Prof. Dr. Osman Bektaş, İstanbul'un deprem riskinin yalnızca ayrılan bütçeyle ölçülemeyeceğini belirtti. Uzman, riskin jeolojik, kentsel ve sosyal faktörlerle birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.
Öne çıkanlar
Deprem riski sadece bütçe miktarıyla ölçülemiyor
Jeolojik yapı, nüfus yoğunluğu ve altyapı kritik faktörler
Uzman, bütüncül risk analizi yapılmasını önerdi
Haberin Detayı
Prof. Dr. Osman Bektaş, İstanbul'da artan deprem kaygısının sadece mali planlamayla yönetilemeyeceğini ifade etti. Açıklamasında, şehrin jeolojik yapısının ve mevcut bina stokunun risk değerlendirmesinde ayrı bir ağırlık taşıdığını belirtti.
Bektaş, mevcut deprem bütçesinin şehirdeki altyapı güçlendirme ve acil müdahale kapasitesine katkı sağladığını kabul etti ancak bunun tek başına yeterli olmadığını vurguladı. Şehrin yoğun nüfusu ve eski yapıların oranı, bütçenin ötesinde bir risk profili ortaya koyuyor.
Uzman, riskin kapsamlı bir analizle ölçülmesi gerektiğini, jeoteknik incelemeler, nüfus dağılımı ve kritik hizmetlerin dayanıklılığının birlikte değerlendirilmesinin şart olduğunu söyledi. Bu yaklaşım, kaynakların daha etkin kullanılmasını ve önleyici önlemlerin doğru hedeflenmesini sağlayabilir.
Bektaş ayrıca, belediyelerin ve ilgili kurumların bütçeyi sadece inşaat ve onarım harcamalarına odaklamaktan kaçınarak, risk haritalarını güncel tutmaları ve toplumu bilinçlendirme programları geliştirmeleri gerektiğini önerdi. Böyle bir bütünsel strateji, olası bir deprem senaryosunda can ve mal kayıplarının azaltılmasına yardımcı olabilir.
Son olarak, uzman, İstanbul'un deprem riskine dair kamuoyunun doğru bilgilendirilmesinin, risk algısının gerçekçi bir zemine oturmasını sağlayacağını ve uzun vadeli şehir planlamasının bu temelde şekillendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Deprem bütçesinin tek ölçüt olarak kullanılması yanıltıcı bir yaklaşım. Bektaş, riskin sadece maliyetle değil, jeolojik ve kentsel faktörlerle de değerlendirildiğini hatırlatıyor; bu, şehir planlamacılarının bütçe tahsisinde daha geniş bir perspektife yönelmelerini zorunlu kılıyor. Özellikle eski yapıların yoğun olduğu bölgelerde riskin artması, belediyeler için acil bir öncelik oluşturuyor. Önceki yıllarda sadece bütçe artışıyla riskin azaldığı iddiaları, bu bütüncül yaklaşım olmadan geçerliliğini yitirmişti.
Kaynak:
Yeniçağ Gazetesi
Bu haber, ilgili kaynaktan derlenen veriler doğrultusunda HaberinAi Haber Merkezi tarafından hazırlanmış ve editoryal incelemeden geçirilmiştir.
Yayın ilkelerimiz ve içerik politikamız hakkında bilgi edinebilirsiniz.
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Marmara Bölgesi'ndeki olası büyük sarsıntılar için üretilen 7,5 büyüklüğündeki modellerin kesin bir tarih sunmadığı vurgulandı. Bilim insanları, bu tür senaryoların hazırlık çalışmalarına rehberlik ettiğini ancak kesinlik taşımadığını belirtiyor.
Osman Bektaş, modellerin başlangıç kabullerine dayandığını vurguladı.
Bilimsel yöntemlerle belirli bir gün veya yıl için tarih verilmiyor.
İstanbul'un olası sarsıntı tehlikesi, Marmara Denizi içerisindeki aktif fay hatlarının yapısı ve geçmiş hareketleri üzerinden inceleniyor. Araştırmacılar, farklı varsayımlara dayanarak hatların hangi kesimlerinin kırılabileceğini ve bunun nasıl bir sonuç doğurabileceğini hesaplıyor. Bu çalışmalar, bölgenin tehlike haritasını çıkarmak ve tedbirleri planlamak amacıyla yürütülüyor.
Osman Bektaş, bölgede 7 ve üzeri büyüklükte bir sarsıntı ihtimalinin bu tür modeller üzerinden ele alınması gerektiğini ifade ediyor. Modellerde yer alan 7,5 büyüklüğündeki sarsıntı ihtimali, bu olayın kesinlikle gerçekleşeceğini kanıtlamıyor. Hesaplamalar, kullanılan veriler ve başlangıç kabulleriyle birlikte değerlendiriliyor.
Depremlerin kesin zamanını önceden belirlemek için güvenilir bir yöntem bulunmuyor. Bilimsel çalışmalar tehlikeyi ve olası senaryoları inceleyebilse de belirli bir gün veya yıl için net bir tarih vermek mevcut imkânlarla mümkün olmuyor. Tarihsel sarsıntıların büyüklükleri ise tam olarak ölçülemediği dönemlere ait kayıtlar üzerinden tahmin ediliyor.
Fay hatlarının tek parça hâlinde mi yoksa parçalı olarak mı kırılacağı ihtimalleri bilim insanları tarafından tartışılıyor. Birden fazla modelin varlığı, tehlikenin göz ardı edilmesi gerektiği anlamına gelmiyor.
Kentteki hazırlık çalışmaları, belirli bir sarsıntının kesinleşmesini beklemeden sürdürülüyor. Binaların durumunun incelenmesi, aile afet planlarının yapılması ve toplanma alanlarının belirlenmesi bu süreçte önem taşıyor. Bilimsel belirsizliklerin kamuoyuna şeffaf bir şekilde aktarılması, risk yönetiminin sürekliliği için şart koşuluyor.
AI YORUMU
Bilimsel modellerin sunduğu olasılıklar, kesin bir tarih sunmasa da hazırlık süreçlerinin temelini oluşturur. Uzmanların dikkat çektiği belirsizlikler, toplumun risk algısını doğru yönetmesi açısından belirleyicidir. Tek bir senaryoya odaklanmak yerine çok yönlü tedbirler almak, olası senaryolardaki can ve mal kayıplarını doğrudan sınırlar.
Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara Bölgesi'nde 7,5 büyüklüğünde deprem beklentisinin kesin bir kural olmadığını vurguladı. Bilimsel belirsizliklerin ve alternatif kırılma modellerinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti.
Marmara'da 7 ve üzeri büyüklükte deprem ihtimalinin kesin bir bilgi gibi aktarılması eleştirildi.
Fayın tek parça yerine farklı parçalarda kırılma ihtimalinin araştırılması gerektiği ifade edildi.
Derin kesimlerde kayma ve sürünme hareketlerinin bilimsel açıdan incelenmesinin önemi vurgulandı.
Marmara Denizi içerisindeki fay hatları ve İstanbul'un deprem tehlikesi tartışılmaya devam ederken, jeoloji alanında uzman isimlerden dikkat çeken değerlendirmeler gelmeye devam ediyor. Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya platformları üzerinden yaptığı paylaşımlarda bölgeye yönelik yaygın tahminlerin ele alınış biçimine dair yeni bir bakış açısı sundu. Bektaş, bölgede 7 ve üzeri büyüklükte bir deprem yaşanacağının kesinleşmiş bir olgu gibi sunulmasının bilimsel yöntemlerle bağdaşmadığını dile getirdi.
Kamuoyunda sıkça dile getirilen 7,5 büyüklüğündeki deprem senaryosunun nihai bir sonuç olmadığını belirten uzman isim, bu tür öngörülerin belirli varsayımlar üzerine kurulan bilgisayar modellerinden ibaret olduğunu kaydetti. Depremlerin şiddetini ve oluş mekanizmalarını hesaplamaya çalışan araştırmalarda geçmişteki olaylar, fay hatlarının kilitlenme oranları ile tekrarlanma periyotları gibi konularda çeşitli bilinmeyenlerin bulunduğunu ifade etti.
Marmara Fayı'nın bütünüyle tek bir parça halinde kırılacağı varsayımının yanı sıra alternatif senaryoların da masaya yatırılması gerektiğinin altı çizildi. Fay hattının birden fazla segment halinde kırılması ya da derin bölgelerde yavaş kayma hareketlerinin görülmesi gibi olasılıkların detaylıca tetkik edilmesi gerektiği aktarıldı. Alternatif ihtimaller hesaba katışmadan tek bir modelin değişmez gerçek gibi sunulmasının bilimsel belirsizlikleri gölgelediği kaydedildi.
İstanbul'un karşı karşıya olduğu sismik tehlikenin kesinlikle unutulmaması gerektiğini belirten Bektaş, risk yönetiminin net veriler ve mevcut soru işaretleri çerçevesinde yürütülmesinin elzem olduğunu vurguladı. Yapılan açıklamalar, halkın afetler konusunda bilinçlendirilmesinde farklı model çıktılarının ve bilimsel analizlerin bir arada değerlendirilmesinin ne denli mühim olduğunu gözler önüne serdi.
AI YORUMU
Sismik risklerin tek bir sabit senaryo üzerinden tartışılması, halkın hazırlık süreçlerini doğrudan etkileyen kilit bir faktördür. 7,5 büyüklüğündeki varsayımın mutlak bir doğru gibi sunulması yerine, farklı kırılma dinamiklerinin de ihtimal dahilinde tutulması gerekir. Bu durum, yerel yönetimlerin ve vatandaşların afet planlaması yaparken esnek ve çok yönlü stratejiler geliştirmesini zorunlu kılmaktadır. Eğer modeller tek bir ihtimale indirgenirse, olası farklı sismik hareketler karşısında toplumsal refleksler zayıflayabilir.
Prof. Dr. Osman Bektaş, 2025 yılında gerçekleşen 6.2 büyüklüğündeki deprem üzerinden Marmara'daki sismik moment hesabının sorgulanması gerektiğini belirtti. Uzman isim, yüksek sismik moment varsayımlarının acilen gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.
23 Nisan 2025 tarihinde Kumburgaz Fay hattında 6.2 büyüklüğünde deprem oldu.
Marmara fayının tek tip bir yapı olarak modellenemeyeceği vurgulandı.
M7+ senaryolarının dayandığı yüksek sismik moment varsayımları tartışmaya açıldı.
Karadeniz Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü'nden Prof. Dr. Osman Bektaş, 2025 yılında yaşanan sarsıntıyı baz alarak mevcut risk hesaplamaları üzerine dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Marmara bölgesindeki sismik moment hesaplarının yeniden ele alınması gerektiğini dile getiren uzman, bölgedeki fay hareketlerinin tek bir merkezden yönetilen standart bir yapıyla açıklanamayacağının altını çizdi. Uzun kırılma süresi, otuz santim atım miktarı ve sıfır virgül bir ile sıfır virgül iki g düzeyindeki yer ivmeleri bu değerlendirmenin temelini oluşturdu.
Geçtiğimiz yıl nisan ayının yirmi üçüncü gününde saat on ikiyi kırk dokuz geçe merkez üssü Marmara Denizi olan altı nokta iki büyüklüğünde bir sarsıntı kaydedilmişti. Meydana gelen bu doğa olayı, bölgedeki fay hatlarının potansiyelini ve gerilme birikim modellerini doğrudan tartıştırmaya başladı.
Bektaş, Marmara fayının her noktada yüksek gerilme biriktiren, tamamen kilitli ve tek tip bir mekanizma olarak ele alınamayacağını savundu. Düşük kayma modülü, sınırlı sismik atım ve aseismik sürünme gibi unsurların etkisinin kapsamlı bir biçimde yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Mevcut yedinci dereceden büyük deprem senaryolarının dayandığı yüksek kayma modülü ile dört metrelik fay atımı varsayımlarının geçerliliğini yitirdiği savunuldu.
Uzman ismin paylaştığı bu teknik veriler, bölge halkı ve yapı stokuna yönelik planlamaların hangi kriterlere göre yapılması gerektiği sorusunu yeniden gündeme taşıyor. Yapılan bilimsel uyarılar, standart senaryoların körü körüne uygulanması yerine yerel verilerin daha detaylı incelenmesinin şart olduğunu gösteriyor. Bilim insanlarının sunduğu bu yeni perspektif, kentsel dönüşüm ve afet hazırlık çalışmalarında izlenecek stratejilerin bilimsel temellerini güncellemeyi amaçlıyor.
AI YORUMU
Bilim insanlarının sunduğu bu tür teknik itirazlar, ezbere dayalı afet senaryolarının güncellenmesi adına somut bir zemin yaratıyor. Altı nokta iki büyüklüğündeki bir sarsıntının ardından gelen bu uyarı, milyonlarca insanı barındıran bölgede risk yönetiminin sadece en kötü senaryoya göre değil, sahadaki gerçek ölçümlerle yapılması gerektiğini gösteriyor. Eğer sismik moment varsayımları yerel verilere göre yeniden düzenlenmezse, kentsel dönüşüm kaynakları yanlış önceliklere harcanabilir. Bu durum, hem yerel yönetimlerin bütçe planlamasını hem de milyonlarca vatandaşın güvenliğini doğrudan etkiliyor.
Prof. Dr. Osman Bektaş, İstanbul için dillendirilen yedi buçuk büyüklüğündeki deprem senaryolarının kesin bir gerçek olarak sunulmasına karşı çıktı. Bilimsel modellerin olasılıklar barındırdığını belirten uzman, fayların kilitlenme durumundaki belirsizliklere dikkat çekti.
Marmara'da yedi ve üzeri büyüklük senaryoları kesin doğa kanunu gibi sunulmamalı.
Fayların kilitlenme durumları ve geçmiş deprem kayıtları belirsizlik barındırıyor.
Prof. Dr. Osman Bektaş, tek parça kırılma varsayımının yanı sıra parçalı kırılmayı da inceledi.
Kamuoyunda sıklıkla dile getirilen İstanbul merkezli büyük deprem iddiaları üzerine jeoloji dünyasından dikkat çekici bir değerlendirme geldi. Uzman isimler, bölgedeki tehlikenin boyutunu tartışırken bazı kabullerin kesinleşmiş birer yargı gibi sunulmasını eleştirdi.
Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda yedi buçuk büyüklüğündeki deprem senaryolarının bilimsel altyapısını masaya yatırdı. Mevcut modellerin gelecekte yaşanacak sarsıntıların tarihini ve büyüklüğünü kesin olarak tayin edemeyeceğini vurgulayan Bektaş, olasılıklar ile kesinlik arasındaki ayrıma işaret etti.
Geçmiş dönemlerde gerçekleşen sarsıntılara ait verilerin doğrudan ölçüm sistemleriyle elde edilmediği, tarihsel belgeler ile hasar kayıtları üzerinden tahmin edildiği biliniyor. Bu durum, geçmiş deprem büyüklüklerinin belirli bir hata payı ve belirsizlik taşımasına neden oluyor.
Fay hatlarının hangi bölümlerinin kilitli kaldığı ve ne kadar gerilim biriktirdiği gibi kritik sorular farklı gözlem verileriyle inceleniyor. Marmara Fayı'nın tek parça halinde mi yoksa farklı segmentler şeklinde parçalı olarak mı kırılacağı sorusu, bilim insanlarının araştırmaya devam ettiği ihtimaller arasında bulunuyor.
AI YORUMU
Bilimsel modellerin sunduğu olasılıklar asla değişmez birer doğa kanunu gibi sunulmamalıdır. Bektaş'ın paylaştığı bu teknik çekinceler, özellikle İstanbul'daki kentsel dönüşüm ve risk planlaması yapan yetkililer ile risk altındaki tüm vatandaşları doğrudan ilgilendiriyor. Tarihsel kayıtların taşıdığı belirsizlik payı göz önüne alınmadığında, üretilen senaryolar gerçekçi bir hazırlık süreci yerine toplumsal bir paniğe yol açabilir. Fayların tek parça halinde kırılacağı senaryosu ile parçalı kırılma ihtimali aynı anda masada tutulmazsa, alınacak mühendislik önlemleri eksik kalacaktır.