PİYASA
Dünya

Türkiye, 92 milyar dolarlık tarımsal hasılasıyla dünyada 6'ncı oldu

Türkiye, 92 milyar dolarlık tarımsal hasılasıyla dünyada 6'ncı oldu Fotoğraf: TCExplorer · CC BY-SA 2.0 · Wikimedia Commons

Özet

Küresel tarım sıralamasında Türkiye 92 milyar dolarlık üretim değeriyle dünyanın en büyük altıncı tarım ekonomisi konumuna yükseldi. Çin ise küresel üretimin üçte birinden fazlasını tek başına karşılayarak zirvedeki yerini korudu.

Öne çıkanlar

  • Çin, 1,9 trilyon dolarlık üretimle küresel tarım payının yüzde 35,6'sını oluşturdu.
  • Türkiye, 92 milyar dolarlık değeriyle Rusya ve Fransa gibi ülkeleri geride bıraktı.
  • Avrupa ve Orta Asya coğrafyasında en yüksek tarımsal değere sahip ülke Türkiye oldu.

Haberin Detayı

Küresel tarım sektöründeki ekonomik dengeler ve ülkelerin üretim kapasiteleri yeniden şekillenirken, tarımsal hasıla verileri ülkelerin gıda gücünü gözler önüne seriyor. Araştırma sonuçlarına göre Çin, 1,9 trilyon dolarlık tarımsal üretim değeriyle küresel sıralamada açık ara ilk sırada yer alıyor. Bu devasa rakam, dünyadaki toplam tarımsal üretimin yüzde 35,6 gibi büyük bir oranını temsil ediyor.

Dünya genelinde yüzden fazla ülke tarımsal faaliyet yürütse de üretim merkezileşmiş durumda. Çin, Hindistan, ABD ve Brezilya'dan oluşan dört ülke, küresel tarımsal üretim değerinin yaklaşık yüzde 60'ını elinde tutuyor. Çin'in tek başına elde ettiği üretim hacmi, sıralamada takipçisi olan Hindistan, ABD ve Brezilya'nın toplam rakamını geride bırakmayı başarıyor.

Avrupa kıtasındaki tarımsal görünüm ise tek bir ülkenin tekelinde bulunmuyor. Güçlü tahıl üretimiyle dikkat çeken Rusya bölgenin en büyük tarım ekonomisi unvanını taşırken; Fransa, Almanya, İtalya ve İspanya gibi ülkeler şarap, süt ürünleri ve zeytinyağı gibi katma değeri yüksek gıda ürünlerinde öne çıkıyor. Tarım sektörü, yaşanabilir alanların yaklaşık yüzde 50'sini kapsayarak küresel ticaretin belkemiğini oluşturuyor.

Bu güçlü performansla Türkiye; Rusya, Japonya, Fransa ve Meksika gibi tarımda iddialı ülkeleri geride bırakarak önemli bir eşiği aştı. Aynı zamanda Avrupa ve Orta Asya bölgesinde liderliği kimseye kaptırmayan ülke, stratejik konumu ve dört mevsim üretim avantajıyla dikkat çekiyor.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Tarım sektöründeki bu sıralama, Türkiye'nin coğrafi avantajlarının yanı sıra gıda tedarik zincirindeki kritik rolünü de net bir şekilde tescilliyor. 92 milyar dolarlık bu hasılat, ülkenin yalnızca iç pazarı beslemekle kalmayıp bölgesel bir gıda üssü haline geldiğini gösteriyor. Çin gibi devlerin domine ettiği küresel pazarda ilk onda yer almak, lojistik maliyetler ve iklim krizine karşı izlenecek politikalar açısından stratejik bir güvence sağlıyor. Önümüzdeki dönemde katma değerli tarım ürünlerine yapılacak yatırımlar, bu konumun sürdürülebilirliği için belirleyici olacak.

Kaynak: Sabah Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir. Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Dünya
• SteelRadar
Çin çelik piyasasında talep zayıflığı ve arz baskısı etkili oldu
Fotoğraf: SteelRadar

Çin çelik pazarında yaşanan talep düşüklüğü ve yüksek arz baskısı fiyatların seyrini sınırlandırdı. Sektör temsilcileri piyasadaki bu dengeyi yakından takip ediyor.

  • Talep zayıflığı çelik fiyatlarının yükselmesini engelledi.
  • Arz fazlası piyasa üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor.
  • Üreticiler yeni stratejiler belirlemek zorunda kalıyor.

Çin çelik pazarındaki mevcut koşullar üreticiler ve alıcılar açısından zorlu bir döneme işaret ediyor. İç ve dış pazarlardaki talep yetersizliği, metal sektöründeki büyüme ivmesini yavaşlatmış durumda. Bu durum, piyasa oyuncularının fiyat politikalarını yeniden gözden geçirmesine neden oluyor.

Üretim tarafındaki yoğunluk ve stok fazlası, fiyatların yukarı yönlü hareket etmesinin önündeki en büyük engellerden birini oluşturuyor. Arz dengesizliği nedeniyle alıcılar daha temkinli davranmayı tercih ederken, satış rakamlarında belirgin bir duraksama gözlemleniyor.

Küresel çelik ticaretinde büyük bir ağırlığa sahip olan Çin'deki bu gelişmeler, diğer ülkelerdeki çelik üreticilerini de dolaylı olarak etkiliyor. Uzmanlar, arz baskısının hafiflemesi için tüketim talebinde canlanma yaşanması gerektiğini vurguluyor.

Önümüzdeki dönemde atılacak adımlar ve alınacak olası ekonomik kararlar, sektörün dengeyi yeniden bulmasında belirleyici rol oynayacak. Şirketler maliyet kontrolüne odaklanırken, pazarın nasıl bir yön izleyeceği merakla bekleniyor.

AI YORUMU

Metal sektöründe uzun süredir devam eden dengesizlikler, küresel çelik ticaretinin ne denli kırılgan bir yapıda olduğunu gösteriyor. Çin pazarındaki bu tıkanıklık aşılmadığı sürece, uluslararası alanda fiyat istikrarından söz etmek oldukça güçleşecektir. Üreticiler maliyetleri kısmak zorunda kalırken, talep tarafındaki durgunluk sürmesi halinde iflaslar veya kapasite düşüşleri kaçınılmaz hale gelebilir. Geçmiş yıllardaki yüksek talep dönemleriyle kıyaslandığında, mevcut tablonun sektöre maliyeti oldukça ağır olmaktadır.

Kaynak: SteelRadar Haberin tam sayfası →

Ekonomi
• Sabah Ekonomi
Bakan Bayraktar: Dünyada modern zamanların en büyük enerji krizi var
Fotoğraf: Sabah Ekonomi

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, küresel çatışmalar ve lojistik sorunların modern zamanların en büyük enerji krizini tetiklediğini açıkladı. Türkiye dışa bağımlılığı azaltmak için çalışmalar yürütüyor.

  • Bakan Bayraktar krizin 1973 petrol sıkıntısından farklı olduğunu söyledi.
  • Pandemi ve savaşlar enerji arz güvenliğini doğrudan tehdit ediyor.
  • Türkiye'nin enerji ithalatı ekonomideki cari açık baskısını artırıyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Ankara Üniversitesi'ndeki akademik yıl açılışında yaptığı konuşmada, gezegenin sıra dışı bir dönemeçten geçtiğini belirtti. Küresel ölçekteki çatışmaların ve tedarik zinciri kırılmalarının enerji güvenliğini her zamankinden daha hassas hale getirdiğini ifade etti. Türkiye'nin enerji talebini karşılaması ve ithalata dayalı yapıyı dönüştürmesi gerektiğini vurguladı.

Mevcut tablonun geçmişteki 1973 petrol krizine veya 1979 İran Devrimi sonrasına benzemediğini dile getiren Bayraktar, 2020 pandemisi ile 2022'de başlayan Rusya-Ukrayna savaşının piyasaları altüst ettiğini aktardı. Ticaret savaşları ve lojistik aksaklıkların da eklenmesiyle ülkelerin korumacı politikalara yöneldiğini kaydetti. Günlük yaşamın sürdürülebilirliği için elektrik, doğal gaz ve akaryakıta kesintisiz erişimin hayati olduğunu hatırlattı.

Enerji arzının çoğunlukla fatura artışları veya kesintiler yaşandığında hatırlandığını söyleyen Bakan, bu sektörde gece gündüz çalışan büyük ekiplerin emeklerinin genellikle görünmediğine dikkat çekti. Rusya gibi bazı enerji zengin ülkelerde bile akaryakıt kuyrukları oluştuğunu örnek gösterdi. Negatif gündemlerle anılsalar da asıl amacın 365 gün kesintisiz hizmet sunmak olduğunu ifade etti.

Türkiye'nin ekonomik kırılmalarının temelinde enerji ve maden ithalatının payı bulunduğunu belirten Bayraktar, turizm gibi döviz kazandıran kalemlere rağmen dış ticaret açığının sürdüğünü kaydetti. Gelecekte elektrikli ulaşım, yapay zekâ çağının getirdiği yoğun veri merkezi ihtiyaçları ve su arıtma gibi alanlarda talebin katlanacağını bildirdi. Bu nedenle yerli kaynaklara yönelmenin kaçınılmaz bir hedef olduğunu yineledi.

AI YORUMU

Enerji ithalatına dayalı büyüme modeli, Türkiye ekonomisinin en kırılgan damarlarından birini oluşturuyor ve cari açık üzerinde kalıcı bir baskı yaratıyor. Bakan Bayraktar'ın işaret ettiği modern kriz tablosu, sanayi tesislerinden hanehalkına kadar herkesin maliyet yükünü doğrudan artırıyor. Eğer yerli kaynak yatırımları planlanan takvimde ilerlemezse, küresel dalgalanmalar iç piyasadaki fiyatları doğrudan yukarı çekecektir. Uzun vadede bu bağımlılığın maliyeti, ülkenin rekabet gücünü zayıflatma riski taşıyor.

Kaynak: Sabah Ekonomi Haberin tam sayfası →

Ekonomi
• ekotürk
Orta Doğu gerilimi sürerken Çin ham petrol stoklarını hızla eritiyor
Fotoğraf: ekotürk

Orta Doğu hattındaki gerilimler enerji fiyatlarında risk primini canlı tutmaya devam ediyor. Bu süreçte Çin rafinerilerinin günlük ham petrol stoklarını azalttığı ve ithalat ile üretim dengesinde değişime gittiği belirlendi.

  • Çin, eylül ayında günlük yaklaşık 500 bin varil ham petrol stoku kullandı.
  • Bölgedeki güvenlik kaygıları tanker navlun ücretlerini rekor seviyelere çıkardı.
  • ABD yönetimi yaptırım dışı tanker kapasitesini artırmak için yeni adımlar değerlendiriyor.

Küresel enerji piyasalarında Basra Körfezi çıkışlı sevkiyatlar kesintisiz sürse de Orta Doğu kaynaklı gerilimler fiyatlar üzerindeki jeopolitik risk primini canlı tutuyor. Uluslararası finans kuruluşlarının analizlerine göre, henüz fiili bir arz kesintisi yaşanmamış olmasına rağmen olası senaryolar anlık olarak piyasa fiyatlarına yansıtılıyor. Bölgesel risklerin zayıfladığına dair somut bir işaretin henüz görülmemesi, fiyatların yüksek bantta kalmasını tetikliyor.

Yaşanan gerilim dalgası deniz yolu taşımacılığında rotaların uzamasına ve tankerlerin verimli kullanılamamasına yol açtı. Bu durum navlun ücretlerinde tarihi rekorların kırılmasına neden olurken, ham petrolün nihai teslimat maliyetini de doğrudan yukarı çekti. ABD makamları, yaptırım uygulanan bazı tankerlerin satışına onay vererek taşımacılık kapasitesini genişletmek ve maliyetleri hafifletmek amacıyla yeni formüller üzerinde çalışıyor.

Uzak Doğu'da ise üretim ve tüketim cephesinde dikkat çekici hareketlilik yaşanıyor. Çin'in günlük ham petrol üretimi eylül ayında aylık yüzde 0,6 ve yıllık yüzde 2,5 oranında artarak 4,45 milyon varil seviyesine ulaştı. Ülke genelindeki rafinerilerin günlük işleme hacmi önceki aya kıyasla hafif bir artış gösterip 14 milyon varili aşsa da, geçen yılın aynı döneminin yüzde 8,4 gerisinde kaldı.

Yapılan detaylı veri hesaplamaları, Çin'in eylül ayında günlük ortalama 500 bin varil olmak üzere toplamda yaklaşık 16 milyon varil ham petrol stokunu tükettiğini ortaya koydu. Aynı dönemde ülkenin görünür petrol talebi aylık yüzde 2,7 ve yıllık yüzde 15,2 azalışla günlük 12,75 milyon varile geriledi. Stok erimesi, talepteki daralmaya rağmen rafineri girdilerinin içerideki rezervlerden karşılandığını net biçimde gösteriyor.

AI YORUMU

Piyasalardaki risk priminin yüksek seyretmesi, arz güvenliğine yönelik endişelerin kalıcı olduğunu kanıtlıyor. Çin gibi dev bir tüketicinin stok eritme yoluna gitmesi, ithalat maliyetlerindeki artışa karşı yerel dengeyi koruma hamlesi olarak okunmalıdır. Tanker navlun ücretlerinin rekor kırması ise enerji ithal eden gelişmekte olan ekonomiler için maliyet baskısını artırıyor. Sevkiyat yollarındaki olası bir rahatlama, navlun fiyatlarını aşağı çekmezse küresel akaryakıt enflasyonunda gevşeme beklenmemelidir.

Kaynak: ekotürk Haberin tam sayfası →

Ekonomi
• CNN Türk
Türkiye'nin ocak-eylül ihracatı 211 milyar dolara ulaştı
Fotoğraf: CNN Türk

Türkiye'nin ocak-eylül dönemi ihracatı yüzde 5,2 artışla 211 milyar dolara ulaştı. Yılın dokuz aylık sürecinde 26 sektörden 18'i dış satımını artırırken, en yüksek yükseliş yaş meyve ve sebze alanında kaydedildi.

  • Ocak-eylül döneminde ihracat yüzde 5,2 artarak 211 milyar dolara yükseldi.
  • Zeytin ve zeytinyağı ihracatı düşük rekolte nedeniyle yüzde 28 geriledi.

Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, yılın ilk dokuz ayında dış ticaret hacmi rekor seviyeye ulaştı. Belirtilen dönemde toplam ihracat geçen yılın aynı zaman dilimine kıyasla yüzde 5,2 oranında artış göstererek 211 milyar dolar sınırını aştı. Son 12 aylık periyotta ise toplam dış satım 283,7 milyar dolara yükseldi ve bu süreçte incelenen 26 ana sektörün 18'i büyüme kaydetti.

Yılın dokuz aylık bilançosuna göre ihracatını en çok artıran alan yüzde 42'lik tırmanışla yaş meyve ve sebze oldu ve 3,2 milyar dolarlık satış gerçekleştirildi. Savunma ve havacılık sanayisi ise yüzde 16 yükselişle 6,9 milyar dolarlık ihracata imza attı.

Otomotiv endüstrisi 31,1 milyar dolarlık dış satımla hacim liderliğini korurken, kimyevi maddeler ve mamulleri 25,8 milyar dolarla bu sektörü takip etti. Çelik ihracatı 12,7 milyar dolar, elektrik ve elektronik sektörü ise 14,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Belirtilen dönemde bazı kalemlerde ise daralma yaşandı.

Toplam 8 sektörün ihracatında düşüş kaydedilirken, en sert gerileme yüzde 28 ile zeytin ve zeytinyağı sektöründe görüldü. Sektör temsilcileri bu düşüşün temel sebebinin geçen sezonki düşük rekolte olduğunu bildirdi. Ayrıca ABD'nin temmuz ayında yürürlüğe koyduğu yüzde 12,5'lik ek verginin üreticilerin rekabet gücünü zayıflattığı ifade edildi.

AI YORUMU

Dış ticaret verilerindeki artış eğilimi genel toplamda olumlu bir tablo çizebilse de, tarım ve gıda kollarındaki dalgalanmalar yerel üreticilerin karşılaştığı yapısal riskleri açıkça işaret ediyor. Zeytin ve zeytinyağı ihracatındaki yüzde 28'lik sert düşüş, iklim koşullarına bağlı rekolte kayıplarının dış pazardaki payı ne denli hızlı eritebileceğini gösteriyor. Üreticilerin önümüzdeki dönemde uluslararası pazarlardaki korumacı vergi duvarlarıyla baş edebilmesi için maliyet yönetimi ve katma değerli ürün stratejilerine ağırlık vermesi şart.

Kaynak: CNN Türk Haberin tam sayfası →

Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

İlgili Haberler

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…