Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Ekonomi
Sanayi üretici fiyatları eylülde yıllık yüzde 29,32 oranında arttı
•2 dk okuma
Paylaş
HEkonomi
iFotoğraf: Shixart1985 · CC BY 2.0 · Wikimedia Commons
Özet
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre toplam sanayi üretici fiyat endeksi eylül ayında aylık bazda yüzde 2,31 yükseldi. Sektörel bazdaki maliyet tırmanışı sürerken yıllık ortalama artış oranı yüzde 29,35 olarak kayıtlara geçti.
Öne çıkanlar
Sanayi üretici fiyatları eylülde yıllık yüzde 29,32 arttı.
Madencilik ve taş ocakçılığı yıllık bazda yüzde 35,92 ile en yüksek artışı gördü.
Ana sanayi grupları içinde yıllık en büyük artış yüzde 44,64 ile enerjide yaşandı.
Haberin Detayı
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından paylaşılan eylül ayı sanayi üretici fiyat endeksi verileri, üretim maliyetlerindeki yükseliş eğiliminin devam ettiğini gösterdi. Açıklanan rakamlara göre toplam endeks eylülde bir önceki aya kıyasla yüzde 2,31 artış kaydetti. Yıllık bazdaki artış ise yüzde 29,32 seviyesine ulaştı.
Sektörel kırılımlar incelendiğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla en yüksek fiyat artışı yüzde 35,92 ile madencilik ve taş ocakçılığı alanında görüldü. İmalat sanayindeki fiyat artışı yüzde 30,58 olurken su temini, kanalizasyon ve atık yönetimi faaliyetlerinde bu oran yüzde 29,7 olarak gerçekleşti.
Elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme sektöründe ise yıllık artış yüzde 8,67 seviyesinde kaldı. Ana sanayi gruplarının yıllık performansında enerji sektörü yüzde 44,64 ile zirvede yer aldı. Ara malları yüzde 29,42, dayanıklı tüketim malları yüzde 27,55 ve sermaye malları yüzde 21,19 oranında artış gösterdi.
Aylık değişimler ele alındığında madencilik ve taş ocakçılığı sektöründe fiyatlar yüzde 0,15 geriledi. Buna karşılık imalat sanayinde yüzde 2,49, su ve atık yönetimi faaliyetlerinde yüzde 1,83 oranında artış kaydedildi. Enerji grubu ise aylık bazda yüzde 5,97 artışla alt gruplar arasında öne çıktı.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Sanayi maliyetlerindeki yıllık yüzde 29,32'lik artış, önümüzdeki dönemde nihai tüketici fiyatlarına yapılacak olası yansımaların süreceğini net bir şekilde gösteriyor. Enerji sektöründeki yüzde 44,64'lük yıllık tırmanış, imalat ve üretim yapan tüm işletmelerin en büyük gider kalemi olmaya devam ediyor. Bu durum, özellikle girdi maliyetleriyle mücadele eden küçük ve orta ölçekli işletmelerin kârlılık marjlarını baskı altında tutuyor. Gelecek aylarda enerji ve ara malı kalemlerindeki dalgalanmalar durdurulamazsa, enflasyon sepetindeki diğer ürün gruplarına da benzer oranlarda fiyat baskısı yayılması kaçınılmaz hale gelecektir.
Kaynak:
CNN Türk
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Uzun süredir yüksek seyreden ticari kredi faizleri ve enflasyon baskısı, sanayi sektöründe üretimi durma noktasına getirdi. Fabrikalar vardiya azaltırken, finansmana erişim sorunları nedeniyle istihdam kaybı da kronikleşti.
Ticari kredilerde yüksek faizler ve erişim sorunları sanayiciyi zorluyor.
TİM Başkan Vekili Ahmet Güleç, faizlerin yüzde 30'un altına inmesini talep etti.
İSO Üyesi Hüseyin Çetin, ihracatçıya verilen yüzde 3'lük döviz desteğinin alınamadığını belirtti.
Enflasyonla mücadele sürecinde hedeflerin tutmaması, yurt dışı pazarlardaki rekabet gücünün azalması ve uzun süredir yüksek kalan faizler üreticileri çıkmaza soktu. Birçok tesiste vardiya sayıları düşürülürken satılık ve kiralık fabrika ilanlarında artış görüldü. Sektör temsilcileri mevcut maliyetlerle ayakta kalmanın zorlaştığını vurguluyor.
Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkan Vekili Ahmet Güleç, ağır finansman yükü sebebiyle yatırımların askıya alındığını ifade etti. Güleç, uzun vadeli hedeflerden vazgeçmenin gelecekte büyük sorunlar doğuracağını belirterek, kredi kanallarının açılması ve oranların yüzde 30 seviyesinin altına çekilmesi gerektiğini dile getirdi.
Paslanmaz Sanayici ve İş İnsanları Derneği Başkanı Arslan Küçükemre ise ticari kredilerdeki oranların yüksekliğine dikkat çekerek bazı firmaların faaliyetlerini durdurup tesislerini kiraya verdiğini aktardı. Küçükemre, üretim tıkanıklığının aşılmaması durumunda erken sanayisizleşme tehlikesinin baş gösterebileceği konusunda uyardı.
Karton Ambalaj Sanayicileri Derneği Başkanı Alican Duran, kur ve enflasyon makası nedeniyle sene başından bu yana ciddi oranda erime yaşadıklarını kaydetti. Duran, mevcut faiz yüküyle alınan kredilerin kâr marjıyla ödenmesinin imkansız olduğunu savunarak banka kazançlarına işaret etti.
İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Çetin, Merkez Bankası'nın ihracatçılara sağladığı yüzde 3 döviz desteğinde limit aşımı gerekçesiyle sorun yaşandığını bildirdi. Çetin, yüksek oranlar sebebiyle ticaretin ve yatırımların durma noktasına geldiğini, yıl sonunda kapanma kararı alan firmaların bulunduğunu söyledi.
AI YORUMU
Ekonomideki dezenflasyon sürecinin faturası, finansman maliyetleriyle boğuşan üreticilere kesiliyor. Yüzde 30 seviyesindeki faiz eşiği aşılamazsa, ihracat odaklı büyüme hedeflerinden uzaklaşma riski artıyor. Finansal giderleri gelirlerini aşan küçük ve orta ölçekli işletmeler için bankalar birer ortak haline gelirken, bu durum istihdamı doğrudan tehdit ediyor. Eğer kredi kanalları esnetilmezse sanayi tesislerindeki kapanmalar dalga boyunu büyütecektir.
İngiltere'de açıklanan son ekonomik verilere göre ulusal borç ilk kez üç trilyon sterlini geride bıraktı. Enflasyon oranının yüzde 3,5 seviyesine ulaşması, hükümetin bütçe dengesini sağlama çabalarını zorlaştırıyor.
Ulusal borç resmi rakamlarda ilk defa üç trilyon sterlini geçti.
Manşet enflasyon yüzde 3,5 oranına ulaştı ve önümüzdeki aylarda artması bekleniyor.
Devlet emekli maaşları üçlü kilit politikası gereği yüzde 3,9 oranında artacak.
İngiltere maliyesi, bütçe hazırlıklarının son aşamasındayken açıklanan güncel ekonomik verilerle baskı altında kalmaya devam ediyor. Açıklanan resmi rakamlar, ülkenin ulusal borç yükünün ilk kez üç trilyon sterlin sınırını aştığını net bir şekilde ortaya koydu.
Hükümet yetkilileri artan yaşam maliyetleri karşısında vatandaşlara nefes aldıracak hamleler planlasa da, yükselen enflasyon ve borçlanma maliyetleri bu dengeyi zorlaştırıyor. Yakıt fiyatlarındaki artışın da etkisiyle manşet enflasyon yüzde 3,5 seviyesine tırmandı ve ilerleyen aylarda yüzde 4 oranına yaklaşacağı öngörülüyor.
Hizmet ve çekirdek enflasyondaki yapışkan seyir, gelecek ay faiz oranlarının artırılması ihtimalini güçlendiriyor. Bu durum kamu hizmetlerinin maliyetini yukarı çekerken, sendikaların zam taleplerini de doğrudan etkileyen bir unsura dönüşüyor.
Tüm bu ekonomik sıkışıklığa rağmen gıda fiyatı enflasyonunun enerji şokundan büyük ölçüde etkilenmemiş olması küçük bir rahatlama sağlıyor. Öte yandan Jackdaw gaz sahası kararı, büyüme odaklı bütçe duyurularının başlangıcı olarak değerlendiriliyor.
AI YORUMU
Borçlanma maliyetlerinin üç trilyon sterlin eşiğini aşması, hükümetin harcama politikalarını sürdürülebilirlik açısından çıkmaza sokuyor. Yüzde 3,5 seviyesindeki enflasyon ve artan faiz giderleri, bütçe dengesini kurmaya çalışan ekonomi yönetiminin elini zayıflatıyor. Bu durum, özellikle sabit gelirli vatandaşlar ve kamu hizmetlerinden yararlanan kesimler için önümüzdeki dönemde ekonomik baskının artacağına işaret ediyor. Kamu harcamalarındaki bu tırmanış durdurulamazsa, yakın gelecekte yeni vergi düzenlemeleri veya harcama kesintileri kaçınılmaz hale gelecektir.
Küresel ve yerel ekonomik baskılar tekstil sektöründe derin yaralar açmaya devam ediyor. Alınan son kararlar doğrultusunda yedi üretim tesisi faaliyetlerini durdururken, beş bin çalışan işini kaybetti.
Yedi üretim tesisi tamamen kapatıldı ve beş bin çalışan işsiz kaldı.
Sektör temsilcileri üretim maliyetlerinin ve finansal yüklerin artışına dikkat çekiyor.
İstihdam kaybının bölgesel ekonomik dengeleri doğrudan sarsması bekleniyor.
Türkiye'nin önde gelen endüstri kollarından biri olan tekstil sektörü, son dönemde artan maliyetler ve talep daralması nedeniyle zorlu bir süreçten geçiyor. Sektör genelinde hissedilen ekonomik sıkıntılar, üretim tesislerinin teker teker kepenk indirmesine yol açıyor. Alınan son kararlar neticesinde yedi farklı fabrikanın faaliyetlerine tamamen son verildiği açıklandı.
Fabrikaların kapılarına kilit vurmasıyla birlikte binlerce emekçi aniden işsizler ordusuna katıldı. Yapılan resmi olmayan ilk hesaplamalara göre, kapanan tesislerde görev yapan toplam beş bin kişi işini kaybetti. Bu durum, çalışanların aileleriyle birlikte geniş bir kesimi doğrudan olumsuz etkileyen büyük bir sosyal ve ekonomik dalgalanma yarattı.
Üreticiler, enerji giderlerindeki artışlar, ham madde temininde yaşanan sıkıntılar ve ihracat pazarındaki daralmaların bu radikal kararın alınmasında başrol oynadığını belirtiyor. Maliyetlerin sürdürülemez boyutlara ulaşması, şirket yönetimlerini küçülme veya tamamen tasfiye olma seçenekleriyle baş başa bıraktı. Kapanan fabrikaların yerine yenilerinin açılıp açılmayacağı ise belirsizliğini koruyor.
İşsiz kalan binlerce kişinin kısa vadede yeni bir iş bulma ihtimalinin düşük olması, yerel ekonomilerde dikey bir daralmaya neden olabilir. Bölgedeki esnaf ve tedarik zincirleri de fabrikaların kapanışından doğrudan etki alıyor. Sektör paydaşları, acil destek paketleri devreye alınmadığı takdirde benzer kapanmaların diğer firmalar için de kaçınılmaz hale geleceği konusunda uyarıyor.
AI YORUMU
Üretim maliyetlerinin kontrol altına alınamaması, geleneksel ihracat kalemlerimizde kalıcı tahribat yaratma potansiyeli taşıyor. Beş bin çalışanın işini kaybetmesi, yalnızca bireysel bir gelir kaybı değil, aynı zamanda tedarik zincirindeki tüm alt sektörleri vuran domino etkisi anlamına geliyor. Destek mekanizmaları devreye girmediği takdirde, önümüzdeki çeyrekte benzer ölçekteki diğer işletmelerin de iflas bayrağı çekmesi kaçınılmaz bir senaryo olarak masada duruyor.
Reuters anketine katılan ekonomistlerin büyük kısmı Fed'in ekim toplantısında faizleri sabit tutacağını öngörüyor. Yılın son toplantısında ise bankanın faiz artırımına gitmesi bekleniyor.
Reuters anketine katılan 100 ekonomistin 94'ü ekim ayında faizlerin sabit kalmasını bekliyor.
Aralık ayındaki son toplantıda faiz artırılacağı yönündeki beklentiler tam bir konsensüse dönüştü.
Küresel finans çevrelerinin odaklandığı ABD Merkez Bankasının para politikası adımlarına dair yeni bir beklenti anketi kamuoyuyla paylaşıldı. On altı ile yirmi ekim tarihleri arasında yüz ekonomistin katkısıyla tamamlanan araştırma, analistlerin yılın kalanı için öngörülerinde belirgin bir uzlaşı sağlandığını gözler önüne serdi. Eylül ayında gerçekleştirilen önceki ankette aralık ayında faiz artışı yapılacağını öngörenlerin oranı yüzde ellinin altında kalırken, güncel veriler bu senaryonun ortak bir kabule evrildiğini işaret ediyor.
Araştırmaya katılan yüz uzmandan doksan dördü, yirmi yedi yirmi sekiz ekim tarihlerindeki toplantıda politika faizinin yüzde üç nokta yetmiş beş ile dört nokta sıfır sıfır aralığında sabit bırakılacağını belirtti. Buna karşın, bankanın sekiz dokuz aralık tarihlerindeki yıl sonu buluşmasında faiz artırımına kesin gözüyle bakılıyor. Uzmanlar enflasyon dinamikleri ve makroekonomik veriler doğrultusunda bankanın daha agresif bir politika izlemek zorunda kalabileceğini ifade ediyor.
Katılımcıların yaklaşık yüzde altmışlık kesimi nihai politika faizinin yüzde dört nokta sıfır sıfır ile dört nokta yirmi beş aralığında tepe noktasına ulaşacağını öngörüyor. Öte yandan, parasal sıkılaşma döngüsünün tek bir hamleyle sınırlı kalmayacağını savunanların oranında da belirgin bir artış kaydedildi. Doksan iki uzmandan otuz sekizi en az iki ek faiz artışı yapılmasını beklerken, eylül ayında bu senaryoyu destekleyenlerin oranı yalnızca yüzde yirmi düzeyindeydi.
Piyasa aktörleri mevcut risklerin bankayı daha sert adımlar atmaya itebileceğini vurguluyor. Morgan Stanley ABD başekonomisti Michael Gapen, tablonun öngörülenden daha agresif hamleler gerektirebileceğini belirtirken, Mizuho Securities kıdemli ekononisti Alex Pelle ekim ayının pas geçilmesini hatalı bir hamle olarak nitelendirdi. Pelle, aralık toplantısında yirmi beş baz puanlık artışın yanı sıra elli baz puanlık daha güçlü bir sıkılaşma ihtimalinin de masada bulunduğunu ifade etti.
AI YORUMU
Piyasalarda oluşan bu tam uzlaşı, faiz patikasındaki belirsizliğin yerini temkinli bir bekleyişe bıraktığını gösteriyor. Uzmanların yüzde altmışlık kesiminin faizlerin yüzde dört nokta yirmi beş bandında zirve yapacağı öngörüsü, sıkılaşma döngüsünün sonuna yaklaşılmakta olduğunun sinyalini veriyor. Enflasyonist baskıların kalıcı olması durumunda gelişen piyasa varlıkları ve döviz kurları üzerinde yeni dalgalanmalar tetiklenebilir. Yatırımcıların aralık ayındaki karara kadar risk iştahını düşük tutması ve portföylerini olası şoklara karşı koruması gerekiyor.