Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Sağlık
Kanada'da araştırma: Aşırı işlenmiş gıdalar beyin damarlarını bozuyor
•2 dk okuma
Paylaş
HSağlık
iFotoğraf: NASA/JPL-Caltech · Kamu malı · Wikimedia Commons
Özet
McMaster Üniversitesi araştırmacıları, aşırı işlenmiş gıda tüketiminin beyin damarlarında hasara yol açabileceğini ortaya koydu. Binlerce yetişkinin sağlık verilerini inceleyen uzmanlar, uzun vadeli risklere karşı uyarıda bulundu.
Öne çıkanlar
Araştırmaya 35 ile 69 yaş aralığında 8 bin 783 yetişkin katıldı.
JAMA Network dergisinde yayımlanan çalışmada MR taramaları ve bilişsel testler yapıldı.
İşlenmiş gıdalar serebrovasküler hasar riskini ve vücut yağlanmasını artırıyor.
Haberin Detayı
Kanada'nın önde gelen eğitim kurumlarından McMaster Üniversitesi bünyesindeki bilim insanları, beslenme alışkanlıkları ile nörolojik sağlık arasındaki bağı inceleyen kapsamlı bir çalışmaya imza attı. Araştırma ekibi, orta ve ileri yaş grubundaki binlerce bireyin günlük diyetlerini ve klinik tarama sonuçlarını mercek altına aldı.
JAMA Network dergisinde kendine yer bulan bu akademik çalışmada, katılımcıların manyetik rezonans görüntüleme verileri detaylıca incelendi. Uzmanlar aynı zamanda deneklerin vücut kompozisyonlarını, karaciğerlerindeki yağlanma seviyelerini ve çeşitli bilişsel işlev testlerindeki başarılarını da tek tek kayda geçirdi.
Elde edilen bulgular, yoğun düzeyde işlenmiş gıda tüketiminin henüz klinik olarak net bir bilişsel kayıp ortaya çıkmadan evvel bile beyin damarlarında hasar oluşturabildiğini gösterdi. Serebrovasküler hasar olarak adlandırılan bu durumun yanı sıra, söz konusu beslenme tarzının vücuttaki yağlanma belirteçlerini de belirgin şekilde yükselttiği saptandı.
Araştırma sürecinde beslenme tercihleri ile anlık bilişsel performans arasında doğrudan bir nedensellik bağı kurulmasa da, beyin dokusunda meydana gelen tahribatın uzun vadede ciddi tehlikeler barındırdığı vurgulandı. Uzmanlar, modern diyet alışkanlıklarının nörolojik altyapıyı zamanla aşındırdığına dikkat çekerek toplumsal sağlık açısından uyarılarda bulundu.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Beslenme alışkanlıklarının beyin sağlığı üzerindeki kalıcı etkilerini göz ardı etmek, ilerleyen yaşlarda kronik nörolojik rahatsızlıklarla karşılaşma ihtimalini doğrudan artırır. Çalışmada incelenen 8 bin 783 kişilik örneklem grubu, paketli gıdaların yarattığı tahribatın bireysel olmaktan çıkıp kamusal bir risk halini aldığını net biçimde gösteriyor. Günlük koşturmaca içinde pratik çözümler sunan hazır gıdalar tercih edilirken, damar sağlığının ne ölçüde tehlikeye atıldığı gözden kaçırılıyor. Eğer bu diyet alışkanlıkları yaygınlaşmaya devam ederse, önümüzdeki yıllarda sağlık sistemleri bilişsel rahatsızlık vakalarıyla daha yoğun şekilde mücadele etmek zorunda kalacaktır.
Kaynak:
Sağlık Aktüel
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Sporcuların kullandığı kreatin bileşiğinin, bağırsak rahatsızlıklarının beyinde yarattığı nöronal hasarı engellediği belirlendi. İspanyol araştırmacılar tarafından yürütülen bilimsel çalışma, doğal maddenin egzersiz yapılmasa bile koruyucu bir kalkan oluşturduğunu gösterdi.
Kreatin takviyesi bağırsak iltihabının beyinde yol açtığı nöronal hasarı engelliyor.
Araştırma Brain, Behavior, and Immunity dergisinde yayımlandı.
Bileşiğin koruyucu etkisi erkek deneklerde daha belirgin olarak tespit edildi.
Spor dünyasında performans artırıcı bileşik olarak bilinen kreatin, insan organizmasındaki çok yönlü etkileriyle bilim insanlarının odağında yer alıyor. Çalışma, kreatinin kronik bağırsak iltihabı kaynaklı hücresel bozulmaları hedef alarak öğrenme ve hafıza merkezi olan hipokampustaki içeriği tazelediğini ortaya koydu.
Deneylerde kullanılan kemirgen modellerinde Crohn ve ülseratif kolit gibi kronik iltihaplı bağırsak rahatsızlıkları simüle edildi. Bağışıklık sisteminin bağırsak zarına saldırmasıyla beliren bu durumlar, aktif dönemlerde beyin sisi ve hafıza kaybı gibi merkezi sinir sistemi belirtileri doğuruyor. Düzenli kreatin alan kolitli deneklerin hipokampuslarında iltihap görülse de nöronal hasarın ciddi oranda azaldığı net bir şekilde saptandı.
Araştırmacılar, kreatinin kolitle ilişkili beyin hasarını önleme etkisinin erkek deneklerde dişilerden daha belirgin olduğunu tespit etti. Bileşiğin karaciğer, böbrek ve pankreas tarafından üretilmesinin yanı sıra kan-beyin bariyerini geçerek merkezi sinir sistemine ulaşabildiği biliniyor.
Kreatin eksikliğinin travmatik beyin hasarı ve nörodejenerasyonla bağlantılı olduğu aktarılırken, elde edilen bulguların henüz klinik öncesi aşamada bulunduğu vurgulanıyor. Uzmanlar, bağırsak-beyin aksındaki iltihaplı hastalıkların tedavisinde bu stratejinin gelecekte çığır açıcı bir potansiyele sahip olabileceğini ifade ediyor.
AI YORUMU
Kronik bağırsak iltihaplarının merkezi sinir sisteminde yarattığı tahribata karşı sporcu takviyelerinin değerlendirilmesi, nöroloji alanında yeni ufuklar açabilir. Sevilla Üniversitesi ekibinin yürüttüğü çalışmada erkek deneklerde koruyucu etkinin daha belirgin çıkması, cinsiyet temelli biyolojik farklılıkların tedavi süreçlerinde dikkate alınmasını zorunlu kılıyor. Henüz klinik öncesi aşamada olan bu bulgular insan deneyleriyle doğrulanana kadar hastaların kendi başına yüksek doz takviye kullanması sindirim ve böbrek sistemleri açısından yeni riskler doğurabilir. İlerleyen dönemde yapılacak insan odaklı çalışmalar, kreatinin hafıza kaybı ve beyin sisi gibi semptomları hangi dozda hafifletebileceğini netleştirecektir.
Yeni bir araştırma, günde en az üç bin adım atmanın beyindeki zararlı protein birikimini azaltarak Alzheimer ilerlemesini yavaşlatabildiğini ortaya koydu. Bilim insanları bu düşük fiziksel aktivite seviyesinin bile bilişsel gerilemeyi önemli ölçüde engellediğini vurguluyor.
Günde en az üç bin adım atmak Alzheimer belirtilerini yarı yarıya azaltıyor.
Fiziksel hareketlilik beyindeki zararlı tau proteinlerinin birikimini engelliyor.
En güçlü faydalar günlük beş bin ila yedi bin beş yüz adım aralığında görülüyor.
Bilim insanları tarafından yürütülen yeni bir çalışma, düşük seviyedeki fiziksel aktivitenin dahi insan beynini Alzheimer hastalığından koruyabileceğini gösterdi. Araştırma sonuçlarına göre günde sadece üç bin adım atmak, bu rahatsızlıkla ilişkilendirilen beyin değişikliklerini yavaşlatmaya yardımcı oluyor. Bu durum, uzun süredir önerilen on bin adım hedefine ulaşamayan yaşlı ve hareketsiz bireyler için daha gerçekçi bir alternatif sunuyor.
Yapılan incelemelerde, düzenli hareket etmenin zararlı tau proteinlerinin birikimini azalttığı keşfedildi. Uzmanlar bu moleküllerin sinir hücrelerinin iç iskeletini stabilize ettiğini ve hücre içi taşımayı desteklediğini belirtiyor. Hastalığın erken belirtilerini gösteren kişilerde dahi fiziksel aktivite, bilişsel ve işlevsel gerilemeyi neredeyse yarı yarıya düşürmeyi başarıyor.
Çalışma sürecinde yaşlı yetişkinler adımsayar kullanılarak dokuz ila on bir yıl boyunca takip edildi. Araştırmacılar, aktivitenin toksik amiloid plaklarını azaltmadığını, bunun yerine yanlış katlanmış tau proteinlerinin birikimini engellediğini tespit etti. Daha aktif katılımcılarda demans belirtilerinin ciddi oranda azaldığı gözlemlendi.
Uzmanlar üç bin adımlık yürüyüşün orta tempoda ve yaklaşık yarım sürdüğünü aktarıyor. Öte yandan en güçlü faydaların günlük beş bin ila yedi bin beş yüz adım aralığında görüldüğü ifade ediliyor. Daha fazla adım atmak her zaman daha fazla koruma anlamına gelmese de tempolu yürüyüşün beyin fonksiyonlarını korumadaki rolü net şekilde kanıtlanıyor.
AI YORUMU
Hareketsiz yaşam tarzı ile bilişsel gerileme arasındaki kısır döngüyü kırmak için on bin adım kuralına takılmadan küçük hedefler belirlemek gerekiyor. Çalışmada yer alan üç bin adımlık eşik, özellikle günlük rutini yoğun olan veya fiziksel kısıtları bulunan yaşlı bireyler için ulaşılabilir bir koruma kalkanı sunuyor. Yapılan ölçümler, küçük hareket artışlarının bile beyin sağlığında doğrudan karşılığı olduğunu gösteriyor. İlerleyen yaşlarda düzenli yürüyüş alışkanlığı kazanmayan bireylerde hafıza kaybı riskinin katlanarak arttığı biliniyor.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Katar Halk Sağlığı Bakanı ile başkentte ikili bir görüşme gerçekleştirdi. İki ülke arasındaki sağlık alanındaki mevcut ilişkiler ve ortak projeler ele alındı.
Bakan Memişoğlu Katar Halk Sağlığı Bakanı ile resmi görüşme yaptı
İki ülke arasındaki sağlık iş birliği masaya yatırıldı
Görüşmede ortak yürütülebilecek projeler değerlendirildi
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, uluslararası temasları kapsamında Katar Halk Sağlığı Bakanlığı heyetiyle bir araya geldi. Gerçekleştirilen bu resmi buluşmada, iki ülke arasındaki diplomatik ve sektörel ilişkilerin güçlendirilmesi hedeflendi. Taraflar, karşılıklı tecrübe paylaşımının önemine vurgu yaparak sağlık alanındaki ortak çalışmaları derinleştirme kararı aldı.
Toplantının ana gündem maddeleri arasında sağlık turizmi, hastane yönetimi ve klinik araştırmalar yer aldı. Türkiye'nin sağlık altyapısındaki son yıllarda kat ettiği mesafeler Katar tarafına aktarılırken, iki ülke arasında ortak yatırımların önü açıldı. Uzman değişim programları ve teknoloji transferi konularında da somut adımlar atılması için mutabakata varıldı.
Heyetler arası görüşmelerin ardından iki bakanlık arasında yeni iş birliği protokollerinin hazırlanması için teknik ekipler görevlendirildi. Sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmaya yönelik ortak çalışma gruplarının kurulması kararlaştırıldı. Önümüzdeki dönemde karşılıklı ziyaretlerin artarak devam edeceği ve projelerin yakından takip edileceği belirtildi.
AI YORUMU
İki ülke arasındaki sağlık diplomasisinin somut projelere evrilmesi, bölgesel iş birliğini güçlendiren kritik bir eşiktir. Karşılıklı tecrübe aktarımı, özellikle hastane yönetimi ve klinik araştırmalar gibi alanlarda her iki ülkenin kapasitesini artıracaktır. Sağlık turizmi odaklı bu tür uluslararası temaslar, gelecekte yeni ortak yatırımların önünü açabilir. Türkiye'nin sağlık alanındaki birikimi, Katar'ın yatırımlarıyla birleştiğinde iki taraf için de kazançlı bir model ortaya çıkaracaktır.
Kosova genelindeki aile hekimliği merkezlerine 85 bin doz mevsimsel grip aşısı ulaştırıldı. Sağlık otoritelerinin yürüttüğü sevkiyatın tamamlanmasının ardından aşılama süreci hız kazanacak.
Toplam 85 bin doz mevsimsel grip aşısı ülkeye getirildi.
Aşı teslimatı ve sevkiyat planlaması 21 Ekim tarihinde tamamlandı.
Özellikle risk grubundaki vatandaşların aşı olması tavsiye ediliyor.
Kosova Sağlık Bakanlığı ile Ulusal Halk Sağlığı Enstitüsü ortaklaşa yürüttüğü çalışmayla mevsimsel grip aşılarının ülke genelindeki dağıtımına hız verdi. Daha önceden ekim ayının başı itibarıyla başlaması öngörülen süreç, tedarik zincirinde yaşanan aksaklıklar sebebiyle biraz gecikerek 21 Ekim tarihinde somut bir aşamaya ulaştı.
Ülkeye getirilen 85 bin dozluk aşı partisi, ilgili kurumlarca hızlı bir şekilde muhafaza koşullarına uygun olarak belediyelere sevk edildi. Aile Hekimliği Merkezlerine ulaştırılan bu aşıların ilgili birimlere teslimatının tamamlanmasıyla birlikte, sağlık ocaklarında aşılama mesaisi resmen başlayacak.
Yetkili kurumlar tarafından yapılan uyarılarda, özellikle kronik rahatsızlığı bulunanlar, yaşlılar ve risk grubunda yer alan bireylerin bu dönemde aşı olmasının büyük bir tedbir oluşturduğu vurgulandı. Vatandaşların kendi bölgelerindeki sağlık birimlerine başvurarak süreci takip etmeleri istendi.
Yaşanan tedarik sarkmasına rağmen toplam doz miktarının koruma sezonu başlamadan sahaya indirilmesi, sağlık altyapısının bu döneme hazırlık yapmasını sağladı. Dağıtımın tamamlanmasıyla birlikte aşıya erişim ülke genelinde eşit ve hızlı bir şekilde sağlanmış olacak.
AI YORUMU
Tedarik sürecindeki takvim sapmalarına rağmen 85 bin doz aşının sahaya inmesi, özellikle risk altındaki nüfusun korunması açısından kritik bir eşiği geride bırakıyor. Sağlık birimlerinin sevkiyatı hızla tamamlaması, yaşlılar ve kronik hastalar için kış ayları öncesinde önemli bir kalkan oluşturuyor. Benzer dönemlerde yaşanan lojistik aksaklıklar göz önüne alındığında, dağıtımın kesintiye uğramadan yürütülmesi aşılama oranlarını doğrudan yukarı çekecektir. Aşıların merkezlere vaktinde ulaşması, potansiyel hastane yoğunluklarının da önüne geçilmesini sağlayacak.