Yalnızca seçtiğin başlıklardan bildirim gelir (varsayılan: günde ~10 bildirim).
Genel son dakika
Kapalıyken yalnızca seçtiğin başlıklar gelir. Tüm ayarlar için Profil sayfasına git.
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Dünya
İsrail ordusu ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan'ı hedef alıyor
•1 dk okuma
Paylaş
HDünya
Fotoğraf: Anadolu Ajansı
Özet
İsrail güçleri ateşkes kararına rağmen Lübnan'ın güneyindeki farklı yerleşimlere hava ve topçu saldırıları düzenledi. Başkent Beyrut üzerinde insansız hava araçlarının alçak irtifada uçuşları sürerken bölgedeki insani kriz derinleşiyor.
Öne çıkanlar
İsrail güçleri Nebatiye vilayetine bağlı Kefertebnit ve Kantara beldelerine hava saldırısı düzenledi.
Lübnan Sağlık Bakanlığı verilerine göre mart ayından bu yana 4 bin 389 kişi hayatını kaybetti.
İki ülke haziran ayında ABD arabuluculuğunda çerçeve anlaşma imzalamıştı.
Haberin Detayı
İsrail askeri unsurları, varılan ateşkes mutabakatına rağmen Lübnan topraklarındaki saldırı faaliyetlerine devam ediyor. Lübnan resmi ajansı NNA tarafından paylaşılan bilgilere göre, ülkenin güneyindeki Nebatiye vilayetinde yer alan Kefertebnit ve Kantara beldeleri savaş uçaklarının hedefi oldu. Bombardıman sonrasında hedef alınan noktalardan gökyüzüne yoğun dumanlar yükseldiği kaydedildi.
Hava saldırılarının yanı sıra karadan da topçu atışları gerçekleştirildi. Sur kentine bağlı Mansuri beldesi, Buyut Siyad mezrası ile Zıbkin Vadisi yoğun topçu ateşi altında kaldı. Bununla birlikte İsrail ordusuna ait insansız hava araçlarının başkent Beyrut semalarında alçak irtifada uçuşlarını sürdürdüğü bildirildi.
Bölgedeki çatışma ortamı insani boyutları da beraberinde getiriyor. Lübnan hükümeti tarafından yapılan açıklamada, askeri operasyonlar sebebiyle yerinden edilen sivil nüfusun 1 milyon sınırını aştığı duyurulmuştu. Lübnan Sağlık Bakanlığının ekim ayında paylaştığı son verilere göre ise mart ayından bu yana süren çatışmalarda en az 4 bin 389 kişi yaşamını yitirdi.
Taraflar arasında nisan ayında yürürlüğe giren ateşkesin süresi daha sonraki süreçte birkaç kez uzatılmıştı. Ayrıca haziran ayında ABD arabuluculuğunda kalıcı barışı ve anlaşmazlıkların çözümünü hedefleyen bir çerçeve anlaşma imzalanmıştı. Yapılan bu düzenleme işgal altındaki bölgelerden kademeli çekilmeyi öngörmesine rağmen sahadaki askeri hareketlilik devam ediyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Varılan mutabakatların sahada karşılık bulmaması diplomatik çabaların tıkanmasına yol açıyor. Bölgedeki sivil kayıpların 4 bin 389 kişiye ulaşması ve yerinden edilen nüfusun 1 milyonu aşması krizin boyutunu net biçimde ortaya koyuyor. Çerçeve anlaşmanın öngördüğü kademeli çekilme süreci işletilmezse bölgesel gerilim tırmanmaya devam edecek. Bu durum, diplomatik mekanizmaların sahadaki askeri baskıyı durdurmada yetersiz kaldığını gösteriyor.
Kaynak:
Anadolu Ajansı
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
İsrail ordusunun ateşkese rağmen Gazze Şeridi'ne düzenlediği hava saldırılarında aralarında çocukların da bulunduğu 5 kişi yaşamını yitirdi. Çeşitli bölgelere isabet eden mermiler ve İHA saldırıları nedeniyle en az 8 kişi yaralandı.
Ateşkes ihlali sonucunda Gazze genelindeki saldırılarda 5 sivil yaşamını yitirdi.
Han Yunus bölgesinde gerçekleşen bombardımanda 17 yaşında bir genç hayatını kaybetti.
Sivil savunma ekipleri ve yerel hastaneler en az 8 yaralıyı tedavi altına aldı.
Geçen yıl ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail ordusu Gazze Şeridi'ne yönelik askeri operasyonlarını sürdürüyor. Bölgenin farklı noktalarına düzenlenen son hava saldırılarında beş sivil hayatını kaybederken çok sayıda kişi de yaralandı. Sağlık birimleri saldırıların yerleşim yerlerini ve sivillerin toplandığı alanları hedef aldığını duyurdu.
Gazze kentinin doğusundaki Derac mahallesinde kalabalık bir noktaya yapılan saldırıda bir kişi yaşamını yitirdi. Aynı mahalledeki Et-Tabiin Okulu yakınlarında gerçekleşen ikinci bir olayda ise üç kişi yaralandı. Şeyh Rıdvan Mahallesi ise insansız hava aracıyla hedef alındı ve bu saldırıda bir sivil hayatını kaybederken iki kişi yaralandı.
Han Yunus'un Kayzan Ebu Reşvan bölgesinde iki genç saldırıların kurbanı oldu. Nasır Hastanesi yetkilileri, yaşamını yitirenler arasında on yedi yaşında Zuheyr Zarab adında bir gencin de bulunduğunu doğruladı. Öte yandan Cibaliya'daki Ebu Hüseyin okulları çevresine ve Mevasi bölgesine düzenlenen İHA saldırılarında da yaralananlar olduğu bildirildi.
Bölgedeki insani yardım faaliyetlerini yürüten sivil savunma teşkilatı da kayıp verdi. Geçen ay Kemal Advan Hastanesi yakınlarında yaralılara ulaşmaya çalışırken ağır yaralanan bir gönüllü personel tedavi gördüğü hastanede vefat etti. Sivil Savunma Genel Müdürlüğü, görevini icra ederken yaralanan çalışanın vefatı nedeniyle taziye mesajı yayımladı.
AI YORUMU
Süregelen ateşkes ihlalleri, bölgedeki insani krizin derinleştiğini ve sivillerin güvenli alan bulmakta zorlandığını açıkça gösteriyor. Beş sivilin hayatını kaybettiği ve en az sekiz kişinin yaralandığı bu son olaylar, uluslararası toplumun müzakere masasındaki kararların sahada karşılık bulmadığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Çatışmaların bu tempoda devam etmesi durumunda, sağlık altyapısının tamamen çökmesi ve gönüllü insani yardım faaliyetlerinin sürdürülemez hale gelmesi kaçınılmaz bir risk oluşturuyor.
Saldırının hedefleri ve kullanılan silah türleri hakkında henüz resmi bilgi verilmemiş durumda.
İsrail, Kantara beldesinde çok sayıda saldırı yaptı
Saldırıların niteliği ve kaybı henüz açıklanmadı
Ateşkes anlaşması Kasım 2024’ten beri yürürlükte
Saldırının hedefleri ve kullanılan silah türleri hakkında henüz resmi bilgi verilmemiş durumda.
Ateşkesin söz konusu bölgedeki istikrar için önemli bir çerçeve olduğu, bu nedenle anlaşmanın ihlali uluslararası çerçevede de dikkat çekici bir durum olarak değerlendiriliyor.
Lübnan yönetimi, ülke topraklarından tamamen çekilme çağrısı yapmasına rağmen, İsrail bazı noktaları işgal altında tutmaya devam ediyor. Bu durum, iki ülke arasındaki gerginliğin devam edeceğini gösteriyor.
İsrail ve Lübnan, 26 Haziran’da ABD’nin arabuluculuğunda anlaşmazlığı sona erdirmeyi hedefleyen bir görüşme gerçekleştirdi. Ancak görüşmenin sonucunda alınan kararların uygulanabilirliği konusunda belirsizlikler mevcut.
Bu gelişme, bölgedeki askeri dengeleri yeniden şekillendirebilir ve uluslararası toplumun müdahale ihtiyacını gündeme getirebilir. Etkilenen taraflar ve bölge sakinleri için risklerin artması bekleniyor.
İlgili taraflar, gelecekte benzer saldırıların tekrarlanıp tekrarlanmayacağını netleştirmek için diplomatik kanalların daha etkin kullanılması gerektiğini belirtiyor.
AI YORUMU
İsrail'in ateşkes anlaşmasını ihlal etmesi, bölgesel istikrar için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Özellikle Kantara beldesindeki saldırının tam ölçeği henüz bilinmediği için, can kaybı veya altyapı hasarı gibi sonuçlar yakında netleşebilir. Bu durum, hem Lübnan hem de uluslararası toplumu, askeri operasyonların uzun vadeli etkilerini değerlendirmek zorunda bırakıyor.
Eski İsrailli istihbarat yetkilisi Danny Citrinowicz, seçimler öncesinde Tahran'ın enerji altyapısına saldırı düzenleme planını eleştirdi. Bu hamlenin bölgesel bir felakete yol açacağını vurgulayan uzman, stratejik hiçbir gerekçenin bulunmadığını ifade etti.
Eski istihbaratçı Citrinowicz, seçim öncesi İran'a saldırı planını çılgınlık olarak nitelendirdi.
İsrail'in 10 Ekim'de planladığı saldırının ABD Başkanı Trump tarafından durdurulduğu belirtildi.
Bölgesel denklemde hava savunma füzesi stoklarında açık bir kriz olduğu vurgulandı.
Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü'nde çalışmalarını sürdüren araştırmacı, mevcut konjonktürde Tahran'a karşı bir savaş başlatmayı haklı çıkaracak hiçbir stratejik ya da operasyonel gerekçe bulunmadığını savundu.
Financial Times gazetesinin daha önce aktardığı iddialara göre, İsrail 10 Ekim tarihinde nükleer tesisler ve enerji santralleri dahil olmak üzere çeşitli altyapı hedeflerini vurmayı tasarlamıştı. Ancak bu operasyonun ABD Başkanı Donald Trump'ın doğrudan müdahalesiyle engellendiği ifade ediliyor. Citrinowicz, son üç yıldır birden fazla cephede sürdürülen çatışmaların ardından kuzey ve güney sınırlarındaki tahribatın dahi henüz giderilemediğine dikkat çekti.
Citrinowicz, İran'ın Hürmüz Boğazı üzerinden küresel ticareti aksatma kapasitesini koruduğunu ve önceki çatışmaların Tahran yönetimini devirmekte yetersiz kaldığını belirtti. Yemen, Lübnan ve Irak'taki milis yapıların yeniden toparlanma çabasında olduğunu hatırlatan eski istihbaratçı, yeni bir taarruzun tüm bu cepheleri yeniden alevlendireceğini dile getirdi. Ayrıca Irak hava sahasını kullanan son tatbikatların İran'ı karşılık vermeye zorlamak amacı taşıdığını öne sürdü.
Washington ve Tel Aviv hattındaki hava savunma füzesi stoklarında belirgin bir açık bulunduğunu kaydeden Citrinowicz, uzun süreli çok cepheli bir savaşın ekonomiyi tamamen felç edeceğini vurguladı. ABD'deki kasım ara seçimleri öncesinde İran'ın Washington yönetimini zor durumda bırakacak mesajlar vermeye hazırlandığını belirten uzman, Londra merkezli bazı medya organlarında yer alan diplomatik atılım iddialarının ise gerçeği yansıtmadığını sözlerine ekledi.
AI YORUMU
Seçim takvimi sıkışmışken atılacak her askeri adım, bölgesel istikrarsızlığı kalıcı hale getirme riski barındırıyor. İstihbarat raporlarına yansıyan hava savunma füzesi stoklarındaki açık, uzun vadeli bir çatışmanın lojistik maliyetini açıkça ortaya koyuyor. Siyasi hesaplarla devreye sokulan operasyonlar, İsrail ekonomisini durma noktasına getiren içsel krizleri derinleştirme potansiyeline sahip. Tahran'ın artan caydırıcılığı karşısında yeni bir cephe açmak yerine diplomatik kanalların işletilmesi tek akılcı senaryo olarak duruyor.
İran Dışişleri Bakanlığı, ABD ve İsrail saldırılarının bölgesel istikrarsızlık yarattığını duyurdu. Tahran yönetimi, dokuz aydan kısa sürede yaşanan operasyonların küresel ekonomik güvensizliği körüklediğini belirtti.
Dokuz aydan kısa sürede İran'a iki kez saldırı düzenlendi.
Minab ve Lamerd kentlerinde çocukların yaşamını yitirdiği açıklandı.
17 Haziran tarihinde imzalanan mutabakat zaptının ihlal edildiği savunuldu.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada ABD ve İsrail'in askeri hamlelerini ve ekonomik kısıtlamalarını sert bir dille eleştirdi. Bölgesel dengelerin altüst olmasında bu iki ülkenin doğrudan payı bulunduğunu savunan Bekayi, uluslararası toplumun Tahran'ı hedef alan çağrılarına tepki gösterdi.
Devam eden diplomatik görüşmelere rağmen kısa bir zaman dilimi içinde ülkesine yönelik iki ayrı saldırı gerçekleştirildiğini hatırlattı. Minab ve Lamerd bölgelerinde sivillerin, özellikle de çocukların hayatını kaybettiğini belirten yetkili, üst düzey yöneticilere yönelik suikastların ve ağırlaştırılan ambargoların süreci çıkmaza soktuğunu dile getirdi.
Haziran ayının onyedisinde varılan mutabakat zaptı hükümlerinin karşı tarafça hiçe sayıldığını öne süren Tahran yönetimi, yaşananların ardından dünyadan kendilerini kınamasını bekleyenlerin haksız olduğunu vurguladı. Kendi kararlarıyla bölgede tansiyonu yükselten odakların daha sonra mağdur rolü üstlenemeyeceğini ifade etti.
Hukuk dışı müdahalelerin yalnızca coğrafi bir kriz yaratmadığını, aynı zamanda uluslararası ticaret ve finans piyasalarında da derin belirsizlikler doğurduğunu kaydetti. Suçlu ile mağdur rollerinin bilinçli şekilde tersyüz edildiğini ve bu tutumun sorumluluktan kaçma taktiği olduğunu belirtti.
AI YORUMU
Tahran yönetimi, yaşanan askeri gerilimlerin faturasını küresel ticaret oyuncularına keserken diplomatik tonda sertleşmeyi sürdürüyor. Dokuz ay gibi kısa bir sürede iki kez hedef alındığını iddia eden ülkenin bu çıkışı, yakın coğrafyadaki enerji hatlarının ve tedarik zincirlerinin ne denli kırılgan olduğunu net biçimde gösteriyor. Mevcut ambargo ve suikast iddiaları karşısında tarafların geri adım atmaması, ilerleyen dönemde ekonomik yaptırım dalgalarının daha da geniş bir coğrafyaya yayılabileceği senaryosunu güçlendiriyor.