TBMM Genel Kurulu'nda Kızılay Kanunu Teklifi'nin İlk Üç Maddesi Kabul Edildi
•2 dk okuma
Paylaş
HGündem
Fotoğraf: CNN Türk
Özet
TBMM Genel Kurulu, Türk Kızılay Kanunu Teklifi'nin ilk üç maddesini kabul etti. Görüşmelerde 6 Şubat depremleri, Kızılay'ın denetimi ve kamu kaynaklarının kullanımı tartışıldı. AK Parti ile DEM Parti milletvekilleri arasında başörtüsü konusu da gündeme geldi. Meclis, çalışmalarına 20 Ekim Salı günü devam edecek.
Öne çıkanlar
Kızılay Kanunu Teklifi'nin 1., 2., 3. maddeleri TBMM'de kabul edildi
Mecliste 6 Şubat depremleri ve Kızılay denetimi üzerine sert tartışmalar yaşandı
AK Parti ve DEM Parti milletvekilleri arasında başörtüsü tartışması gündemi yükseltti
Haberin Detayı
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Yusuf Beyazıt'ın başkanlığında toplanarak Türk Kızılay Kanunu Teklifi'ni görüşmeye başladı. Teklif, Kızılay'ın hukuki statüsü, denetimi ve kamu kaynaklarının kullanımına dair düzenlemeler içeriyor ve ilk üç maddesi oylamaya sunuldu. Parlamento üyeleri, gündemi belirleyen konular arasında 6 Şubat depremlerinde Kızılay'ın rolü ve kurumun bağımsızlığı ile denetim mekanizmaları yer aldı.
Görüşmelerde Yeni Yol grubu milletvekili Mehmet Karaman, Kızılay'ın denetiminin Sayıştay aracılığıyla yapılması gerektiğini vurguladı ve kurumun TBMM'ye yıllık rapor sunmasının önemine değindi. İYİ Parti milletvekili Lütfü Türkkan, Kızılay'ın güçlendirilmesini desteklerken, yeni yetki ve ayrıcalıkların denetimle birlikte düzenlenmesi gerektiğini belirtti. CHP milletvekili Ali Öztunç ise 6 Şubat depremleri sırasında Kızılay yönetiminin performansını eleştirerek çadır satışının tartışmalara yol açtığını hatırlattı.
MHP milletvekili Ayşe Sibel Ersoy, teklifin Kızılay'ın görev ve yetkilerini hukuki çerçeveye oturtacağını söyleyerek afetlerde güçlü bir organizasyonun önemine işaret etti. DEM Parti milletvekili Beritan Güneş Altın, teklifin oylamasına karşı oy kullanacaklarını açıklarken, kurumun mevcut yönetim anlayışını eleştirdi. AK Parti grup başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, muhalefetin 6 Şubat depremlerine yönelik eleştirilerine yanıt vererek, AFAD ve Kızılay yerine Ahbap’a bağış çağrılarının dezenformasyon olduğunu savundu.
Toplantıda AK Parti ile DEM Parti milletvekilleri arasında başörtüsü konusuna da değinildi; Akbaşoğlu, DEM Parti milletvekili Mehmet Kamaç'ın önceki konuşmalarındaki ifadeleri gündeme getirdi. Görüşmelerin ardından meclis, 20 Ekim Salı günü devam edeceğini duyurdu. Teklifin kalan maddelerinin de aynı titizlikle ele alınması bekleniyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Kızılay'ın denetim ve kamu kaynakları üzerindeki düzenlemeler, afet yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirliği artırma potansiyeli taşıyor. Teklifin kabulü, hem Kızılay çalışanlarını hem de bağışçılar ve afet bölgelerindeki vatandaşları doğrudan etkileyebilir. Önümüzdeki süreçte, teklifin geri kalan maddelerinin nasıl şekilleneceği ve denetim mekanizmalarının uygulamaya konulması kritik olacak.
Kaynak:
CNN Türk
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının üst düzey yöneticileri, Şırnak il müdürlüğünü ziyaret ederek yürütülen faaliyetleri yerinde inceledi. Gerçekleştirilen temaslarda, bölgedeki risk azaltma stratejileri ve olası afetlere hazırlık süreçleri ele alındı. Yerel birimlerin çalışmaları hakkında detaylı bilgi alan heyet, kurumlar arası iş birliğinin önemine dikkat çekti.
Prof. Dr. Orhan Tatar ve Prof. Dr. Aykut Aygün Şırnak'ı ziyaret etti.
Ziyaret kapsamında AFAD İl Müdürlüğünün mevcut faaliyetleri masaya yatırıldı.
Afet risklerinin azaltılması ve hazırlık çalışmaları değerlendirildi.
Ülke genelindeki afet yönetim stratejilerini yerinde koordine etmek amacıyla yürütülen saha çalışmaları kapsamında önemli bir ziyaret gerçekleşti. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı bünyesinde kritik görevler üstlenen Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar ile Deprem Dairesi Başkanı Prof. Dr. Aykut Aygün, Güneydoğu Anadolu bölgesindeki temasları çerçevesinde Şırnak'a gitti.
Gerçekleştirilen bu kurumsal ziyaret sırasında, ilgili genel müdürlük bürokratları Şırnak AFAD İl Müdürlüğü personeliyle bir araya geldi. Toplantıda, il genelinde yürütülen operasyonel faaliyetler, afetlere karşı hazırlık durumu ve risk azaltma projeleri detaylı bir şekilde masaya yatırıldı.
Bölgesel risklerin en aza indirilmesi ve olası acil durumlara karşı müdahale kapasitesinin artırılması adına atılan adımlar karşılıklı olarak istişare edildi. Yerel birimlerin yürüttüğü çalışmaların sahadaki yansımaları değerlendirilirken, geleceğe yönelik planlamalar hakkında da fikir alışverişinde bulunuldu.
Şırnak AFAD İl Müdürlüğü yetkilileri, üst düzey yöneticilerin gerçekleştirdiği bu anlamlı ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Kurumun çalışmalarına sunulan katkılar ve verilen destek dolayısıyla konuk heyete teşekkür edilerek temaslar tamamlandı.
AI YORUMU
Bu tür üst düzey ziyaretler, merkez ile taşra teşkilatları arasındaki koordinasyonun canlı tutulması açısından kritik bir rol oynuyor. Özellikle deprem ve benzeri afet risklerinin yüksek olduğu bölgelerde, yerel kapasitenin Ankara'dan gelen uzmanlarca denetlenmesi ve desteklenmesi hazırlık seviyesini doğrudan artırıyor. Önümüzdeki dönemde bu tür denetimlerin sahadaki pratik uygulamalara nasıl yansıyacağı yakından takip edilmeli.
İstanbul'un Kartal sahilinde gece saatlerinde kayda geçen görüntüler yeni bir tartışma başlattı. Bir vatandaşın cep telefonuyla kaydettiği anlarda, durakta bekleyen bir kişinin duran araçlarla pazarlık yaptığı öne sürüldü. Yol kenarındaki hareketlilik çevre sakinlerinin tepkisini çekerken, bölgedeki güvenlik denetimlerinin artırılması talebi yeniden yükseldi.
Kartal sahil şeridinde gece saatlerinde çekilen görüntüler sosyal medyada gündem oldu.
Yol kenarında duran araçlarla fiyat pazarlığı yapıldığı iddia edildi.
Benzer olaylarla anılan bölge için güvenlik denetimlerinin artırılması isteniyor.
İstanbul Anadolu Yakası'nda yer alan sahil şeridinde geç saatlerde yaşanan hareketlilik, bölge sakinlerinin tepkisine yol açtı. Kartal'da bir otobüs durağı çevresinde kaydedilen videoda, yol kenarına yanaşan otomobiller ile duraktaki kişi arasında geçen diyaloglar yer aldı.
Çevredeki bir vatandaş tarafından cep telefonu kamerasıyla saniye saniye kaydedilen görüntülerde, araç sürücülerine belirli tarifelerin iletildiği ve fuhuş pazarlığı yürütüldüğü iddia edildi. Araçların durak önünde kısa süreli duraklamalar yapması ve ardından yaşanan diyaloglar dikkat çekti.
Kartal sahili daha önceki dönemlerde de benzer şikâyet ve iddialarla gündeme taşınmıştı. Son paylaşılan kayıtların ardından, kamuya açık bu tür dinlenme alanlarında huzurun korunması amacıyla emniyet birimlerinin devriye ve denetimlerini sıklaştırması talep ediliyor.
AI YORUMU
Kentin en işlek kamusal alanlarının bu tür faaliyetlerle anılması, hem bölge halkının güvenlik algısını zedeliyor hem de kamusal düzenin kırılganlığını gösteriyor. Yalnızca bireysel kayıtlarla görünür kılınan bu tablonun önüne geçilebilmesi, geçici tedbirler yerine sahil hattında kesintisiz ve caydırıcı devriye mekanizmalarının işletilmesine bağlı. Aksi takdirde benzer şikâyetler periyodik olarak kamuoyunun gündemini meşgul etmeye devam edecektir.
Gelecek Partisi Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, TBMM'de yaptığı açıklamada ulusal basının ezici çoğunluğunun iktidar kontrolünde olduğunu belirtti. Türkiye'nin basın özgürlüğü endeksindeki gerileyişine dikkat çeken Özdağ, muhalefetin sesini duyurma olanaklarının kısıtlandığını ve mevcut tablonun geçmişteki baskı dönemlerini andırdığını dile getirdi.
Özdağ ulusal medyanın yüzde 90'ının hükümet etkisinde bulunduğunu savundu.
Türkiye'nin Basın Özgürlüğü Endeksi'nde 180 ülke arasında 163. sırada olduğu belirtildi.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin hesap verebilirliği ve denetimi zayıflattığı ifade edildi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında basın mensuplarıyla bir araya gelen Yeni Yol Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, ülkedeki yayıncılık ve medya iklimine dair çarpıcı tespitlerde bulundu. Özdağ, güncel basın özgürlüğü göstergelerinde Türkiye'nin 180 devlet arasında 163. basamağa kadar gerilediğini anımsatarak, yaygın kitle iletişim araçlarının yaklaşık yüzde 90'lık bölümünün doğrudan iktidar güdümünde ya da hükümet politikalarını destekler çizgide faaliyet yürüttüğünü savundu.
Medya alanındaki tek sesliliğin siyasi rekabeti baltaladığını dile getiren Özdağ, muhalif aktörlerin ve parti yöneticilerinin topluma ulaşabileceği kanalların daraltıldığını aktardı. Anayasa'nın 28. maddesinde güvence altına alınan haber alma ve yayma hürriyetinin korunmasının kamu gücünün temel sorumluluklarından biri olduğuna işaret eden siyasetçi, sistemin muhalefeti denetlemeye odaklanırken yürütmeyi denetim dışı bıraktığını öne sürdü.
Yürürlükteki hükümet modelinin iktidarda kalma gayesini öncelediğini ve kamuya hesap verme mekanizmalarını aşındırdığını belirten Özdağ, son yıllardaki baskıcı tutumun 28 Şubat sürecini geride bırakacak boyuta ulaştığını iddia etti. Eleştirel gazetecilerin yargı baskısıyla ve tutuklamalarla karşı karşıya kaldığını kaydeden milletvekili, geçmişte kendi yaşadığı mağduriyetleri de hatırlatarak tarihin ironik bir biçimde tekerrür ettiğini söyledi.
12 Eylül ve 1990'lı yılların çalkantılı atmosferinde başörtüsü serbestisini savunduğu gerekçesiyle akademik görevinden uzaklaştırıldığını belirten Özdağ, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da o devirde benzer zorluklarla sınandığına değindi. O dönemlerde bile ana akım yayın organlarının farklı seslere asgari düzeyde de olsa alan açtığını savunan Özdağ, dünün mağdurlarının bugün aynı baskı araçlarını muhalif kesimlere yöneltmesini sert sözlerle eleştirdi.
AI YORUMU
Basın üzerindeki yoğun kamusal ve siyasi kontrol, yalnızca gazetecilik mesleğini değil, seçmenin doğru bilgiye erişerek tercih yapma hakkını da doğrudan yaralıyor. Muhalefetin geleneksel kanallardan tecrit edilmesi, siyasi tartışmayı ister istemez denetimsiz dijital platformlara kaydırırken kutuplaşmayı daha da besliyor. Medyadaki çoğulculuk açığı giderilmedikçe, demokratik mekanizmaların sağlıklı işlemesi ve şeffaf bir hesap verebilirlik kültürünün yerleşmesi mümkün görünmüyor.
Google, erken deprem uyarı ağını dünya genelinde iki yüzden fazla bölgeye ulaştırarak kapsamını genişletti. Gerçek zamanlı verileri işleyen teknoloji, coğrafi risk analizleriyle birlikte kullanıcılara kişiselleştirilmiş bildirimler sunuyor.
Sistem iki yüzden fazla bölgede aktif hale getirildi.
Gerçek zamanlı akış verileri anlık bilgilendirme için kullanılıyor.
Bölgesel risk analizleri sayesinde uyarılar kişiselleştiriliyor.
Akıllı telefon teknolojilerini afet yönetimiyle buluşturan yeni bir hamle hayata geçirildi. Mobil cihazlardaki hareket algılayıcılarını kullanarak sarsıntıları önceden tespit eden mekanizma, faaliyet gösterdiği coğrafi alanı iki yüzün üzerine çıkardı.
Geliştirilen altyapı, sarsıntı anında saniyeler kazandıran anlık veri akışına dayanıyor. Yer hareketlerini milisaniyeler içinde işleyen yazılım, risk altındaki kişilere doğrudan bildirim göndererek hazırlık süresi tanıyor.
Yalnızca genel duyurular yapmakla kalmayan sistem, bölgesel bazlı risk analizleriyle uyarı mekanizmasını özelleştiriyor. Böylece her bölgenin kendi coğrafi koşullarına uygun veri akışı sağlanmış oluyor.
Teknoloji devinin afet süreçlerindeki dijitalleşme hamlelerine hız kazandıran bu gelişme, toplumsal hazırlık refleksini güçlendirmeyi hedefliyor. Uzmanlar, anlık bildirimlerin can güvenliği açısından saniyelerin hayat kurtardığı durumlarda büyük rol oynadığını belirtiyor.
AI YORUMU
İki yüzün üzerinde coğrafi bölgede devreye sokulan bu gerçek zamanlı uyarı ağı, afet anındaki bilgi akışını hızlandırması bakımından değer taşıyor. Özellikle saniyelerin bile kritik önem taşıdığı sarsıntı anlarında, milyarlarca cihaza anlık ulaşabilen bu altyapı toplumsal güvenliğe doğrudan katkı sunacaktır. Önümüzdeki dönemde yerel sismoloji enstitüleriyle kurulacak entegrasyonlar, sistemin doğruluk oranını ve kapsayıcılığını daha da artırabilir.