Yalnızca seçtiğin başlıklardan bildirim gelir (varsayılan: günde ~10 bildirim).
Genel son dakika
Kapalıyken yalnızca seçtiğin başlıklar gelir. Tüm ayarlar için Profil sayfasına git.
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Gündem
Van depreminin 15. yılında uzmanlardan yapı stoğu ve master plan uyarısı
•2 dk okuma
Paylaş
HGündem
Fotoğraf: Van Bölge Gazetesi
Özet
Geçmişteki büyük sarsıntılarda yüzlerce insanını yitiren Van için İnşaat Mühendisleri Odası şube başkanı yapı stoku envanterinin ve deprem master planının hazırlanmasını istedi. Kentteki binaların yarısından fazlasının risk taşıdığı belirtildi.
Öne çıkanlar
2011 yılındaki iki büyük Van depreminde toplam 644 kişi hayatını kaybetti.
İnşaat Mühendisleri Odası, kentteki yapıların yüzde 50'den fazlasının riskli olduğunu belirtti.
Belediyelerin imar kolaylığı, devletin ise müteahhitlere kredi desteği sunması gerektiği savunuldu.
Haberin Detayı
İki bin on bir yılının ekim ve kasım aylarında yaşanan yedi virgül iki ve beş virgül altı büyüklüklerindeki sarsıntılar, Van kentinde toplam altı yüz kırk dört kişinin ölümüne yol açmıştı. Felaketin on beşinci yıl dönümünde yapı güvenliğini ve afet hazırlıklarını değerlendiren İnşaat Mühendisleri Odası Van Şube Başkanı Yakup Ebiri, eldeki bilimsel verilerin yetersizliğine işaret etti. Kentin olası bir sarsıntıya ne ölçüde hazır olduğunun bilinmediğini vurgulayan yetkili, acilen kapsamlı bir yapı stoku envanterinin çıkarılması gerektiğini dile getirdi.
Mevcut konutların yarısından fazlasının tehlike barındırdığını öne süren şube başkanı, bu binaların karot alma ve röntgen testleri gibi teknik incelemelerden geçirilmesi gerektiğini kaydetti. Test sonuçlarına göre yapıların güçlendirileceğini ya da yıkılacağını belirten Ebiri, yıkım kararı alınan binalarda oturan vatandaşların mağdur edilmemesinin önemine değindi. Bu süreçte belediyelerin imar kolaylığı sağlaması ve devletin müteahhitlere finansal kredi desteği sunması bekleniyor.
Uzun süredir imar planı bekleyen mahallelerde kaçak yapılaşmanın yaygınlaştığını aktaran Ebiri, mühendislik hizmeti almadan ustalar eliyle kurulan binaların doğrudan risk taşıdığını ifade etti. Kurumlar arasındaki iletişim eksikliğinin imar süreçlerini geciktirdiğini belirten yetkili, sadece yapı stokuyla kalmayıp afet sonrasını kapsayan bir deprem master planının da bir an önce oluşturulması çağrısında bulundu.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Yıllar önce yaşanan büyük acılara rağmen yerel düzeyde hala net bir risk envanterinin bulunmaması, afet yönetimi konusunda atılması gereken adımların ne denli geciktiğini net bir şekilde gösteriyor. Yapıların yarısından fazlasının güven vermediği bir kentte, imar planlarındaki bürokratik engeller ve kurumlar arası diyalog eksikliği çözüm sürecini doğrudan baltalıyor. Yerel yönetimler ile merkezi devlet birimleri ortak bir mekanizma kurmadığı sürece, yürütülen dönüşüm çalışmalarının hedeflenen verime ulaşması matematiksel olarak imkansız görünüyor.
Kaynak:
Van Bölge Gazetesi
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Samsun'daki yapı stokunun durumu ve olası bir afet senaryosuna hazırlık süreci masaya yatırıldı. Uzmanlar özellikle 2018 yönetmeliği öncesi inşa edilen binalara dikkat çekiyor.
Samsun'da 2018 Deprem Yönetmeliği öncesi inşa edilen yapı stoku risk yaratıyor
İlkadım ilçesindeki yoğun yapılaşma olası deprem senaryolarında tehlikeyi artırıyor
Afet riskine karşı zemin etüdü ve yapı denetim süreçlerinin güçlendirilmesi şart
Şehir genelinde risklerin en aza indirilebilmesi amacıyla yapı denetim mekanizmalarının sıkılaştırılması, riskli binaların acilen tespit edilmesi ve kentsel dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması gerektiğini belirtti. Sadece binaların üst yapısının değil, zemin özelliklerinin de birlikte ele alınmasının can kayıplarını önlemede hayati rol oynadığını dile getirdi.
Türkiye genelinde uygulanan mevzuatlara da değinen Özen, 2018 yılında yürürlüğe giren Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'nin dayanıklı yapılar tasarlamak amacıyla hazırlandığını hatırlattı. Daha önceki 2007 yönetmeliğinin ardından güncel ihtiyaçlar doğrultusunda yenilenen standartların, uluslararası Eurocode 7 ve Eurocode 8 normları baz alınarak geliştirildiğini ifade etti. Ancak mevcut kuralların sahadaki uygulama ve denetim aşamalarında hâlâ eksiklikler yaşandığını, kamu kurumlarının bu süreci daha sıkı denetlemesi gerektiğini vurguladı.
Geçmişte yaşanan büyük depremlerde yıkılan yapılardaki ortak sorunlara işaret eden Özen, 2000 yılından önce inşa edilen binalarda nervürsüz demir kullanımı ve düşük beton kalitesinin yıkımlarda belirleyici olduğunu söyledi. Afet güvenliğinin tek bir disiplinle sağlanamayacağını, inşaat mühendisleri, mimarlar, şehir plancıları ve diğer ilgili meslek gruplarının ortak bilimsel çalışmalar yürütmesi gerektiğini belirtti. Türkiye'deki denetim ve düzenlemelerin çoğunlukla felaketler yaşandıktan sonra gündeme gelmesinin büyük bir ihmalkârlık yarattığına dikkat çekti.
Samsun'un ilçeler bazındaki yapılaşma yoğunluğunu inceleyen Özen, özellikle İlkadım ilçesinde 2018 yönetmeliğinden önce yapılmış çok sayıda bina bulunduğunu ifade etti. Bu bölgedeki yapı yoğunluğu nedeniyle olası bir sarsıntıda risk faktörünün diğer ilçelere göre daha yüksek değerlendirildiğini belirtti. Kentteki eski yapı sayısının net olarak tespit edilmesi ve yerleşim alanlarının zemin özellikleri dikkate alınarak yeniden planlanması gerektiğinin altını çizdi.
AI YORUMU
Samsun gibi riskli bölgelerde 2018 öncesi yapı stokunun net sayısının hâlâ çıkarılamamış olması, yerel düzeydeki denetim eksikliğinin somut bir göstergesidir. İlkadım ilçesindeki yoğun yapılaşma, geçmiş depremlerde yıkıma yol açan nervürsüz demir ve düşük beton kalitesi gibi kronik sorunların burada da tekrarlanma ihtimalini artırıyor. Afet anında can kaybını önlemek adına, felaketlerin ardından harekete geçmek yerine yapı denetim süreçleri bugünden tavizsiz uygulanmalıdır.
Tüketiciyi Destekleme Derneği Genel Başkan Yardımcısı Dr. Gültekin Güllü, kentsel dönüşüm hamlesinin sadece İstanbul'la sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti. AFAD verilerine göre yüksek riskli 55 ilin tamamında benzer bir sürecin işletilmesi talep edildi.
Yüksek riskli birinci ve ikinci derece deprem bölgesinde 55 il bulunuyor.
Eskişehir'de incelenen 51 bin 801 binadan yaklaşık 10 bininin riskli olduğu tespit edildi.
Kampanyanın 2027 sonuna kadar uzatılması tüm ülkeye yayılması için fırsat sunuyor.
Ülke genelinde kentsel dönüşüm çalışmalarının hız kazanması amacıyla başlatılan Yarısı Bizden kampanyası, farklı illerden gelen taleplerle gündemdeki yerini koruyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Tüketiciyi Destekleme Derneği Genel Başkan Yardımcısı Dr. Gültekin Güllü, mevcut uygulamanın kapsamının genişletilmesi gerektiğini vurguladı. İstanbul sınırları içinde yoğun ilgi gören projenin takvimi, yoğun talep sebebiyle 2027 yılı sonuna kadar uzatılmış durumda.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı verilerine göre Türkiye sınırları içerisinde birinci ve ikinci derece deprem riskine sahip 55 farklı il bulunuyor. Geçmiş yıllarda yeterli önlemlerin alınamaması sebebiyle yerleşim alanlarındaki binaların önemli bir kısmının sarsıntılara karşı dirençsiz olduğu biliniyor. Bu durum, merkezi yönetim desteklerinin sadece tek bir şehirde kalmayıp yüksek risk barındıran tüm coğrafi bölgelere yayılmasını zorunlu kılıyor.
Benzer bir risk haritasına sahip olan Eskişehir'de de yerel yönetimler ile meslek odaları ortaklaşa yapı stoku envanteri çıkardı. Odunpazarı ve Tepebaşı bölgelerinde yürütülen ön incelemeler neticesinde 51 bin 801 bina masaya yatırıldı. Gerçekleştirilen teknik tarama sonucunda kent merkezindeki yaklaşık 10 bin yapının riskli olduğu, acilen dönüştürülmesi gereken yüksek riskli yapı sayısının ise 5 bin seviyesinde bulunduğu açıklandı.
Türkiye'nin ekonomik ve teknik altyapısının bu ölçekteki büyük bir dönüşüm hamlesini kaldırabilecek kapasitede olduğu belirtiliyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının denetiminde yürütülen rezerv alan çalışmaları, yerel yönetimlerle yapılan iş birliklerinin önemini artırıyor. Kampanyanın tüm şehirlere entegre edilmesi halinde, tabut bina olarak nitelendirilen riskli yapı stokunun hızlı bir şekilde temizlenebileceği ifade ediliyor.
AI YORUMU
İstanbul dışındaki riskli bölgelerin de merkezi bütçe desteklerinden eşit oranda yararlanması, ülkenin genel yapı güvenliği açısından belirleyici bir eşiktir. AFAD verilerinde yer alan 55 ilin tamamında benzer dönüşüm adımları atılmadığı takdirde, olası afetlerin maliyeti çok daha ağır olacaktır. Eskişehir örneğindeki 5 bin acil dönüşüm gerektiren yapı, sorunun sadece büyük metropollere hapsedilemeyeceğini net bir şekilde gösteriyor. Sürecin başarıya ulaşması için yerel yönetimler ile bakanlık arasındaki finansal koordinasyonun ülke geneline dengeli şekilde dağıtılması şarttır.
Tüketiciyi Destekleme Derneği Genel Başkan Yardımcısı Gültekin Güllü, deprem riskine karşı İstanbul merkezli kentsel dönüşüm modelinin diğer illere yaygınlaştırılmasını talep etti. Kent genelinde yürütülen envanter çalışmalarında 5 bin yapının acilen yenilenmesi gerektiği bildirildi.
Eskişehir'de yapılan ön incelemelerde 5 bin bina acil dönüşüm bekliyor.
İstanbul'daki Yarısı Bizden kampanyasının deprem riskli 55 ile genişletilmesi istendi.
Kent merkezinde incelenen 51 bin 801 binadan 10 bininin riskli olduğu açıklandı.
Türkiye genelinde deprem riskine karşı yürütülen yapı yenileme çalışmalarının kapsamının genişletilmesi yönündeki talepler artıyor. Tüketiciyi Destekleme Derneği Genel Başkan Yardımcısı Dr. Gültekin Güllü, konuya ilişkin yaptığı açıklamada kentsel dönüşüm sürecine dair önemli önerilerde bulundu.
Güllü, İstanbul'da uygulanan ve talep gören Yarısı Bizden modelinin yalnızca tek bir şehirle sınırlı kalmaması gerektiğini savundu. AFAD verilerine göre birinci ve ikinci derece deprem kuşağında yer alan 55 ilde bu uygulamanın hayata geçirilmesi gerektiği ifade edildi.
Bu kapsamda kent merkezinde toplam 51 bin 801 binanın ön incelemeden geçirildiği aktarıldı.
Yürütülen tarama faaliyetleri sonucunda yaklaşık 10 bin yapının riskli kategoride yer aldığı tespit edildi. Uzmanlar bunlardan 5 bin binanın çok acil bir şekilde dönüştürülmesi gerektiğinin altını çizdi.
Süreçte merkezi idare ile yerel yönetimlerin ortak hareket etmesinin şart olduğu vurgulanarak rezerv alanların oluşturulması, konut projelerinin geliştirilmesi, kira yardımı ve vergi indirimleri gibi teşviklerin hayata geçirilmesi gerektiği kaydedildi.
AI YORUMU
Yerel ölçekte yapılan yapı stoku taramaları, kentsel dönüşümün artık ertelenemez bir zorunluluk olduğunu somut rakamlarla ortaya koyuyor. İncelenen 51 bin üzerindeki binadan 5 bininin acilen yenilenmesi gerekliliği, olası afet senaryolarında yaşanabilecek kayıpların önüne geçilmesi açısından kritik bir eşik oluşturuyor. İstanbul'daki finansal destek modellerinin diğer illere uyarlanması, dar gelirli mülk sahiplerinin sürece katılımını doğrudan kolaylaştıracaktır. Benzer teşvik mekanizmaları ülke geneline yayılmadığı takdirde, riskli yapıların tasfiyesi yerel bütçelerin imkânlarıyla sınırlı kalacaktır.
TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Samsun Şube Başkanı Özcan Özen, kentteki yapı stokuna dair uyarılarda bulundu. Özellikle 2018 öncesi inşa edilen binalar ile İlkadım ilçesindeki yoğun yapılaşmanın olası depremlerde riski artırdığı vurgulandı.
Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği 2018 yılında yürürlüğe girdi.
2000 öncesi binalarda nervürsüz demir ve düşük beton kalitesi görülüyor.
İlkadım ilçesindeki yoğun yapılaşma olası deprem riskini yükseltiyor.
Samsun genelindeki yapı stokunun güncel durumu ve kentin olası bir afete hazırlık seviyesi, TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Samsun Şubesi tarafından masaya yatırıldı. Şube Başkanı Özcan Özen, risklerin azaltılması adına yapı denetim mekanizmalarının işletilmesi gerektiğini belirtti. Riskli yapıların tespit edilip kentsel dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması, kentin geleceği açısından elzem görünüyor.
Mevcut düzenlemelerin gelişim sürecine değinen Özen, 2018 yılında yürürlüğe giren Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'nin önemine işaret etti. Bu metnin temel gayesinin güvenli yapılar tasarlamak olduğunu hatırlatan uzman isim, daha önce 2007 yönetmeliğinin uygulandığını aktardı. Uluslararası standartlar baz alınarak hazırlanan kuralların sahasında eksiksiz uygulanabilmesi için sıkı bir denetime ihtiyaç duyuluyor.
Geçmiş depremlerde yaşanan yıkımların nedenlerine dikkat çeken Özen, 2000 yılı öncesi yapım tekniklerindeki hatalara işaret etti. Kahramanmaraş merkezli felaketlerde de görülen nervürsüz demir kullanımı ve zayıf beton kalitesinin Samsun'daki eski yapılarda da risk yarattığı ifade edildi. Sürecin yalnızca inşaat mühendisliğiyle değil, tüm ilgili disiplinlerin ortak çalışmasıyla yürütülmesi isteniyor.
Samsun'un ilçe bazındaki risk dağılımına bakıldığında özellikle İlkadım ilçesi öne çıkıyor. Bölgedeki yapılaşma yoğunluğunun yanı sıra 2018 yönetmeliğinden önce inşa edilmiş binaların fazlalığı dikkat çekiyor. Yetkililer, afet öncesinde bu binaların envanterinin çıkarılması ve zemin özellikleriyle birlikte bütüncül bir değerlendirmeye tabi tutulması gerektiğini savunuyor.
AI YORUMU
Yapı stoğunun dönüşümü, afet anındaki can kayıplarını önlemek için ertelenemez bir zorunluluktur. 2000 yılı öncesi standartlarda inşa edilen binaların barındırdığı nervürsüz demir ve düşük beton kalitesi, olası bir sarsıntıda yıkım ihtimalini katlıyor. İlkadım gibi yoğun nüfuslu ve eski yapılaşmanın baskın olduğu bölgelerde yaşayan vatandaşlar için risk doğrudan artıyor. Yerel yönetimlerin, 2018 yönetmeliği öncesi binaların envanterini tamamlayıp denetimleri sıkılaştırmaması durumunda, yaşanabilecek felaketlerin faturası çok ağır olacaktır.