Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Dünya
Trump'tan Netanyahu'ya telefon desteği: Ezici zafer kazanacaksın
•2 dk okuma
Paylaş
HDünya
iFotoğraf: The White House · Kamu malı · Wikimedia Commons
Özet
İsrail'de yapılacak parlamento seçimleri öncesinde Donald Trump, Binyamin Netanyahu'yu telefonla arayarak destek verdi. Anketlerde zorlanan İsrail Başbakanı ise seçim sonuçlarından duyduğu endişeyi gizlemedi.
Öne çıkanlar
Trump, 27 Ekim seçimleri için Netanyahu'ya ezici ve tarihi bir zafer vadetti.
İsrail Başbakanı Maariv gazetesine bağlı 104 FM radyosuna kazanacağından emin olmadığını söyledi.
120 sandalyeli Knesset'te sağ koalisyon ve muhalefet asgari çoğunluğa ulaşamıyor.
Haberin Detayı
Netanyahu'nun sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı video kaydında, Trump'ın kendisini arayarak seçim yarışında ezici bir galibiyet elde edeceğini söylediği duyuldu. Kayıtlarda, İsrail liderinin bu desteğe karşılık olarak ABD Başkanı'nı bugüne kadarki en büyük müttefik olarak nitelendirdiği görüldü.
Fotoğraf: The White House · Kamu malı · Wikimedia Commons · Wikimedia Commons
İngiliz basınından The Telegraph'ın diplomatik kaynaklara dayandırdığı bilgilere göre, Trump'ın geçtiğimiz pazar günü ilan ettiği koşulsuz destek kararı uluslararası çevrelerde şaşkınlık yarattı. Trump'ın mesajında Netanyahu'yu savaşçı bir başbakan ve İran'a karşı barışı inşa etmede kilit bir ortak olarak tanımlaması dikkat çekti. Beyaz Saray'ın bu hamlesi, geçmişte benzer liderlere sunulan desteklerin ardından gelen en doğrudan seçim müdahalelerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Washington yönetiminin bu açık arkalamasına rağmen, sahadaki gerçek tablonun oldukça farklı olduğu biliniyor. Yerel basına konuşan Netanyahu, seçim sonuçlarına dair derin şüpheler taşıdığını belirterek zaferi kesinleştirmek zorunda olduklarını ve sonuçtan emin olmadığını açıkça ifade etti. Kişisel siyasi geleceği açısından hayati bir dönemeçte bulunan başbakan, bir yandan iç hukukta yolsuzluk suçlamalarıyla yargılanırken diğer yandan Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin kasım ayında çıkardığı yakalama emriyle mücadele ediyor.
Kamuoyu yoklamaları, ABD'den gelen bu üst düzey desteğe rağmen ülkedeki siyasi kilitlenmenin çözülmediğini ortaya koyuyor. 120 sandalyeli parlamentoda hükümet kurabilmek için gerekli 61 milletvekili sınırına ne Netanyahu'nun liderlik ettiği sağ bloğun ne de muhalefetin tek başına ulaşabildiği izleniyor. Sandıktan çıkacak nihai tablonun yalnızca yeni kabineyi değil, aynı zamanda yargı muafiyeti girişimlerini ve bölgesel güvenlik dengelerini doğrudan etkilemesi bekleniyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Dış müdahalelerin sandık sonuçları üzerindeki doğrudan etkisi, yerel seçmenin karar mekanizmasını ne ölçüde değiştireceği sorusunu akıllara getiriyor. Anketlerdeki 61 sandalye eşiğine iki tarafın da ulaşamaması, dışarıdan gelen bu güçlü mesajların oy oranlarına yansımayabileceğini gösteriyor. Bölgesel gerilimlerin gölgesinde gerçekleşen bu süreç, Netanyahu'nun siyasi ömrünü belirleyeceği gibi ülkenin dış politika çizgisini de kökten sarsacak.
Kaynak:
Orta Doğu Haber
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, İsrail'de yapılacak başbakanlık seçimlerinde Binyamin Netanyahu'yu desteklediğini duyurdu. Seçim sürecine müdahil olan Trump, yanlış bir liderin seçilmesi durumunda Amerika'nın sürece tek başına müdahale etmek zorunda kalabileceğini belirtti.
Donald Trump, İsrail Başbakanlığı için Netanyahu'ya tam destek verdiğini açıkladı.
ABD Başkanı, Tahran yönetiminin askeri ve finansal olarak yok edildiğini savundu.
Netanyahu, sosyal medya üzerinden Trump'a işbirliği ve desteği için teşekkür etti.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, İsrail'de yaklaşan başbakanlık seçimleri öncesinde mevcut Başbakan Binyamin Netanyahu'ya açık desteğini ilan etti. İsrail kamuoyuna yönelik bir mesaj paylaşan Trump, İran ile yaşanan bölgesel gerilimlere ve izlenen politikalara dair çeşitli değerlendirmelerde bulundu. Açıklamasında Netanyahu'nun rolüne özellikle vurgu yaparak mevcut başbakanın mücadeledeki konumuna dikkat çekti.
Binyamin Netanyahu'nun yarım asırdan uzun süredir devam eden sloganlara ve politikalara karşı mücadelede önemli bir ortak olduğunu savunan Trump, Tahran yönetiminin durumunu ele aldı. İran'ın askeri ve finansal sistemlerinin hedef alındığını öne süren ABD Başkanı, bu tutumun değişmemesi durumunda operasyonların kısa sürede tamamlanacağını ifade etti. Tahran'a yönelik sert ifadeler kullanarak sürecin sonuna yaklaşıldığının sinyalini verdi.
İsrail'deki seçim atmosferine doğrudan müdahil olan Trump, seçmenlere yönelik uyarılarda bulunarak tercihlerin sonuçlarına değindi. Ülkenin yanlış bir ismi seçmesi halinde Amerika'nın sorumluluğu tek başına üstlenmek zorunda kalacağını ve kendisinin buna istekli olmadığını dile getirdi. Yaklaşan yarışta Netanyahu'nun arkasında durduğunu yineleyerek mevcut başbakanın seçmenleri yarı yolda bırakmayacağına olan inancını paylaştı.
Netanyahu ise Amerika merkezli sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımla bu desteğe karşılık verdi. ABD Başkanı'na ortak çalışmalarından ve gösterdiği yardımdan ötürü teşekkür eden İsrail Başbakanı, görevi birlikte tamamlayacaklarını belirtti. İki lider arasındaki bu diyalog, seçim öncesi siyasi dengeleri etkileyebilecek bir gelişme olarak kayda geçti.
AI YORUMU
Liderler arasındaki bu açık diplomatik hizalanma, seçim dönemindeki iç siyasi dengeleri doğrudan etkileyen bir unsur olarak öne çıkıyor. Dışarıdan gelen bu güçlü müdahale, seçmen tercihlerini şekillendirirken bölgesel güvenlik politikalarının da merkezine oturuyor. İsrail halkı sandık başına giderken, dış politikadaki ittifakların oy verme eğilimlerini ne yönde değiştireceği yakından izlenecektir. Seçim sonucunun beklendiği gibi çıkmaması durumunda Washington yönetiminin atacağı adımlar, iki ülke arasındaki işbirliğinin seyrini belirleyecektir.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsrail'deki seçim sürecine müdahil olmayacağını açıkladı. Donald Trump'ın Netanyahu'ya açık desteğinin aksine Vance, aday tercihinde bulunmaktan kaçındı.
JD Vance, Netanyahu'nun yeniden seçilmesini desteklemekten kaçındı.
Air Force Two uçağında gazeteci Mark Halperin'e röportaj verdi.
Macaristan'daki Viktor Orban seçimlerine destek vermişti.
Amerika Birleşik Devletleri siyasetinde dış politika ve müttefik ilişkileri üzerine yeni tartışmalar yaşanmaya devam ediyor. Son olarak Başkan Yardımcısı JD Vance, Orta Doğu politikaları ve yabancı ülke seçimleri hakkında dikkat çekici açıklamalarda bulundu. CNN platformunda yer alan haber detaylarına göre, Vance ile Donald Trump'ın tutumları arasında net bir ayrım gözlendi.
Uçak yolculuğu sırasında gazeteci Mark Halperin'in sorularını yanıtlayan Vance, odak noktasının yalnızca kendi ülkesindeki ara seçimler olduğunu belirtti. Kendi pozisyonunu net bir dille ifade eden siyasetçi, yabancı devletlerin seçim süreçlerine müdahil olmama kararı aldığını dile getirdi. Bu doğrultuda, tartışmaların odağındaki Binyamin Netanyahu hakkında taraf olmayacağını vurguladı.
Daha önceki dönemlerde farklı bir tutum sergileyen Vance, Avrupa siyasetinde aktif bir rol üstlenmişti. Yılın başlarında Macaristan'ın başkenti Budapeşte'ye resmi bir ziyarette bulunan isim, Viktor Orban'ın seçim kampanyasına açık destek vermesiyle biliniyor. Bu durum, İsrail siyasetine mesafeli yaklaşma kararının arkasındaki soru işaretlerini artırdı.
Yapılan açıklamalarda Netanyahu'ya karşı ya da yanında olmadığını ısrarla belirten Vance, tarafsız çizgisini koruduğunu ifade etti. ABD yönetiminin üst kademelerindeki bu farklı yaklaşımlar, dış politika hamlelerinin iç siyasete yansımalarını da beraberinde getiriyor. İlerleyen süreçte Washington yönetiminin müttefik ülkelerle kuracağı dengeler yakından takip edilecek.
AI YORUMU
Washington yönetiminin kilit isimlerinden gelen farklı açıklamalar, dış politika stratejilerindeki çift başlı görünümü net biçimde gözler önüne seriyor. Vance'in Orban örneğinde olduğu gibi geçmişte aktif destek vermesine rağmen İsrail konusunda tarafsız kalmayı seçmesi, iç politikadaki seçmen dengelerini koruma hamlesi olarak okunabilir. Bu tür stratejik hamleler, özellikle Orta Doğu ile ilişkileri yöneten diplomatik çevreler üzerinde doğrudan baskı oluşturur. İlerleyen dönemde iki lider arasındaki bu politika ton farkı derinleşirse, müttefik ülkelerle kurulan diplomatik temaslarda farklı yaklaşımların izlenmesi kaçınılmaz hale gelecektir.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, gerilimin dorukta olduğu bir dönemde İsrail'e habersiz bir çıkarma yaptı. Başbakan Binyamin Netanyahu ile bir araya gelen Hegseth, kritik bölgesel meseleleri masaya yatırdı.
Ziyaret, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim ve Husilerin saldırılarının arttığı dönemde yapıldı.
Görüşme İsrail'in güneyindeki bir hava üssünde gerçekleştirildi.
Temaslar, 27 Ekim'deki parlamento seçimleri öncesindeki ilk kritik buluşma oldu.
Ortadoğu hattında askeri hareketliliğin hız kazandığı günlerde, Washington yönetiminden dikkat çeken bir hamle geldi. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, önceden duyurulmayan bir programla İsrail topraklarına ayak basarak üst düzey temaslara başladı. Bu ani seyahat, Washington ile Tahran arasındaki diplomatik ve askeri hatların gerildiği bir zaman dilimine denk geldi.
Ziyaretin en net adresi, İsrail'in güneyinde bulunan stratejik bir hava üssü oldu. Hegseth, burada Başbakan Binyamin Netanyahu ile bir araya gelerek bölgesel güvenliği ve İran merkezli riskleri değerlendirdi. Görüşmenin ardından sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, CENTCOM bölgesindeki Amerikan birliklerini denetlediğini ifade etti.
Temasların arkasındaki zamanlama ise uluslararası kamuoyunun dikkatinden kaçmadı. Hürmüz Boğazı'nda yaşanan petrol ve ticaret hattı gerginlikleri ile Yemen merkezli Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik artan füze ve insansız hava aracı saldırıları, bölgedeki kırılganlığı tırmandıran temel etkenler arasında yer alıyor.
Görüşmenin, yaklaşan seçim takvimiyle olan bağı da göz ardı edilmiyor. Hamas'ın 7 Ekim 2023 tarihinde başlattığı saldırıların ardından ülkede yapılacak ilk parlamento seçimleri 27 Ekim tarihinde gerçekleştirilecek. ABD Başkanı Donald Trump'ın bu seçimler öncesinde Netanyahu'ya açık desteğini duyurmasının ardından gelen bu temas, iki ülke arasındaki askeri iş birliğinin seyrini belirliyor.
AI YORUMU
Bölgesel krizlerin derinleştiği bir süreçte üst düzey askeri ziyaretlerin sıklaşması, sahadaki dengelerin her an değişebileceğini gösteriyor. 27 Ekim seçimlerine sayılı günler kala gerçekleşen bu temaslar, Tel Aviv yönetiminin askeri ve siyasi hamlelerini doğrudan etkiliyor. Karşılaştırmalı olarak bakıldığında, daha önceki dönemlere kıyasla Washington ve İsrail'in ortak operasyonel planları artık daha açık bir diplomasiyle koordine ediliyor. Bu durum, önümüzdeki haftalarda Hürmüz Boğazı eksenli güvenlik risklerini artırabilir.
Arakçi, sanal medya üzerinden yaptığı açıklamada Tel Aviv yönetiminin hamlelerine karşı Tahran'ın hazırlıklı olduğunu vurguladı.
İranlı bakan, geçmişteki çatışmalarda ülkesinin daha da güçlenerek çıktığını hatırlattı.
Açıklamada Tahran'ın bitmemiş hesapları olduğu ve dikkatli olunması gerektiği ifade edildi.
Orta Doğu'da tansiyonu artıran açıklamalar diplomatik kanallardan gelmeye devam ediyor. Dijital medya hesabından paylaşımda bulunan Arakçi, Tel Aviv yönetiminin bölgesel istikrarı tehlikeye atan adımlarını ele aldı.
Arakçi'nin değerlendirmelerine göre, İsrail lideri kendi kişisel ve hukuki sorunlarından kaçmak istiyor. Açıklamada, Netanyahu'nun olası cezaevi sürecinden kurtulmak adına Washington'u geniş çaplı bir çatışmanın içine çekmeye çalıştığı öne sürüldü. Bu durumun müttefik ülkeler üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekildi.
İranlı bakan, geçmişte yaşanan askeri gerilimleri de hatırlatarak Tahran'ın direncine vurgu yaptı. Daha önceki benzer girişimlerde ülkenin daha güçlü bir şekilde yoluna devam ettiğini belirten yetkili, benzer bir senaryonun tekrarlanması halinde gerekli karşılığın verileceğini kaydetti.
Açıklamanın sonunda ise açık bir uyarı tonu dikkat çekti. Geçmiş deneyimlerin unutulmaması gerektiğini belirten Tahran yönetimi, atılacak yanlış adımlara karşı ellerinde henüz tamamlanmamış süreçler bulunduğunu ve tarafların temkinli hareket etmesi icap ettiğini duyurdu.
AI YORUMU
Diplomatik arenada sesleri yükselten bu tür açıklamalar, liderlerin iç siyasi sıkışmışlıklarını dış politikadaki sert söylemlerle aşma stratejisinin tipik bir yansımasıdır. Tahran yönetimi, Washington ve Tel Aviv arasındaki ittifakın çatlaklarına odaklanarak kendi caydırıcılığını artırmayı hedefliyor. Bölgesel aktörler açısından bu tür karşılıklı restleşmeler, yanlış hesap yapılması durumunda kontrol edilemeyen krizlerin doğmasına yol açabilir.