Yalnızca seçtiğin başlıklardan bildirim gelir (varsayılan: günde ~10 bildirim).
Genel son dakika
Kapalıyken yalnızca seçtiğin başlıklar gelir. Tüm ayarlar için Profil sayfasına git.
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Dünya
Mustafa el-Bergusi: İsrail Batı Şeria'yı açık hapishaneye çevirdi
•1 dk okuma
Paylaş
HDünya
Fotoğraf: www.ensondakika.com.tr
Özet
Bölgedeki askeri kontrol noktalarının hayatı felç ettiğini vurgulayan Bergusi, uluslararası topluma çağrıda bulundu.
Öne çıkanlar
İsrail ordusu 1300'den fazla kontrol noktasıyla Batı Şeria'daki yerleşimleri ayırıyor.
Bölgedeki toprak gasbı ve saldırılar ekonomi ile eğitimi durma noktasına getirdi.
Bergusi, uluslararası camiadan İsrail'in eylemlerine karşı sessiz kalmamasını istedi.
Haberin Detayı
Bölgenin bir hapishane ağına dönüştürüldüğünü belirten Bergusi, İsrailli sivillerin de toprakları bir savaş alanına çevirdiğini ifade etti. Yapılan yazılı açıklamada, sahadaki ihlallerin günlük yaşamı tamamen durdurduğuna dikkat çekildi.
Bölge genelinde 1300'ü aşkın askeri kontrol noktasının bulunduğunu hatırlatan Bergusi, bu barikatların yerleşim birimlerini birbirinden kopardığını kaydetti. Altyapı ve ulaşım engellerinin yanı sıra eğitim ve sağlık hizmetlerinin de büyük ölçüde sekteye uğradığı aktarıldı. İsrail güçlerinin toprak genişletme politikalarında bu engelleri bilinçli olarak kullandığı vurgulandı.
Bergusi, toprak gasplarını artıran grupların Filistinlilere ait zeytinlikleri ateşe verdiğini, mülkleri yaktığını ve tarım arazilerine erişimi engellediğini belirtti. Tel Aviv yönetiminin bu saldırılarla yerel halkı göç etmeye zorladığı savunuldu. Siyonist yayılmacı hedefler doğrultusunda ilhak ve Yahudileştirme adımlarının hızlandırıldığı ifade edildi.
Uluslararası topluma seslenen Bergusi, dünyanın dikkatini diğer bölgelerdeki çatışmalara çevirmemesi gerektiğini dile getirdi. Tüm dünyadaki Filistinlilere dayanışma çağrısı yapılarak, Gazze ve Batı Şeria halkının yalnız bırakılmaması gerektiği yinelendi.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Batı Şeria'daki abluka ve kontrol noktası artışı, bölgedeki ekonomik ve sosyal yaşamın sürdürülemez hale gelmesine yol açıyor. 1300'den fazla askeri noktanın varlığı, temel insani ihtiyaçlara bile erişimi engellerken yerel halkı tamamen tecrit ediyor. Uluslararası toplumun bu tabloya karşı sessiz kalması, sahadaki ihlallerin kalıcılaşma riskini artırıyor. Sivil toplum dinamikleri harekete geçirilmezse bölgedeki göç dalgaları ve mülksüzleştirme hızı katlanarak sürecek.
Kaynak:
www.ensondakika.com.tr
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne yönelik son saldırılarında üç sivil yaşamını yitirdi, çok sayıda kişi yaralandı. Ateşkes kararına rağmen devam eden bombardımanlar nedeniyle bölgedeki insani kriz derinleşiyor.
Ateşkesin yürürlükte olduğu dönemde gerçekleşen saldırılarda son 24 saatte 3 kişi öldü.
Gazze kentinde elektrikli bisikleti hedef alan İHA saldırısında iki kişi hayatını kaybetti.
Han Yunus bölgesinde çadırları ve okulları hedef alan top atışları sonucu siviller yaralandı.
Ordu birlikleri, bölgede yürürlükte bulunan ateşkes mutabakatını hiçe sayarak bombardımanlarını sürdürüyor. Son olaylarda, sivil yerleşim yerleri ve yerinden edilmiş kişilerin sığındığı noktalar doğrudan hedef alındı.
Görgü tanıklarının aktardığına göre, Gazze kentinin batısındaki Sanayi Sokağı civarında seyreden elektrikli bisiklet insansız hava aracıyla vuruldu. Bu patlamada bisiklette bulunan sürücü ile yoldan geçen bir başka sivil yaşamını yitirdi, çok sayıda kişi de yaralandı.
Saldırının gerçekleştiği noktanın çadırlarla dolu ve kalabalık bir alan olması kayıpların artmasına yol açtı. Aynı gün içerisinde Han Yunus kentinde de benzer saldırılar yaşandı ve bir motosikletin hedef alınması sonucu bir kişi hayatını kaybetti.
Han Yunus'taki Hamed bölgesinde zırhlı araçların desteğiyle çadırlara ve evlere ateş açıldı. Yerinden edilenlerin barındığı bir okulun bahçesine düşen top mermisi ise aynı aileden dört kişinin yaralanmasına sebep oldu.
Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan verilere göre, Ekim 2023 tarihinden bu yana toplam can kaybı 74 bin 498'e ulaşırken, ateşkesin başladığı 10 Ekim 2025'ten bu yana ise 1538 kişi hayatını kaybetti.
AI YORUMU
Ateşkes anlaşmalarının sahadaki askeri hareketliliği durdurmaya yetmediği bu tablo, bölge halkı için güvenli hiçbir alanın kalmadığını gösteriyor. Sürekli yer değiştirmek zorunda kalan sivillerin çadır ve okul gibi geçici barınaklarda bile hedef alınması, insani yardım ve koruma mekanizmalarının tamamen işlevsiz kaldığını kanıtlıyor. Mevcut can kaybı verileri artmaya devam ederken, uluslararası toplumun sessizliği çatışmaların sivil maliyetini her geçen gün daha da katlıyor.
İsrail'in yaklaşan genel seçimi yönetim kademesini değiştirebilir fakat Tahran'a yönelik stratejide bir kırılma yaratmayacak. Güvenlik politikaları ve askeri caydırıcılık eksenli yaklaşım, siyasi değişimlere rağmen aynı çizgide kalmaya devam edecek.
7 Ekim 2023 saldırıları ve sonrasındaki bölgesel savaşlar İsrail'in güvenlik yaklaşımını sertleştirdi.
Analistler Netanyahu'nun sağ koalisyon desteğiyle İran'a karşı askeri hamleleri artırabileceğini belirtiyor.
Siyasi sınıfın ortak stratejik bakış açısı nedeniyle geniş kapsamlı bir politika değişikliği beklenmiyor.
İsrail'de önümüzdeki hafta yapılması planlanan genel seçimler, ülkenin en tepesindeki ismi koltuğundan edebilir ancak Tahran yönetimine karşı izlenen stratejik hat üzerinde herhangi bir yumuşama yaratmayacak. Bölgesel güvenlik dengeleri, son dönemde yaşanan çatışmaların ardından çok daha katı bir zemine oturmuş durumdadır. Siyasi partiler arasındaki olası değişimler, ülkenin dış politika ve savunma doktrininin ana eksenini sarsacak nitelikte görünmüyor.
Güvenlik politikalarının şekillendiği temel varsayımlar, 7 Ekim 2023 tarihinde Hamas'ın güneydeki yerleşimlere gerçekleştirdiği baskınlar ve ardından Gazze, Lübnan ile İran hattında patlak veren savaşlar sonucunda oldukça sert bir karakter kazandı. Uzmanlar, seçim sonuçlarından bağımsız olarak güvenlik konseptinin daha da katılaşabileceğine dikkat çekiyor. Özellikle mevcut liderin sağcı koalisyon ortaklarından alacağı destekle birlikte, Tahran'a yönelik askeri baskıyı artırma eğiliminde olabileceği ifade ediliyor.
Seçim süreci aynı zamanda Orta Doğu'daki çatışma dinamiklerinin kalıcı bir hal alıp almadığını gösteren bir test niteliği taşıyor. Bölgedeki köklü anlaşmazlıklar çözümsüz kalmaya devam ederken, askeri operasyonlar belirli aralıklarla yoğunlaşıp hafifliyor. İsrail'in askeri bürokrasisi ve siyasi elitleri, İran ile mücadeleyi ve askeri caydırıcılığı ulusal güvenliğin merkezine yerleştiren ortak bir perspektifi paylaşıyor. Bu durum, iktidara kim gelirse gelsin dış politika çizgisinde büyük çaplı bir sapmaya alan bırakmıyor.
Seçim sandığından çıkacak sonuçlar iç siyasette bazı koalisyon dengelerini ve liderlik koltuğundaki isimleri değiştirebilecek güce sahip olsa da, dış ilişkilerdeki askeri ve stratejik kararların omurgası korunacak. Batı Şeria'daki uygulamaların sıkılaştırılması ve diplomasi yerine askeri seçeneklerin öncelenmesi gibi başlıklar, ülkenin güvenlik mekanizmasında konsensüsle desteklenmeye devam ediyor. Böylece seçimler, lider profillerini yenilese dahi devlet politikasının yönünü dönüştürecek bir eşik oluşturmuyor.
AI YORUMU
İsrail siyasetindeki olası liderlik değişimlerinin dış politikada köklü bir yumuşama getirmeyeceği, 7 Ekim 2023 sonrasında netleşen güvenlik eksenli stratejiden anlaşılıyor. Güvenlik bürokrasisinin ve siyasi sınıfların ortak askeri caydırıcılık vizyonu, iktidar kimin elinde olursa olsun sert çizgilerin korunacağını gösteriyor. Bu tablo, bölgesel risklerin devam edeceğini ve diplomatik kanalların uzun süre kapalı kalabileceğini işaret ediyor. Karşılaştırma yapmak gerekirse, geçmiş dönemlerdeki esneklik alanı artık tamamen ortadan kalkmış durumdadır.
İsrail güçleri ateşkes kararına rağmen Lübnan'ın güneyindeki farklı yerleşimlere hava ve topçu saldırıları düzenledi. Başkent Beyrut üzerinde insansız hava araçlarının alçak irtifada uçuşları sürerken bölgedeki insani kriz derinleşiyor.
İsrail güçleri Nebatiye vilayetine bağlı Kefertebnit ve Kantara beldelerine hava saldırısı düzenledi.
Lübnan Sağlık Bakanlığı verilerine göre mart ayından bu yana 4 bin 389 kişi hayatını kaybetti.
İki ülke haziran ayında ABD arabuluculuğunda çerçeve anlaşma imzalamıştı.
İsrail askeri unsurları, varılan ateşkes mutabakatına rağmen Lübnan topraklarındaki saldırı faaliyetlerine devam ediyor. Lübnan resmi ajansı NNA tarafından paylaşılan bilgilere göre, ülkenin güneyindeki Nebatiye vilayetinde yer alan Kefertebnit ve Kantara beldeleri savaş uçaklarının hedefi oldu. Bombardıman sonrasında hedef alınan noktalardan gökyüzüne yoğun dumanlar yükseldiği kaydedildi.
Hava saldırılarının yanı sıra karadan da topçu atışları gerçekleştirildi. Sur kentine bağlı Mansuri beldesi, Buyut Siyad mezrası ile Zıbkin Vadisi yoğun topçu ateşi altında kaldı. Bununla birlikte İsrail ordusuna ait insansız hava araçlarının başkent Beyrut semalarında alçak irtifada uçuşlarını sürdürdüğü bildirildi.
Bölgedeki çatışma ortamı insani boyutları da beraberinde getiriyor. Lübnan hükümeti tarafından yapılan açıklamada, askeri operasyonlar sebebiyle yerinden edilen sivil nüfusun 1 milyon sınırını aştığı duyurulmuştu. Lübnan Sağlık Bakanlığının ekim ayında paylaştığı son verilere göre ise mart ayından bu yana süren çatışmalarda en az 4 bin 389 kişi yaşamını yitirdi.
Taraflar arasında nisan ayında yürürlüğe giren ateşkesin süresi daha sonraki süreçte birkaç kez uzatılmıştı. Ayrıca haziran ayında ABD arabuluculuğunda kalıcı barışı ve anlaşmazlıkların çözümünü hedefleyen bir çerçeve anlaşma imzalanmıştı. Yapılan bu düzenleme işgal altındaki bölgelerden kademeli çekilmeyi öngörmesine rağmen sahadaki askeri hareketlilik devam ediyor.
AI YORUMU
Varılan mutabakatların sahada karşılık bulmaması diplomatik çabaların tıkanmasına yol açıyor. Bölgedeki sivil kayıpların 4 bin 389 kişiye ulaşması ve yerinden edilen nüfusun 1 milyonu aşması krizin boyutunu net biçimde ortaya koyuyor. Çerçeve anlaşmanın öngördüğü kademeli çekilme süreci işletilmezse bölgesel gerilim tırmanmaya devam edecek. Bu durum, diplomatik mekanizmaların sahadaki askeri baskıyı durdurmada yetersiz kaldığını gösteriyor.
ABD Temsilciler Meclisi üyesi Ramirez, İsrail ordusunun Gazze'deki Filistinlilere yönelik saldırı ve ablukasının sürdüğünü açıkladı. Bölgede yarım milyon insanın temel yardımlardan mahrum kalma riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten vekil, Amerikan silah yardımlarının kesilmesini istedi.
Yarım milyon sivil gıda ve insani yardıma erişimini kaybetme tehlikesi yaşıyor
Vekil Ramirez, ABD Kongresine Bombaları Engelleyin yasa tasarısını onaylama çağrısı yaptı
Hava saldırılarının aileleri ve çocukları doğrudan hedef almaya devam ettiği vurgulandı
ABD Kongresi üyesi Ramirez, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi'ndeki sivil kayıplara değinerek askeri operasyonların son bulmadığını ifade etti. Bölgedeki saldırıların aileleri ve çocukları doğrudan hedef almaya devam ettiğini kaydeden Ramirez, durumun insani boyutunun her geçen gün ağırlaştığını bildirdi.
Bölgedeki açlık krizine vurgu yapan milletvekili, yarım milyon Filistinlinin temel gıda ve insani yardımlara ulaşamama tehdidi altında bulunduğunu aktardı. Ramirez, sahadaki can kayıplarının yanı sıra insanların aç bırakılma yöntemiyle de karşı karşıya kaldığını ve bu durumun kabul edilemez olduğunu belirtti.
İsrail'in yürüttüğü askeri faaliyetlerin faturasının doğrudan Amerikan halkına kesildiğini savunan Ramirez, sürecin Amerikan vergi mükelleflerinin sağladığı kaynaklarla finanse edildiğine işaret etti. Bu mali ve askeri ortaklığın durdurulması gerektiğini belirten Kongre üyesi, Washington yönetiminin mevcut tutumuna itiraz etti.
Ramirez, söz konusu tablonun sona ermesi adına geçen yıl meclise taşınan yasal girişimi yeniden gündeme getirdi. ABD'nin müttefikine yönelik mühimmat ve askeri desteğini kesmeyi öngören Bombaları Engelleyin tasarısının bir an önce yasalaşması gerektiğini vurguladı.
AI YORUMU
Washington yönetiminin İsrail politikasındaki çatlaklar artık Kongre koridorlarında doğrudan bütçe itirazlarına dönüşüyor. Temsilciler Meclisi üyesi Ramirez tarafından gündeme taşınan Bombaları Engelleyin yasa tasarısı kabul edilirse, Ortadoğu'daki askeri dengeler doğrudan değişebilir ve Amerikan savunma harcamaları sert bir denetime takılabilir. Ancak tasarı Kongre çoğunluğunu ikna edemezse, yarım milyon sivilin açlık tehlikesi yaşadığı bölgeye yönelik askeri sevkiyat hiçbir kısıtlama olmadan sürecek.