Yalnızca seçtiğin başlıklardan bildirim gelir (varsayılan: günde ~10 bildirim).
Genel son dakika
Kapalıyken yalnızca seçtiğin başlıklar gelir. Tüm ayarlar için Profil sayfasına git.
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Gündem
Van depreminin üzerinden 15 yıl geçti: Uzmanlardan uyarı
•1 dk okuma
Paylaş
HGündem
Fotoğraf: Antalya Ekspres
Özet
2011 yılındaki Van depreminin yıl dönümünde açıklama yapan Jeofizik Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Yüksel Karaman, asıl tehlikenin sarsıntılar değil denetimsiz binalar olduğunu vurguladı. Karaman, yerel yöneticilerin afet riskine karşı acil önlem alması gerektiğini belirtti.
Öne çıkanlar
23 Ekim 2011 tarihinde meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki Van depremi 25 saniye sürmüştü.
Antalya'daki birçok ilçede belediye bünyesinde jeofizik mühendisi istihdam edilmiyor.
Uzmanlar, yapı denetim süreçlerinin etkinleştirilmesi için yerel yönetimlere çağrı yaptı.
Haberin Detayı
Türkiye'nin hafızasında yer edinen 23 Ekim 2011 tarihli Van depreminin üzerinden tam 15 yıl geçti. Merkez üssü Tabanlı köyü olan 7,2 büyüklüğündeki sarsıntı, yaklaşık 25 saniye boyunca bölgede yıkıcı bir etki yaratmıştı. Yüzlerce vatandaşın yaşamını yitirdiği felaket, Doğu Anadolu'dan komşu ülkelere kadar geniş bir coğrafyada hissedilmişti.
Jeofizik Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Yüksel Karaman, dönemin yıl dönümünde yaptığı değerlendirmede doğa olaylarının engellenemeyeceğini belirtti. Karaman, asıl riskin yer hareketleri değil, standartlara uygun inşa edilmeyen yapılar ve yetersiz denetim mekanizmaları olduğunu ifade etti.
Antalya genelindeki yerel yönetimlerin kadro yapısına dikkat çeken Karaman, Muratpaşa, Kepez, Konyaaltı, Alanya ve Kaş gibi nüfusu yüksek ilçelerde jeofizik mühendisi istihdam edilmediğini aktardı. Kamu tarafında bu uzmanlığı barındırmayan denetim süreçlerinin güvenilirliğinin sorgulanması gerektiğini dile getirdi.
Deprem güvenliğinin sağlanmasında zemin etütlerinin tek başına yeterli olmadığını kaydeden Karaman, sahadaki uygulamaların uzmanlarca sürekli kontrol edilmesi gerektiğini söyledi. Belediye başkanlarının afetlere karşı yaşam hakkını koruma noktasında birinci derecede sorumlu olduğunu vurgulayan Karaman, somut adımların bir an önce atılması çağrısında bulundu.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Yerel yönetimlerin teknik kadrolarındaki eksiklikler, yapı denetim süreçlerinin kâğıt üzerinde kalmasına yol açıyor. Özellikle nüfus yoğunluğu yüksek bölgelerde uzman mühendis istihdam edilmemesi, olası bir afet anında riskleri katlıyor. Belediyeler bütçe ve kadro planlamalarında mühendislik birimlerini güçlendirmezse, zemin etütleri yalnızca prosedürden ibaret kalmaya devam edecektir.
Kaynak:
Antalya Ekspres
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Vanlılar, 2011 yılındaki büyük felaketin üzerinden 15 yıl geçerken kentin olası bir sarsıntıya ne kadar hazır olduğu konusunda ikiye bölündü. Sokak röportajlarında yeni binaların güvenliğine duyulan inanç ile denetim yetersizliğine yönelik endişeler karşılıklı olarak dile getirildi.
23 Ekim 2011 depreminin üzerinden 15 yıl geçti ancak kentteki yapı güvenliği tartışmaları devam ediyor.
Bazı vatandaşlar yeni yapıların sağlamlığından memnun olduğunu belirtirken diğerleri denetim eksikliğine dikkat çekti.
Uzmanlar ve halk, afet bilincinin yanı sıra yapı denetim mekanizmalarının liyakatle yürütülmesini talep ediyor.
Geçmişte binlerce insanın etkilendiği büyük felaketin izleri silinmeye çalışılırken, yerel halkın olası afetlere bakışı sokak kameralarına yansıdı. Şehirde gerçekleştirilen röportajlarda katılımcılar, aradan geçen zaman zarfında katedilen mesafeyi ve mevcut riskleri farklı açılardan değerlendirdi. Toplumun bir kesimi inşa edilen yeni konutların eskisine kıyasla daha dirençli olduğunu savunurken, diğer kesim ise tehlikenin büyüklüğüne karşı tedbirlerin yetersiz kaldığını vurguladı.
Katılımcıların üzerinde durduğu en kritik konulardan biri de yapı denetim süreçlerinin işleyişi oldu. Sadece yeni binalar dikmenin yeterli olmayacağını belirten mahalle sakinleri, projelerin kurallara tam uyumla hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Denetim süreçlerinde görev alacak kişilerin liyakat esaslı seçilmesinin, binaların dayanıklılığını doğrudan etkileyen bir unsur olduğu aktarıldı.
Yıllar önce yaşanan felaketin acı hatıraları hafızalardaki tazeliğini korurken, kentin bugünkü altyapısı da sıkça sorgulanıyor. Vatandaşların görüşleri tek başına teknik yeterliliği kanıtlamasa da toplumsal algının ne yönde şekillendiğini açıkça gösteriyor. Riskli yapıların durumu ve afet müdahale planlarının güncelliği, bu tür tartışmaların merkezinde yer almaya devam ediyor.
Tüm bu değerlendirmeler ışığında Van halkının bir kısmı yeni konutlara güven duyarken, önemli bir azınlık da olası bir sarsıntı anında yaşanabileceklerten endişe duymakta. Kentin gelecekteki güvenliği için hem teknik incelemelerin titizlikle yapılması hem de denetim mekanizmalarının sıkılaştırılması gerektiği her fırsatta dile getiriliyor.
AI YORUMU
Toplumsal hafızadaki 2011 travması, aradan geçen on beş yıla rağmen yapı güvenliği konusundaki endişelerin dinmemesine yol açıyor. Yeni binaların teknik standartları yükselse de denetim mekanizmalarındaki liyakat açıkları halkın tedirginliğini canlı tutuyor. Yetkililerin sadece yeni konut üretimine odaklanması yerine mevcut yapı stokunun tamamını risk analziine tabi tutması gerekiyor. Aksi takdirde olası bir sarsıntıda can ve mal kayıplarının önüne geçmek kaçınılmaz bir risk olarak masada kalmaya devam edecektir.
Van Depremi'nin 15. yıl dönümünde yazılı açıklama yapan DEM Parti, aradan geçen zamana rağmen depremzedelerin sorunlarının çözülmediğini belirtti. Yapılaşmada rant odaklı anlayışın terk edilmesi gerektiği vurgulandı.
Van Depremi'nin üzerinden tam 15 yıl geçti.
Depremzedelere yönelik geçmişte verilen vaatlerin tutulmadığı açıklandı.
Yapılaşma süreçlerinde rant yerine yaşam hakkının savunulması istendi.
Türkiye'nin Doğu Anadolu bölgesinde büyük yıkıma yol açan 23 Ekim 2011 tarihli Van Depremi'nin üzerinden tam 15 yıl geçti. Bu büyük felaketin yıl dönümünde DEM Parti tarafından resmi kanallardan yazılı bir açıklama paylaşıldı. Açıklamada, aradan geçen uzun yıllara rağmen bölgedeki acıların taze kaldığı ve deprem sonrasında verilen sözlerin yerine getirilmediği ifade edildi.
Partinin kamuoyuyla paylaştığı mesajda, afetlerin yıkıcı sonuçlarının temel nedeninin doğa olayları olmadığına dikkat çekildi. "Depremler değil, ihmaller öldürüyor" vurgusunun yapıldığı açıklamada, kentlerin güvenliğini artıracak adımların atılması gerektiği belirtildi. Yapı denetimi ve kentsel dönüşüm süreçlerinde yaşanan eksikliklerin insan hayatını doğrudan tehlikeye attığı dile getirildi.
Açıklamanın devamında yerel yönetimler ve merkezi idare için çağrıda bulunularak yeni bir vizyonun şart olduğu savunuldu. Şehirlerin yeniden inşa sürecinde ticari çıkarların ön planda tutulmaması gerektiği ifade edildi. Bunun yerine insan hayatını koruyan politikaların derhal hayata geçirilmesi gerektiğinin altı çizildi.
Son bölümde ise partinin yapı güvenliği ve kentsel dönüşüm alanındaki denetim faaliyetlerini sürdüreceği bildirildi. Depreme dayanıklı yerleşim alanları oluşturulana kadar konunun takipçisi olunacağı vurgulanarak mesaj sonlandırıldı.
AI YORUMU
Afetlerin yıl dönümlerinde yapılan açıklamalar, geçmişte atılmayan adımların ne kadar büyük maliyetler doğurduğunu hatırlatmak açısından kritik bir işlev görüyor. Rant odaklı kentsel planlama anlayışı değişmediği sürece, milyonlarca yurttaşın yaşam hakkı risk altında kalmaya devam edecektir. Gelecekte yaşanabilecek olası felaketlerin önüne geçmek için yerel ve merkezi yönetimlerin somut denetim mekanizmalarını şeffaf biçimde çalıştırması şarttır.
Deprem uzmanı Dr. Ramazan Demirtaş, 2011 yılındaki Van depreminden çok önce bölgenin sismik riskine dikkat çektiklerini belirtti. Bilimsel değerlendirmeler ile kesin deprem tarihini tahmin etmenin farklı konular olduğunu vurguladı.
1996 yılındaki çalışmada Van fayının deprem üretme potansiyelinin yüksek olduğu belirtildi.
2002 yılında bölgedeki deprem riskinin oldukça yüksek olduğu kamuoyuyla paylaşıldı.
Bilimsel risk değerlendirmesi ile depremin tam yılını bilmenin farklı konular olduğu açıklandı.
Deprem araştırmacısı Dr. Ramazan Demirtaş, geçmişte Van fayı üzerine yapılan akademik çalışmalara ve risk analizlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Bilim insanlarının yıllar önce bölgenin tehlike barındırdığına dair uyarılarda bulunduğunu ifade etti. Yapılan geçmiş tarihli çalışmaların, coğrafi risklerin önceden tespit edilebildiğini gösterdiğini aktardı.
Uzman isim, 1996 tarihinde yayımlanan bilimsel raporda Van fay hattının hareketlilik potansiyelinin yüksek seviyede bulunduğunu açıkça vurguladıklarını hatırlattı. Bu durumun ardından 2002 yılında bölgeye yönelik değerlendirmelerin güncellendiğini ve risk oranının üst seviyelerde seyrettiğinin dile getirildiğini kaydetti.
Bölgede 2011 yılında yaşanan büyük deprem felaketinden çok önce yapılan bu uyarıların bilimsel temelini anlatan Demirtaş, tehlike tespiti ile kesin tarih öngörüsünün karıştırılmaması gerektiğine dikkat çekti. Bir coğrafi bölgenin sismik açıdan riskli olduğunu belirlemenin mümkün olduğunu, ancak sarsıntının tam olarak hangi yıl ve ayda gerçekleşeceğini önceden söylemenin bilimsel olarak farklı bir uzmanlık alanı gerektirdiğini ifade etti.
Geçmiş dönemde yayımlanan 1996 yılındaki verilerden yola çıkarak 2011 sarsıntısının tam zamanını öngörmenin imkansız olduğunu belirten araştırmacı, tehlike analizi ile zaman tahmininin birbirinden ayrılması gerektiğini yineledi. Bilim insanlarının temel amacının can ve mal kaybını önlemek için yapısal tedbirler alınmasını sağlamak olduğunu vurguladı.
AI YORUMU
Bilimsel uyarıların zamanında yapılmasına rağmen yerel yönetimlerin ve yapı stokunun bu verilere göre dönüşmemesi, her büyük sarsıntı sonrasında aynı acı tablonun tekrarlanmasına yol açıyor. Uzmanların 1996 ve 2002 yıllarındaki raporlarında açıkça belirttiği risk oranları, yalnızca akademik birer uyarı olarak kalmamalı ve kentsel planlamanın merkezine konulmalıdır. Eğer geçmişteki bu tür saha analizleri dikkate alınmazsa, benzer coğrafyalarda yaşanacak felaketlerin boyutu her defasında daha da artacaktır.
Van depreminin üzerinden geçen 15 yıllık süreçte bölgede 20 binden fazla sığ odaklı sarsıntı kaydedildi. Uzmanlar, iki aktif fay zonu arasındaki bölgenin detaylı bilimsel incelemeye alındığını belirtti.
2011 ile 2026 yılları arasında Van ve çevresinde 20 binden fazla deprem oluştu.
2015 yılından sonra Van ve Erciş fay zonları arasında büyüklüğü 4'ü aşan yaklaşık 30 deprem kaydedildi.
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2026 yılı diri fay haritasını güncelledi.
Van'da on beş yıl önce meydana gelen büyük depremin yaraları sarılırken, bölgenin sismik hareketliliği bilim insanları tarafından yakından izleniyor. Yüz yılın en yıkıcı sarsıntılarından biri olarak kayıtlara geçen 23 Ekim 2011 tarihli 7,2 büyüklüğündeki felaket, kent genelinde yaklaşık 140 bin yapının zarar görmesine ve binlerce vatandaşın etkilenmesine yol açmıştı. Aradan geçen uzun zamana rağmen coğrafi alandaki yeraltı hareketliliği hız kesmeden devam ediyor.
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü'nden Doç. Dr. Hamdi Alkan, son yıllarda yürütülen araştırmalarda dikkat çekici verilere ulaşıldığını aktardı. Yapılan hesaplamalara göre 2011 ile 2026 yılları arasında bölgede sığ odaklı ve hissedilebilir nitelikte 20 binden fazla sarsıntı meydana geldi.
Bilim insanları bu iki aktif hat arasındaki bölgeyi mercek altına alarak yeryüzündeki gömülü yapıların uzanım yönlerini araştırıyor. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü tarafından yenilenen diri fay haritasına katkı sunmak amacıyla yürütülen bu çalışmalar, gelecekte oluşabilecek risklerin öngörülmesinde rol oynuyor. Hangi bölgelerde ne tür sarsıntıların olabileceği bilimsel parametrelerle hesaplanıyor.
Uzmanlar, günümüz teknolojisiyle depremin tam yerini ve zamanını önceden bilmenin mümkün olmadığını ancak risk bölgelerinin ve olası büyüklüklerin tahmin edilebildiğini vurguluyor. Kamu binalarının yanı sıra Toplu Konut İdaresi tarafından inşa edilen konutların sağlamlığına dikkat çekilirken, özel sektörün de binalarını güncel deprem yönetmeliğine uygun yapması gerektiği ifade ediliyor.
AI YORUMU
Geçmişteki büyük yıkımların ardından yerel ölçekte atılan bilimsel adımlar, gelecekteki olası afetlere karşı hazırlık seviyesini doğrudan belirliyor. 20 bini aşkın sığ odaklı sarsıntının kaydedilmiş olması, bölgenin sismik karakteristiğinin sürekli izlenmesini zorunlu kılıyor. Vatandaşların can güvenliği için kamu ve özel sektör yapılarının güncel yönetmeliklere tam uyum sağlaması hayati bir sorumluluktur. Bilimsel altyapının kurumlar arası koordinasyonla desteklenmesi, olası felaketlerin etkisini en aza indiren en önemli faktör olarak öne çıkıyor.