ABD piyasaları haftanın ilk işlem gününü teknoloji hisselerindeki güçlü toparlanmayla yükselişle tamamladı. Yatırımcılar şimdi Fed'in faiz kararını ve teknoloji devlerinin açıklayacağı üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını bekliyor. Orta Doğu gerilimindeki diplomatik girişimler ve petrol fiyatlarındaki düşüş ise piyasalardaki risk iştahını destekleyen ana unsurlar olarak öne çıkıyor.
Öne çıkanlar
Dow Jones vadeli kontratları 129 puan artışla 52.523 seviyesinde işlem görüyor.
Fed 28 Ekim Çarşamba günü yeni faiz kararını açıklayacak.
S&P 500 endeksindeki şirketlerin yaklaşık üçte biri bu hafta bilançolarını duyuracak.
Haberin Detayı
ABD borsalarında haftanın ilk işlem günü, teknoloji odaklı şirketlerin hisselerindeki toparlanma ile oldukça hareketli geçti. Dow Jones endeksi yüzde 0,28 artışla 52.361 puana yükselirken, vadeli piyasalarda da pozitif bir görünüm izleniyor. Yaşanan bu yükseliş, geçtiğimiz hafta yapay zeka harcamalarına dair kaygılarla tetiklenen satış baskısının ardından piyasalarda oluşan rahatlamayı yansıtıyor.
Piyasaların odağında ise 28 Ekim Çarşamba günü açıklanacak olan ABD Merkez Bankası (Fed) faiz kararı bulunuyor. Genel beklenti politika faizinin sabit tutulması yönünde olsa da, yatırımcılar aralık ayına ilişkin faiz artırımı ihtimallerine dair ipuçlarını yakalamaya çalışıyor. LSEG verilerine göre aralık ayında faiz artırımı beklentisi piyasalarda fiyatlanmaya devam ederken, 2027 ortasına kadar en az iki kez 25 baz puanlık artırım öngörüsü yatırımcıların karar süreçlerini etkiliyor. Yüksek faiz ortamının devam etmesi, özellikle büyük ölçekli altyapı yatırımlarını borçlanmayla finanse eden teknoloji şirketleri için bir maliyet riski oluşturuyor.
Bu haftanın bir diğer belirleyici unsuru, S&P 500 endeksinde yer alan şirketlerin üçte birinin açıklayacağı finansal sonuçlar olacak. Microsoft, Alphabet ve Amazon gibi devlerin bilançoları, yapay zeka alanına yapılan milyarlarca dolarlık harcamaların kârlılığa yansıyıp yansımadığını göstermesi açısından kritik önem arz ediyor. Meta'nın yakın zamanda harcama tahminlerini yükseltip yeni hisse ihracına gitmesi, sektördeki finansman maliyetlerine olan bakışı değiştirdi. Yatırımcılar artık sadece yapay zeka talebinin gücüne değil, bu yatırımların nakit akışına ve kâr marjlarına somut etkisine odaklanmış durumda.
Jeopolitik tarafta ise Orta Doğu'daki gelişmeler, enerji piyasaları üzerinden borsa dinamiklerini doğrudan etkiliyor. Bölgedeki gerilimi düşürmeyi hedefleyen diplomatik girişimler, petrol fiyatlarının gerilemesini sağlayarak enerji maliyetlerinin enflasyon üzerindeki baskısını hafifletti. Bu durum, piyasalardaki risk iştahını destekleyen olumlu bir gelişme olarak kaydedildi. Bunun yanı sıra ABD'nin üçüncü çeyrek büyüme verileri ve Fed'in yakından izlediği kişisel tüketim harcamaları (PCE) endeksi, hafta boyunca vadeli işlem kontratlarının yönünü belirleyecek temel veriler arasında yer alıyor.
Analistler, beklentilerin üzerinde gelen büyüme veya enflasyon verilerinin Fed'in para politikasına yönelik fiyatlamaları aniden değiştirebileceği konusunda uyarıyor. ABD ekonomisinin üçüncü çeyrekte yıllıklandırılmış bazda yüzde 3,2 oranında büyümesi öngörülüyor. Yatırımcılar, teknoloji hisselerindeki dalgalanmalar ile tahvil faizlerindeki hareketliliği eş zamanlı takip ederek temkinli bir duruş sergiliyor. Şirket bilançolarından gelecek açıklamalar ve merkez bankasının mesajları, yılın geri kalanındaki piyasa trendini tayin edecek en güçlü göstergeler olmaya devam ediyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Teknoloji şirketlerinin yapay zeka harcamaları ile kârlılık arasındaki makas daralmadıkça, yatırımcıların temkinli tavrı sürecektir. Bilançolarda sadece gelirin değil, nakit akışının ne yönde değiştiği görülmeden sağlıklı bir fiyatlama yapmak imkansız hale geldi. Fed'in faiz patikası, borçlanma maliyetleri yüksek seyreden bu dev şirketlerin bütçe yönetimini doğrudan sınırlıyor. Veriler, piyasanın artık beklentilerden ziyade somut nakit dönüşüne odaklandığını gösteriyor.
S&P 500 endeksi tarihi zirvelerine yakın seyrederken, bileşenlerin büyük kısmında derin kayıplar yaşanıyor. Uzmanlar, dev teknoloji şirketlerinin endeksi yukarıda tuttuğunu ancak tabanda ciddi bir kırılganlık bulunduğunu vurguluyor.
S&P 500 şirketlerinin yüzde 80'i ekim başında 52 haftalık zirvelerinin yüzde 10 gerisindeydi.
Hisselerin yüzde 40'tan fazlası 2026 yılı için ekside seyrediyor.
CoreWeave gibi yapay zeka borçlularının tahvil getirileri yüzde 15-16 seviyelerine ulaştı.
DoubleLine Capital kurucusu Jeffrey Gundlach, S&P 500 endeksinin rekor düzeylere ulaşmasına rağmen yüzeyin altında büyük bir zayıflık barındırdığını ifade etti. Piyasayı dışı sağlam görünen ancak içeriden çürümüş bir ağaca benzeten yatırım uzmanı, endeks bileşenlerinin çoğunun düzeltme veya ayı piyasası sürecinde olduğunu belirtti. MarketWatch verilerine göre ekim ayının ilk günlerinde şirketlerin yüzde 80'i zirvelerinin en az yüzde 10 altında işlem görürken, üçte birinden fazlası yüzde 20'den fazla değer kaybetti.
Endeksin piyasa değerine dayalı hesaplanması, dev teknoloji firmalarının performansının yüzlerce küçük şirketin yaşadığı düşüşleri maskelemesini sağlıyor. Bu durum ortalama bir yatırımcının portföyündeki tablo ile televizyonlardaki endeks verileri arasında ciddi bir uçurum oluşturuyor. Reuters analizine göre yıl içinde S&P 500 yüzde 14 civarında artış kaydederken, iki yüzden fazla üye şirket yıl genelinde ekside kaldı ve medyan hisse senedi yalnızca yüzde 4 civarında değer kazandı.
Gundlach'ın uyarıları sadece hisse senedi piyasasının darlığıyla kalmayıp borçlanma ve kredi alanlarına da uzanıyor. Yapay zeka altyapı yatırımlarını finanse eden şirketlerden CoreWeave, yaklaşık 50 milyar dolarlık borç yüküyle dikkat çekiyor. LSEG verilerine göre firmanın tahvil getirileri yüzde 15 ile 16 aralığına tırmanırken, temerrüt sigorta maliyetleri de 1.200 baz puana ulaştı ve bu durum kredi verenlerin çok daha yüksek getiri talep ettiğini gösteriyor.
Özel kredi varlıklarının halka açık hisseler kadar hızlı fiyatlanmaması, yatırımcıların olası kayıpları zamanında fark etmesini engelliyor. Carlyle tahminlerine göre özel kredi piyasası gelecekte trilyonlarca dolarlık yapay zeka altyapısını finanse edebilir. Uluslararası Para Fonu da yüksek devlet tahvili getirileri ile yatırımlardaki olası yavaşlamanın küresel finansal istikrarı tehdit edebileceği yönünde uyarıda bulunuyor.
Piyasa genişliği ve kredi koşulları, endeksin gerçek sağlığını gösteren temel göstergeler olarak öne çıkıyor. Daha fazla üyenin uzun vadeli normların üzerine çıkması veya faiz oranlarının maliyetleri artırması, yatırımcıların başlık rakamlarının ötesine bakmasını zorunlu kılıyor. Uzmanlar, küçük ve büyük şirketler arasındaki bu makas kapanmadığı sürece yoğunlaşma riskinin süreceğini belirtiyor.
AI YORUMU
Yüksek piyasa endeksleri ile tabandaki yüzlerce şirketin gerilemesi arasındaki uçurum, yatırımcıların veriye dayalı hareket etmesini zorunlu kılıyor. Şirketlerin yüzde 40'tan fazlasının yıl bazında ekside olması ve dev borçlanma maliyetleri, yalnızca büyük teknoloji devlerine güvenen portföylerin ne denli risk taşıdığını net biçimde gösteriyor. Endeksin dörtte birinin yüzde 11 gerilediği senaryoda, tek bir sektöre dayalı büyüme modelinin tersine dönmesi halinde küçük yatırımcılar için kaçış alanı kalmayabilir. Bu tablo, yapay zeka altyapı finansmanındaki kaldıraç oranlarının genişlemesiyle birlikte kredi piyasalarındaki kırılganlığı artırıyor.
ABD Merkez Bankasi Baskani Kevin Warsh, yapay zeka teknolojilerinin neslin en buyuk ekonomik donusumunu baslattigini belirtti. Surecin uzun vadede verimliligi artiracagini ifade eden Warsh, gecis doneminde is gucu piyasalarinda dalgalanmalar yasanabilecegini vurguladi.
Fed Baskani Kevin Warsh, yapay zekayi neslin en buyuk ekonomik donusumu olarak nitelendirdi.
Surecin toplam talebi yukselterek merkez bankalari icin gecici bir ekonomik sok yaratabilecegi belirtildi.
Verimlilik ve istihdam uzerindeki net etkinin 12 ila 18 ay icinde netlesmesi bekleniyor.
Yapay zeka teknolojilerindeki hizli ilerleme, verimliligi ve kuresel refahi artirarak neslin en buyuk ekonomik donusumunun fitilini atesliyor. ABD Merkez Bankasi Baskani Kevin Warsh, bu tarihi surecin para politikalarindan bankacilik analizlerine kadar tum sistemleri kokten degistirecegini savunuyor. Bangkok'ta duzenlenen Yillik Toplantilar sirasinda IMF Baskani Kristalina Georgieva ile bir araya gelen Warsh, kuresel ekonominin yapisal bir evreden gectigini dile getirdi.
Jeopolitik gerilimler ve bolgesel catismalara ragmen bircok ekonominin direnc gosterdigini kaydeden Warsh, enflasyon baskisinin ortak bir sinama olarak surdugunun altini cizdi. Yapay zekanin ABD ve dunya ekonomisi icin stratejik bir kirilma noktasi oldugunu soyleyen Fed Baskani, merkez bankacilarinin bu teknolojinin talep, enflasyon, verimlilik ve istihdam uzerindeki etkilerini ciddiyetle analiz etmesi gerektigini ifade etti. Teknolojinin ilk etkilerinin talep tarafinda goruldugunu, arz yonlu verimlilik kazanimlarinin ise orta vadede netlesecegini belirtti.
Gecis doneminde toplam talebin yukseldigini ve bunun merkez bankalari icin gecici bir ekonomik sok yarattigini aktaran Warsh, bu durumun orta vadede olumlu bir arz sokuna donusme potansiyeline sahip oldugunu soyledi. Onumuzdeki 12 ila 18 aylik surecte teknolojinin istihdam uzerindeki net etkisi belirsizligini korurken, yeni sistemleri basariyla entegre eden ekonomilerde refah artisi kacinilmaz gorunuyor. Yeni yatirimlar yapan piyasa aktorlerinin beklenen kar marjlarini gorememesi halinde finansal piyasalarda olasi risklerin dikkatle izlenmesi isteniyor.
Fed bunyesinde teknolojik donusumu incelemek uzere 4 ila 5 ay once ozel calisma gruplari kuruldugunu aciklayan Warsh, Verimlilik ve Istihdam Calisma Grubu'nun ilk saha toplantisini 16 Kasim'da San Francisco Bay Area'da gerceklestirecegini duyurdu. Kurumun geleneksel istatistiksel modeller yerine yeni nesil analitik araclar kullanacagini belirten Fed Baskani, bu sayede veri gecikmelerinin ve olcum hatalarinin daha efektif bicimde elenecegini vurguladi. Yaklasik 20 yil once gundemde olan uzun sureli durgunluk kavraminin artik geride kaldigini, dunyada ve ABD'de guclu bir yatirim dalgasi yasandigini sozlerine ekledi.
AI YORUMU
Merkez bankalarinin geleneksel veri setlerini bir kenara birakip yapay zeka temelli analitik araclari devreye sokmasi, para politikalarinin hizini artirirken olcum hatalarini en aza indirecektir. Verimlilik artislarinin tam anlamiyla saglanacagi orta vadeye kadar yasanabilecek gecis soku, ozellikle istihdam ve talep dengesini dogrudan sinayacaktir. Kurumsal guvenilirligin para basma yetkisinden ustun oldugunu belirten kurum, yalnizca soylere degil dogrudan uretim, istihdam ve enflasyon verilerine odaklanan yeni bir donemin kapilarini araliyor.
ABD hisse senedi piyasalarinda Shiller CAPE oraninin 40'i asmasi ve Warren Buffett gostergesinin yuzde 244'e ulasmasi uzun vadeli getiri endiselerini baslatti. Yukselen enflasyon ve tahvil getirileri yatirimcilari temkinli olmaya iterken teknoloji hisselerinde baski suruyor.
Shiller CAPE orani 155 yillik tarihte ikinci kez 40 esigini asti.
S&P 500 endeksi yil basindan bu yana yuzde 12 yukselmesine ragmen zirveden yuzde 2 geriledi.
Warren Buffett gostergesi olarak bilinen piyasa degeri/GSYH orani yuzde 244 seviyesinde olculdu.
ABD hisse senedi piyasalarinda yuksek degerlemeler ve yatirimcilarin gelecege yonelik beklentileri finans cevrelerinin odak noktasinda yer aliyor. Shiller CAPE oraninin son aylarda 40 seviyesinin uzerinde seyretmesi ve Warren Buffett gostergesinin yuzde 244 sinirini gormesi piyasalardaki getiri beklentilerine dair soru isaretlerini cogaltti. Yuksek seyreden enflasyon ile tahvil getirilerindeki hareketlilik yatiricilari tedirgin ederken S&P 500 endeksi rekor seviyesinden yaklasik yuzde 2 oraninda geri cekildi. Teknoloji sektorunun agir bastigi Nasdaq Composite endeksindeki dusus ise yuzde 4 sinirini geride birakti.
Yapay zeka alanindaki harcamalarin ne kadar surdurulebilir olduguna iliskin belirsizlikler yuksek buyume beklentileriyle islem goren teknoloji sirketleri uzerindeki baskiyi dogrudan artiriyor. Dongusel olarak duzeltilmis fiyat kazan oranini ifade eden CAPE, S&P 500 endeksinin fiyat duzeyini son 10 yillik enflasyondan arindirilmis ortalama kazanclariyla karsilastiriyor. Verilere gore bu gostergenin uzun vadeli ortalamasi yaklasik 17,4 seviyesinde bulunurken dot-com balonunun yasan oldugu Donem oncesinde 44,2 seviyesine kadar tirmanmisti. Dot-com doneminin ardindan borsalardaki piyasa degerinin yaklasik yarisi silinmisti.
Piyasa degeri ile gayrisafi yurt ici hasilayi karsilastiran ve Warren Buffett gostergesi olarak anilan olcut ise ulkenin bir yilda urettigi ekonomik ciktinin iki katindan fazla bir buyukluge isaret ediyor. Dot-com doneminde yuzde 190 civarina cikan bu oran hakkinda unlu yatirimci yuzde 200 sinirinin asilmasinin ciddi riskler barindirdigini belirtmisti. Mevcut gostergeler tarihsel olceklere gore piyasanin pahali oldugunu gosterse de dususlerin ne zaman baslayacagini kesin olarak zamanlamaya yetmiyor. Uzmanlar yuksek degerlemeleri takip eden donemlerde borsa getirelerinin uzun vadeli ortalamalarin altinda kalabilecegini ancak bunun hemen bir cokus anlami tasimadigini belirtiyor.
AI YORUMU
Piyasalardaki asiri degerleme sinyalleri, onumuzdeki donemde yatirimcilarin getiri beklentilerini yeniden tanimlamasini zorunlu kiliyor. Gostergelerin 155 yillik tarihte ikinci kez bu denli yuksek seviyelerde olmasi, tarihsel dot-com donemi karsilastirmalarini hakli cikarsa da zamanlama acisindan net bir takvim sunmuyor. Ozellikle bireysel ve kurumsal portfoy yoneticilerinin risk dagilimini yaparken yuzde 244'luk GSYH oranini dikkate almasi gerekiyor. Muhtemel bir senaryoda, tahvil getirilerinin yuksek kalmaya devam etmesi sirketlerin kar marjlarini daraltarak fiyatlamalari asagi cekebilir.
Ekonomist Nouriel Roubini, küresel piyasalardaki risklere karşı kripto varlıklar yerine fiziksel altını önerdiğini bildirdi. Ünlü uzman, geçen yıl altının yüzde 60 değer kazandığını, Bitcoin'in ise yüzde 5 gerilediğini hatırlattı. Roubini ayrıca yapay zekâ pazarındaki büyümenin dot-com krizinden farklı olduğunu vurguladı.
Altın geçen yıl yüzde 60 artarken Bitcoin yüzde 5 geriledi.
Roubini yüksek oynaklık sebebiyle kripto yerine fiziki altını tercih ediyor.
Yapay zekâ gelirlerinin dot-com balonu gibi temelsiz olmadığı belirtildi.
2008 yılındaki küresel finansal çöküşü önceden tahmin etmesiyle tanınan ekonomist Nouriel Roubini, yatırım tercihlerine dair yeni değerlendirmelerini paylaştı. Dubai'de gerçekleştirilen SuperReturn etkinliğinde konuşan Roubini, yatırımcıların sermayelerini Orta Doğu, Asya ve gelişmekte olan pazarlara yayması gerektiğini savundu. Jeopolitik gerilimlerin ve piyasa dalgalanmalarının arttığı bu dönemde portföy dağılımının dengelenmesi gerektiği aktarıldı.
Alternatif finansal enstrümanlar arasından kıymetli madenleri öne çıkaran ekonomist, kripto para birimlerine yönelik mesafeli duruşunu yineledi. Altının geçen yıl kaydettiği yüzde 60'lık yükselişe karşılık dijital altın olarak pazarlanan Bitcoin'in yüzde 5 değer kaybettiğine işaret eden Roubini, sert fiyat dalgalanmalarından kaçınarak güvenli limana yönelmenin çok daha akılcı bir adım olduğunu dile getirdi.
Piyasalardaki yapay zekâ yatırımlarına da değinen tecrübeli analist, teknoloji şirketlerinin değerlemelerinde aşırılıklar bulunabileceğini ancak olası düzeltmelerin kısıtlı kalacağını söyledi. Günümüzdeki teknoloji dalgasını 2000'li yılların başındaki dot-com çöküşünden ayıran en büyük faktörün şirketlerin ürettiği devasa gelirler ve kârlılık olduğunu belirten Roubini, sektörün somut bir ticari talep gördüğünü savundu.
Eskiden taşıdığı karamsar unvanın aksine dünya ekonomisine daha pozitif baktığını ifade eden Roubini, kamu borçları ve yükselen faizler konusunda ise uyarıda bulundu. Tahvil getirilerinin yüzde 4 ile 5 bandının üzerine çıkmasının hükümetlerin borçlanma maliyetlerini zorladığına değinen uzman, küresel dengenin korunması adına Amerika Birleşik Devletleri ile Çin arasındaki rekabetin kontrollü ilerlemesi gerektiğini hatırlattı.
AI YORUMU
Yüksek volatilite taşıyan kripto paralara bel bağlamak yerine somut getirisi olan geleneksel varlıklara odaklanmak gerekir. Roubini'nin işaret ettiği üzere tahvil getirilerinin yüzde 4-5 seviyesine tırmandığı bir borç ortamında, dijital varlıkların sermaye koruma işlevi zayıflıyor. Bu durum özellikle birikimlerini korumak isteyen bireysel tasarruf sahiplerini ve fon yöneticilerini doğrudan ilgilendiriyor. Eğer merkez bankaları faizleri uzun süre bu bantta tutarsa, spekülatif varlıklardan kaçış sürüp fiziki altına kayış hız kazanacaktır.