Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Dünya
İran'dan ABD ve İsrail tepkisi: Küresel ekonomik güven sarsılıyor
•1 dk okuma
Paylaş
HDünya
iFotoğraf: Foad Ashtari · CC BY 4.0 · Wikimedia Commons
Özet
İran Dışişleri Bakanlığı, ABD ve İsrail saldırılarının bölgesel istikrarsızlık yarattığını duyurdu. Tahran yönetimi, dokuz aydan kısa sürede yaşanan operasyonların küresel ekonomik güvensizliği körüklediğini belirtti.
Öne çıkanlar
Dokuz aydan kısa sürede İran'a iki kez saldırı düzenlendi.
Minab ve Lamerd kentlerinde çocukların yaşamını yitirdiği açıklandı.
17 Haziran tarihinde imzalanan mutabakat zaptının ihlal edildiği savunuldu.
Haberin Detayı
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada ABD ve İsrail'in askeri hamlelerini ve ekonomik kısıtlamalarını sert bir dille eleştirdi. Bölgesel dengelerin altüst olmasında bu iki ülkenin doğrudan payı bulunduğunu savunan Bekayi, uluslararası toplumun Tahran'ı hedef alan çağrılarına tepki gösterdi.
Devam eden diplomatik görüşmelere rağmen kısa bir zaman dilimi içinde ülkesine yönelik iki ayrı saldırı gerçekleştirildiğini hatırlattı. Minab ve Lamerd bölgelerinde sivillerin, özellikle de çocukların hayatını kaybettiğini belirten yetkili, üst düzey yöneticilere yönelik suikastların ve ağırlaştırılan ambargoların süreci çıkmaza soktuğunu dile getirdi.
Haziran ayının onyedisinde varılan mutabakat zaptı hükümlerinin karşı tarafça hiçe sayıldığını öne süren Tahran yönetimi, yaşananların ardından dünyadan kendilerini kınamasını bekleyenlerin haksız olduğunu vurguladı. Kendi kararlarıyla bölgede tansiyonu yükselten odakların daha sonra mağdur rolü üstlenemeyeceğini ifade etti.
Hukuk dışı müdahalelerin yalnızca coğrafi bir kriz yaratmadığını, aynı zamanda uluslararası ticaret ve finans piyasalarında da derin belirsizlikler doğurduğunu kaydetti. Suçlu ile mağdur rollerinin bilinçli şekilde tersyüz edildiğini ve bu tutumun sorumluluktan kaçma taktiği olduğunu belirtti.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Tahran yönetimi, yaşanan askeri gerilimlerin faturasını küresel ticaret oyuncularına keserken diplomatik tonda sertleşmeyi sürdürüyor. Dokuz ay gibi kısa bir sürede iki kez hedef alındığını iddia eden ülkenin bu çıkışı, yakın coğrafyadaki enerji hatlarının ve tedarik zincirlerinin ne denli kırılgan olduğunu net biçimde gösteriyor. Mevcut ambargo ve suikast iddiaları karşısında tarafların geri adım atmaması, ilerleyen dönemde ekonomik yaptırım dalgalarının daha da geniş bir coğrafyaya yayılabileceği senaryosunu güçlendiriyor.
Kaynak:
Yeni Şafak
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
ABD ve İsrail, İran'a karşı geniş çaplı bir savaşı yeniden başlatma seçeneğini değerlendirmek üzere gizli bir zirve gerçekleştirdi. Ovda Hava Üssü'ndeki buluşmada bölgesel tehditler ve ikili işbirliği detayları ele alındı.
ABD Savaş Bakanı Hegseth ile İsrail Başbakanı Netanyahu Nakab'daki üste bir araya geldi.
Görüşmede saldırı ve savunma alanındaki ortak stratejiler masaya yatırıldı.
İsrail medyası, nükleer tesislerdeki hareketlilik nedeniyle istihbarat raporlarını değerlendiriyor.
Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail cephesi, Tahran yönetimine karşı kapsamlı bir askeri çatışmayı yeniden tetikleme ihtimalini görüşmeye başladı. ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth ile İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Nakab bölgesinde bulunan Ovda Hava Üssü'nde basına kapalı kritik bir toplantı gerçekleştirdi. Yaklaşık iki saat süren bu temas, iki ülke arasındaki askeri seçeneklerin masada tutulduğunu açıkça gösterdi.
Gerçekleşen buluşmaya İsrail Güvenlik Bakanı Israel Katz ve Netanyahu'nun ofisinden üst düzey isimler katıldı. Bazı CNN kaynakları, görüşmelerin yapıldığı üste Birleşik Arap Emirlikleri temsilcilerinin de bulunduğunu öne sürdü. İsrail basını ise Mossad ve genelkurmay başkanının bu özel masada yer almadığı bilgisini paylaştı.
Netanyahu, Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin kaydını kamuoyuyla paylaşarak ortak hedeflerine ulaşacaklarını vurguladı. İsrail lideri, İran'ın nükleer tehdidini kalıcı olarak bitireceklerini savunurken önleyici bir saldırı ihtimaline de hazırlandıklarını belirtti. Tahran'ı bölgesel seçimlere müdahale etmekle suçlayan Netanyahu, Washington ile teması sıkılaştırdı.
İsrail basınında Washington'ın yaklaşımına dair farklı değerlendirmeler dikkat çekiyor. Yedioth Ahronoth gazetesi, Netanyahu'nun hamle yapmak istediğini ancak ABD'nin şu an için doğrudan bir savaşa sıcak bakmadığını yazdı. Israel Hayom ise istihbarat birimlerinin nükleer tesislerdeki faaliyet artışına dikkat çekerek hızlı bir operasyon ihtimalini gündemde tuttuğunu bildirdi.
AI YORUMU
İki müttefik ülkenin askeri seçenekleri yeniden değerlendirmesi, Orta Doğu'daki mevcut kırılgan dengeleri tamamen tersine çevirebilecek yeni bir çatışma dalgasının habercisidir. Nakab'daki üste gerçekleşen bu temas, diplomatik kanallardan ziyade fiili müdahale senaryolarının Washington ve Tel Aviv tarafından ciddi şekilde planlandığını kanıtlıyor. Özellikle nükleer tesislerdeki hareketliliğin artması, taraflar için operasyonel takvimi öne çekebilir. Bu süreç, bölgedeki enerji hatlarını ve sermaye piyasalarını doğrudan tehdit ederken, olası bir askeri tırmanış küresel ticaret akışını sekteye uğratma riski taşıyor.
Arakçi, sanal medya üzerinden yaptığı açıklamada Tel Aviv yönetiminin hamlelerine karşı Tahran'ın hazırlıklı olduğunu vurguladı.
İranlı bakan, geçmişteki çatışmalarda ülkesinin daha da güçlenerek çıktığını hatırlattı.
Açıklamada Tahran'ın bitmemiş hesapları olduğu ve dikkatli olunması gerektiği ifade edildi.
Orta Doğu'da tansiyonu artıran açıklamalar diplomatik kanallardan gelmeye devam ediyor. Dijital medya hesabından paylaşımda bulunan Arakçi, Tel Aviv yönetiminin bölgesel istikrarı tehlikeye atan adımlarını ele aldı.
Arakçi'nin değerlendirmelerine göre, İsrail lideri kendi kişisel ve hukuki sorunlarından kaçmak istiyor. Açıklamada, Netanyahu'nun olası cezaevi sürecinden kurtulmak adına Washington'u geniş çaplı bir çatışmanın içine çekmeye çalıştığı öne sürüldü. Bu durumun müttefik ülkeler üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekildi.
İranlı bakan, geçmişte yaşanan askeri gerilimleri de hatırlatarak Tahran'ın direncine vurgu yaptı. Daha önceki benzer girişimlerde ülkenin daha güçlü bir şekilde yoluna devam ettiğini belirten yetkili, benzer bir senaryonun tekrarlanması halinde gerekli karşılığın verileceğini kaydetti.
Açıklamanın sonunda ise açık bir uyarı tonu dikkat çekti. Geçmiş deneyimlerin unutulmaması gerektiğini belirten Tahran yönetimi, atılacak yanlış adımlara karşı ellerinde henüz tamamlanmamış süreçler bulunduğunu ve tarafların temkinli hareket etmesi icap ettiğini duyurdu.
AI YORUMU
Diplomatik arenada sesleri yükselten bu tür açıklamalar, liderlerin iç siyasi sıkışmışlıklarını dış politikadaki sert söylemlerle aşma stratejisinin tipik bir yansımasıdır. Tahran yönetimi, Washington ve Tel Aviv arasındaki ittifakın çatlaklarına odaklanarak kendi caydırıcılığını artırmayı hedefliyor. Bölgesel aktörler açısından bu tür karşılıklı restleşmeler, yanlış hesap yapılması durumunda kontrol edilemeyen krizlerin doğmasına yol açabilir.
Eski İsrailli istihbarat yetkilisi Danny Citrinowicz, seçimler öncesinde Tahran'ın enerji altyapısına saldırı düzenleme planını eleştirdi. Bu hamlenin bölgesel bir felakete yol açacağını vurgulayan uzman, stratejik hiçbir gerekçenin bulunmadığını ifade etti.
Eski istihbaratçı Citrinowicz, seçim öncesi İran'a saldırı planını çılgınlık olarak nitelendirdi.
İsrail'in 10 Ekim'de planladığı saldırının ABD Başkanı Trump tarafından durdurulduğu belirtildi.
Bölgesel denklemde hava savunma füzesi stoklarında açık bir kriz olduğu vurgulandı.
Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü'nde çalışmalarını sürdüren araştırmacı, mevcut konjonktürde Tahran'a karşı bir savaş başlatmayı haklı çıkaracak hiçbir stratejik ya da operasyonel gerekçe bulunmadığını savundu.
Financial Times gazetesinin daha önce aktardığı iddialara göre, İsrail 10 Ekim tarihinde nükleer tesisler ve enerji santralleri dahil olmak üzere çeşitli altyapı hedeflerini vurmayı tasarlamıştı. Ancak bu operasyonun ABD Başkanı Donald Trump'ın doğrudan müdahalesiyle engellendiği ifade ediliyor. Citrinowicz, son üç yıldır birden fazla cephede sürdürülen çatışmaların ardından kuzey ve güney sınırlarındaki tahribatın dahi henüz giderilemediğine dikkat çekti.
Citrinowicz, İran'ın Hürmüz Boğazı üzerinden küresel ticareti aksatma kapasitesini koruduğunu ve önceki çatışmaların Tahran yönetimini devirmekte yetersiz kaldığını belirtti. Yemen, Lübnan ve Irak'taki milis yapıların yeniden toparlanma çabasında olduğunu hatırlatan eski istihbaratçı, yeni bir taarruzun tüm bu cepheleri yeniden alevlendireceğini dile getirdi. Ayrıca Irak hava sahasını kullanan son tatbikatların İran'ı karşılık vermeye zorlamak amacı taşıdığını öne sürdü.
Washington ve Tel Aviv hattındaki hava savunma füzesi stoklarında belirgin bir açık bulunduğunu kaydeden Citrinowicz, uzun süreli çok cepheli bir savaşın ekonomiyi tamamen felç edeceğini vurguladı. ABD'deki kasım ara seçimleri öncesinde İran'ın Washington yönetimini zor durumda bırakacak mesajlar vermeye hazırlandığını belirten uzman, Londra merkezli bazı medya organlarında yer alan diplomatik atılım iddialarının ise gerçeği yansıtmadığını sözlerine ekledi.
AI YORUMU
Seçim takvimi sıkışmışken atılacak her askeri adım, bölgesel istikrarsızlığı kalıcı hale getirme riski barındırıyor. İstihbarat raporlarına yansıyan hava savunma füzesi stoklarındaki açık, uzun vadeli bir çatışmanın lojistik maliyetini açıkça ortaya koyuyor. Siyasi hesaplarla devreye sokulan operasyonlar, İsrail ekonomisini durma noktasına getiren içsel krizleri derinleştirme potansiyeline sahip. Tahran'ın artan caydırıcılığı karşısında yeni bir cephe açmak yerine diplomatik kanalların işletilmesi tek akılcı senaryo olarak duruyor.
İran, olası yeni bir askeri çatışmaya tamamen hazır olduğunu ve ekonomik baskılara boyun eğmeyeceğini açıkladı. Bölgesel temaslarını sürdüren Tahran yönetimi, Washington'ın daha önceki taahhütlerini yerine getirmesini şart koşuyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi, ABD ile her türlü senaryoya karşı tam hazırlıkta olduklarını belirtti.
Tahran ile Washington arasında Pakistan ve Katar üzerinden yürütülen dolaylı görüşmeler devam ediyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi, ülkesinin Amerika Birleşik Devletleri ile yaşanabilecek yeni bir askeri çatışma ihtimaline karşı tamamen hazır konumda bulunduğunu açıkladı. Bağdat'a gerçekleştirdiği iki günlük resmi ziyaret sırasında konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Araghchi, Tahran'ın ne ekonomik yaptırımlara ne de askeri tehditlere boyun eğeceğini net bir dille vurguladı.
Bölgesel temasları kapsamında Irak'ın El-İhbariya televizyonuna röportaj veren İranlı yetkili, diplomatik kanalların açık tutulduğunu ancak ülkeyi savunma kararlılığından taviz verilmeyeceğini ifade etti. Araghchi, Washington ile Tahran arasında Pakistan ve Katar arabuluculuğuyla dolaylı müzakerelerin sürdüğünü de doğruladı.
Kritik su yollarından Hürmüz Boğazı'nın tamamen gemi geçişlerine açılması konusuna da değinen Dışişleri Bakanı, bu adımın ABD'nin İslamabad Mutabakat Zaptı kapsamındaki yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesine bağlı olduğunu belirtti. Nükleer meselenin Washington tarafından siyasi baskı aracı olarak kullanıldığını savundu.
Geçmişteki diplomatik tecrübelere atıfta bulunan Araghchi, ABD ile daha önce üç tur görüşme gerçekleştirildiğini fakat bu süreçlerin nihayetinde askeri hamlelerle sonuçlandığını hatırlattı. Üçüncü tur müzakerelerde varılan karşılıklı anlayış anlaşmasının Trump yönetimi tarafından kısa süre içinde ihlal edildiğini dile getirdi.
Tahran yönetiminin müzakere masasından kaçan taraf olmadığını belirten yetkili, Washington'ın samimi olması halinde önceden kabul edilen şartları hayata geçirmesi gerektiğini söyledi. Bu şartların sağlanması durumunda Hürmüz Boğazı'nın açılacağını ve kalıcı bir anlaşma için yeni müzakere turlarının düzenlenebileceğini sözlerine ekledi.
AI YORUMU
Tahran yönetiminin askeri hazırlık vurgusu ve şartlı müzakere stratejisi, iki ülke arasındaki gerilimin kısa vadede düşmeyeceğini gösteriyor. Önceki üç tur müzakerenin ihlal edildiği iddiası, güven bunalımının derinleşmesindeki temel etken olarak öne çıkıyor. Hürmüz Boğazı gibi küresel ticaret için hayati bir noktanın pazarlık konusu yapılması, enerji piyasalarını doğrudan etkiliyor. Washington'ın taahhütlerine sadık kalmaması durumunda bölgesel çatışma riskinin tırmanması kaçınılmaz görünüyor.