16 düşüşle 11.116,99 puana indi. Bu düşüş, yatırımcıların risk iştahının sınırlı kaldığını gösteriyor.

Altın piyasası da benzer bir seyir izledi; 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı %4,18 azalarak 6.370 TL seviyesine geriledi. Çeyrek altın %3,37 düşüşle 10.520 TL, Cumhuriyet altını ise %3,34 azalarak 41.880 TL oldu. Altın fiyatlarındaki bu gerileme, döviz kurlarındaki sınırlı artışla paralel bir tablo çizdi.

Döviz piyasasında hareketler dar bir bant içinde seyretti. ABD doları haftalık bazda %0,36 artarak 49,7060 TL, euro ise %0,03 artışla 55,7790 TL seviyelerinde kapandı. Bu modest yükselişler, küresel para politikalarının Türkiye üzerindeki doğrudan etkisini sınırlı tutuyor.

Fon piyasasında ise tek olumlu tablo para piyasası fonları oldu; bu fonlar %0,62 oranında değer kazanarak haftanın tek pozitif getirisi sağladı. Diğer fon kategorileri, özellikle yatırım ve emeklilik fonları, sırasıyla %1,90 ve %2,25 değer kaybetti. Bu durum, likidite tercihinin kısa vadeli getiri arayan yatırımcılara yöneldiğini işaret ediyor.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Haftanın en belirgin sinyali, BIST 100'ün %5,16 düşüşünün yatırımcıların riskten kaçınmasını zorunlu kılmasıdır. Düşen hisse senedi ve altın fiyatları, likiditeye yönelen sermayenin para piyasası fonlarına akmasını tetikledi. Bu durum, kısa vadeli getiri arayan bireysel yatırımcıları fon tercihlerinde daha temkinli olmaya yönlendirebilir. Önceki haftaya göre hisse senedi kaybı çok daha yüksek; bu eşiği aşan düşüş, piyasada temkinli bir tutumun sürmesini gerektirebilir.

AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Ekonomi
    İslam Memiş gram altın için yükselişin başlayacağı seviyeyi duyurdu

    Finans analisti İslam Memiş, son üç ayın en düşük seviyelerini gören gram altının yeniden yükselişe geçmesi için gereken piyasa koşullarını paylaştı. Şu an 6 bin 480 lira bandında işlem gören değerli metalin, merkez bankalarının faiz kararları sonrasında nasıl bir yol izleyeceği yatırımcılar tarafından yakından takip ediliyor.

    • Gram altın şu an 6 bin 480 lira seviyelerinde işlem görüyor.
    • Altın fiyatları geçtiğimiz hafta son üç ayın en dip noktasına geriledi.
    • Yatırımcılar küresel ölçekteki merkez bankalarının faiz kararlarına odaklanmış durumda.

    Küresel piyasalarda altın fiyatları, merkez bankalarının alacağı yeni faiz kararları öncesinde belirsiz bir süreçten geçiyor. Geçtiğimiz hafta son üç ayın en düşük seviyesine kadar gerileyen sarı metal, haftaya sınırlı bir yükselişle başlasa da henüz kalıcı bir ivme yakalamış değil. Piyasalar şimdi dünya genelindeki ekonomi aktörlerinin vereceği kararlara kilitlenmiş durumda.

    Finans analisti İslam Memiş, mevcut piyasa hareketlerini değerlendirirken gram altının yeniden güç kazanması için hangi şartların oluşması gerektiğini açıkladı. 6 bin 480 lira bandında seyreden fiyatların geleceğine dair beklentilerini paylaşan Memiş, yatırımcıların dikkatli olması gereken seviyeleri ve olası senaryoları detaylandırdı. Analist, özellikle merkez bankalarının hamlelerinin değerli metaller üzerindeki baskıyı nasıl değiştirebileceğine vurgu yaptı.

    Altın piyasasında yaşanan bu yön arayışı, faiz oranlarının yönüyle doğrudan bağlantılı olarak ilerliyor. Küresel merkez bankalarının faiz politikalarındaki değişimler, altına olan talebi ve piyasadaki satış baskısını doğrudan etkiliyor. Analistler, bu tür dönemlerde fiyatların geçmiş verilerle kıyaslanarak analiz edilmesinin bireysel yatırımcılar için daha güvenli bir yol haritası sunabileceğini belirtiyor.

    Yatırımcılar, altının birikimlerini koruma aracı olarak kullanılıp kullanılamayacağını sorgularken, teknik analizler ve ekonomik veriler ön plana çıkıyor. Altın piyasasındaki bu hareketlilik, sadece yerel değil küresel çapta bir değişim beklentisinin de bir parçası olarak görülüyor. Uzmanlar, özellikle faiz kararlarının açıklanmasının ardından piyasada daha somut bir yön tayini yaşanabileceğini ifade ediyor.

    Altın fiyatlarının önümüzdeki dönemde izleyeceği seyir, büyük ölçüde makroekonomik kararlara ve jeopolitik gelişmelere bağlı kalmaya devam edecek. Yatırımcıların kendi risk profillerine göre hareket etmeleri ve uzman yorumlarını güncel verilerle harmanlamaları öneriliyor. Piyasaların bu yeni haftada göstereceği tepkiler, önümüzdeki çeyrek için de bir gösterge niteliği taşıyacak.

    Sonuç olarak, gram altındaki mevcut 6 bin 480 lira seviyesindeki seyir, yatırımcıların geleceğe dair stratejilerini yeniden değerlendirmesine neden oluyor. Merkez bankalarının faiz kararları, piyasanın genel yönünü belirleyecek temel faktör olarak öne çıkıyor. Önümüzdeki günlerde açıklanacak veriler, yatırımcıların beklentilerini karşılayıp karşılamayacağı konusunda netlik sağlayacak.

    AI YORUMU

    Gram altındaki yön arayışı, merkez bankalarının faiz kararları netleşene kadar sürecek bir belirsizlik dönemine işaret ediyor. 6 bin 480 lira seviyelerinde seyreden fiyatlar, yatırımcı için şu aşamada bir bekle-gör stratejisini zorunlu kılıyor. Piyasadaki baskının dağılması, yalnızca faiz oranlarının beklentilerle örtüşmesi durumunda mümkün görünüyor. Mevcut piyasa koşulları, kısa vadeli kazanç beklentisi olan yatırımcılar için yüksek riskli bir ortam oluşturuyor.

    Haberin tam sayfası →

    Ekonomi
    Ekonomist FÖŞ, Merkez Bankası'na faiz indirimini erteleme çağrısı yaptı

    Tanınmış ekonomist FÖŞ, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'na faiz indirim kararını ertelemesi için çağrıda bulundu. Beklentilerin katı seyretmesi, rezerv kayıpları ve enerji riskleri kararın gözden geçirilmesini gerektiriyor.

    • FÖŞ, TCMB'den olası 100 baz puanlık faiz indirimlerini ertelemesini istedi.
    • Şirketlerin 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi eylül ayında yüzde 32,5 olarak ölçüldü.
    • Brüt rezervlerde 2,4 milyar dolar, net dış varlıklarda ise 4,7 milyar dolarlık düşüş yaşandı.

    Yılın en kritik Para Politikası Kurulu toplantısına yaklaşılırken piyasalardaki gevşeme beklentileri yüksek sesle dile getiriliyor. Çeşitli anketlerde bu ay ve Aralık ayında yüzer baz puanlık indirimler öngörülürken, bazı yatırım bankaları 2027 sonunda politika faizinin yüzde 30 seviyesine gerileyebileceğini tahmin ediyor. Ancak bu beklentilerin dışında bir duruş sergileyen ekonomist FÖŞ, mevcut koşullarda parasal gevşemenin ne cari açığa ne de enflasyona destek olacağını savunuyor.

    Merkez Bankası'nın adım atmadan önce beklemesi için dört ayrı gerekçe sunulurken, ilk sırada enflasyon beklentilerinin katılığı yer alıyor. Eylül ayı verileri olumlu gelse de, şirketlerin geleceğe yönelik fiyatlama davranışları henüz değişmiş değil. Nitekim eylül ayında işletmelerin 12 ay sonrasına dair enflasyon beklentisi yüzde 32,5 gibi oldukça yüksek bir seviyede bulunuyor. TCMB'nin 2027 sonu hedefi yüzde 15 iken bu uyumsuzluk dikkat çekiyor.

    Fon skandalının etkileri ve finansal istikrar kaygıları da bir diğer risk unsuru olarak öne çıkıyor. Ekim ayının ilk haftasında rezervlerde görülen artış ivmesi son dört işlem gününde yerini düşüşe bıraktı. Bu süreçte brüt rezervlerde yaklaşık 2,4 milyar dolar, net dış varlıklarda ise 4,7 milyar dolarlık gerileme kaydedildi. Uzmanlar, söz konusu kaybın bir kısmının altın fiyatlarındaki gerilemeden kaynaklandığını belirtse de, daha güven verici bir toparlanma görülene kadar temkinli olunması gerektiğini vurguluyor.

    Döviz tevdiat hesapları ve küresel enerji piyasalarındaki kırılganlıklar da faiz kararını doğrudan etkileyen etkenler arasında bulunuyor. Hanehalkının enflasyon beklentisi yüksek seyrederken, kurdaki olası hareketlerin yerleşiklerin döviz tercihini artırabileceği ifade ediliyor. Ayrıca Brent petrol vadeli işlemlerinin varil başına 100 doların üzerinde seyretmesi ve küresel emtia fiyatlarındaki olası kış artışları, Türkiye ekonomisi için elverişsiz bir tablo oluşturuyor.

    AI YORUMU

    Merkez Bankası'nın olası faiz indirim hamlesi, yüksek enflasyon beklentileri ve rezerv hareketleri ışığında risk barındırıyor. Şirketlerin geleceğe yönelik yüzde 32,5'lik fiyatlama katılığı sürerken parasal gevşemeye gitmek, döviz talebini tetikleyebilir. Yerleşiklerin mevduatta döviz tercihini artırması, fon skandalından çok daha büyük bir finansal istikrar sorunu yaratma potansiyeli taşıyor. Küresel enerji fiyatlarının 100 doların üzerinde seyrettiği bir dönemde atılacak erken adımlar, maliyet baskılarını yeniden tırmandırabilir.

    Haberin tam sayfası →

    Ekonomi
    Yargıtay'dan emsal ATM kararı: Unutulan parayı alanlar hırsızlıkla suçlanıyor

    Otomatik vezne makinelerinde unutulan paraları alan kişiler hakkında hırsızlık suçlamasıyla adli işlem başlatılıyor. Yüksek mahkeme, hazinede kalan varlıkların sahipsiz olmadığını ve bankaların koruma yükümlülüğü bulunduğunu netleştirdi.

    • ATM'de unutulan parayı alanlar hırsızlık suçuyla yargılanıyor.
    • Bildirim süresini aşan hesap sahipleri ağır kusurlu sayılıyor.
    • Bankalar sistemsel arızalardan ve kopyalama aparatlarından sorumlu.

    Banka müşterilerinin otomatik vezne makinelerinde karşılaştığı para sıkışması, kart kopyalama ve sistemsel arıza sorunları hukuki boyutuyla yeniden masaya yatırıldı. Yargıtay tarafından verilen emsal niteliğindeki kararlar, cihazlarda yaşanan aksaklıklardan doğan zararlar ile tarafların hak ve yükümlülüklerini somut bir netlikle ortaya koyuyor. Uyuşmazlıkların çözümünde güvenlik kameralarının yanı sıra elektronik işlem log kayıtları da belirleyici bir delil niteliği taşıyor.

    Yüksek mahkemenin ilgili ceza dairelerinin içtihatlarına göre, bir başkasının cihaz haznesinde unuttuğu paranın veya işlem ekranında kalan kartın alınıp kullanılması doğrudan suç teşkil ediyor. Hazinede bırakılan paraların sahipsiz mal statüsünde değerlendirilmediği, mülkiyetin asıl sahibinde kaldığı ve bankaların da bu değerleri koruma sorumluluğu olduğu vurgulanıyor. Bu doğrultuda açık kalan ekrandan işlem yapan ya da parayı alan kişiler hakkında Türk Ceza Kanunu hükümleri çerçevesinde adli süreç işletiliyor.

    Hukuk dairelerinin kararlarında müşterilerin kendi ihmalleri de kusur oranının belirlenmesinde hesaba katılıyor. Cihazda kartını unutan ya da kartı yutulan kişilerin vakit kaybetmeden bankaya haber vermesi şart koşuluyor. Yetkisiz kişilerin hesaptan para çekmesi durumunda makul sürede bildirimde bulunmayan hesap sahipleri ağır kusurlu kabul ediliyor ve oluşan zararın tamamını bankadan tazmin edemiyor.

    Paranın hazinede kalması, mekanik arızalar veya kart okuyucu kopyalama aparatları gibi durumlarda finans kuruluşları birinci dereceden sorumlu tutuluyor. Müşterinin kusuru kanıtlanamadığı hallerde meydana gelen maddi kayıplar bankalar tarafından karşılanıyor.

    Cihazların kartlara el koyması ise güvenlik protokolleri ve teknik arızalar nedeniyle otomatik olarak gerçekleşiyor. Üç kez hatalı şifre girilmesi, süresi aşulan işlemler, kayıp çalıntı bildirimleri, süresi dolan kartlar ve dolandırıcılık amaçlı dış müdahaleler kartın haznede kalmasına yol açıyor. Bu gibi durumlarda mağduriyet yaşamamak adına müşterilerin derhal müşteri hizmetlerini arayarak kartlarını kullanıma kapatması hukuki açıdan zorunluluk arz ediyor.

    AI YORUMU

    Yargıtay'ın bu kararı, dijital bankacılık ekosisteminde bireysel sorumluluk sınırlarını netleştirirken bankaların güvenlik altyapısına olan güveni de hukuki bir zemine oturtuyor. Özellikle üç kez hatalı şifre denemesi veya süre aşımı gibi durumlarda kartın yutulması gibi mekanizmaların kullanıcı hatasıyla birleştiği noktalarda bildirim süresi hayati önem taşıyor. Müşterilerin anlık dalgınlıkla cihazda unuttuğu varlıkların sahipsiz olmadığını bilmesi ve hukuki yaptırımların hırsızlık suçuna evrildiğini fark etmesi gerekiyor. Aksi takdirde, hem maddi kayıp yaşanıyor hem de adli sicil riski doğuyor.

    Haberin tam sayfası →

    Ekonomi
    Dijital altın piyasası 170 milyar dolarlık eşiğe ilerliyor

    Dünya Altın Konseyi tarafından paylaşılan verilere göre dijital altın piyasasının büyüklüğü 2031 yılında 170 milyar dolara yükselebilir. Uzun vadeli potansiyel talebin ise uygun şartların sağlanması durumunda 700 milyar doları bulması öngörülüyor.

    • Dijital altın piyasası 2025 başından bu yana üç kat büyüyerek 55 milyar dolara ulaştı.
    • Tokenleştirilmiş altının spot işlem hacmi 2026 ilk çeyreğinde 90 milyar doları aştı.
    • Yatırımcıların yüzde 90'ı uygun koşullarda dijital altına yönelmeye istekli olduğunu belirtti.

    Altın birikimi yapmak isteyenler için geleneksel yöntemlerin yanı sıra dijital ürünlerin payı hızla artış gösteriyor. Dünya Altın Konseyi'nin yayımladığı geniş kapsamlı araştırma, küresel çapta dijital altın piyasasının mevcut durumunu ve gelecekteki büyüme potansiyelini gözler önüne seriyor. On iki binden fazla bireysel katılımcı ve sektör uzmanının katkı sunduğu çalışma, dijital varlıklara duyulan ilginin yüksek düzeyde seyrettiğini doğruluyor.

    Mevcut veriler incelendiğinde 2025 yılının başından itibaren yaklaşık üç kat genişleyen piyasanın 55 milyar dolar seviyesine yaklaştığı görülüyor. Yaklaşık 13 trilyon dolarlık devasa fiziki altın pazarıyla kıyaslandığında dijital ürünlerin payı hâlâ yüzde 1 sınırının altında kalıyor. Buna karşın dünyada yetmişten fazla alternatif dijital altın ürünü yatırımcılara sunulurken, özellikle blokzincir tabanlı token seçeneklerinin işlem hacmindeki yukarı yönlü ivme dikkat çekiyor.

    Bu hacim yaklaşık 370 tonluk fiziki altına denk gelirken, küresel altın ETF varlıklarının yüzde sekizlik dilimine ulaştı. Araştırma katılımcılarının yaklaşık yüzde doksanı, gerekli güven ve erişim kolaylığı sağlandığı takdirde dijital ürünlere yatırım yapabileceğini ifade ediyor.

    Farklı yaş gruplarının dijital altına bakışı incelendiğinde 25 ila 34 yaş aralığındaki bireylerde farkındalık oranının yüzde elliye ulaştığı, elli beş yaş ve üzerindekilerde ise bu oranın yüzde yirmi üçte kaldı görülüyor. Hindistan, Çin ve Endonezya gibi ödeme sistemlerine entegrasyon sağlanan bölgelerde kullanım oranlarının diğer pazarlara göre yedi kata kadar çıktığı belirtiliyor. Piyasada PAX Gold ve Tether Gold gibi ürünler tokenleştirilmiş emtia hacminin büyük bölümünü sırtlıyor.

    Konseyin temel senaryo tahminlerine göre piyasa her yıl ortalama yüzde yirmi yedi büyüyerek 2031 yılına kadar 160 ila 170 milyar dolar aralığına ulaşabilir. Erişim engellerinin tamamen ortadan kalkması halinde ise uzun vadeli talep potansiyelinin 700 milyar dolara tırmanabileceği hesaplanıyor. Türkiye genelinde ve Hatay gibi yerel pazarlarda altın tasarrufu yaygın bir alışkanlık olmaya devam ederken, bu tür alternatif dijital araçların yatırımcıların tercih masasındaki ağırlığı da kademeli olarak artıyor.

    AI YORUMU

    Geleneksel birikim alışkanlıklarının teknolojik altyapıyla buluşması, bireysel yatırımcılar için yepyeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Piyasada görülen yüzde 1'lik pay henüz mütevazı bir seviyede kalsa da, 2026 yılı ilk çeyreğinde 90 milyar doları aşan işlem hacmi bu alanın hızla olgunlaştığını kanıtlıyor. Hizmet sağlayıcılara duyulan güvenin yüzde 80 oranında öncelikli koşul olarak görülmesi, düzenlemelerin ve saklama koşullarının ne denli kritik olduğunu gösteriyor. Eğer saklama ve likidite riskleri şeffaf bir şekilde çözülürse, 700 milyar dolarlık uzun vadeli talep potansiyeli gerçeğe dönüşebilir.

    Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler