Yalnızca seçtiğin başlıklardan bildirim gelir (varsayılan: günde ~10 bildirim).
Genel son dakika
Kapalıyken yalnızca seçtiğin başlıklar gelir. Tüm ayarlar için Profil sayfasına git.
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Ekonomi
Kahramanmaraş Sanayicileri Deprem Sonrası Kadar Sıkıntıda: Finansman ve Rekabet Baskısı
•1 dk okuma
Paylaş
HEkonomi
Fotoğraf: Haber46
Özet
Kahramanmaraş'taki sanayiciler, deprem sonrası hızlı toparlanmalarına rağmen finansman maliyetleri, ihracat pazarındaki daralma ve küresel rekabetle mücadele ediyor. KASİAD Başkanı İsmail Dinçer, mevcut koşulları "depremin ardından yaşanan zorluklarla karşılaştırıldığında" daha da şiddetli olarak nitelendiriyor.
Öne çıkanlar
1. Finansman maliyetleri artarken üretim kapasitesi %50’ye geriledi
2. Avrupa’da tüketim düşüşü ve Çin‑Hindistan rekabeti ihracatı zorlaştırıyor
3. Lojistik ve jeopolitik gerginlikler sevkiyatları etkiliyor
Haberin Detayı
Kahramanmaraş sanayisi, 6 Şubat 2023 depreminin felaketini ardından üretim tesislerini yeniden inşa ederek faaliyetlerine devam etti. Ancak yeni ekonomik ortam, sanayicilerin finansman alımını zorlaştırırken, ihracat pazarındaki daralma da üreticilerin gelirini olumsuz etkiliyor.
KASİAD Başkanı İsmail Dinçer, "Şu an deprem sonrası kadar sıkıntılıyız diyebilirim" diyerek, finansman maliyetlerinin yükselimini ve küresel talepteki belirsizliği vurguladı. Üretim kapasitesi de 60‑65 %’ten 50 %’e düşmüş durumda.
İhracat açısından Avrupa ve Orta Doğu pazarları kritik rol oynarken, Avrupa’daki tüketim düşüşü ve Çin‑Hindistan rekabeti pazar payını daraltıyor. Dinçer, özellikle lojistik sorunların sevkiyatları kısıtladığını belirtti.
Jeopolitik gelişmeler ve ABD‑İran gerginlikleri de ihracatı etkileyen faktörler arasında yer alıyor. KASİAD, sanayicilerin bu zorluklarla başa çıkabilmesi için finansal destek ve pazar çeşitlendirmesi çağrısında bulunuyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Kahramanmaraş’ın sanayi kolu, depremin ardından hızla toparlanmış olsa da, küresel ekonomik dalgalanmalar ve rekabet bu bölge için yeni bir kriz oluşturuyor. Şehir, finansal destekle birlikte stratejik bir ihracat planı oluşturarak rekabet gücünü korumak zorunda.
Kaynak:
Haber46
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Kahramanmaraşlı iş insanları, üretim kapasitelerini korumakta zorlandıkları bu dönemde finansman sıkıntılarının deprem günlerini aratmadığını belirtti. KASİAD Başkanı İsmail Dinçer, kent nüfusunun afetten bu yana eksik kaldığını ve iplik üretim oranlarının gerilediğini duyurdu.
Kahramanmaraş nüfusu deprem dönemi göçleri sonrasında hala 31 bin kişi eksik seviyede seyrediyor.
Türkiye'nin iplik ihtiyacını karşılama oranı yüzde 65 seviyesinden yüzde 55 oranına geriledi.
Sanayiciler, tesislerin yüzde 100 kapasiteyle çalışamadığını ve en büyük sorunun finansman olduğunu söylüyor.
Kahramanmaraş Sanayici ve İş İnsanları Derneği tarafından düzenlenen beşinci ödül töreninde iş dünyasının karşılaştığı ekonomik zorluklar masaya yatırıldı. KASİAD Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Dinçer, kentin üretim ve ihracat gücünün korunması gerektiğini vurgularken sanayicilerin yaşadığı darboğaza dikkat çekti. Fabrikaların sadece üretim araçlarından ibaret olmadığını, arkasında büyük bir emek ve tecrübe barındırdığını ifade etti.
Üretimdeki başarıların sosyal yaşam kalitesine de yansıtılması gerektiğini belirten Dinçer, genç kuşakların iş hayatından beklentilerinin değiştiğini dile getirdi. Sanayi sektörünün yalnızca üretim yapılan bir alan olmaktan çıkarak gençlerin geleceklerini inşa edebileceği bir yapıya kavuşması gerektiğini kaydetti. Ayrıca deprem sonrasında yaşanan göç hareketliliğinin tersine dönmesine rağmen nüfusta hala 31 bin kişilik bir eksiklik bulunduğunu aktardı.
Geçmişte ülkenin iplik talebinin yüzde 65'lik kısmını karşılayan kentin, günümüzde bu oranın yüzde 55 seviyesine gerilediği açıklandı. Sektör temsilcileri krizlerden şikayet etmek yerine kendi çözümlerini üretmeye çalıştıklarını ancak finansman yükünün artık taşınamaz boyuta ulaştığını ifade etti. Bölgedeki tesislerin hiçbirinin tam kapasiteyle çalışamadığı ve mevcut tablonun deprem günlerini aratmayacak kadar zorlu olduğu vurgulandı.
Tekstil sektörünün sarsılması durumunda bunun istihdam üzerinde domino etkisi yaratabileceği uyarısı yapıldı. Kent ekonomisinin büyük ölçüde inşaat faaliyetleriyle ayakta durduğu ve binalar yenilenirken toplumsal travmanın uzun süre kalabileceği ifade edildi. İş dünyasının temel amacının kar etmekten ziyade şirketleri açık tutmak ve çarkları döndürmek noktasına geldiği belirtildi.
AI YORUMU
Finansman maliyetlerinin bu seviyede kalması, sermaye birikimi zayıflayan KOBİ'lerin faaliyetlerini tamamen durdurma riskiyle karşı karşıya kalmasına yol açar. Kahramanmaraş gibi üretim odaklı bir merkezde yüzde 55'e gerileyen tedarik payı, bölgesel istihdamın yanı sıra ülke genelindeki tekstil tedarik zincirini de doğrudan zedeler. Destek mekanizmaları devreye girmezse çarkları döndürmeye çalışan şirketlerin birkaçı kapanabilir ve bu durum işsizlik oranlarında kalıcı artışlar doğurur.
Kahramanmaraş'ın dış ticaret verilerinde yaşanan hareketlilik kentte memnuniyet yarattı. Deprem felaketinin izlerini silmeye çalışan şehrin ihracat hacmi yüzde 1,8 oranında yükseliş kaydetti.
Kahramanmaraş'ın ihracat oranında yüzde 1,8'lik bir artış gerçekleşti.
Kent ekonomisi deprem sonrasında toparlanma süreçlerini hızlandırıyor.
Üretim tesislerindeki kapasite artışları dış ticaret verilerine doğrudan yansıdı.
Kahramanmaraş ekonomisi, yaşanan büyük felaketin ardından üretim ve ticaret alanında toparlanma sinyalleri vermeye devam ediyor. Kentte faaliyet gösteren sanayi kuruluşları ve işletmeler, kapasite artırımı hamleleriyle dış pazarlardaki konumlarını korumaya çalışıyor. Son açıklanan dış ticaret verileri, bu çabaların somut sonuçlar vermeye başladığını açıkça gösteriyor.
Geride kalan zorlu döneme rağmen üretim zincirini yeniden kurmayı başaran üreticiler, dış satım rakamlarında yukarı yönlü bir ivme yakaladı. Şehrin genel ihracat hacmi yüzde 1,8 oranında artış göstererek ekonomistler ve iş dünyası temsilcileri arasında olumlu bir hava yarattı. Bu oran, bölgedeki ticari faaliyetlerin kademeli olarak eski gücüne kavuştuğunun somut bir kanıtı olarak öne çıkıyor.
Yerel üreticilerin uluslararası pazarlardaki varlıklarını sürdürmesi, istihdamın korunması ve şehrin yeniden imarı açısından büyük bir etkiye sahip bulunuyor. Sanayi odalarının ve meslek örgütlerinin destekleriyle hayata geçirilen projeler, işletmelerin mali direncini artırıyor. Elde edilen bu oran, ticaret erbabının tüm zorluklara rağmen üretimden kopmadığını gözler önüne seriyor.
Uzmanlar, yakalanan bu ivmenin kalıcı hale gelmesi için lojistik desteklerin ve finansal teşviklerin kesintisiz sürdürülmesi gerektiğine işaret ediyor. Bölgedeki ticari hareketliliğin önümüzdeki aylarda daha da genişlemesi ve diğer sektörlere de sıçraması bekleniyor. Kahramanmaraş'ın dış ticaretteki bu küçük ama değerli sıçraması, ülkenin genel ekonomik dengeleri açısından da takip ediliyor.
AI YORUMU
Kahramanmaraş'ın yakaladığı yüzde 1,8'lik ihracat artışı, yerel ekonominin direnç gösterme kapasitesini kanıtlıyor. Bu oran, bölgedeki sanayi tesislerinin henüz tam kapasiteye ulaşamamış olmasına rağmen üretim çabasından vazgeçmediğini gösteriyor. Özellikle imalat sektöründe faaliyet gösteren küçük ve orta büyüklükteki işletmeler, bu süreçten en çok etkilenen kesimlerin başında geliyor. Eğer lojistik maliyetler kontrol altında tutulabilirse, önümüzdeki çeyrekte daha yüksek artış oranları görmek mümkün olabilir.
Türkiye'nin ocak-eylül dönemi ihracatı yüzde 5,2 artışla 211 milyar dolara ulaştı. Yılın dokuz aylık sürecinde 26 sektörden 18'i dış satımını artırırken, en yüksek yükseliş yaş meyve ve sebze alanında kaydedildi.
Ocak-eylül döneminde ihracat yüzde 5,2 artarak 211 milyar dolara yükseldi.
Zeytin ve zeytinyağı ihracatı düşük rekolte nedeniyle yüzde 28 geriledi.
Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, yılın ilk dokuz ayında dış ticaret hacmi rekor seviyeye ulaştı. Belirtilen dönemde toplam ihracat geçen yılın aynı zaman dilimine kıyasla yüzde 5,2 oranında artış göstererek 211 milyar dolar sınırını aştı. Son 12 aylık periyotta ise toplam dış satım 283,7 milyar dolara yükseldi ve bu süreçte incelenen 26 ana sektörün 18'i büyüme kaydetti.
Yılın dokuz aylık bilançosuna göre ihracatını en çok artıran alan yüzde 42'lik tırmanışla yaş meyve ve sebze oldu ve 3,2 milyar dolarlık satış gerçekleştirildi. Savunma ve havacılık sanayisi ise yüzde 16 yükselişle 6,9 milyar dolarlık ihracata imza attı.
Otomotiv endüstrisi 31,1 milyar dolarlık dış satımla hacim liderliğini korurken, kimyevi maddeler ve mamulleri 25,8 milyar dolarla bu sektörü takip etti. Çelik ihracatı 12,7 milyar dolar, elektrik ve elektronik sektörü ise 14,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Belirtilen dönemde bazı kalemlerde ise daralma yaşandı.
Toplam 8 sektörün ihracatında düşüş kaydedilirken, en sert gerileme yüzde 28 ile zeytin ve zeytinyağı sektöründe görüldü. Sektör temsilcileri bu düşüşün temel sebebinin geçen sezonki düşük rekolte olduğunu bildirdi. Ayrıca ABD'nin temmuz ayında yürürlüğe koyduğu yüzde 12,5'lik ek verginin üreticilerin rekabet gücünü zayıflattığı ifade edildi.
AI YORUMU
Dış ticaret verilerindeki artış eğilimi genel toplamda olumlu bir tablo çizebilse de, tarım ve gıda kollarındaki dalgalanmalar yerel üreticilerin karşılaştığı yapısal riskleri açıkça işaret ediyor. Zeytin ve zeytinyağı ihracatındaki yüzde 28'lik sert düşüş, iklim koşullarına bağlı rekolte kayıplarının dış pazardaki payı ne denli hızlı eritebileceğini gösteriyor. Üreticilerin önümüzdeki dönemde uluslararası pazarlardaki korumacı vergi duvarlarıyla baş edebilmesi için maliyet yönetimi ve katma değerli ürün stratejilerine ağırlık vermesi şart.
Uzun süredir yüksek seyreden ticari kredi faizleri ve enflasyon baskısı, sanayi sektöründe üretimi durma noktasına getirdi. Fabrikalar vardiya azaltırken, finansmana erişim sorunları nedeniyle istihdam kaybı da kronikleşti.
Ticari kredilerde yüksek faizler ve erişim sorunları sanayiciyi zorluyor.
TİM Başkan Vekili Ahmet Güleç, faizlerin yüzde 30'un altına inmesini talep etti.
İSO Üyesi Hüseyin Çetin, ihracatçıya verilen yüzde 3'lük döviz desteğinin alınamadığını belirtti.
Enflasyonla mücadele sürecinde hedeflerin tutmaması, yurt dışı pazarlardaki rekabet gücünün azalması ve uzun süredir yüksek kalan faizler üreticileri çıkmaza soktu. Birçok tesiste vardiya sayıları düşürülürken satılık ve kiralık fabrika ilanlarında artış görüldü. Sektör temsilcileri mevcut maliyetlerle ayakta kalmanın zorlaştığını vurguluyor.
Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkan Vekili Ahmet Güleç, ağır finansman yükü sebebiyle yatırımların askıya alındığını ifade etti. Güleç, uzun vadeli hedeflerden vazgeçmenin gelecekte büyük sorunlar doğuracağını belirterek, kredi kanallarının açılması ve oranların yüzde 30 seviyesinin altına çekilmesi gerektiğini dile getirdi.
Paslanmaz Sanayici ve İş İnsanları Derneği Başkanı Arslan Küçükemre ise ticari kredilerdeki oranların yüksekliğine dikkat çekerek bazı firmaların faaliyetlerini durdurup tesislerini kiraya verdiğini aktardı. Küçükemre, üretim tıkanıklığının aşılmaması durumunda erken sanayisizleşme tehlikesinin baş gösterebileceği konusunda uyardı.
Karton Ambalaj Sanayicileri Derneği Başkanı Alican Duran, kur ve enflasyon makası nedeniyle sene başından bu yana ciddi oranda erime yaşadıklarını kaydetti. Duran, mevcut faiz yüküyle alınan kredilerin kâr marjıyla ödenmesinin imkansız olduğunu savunarak banka kazançlarına işaret etti.
İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Çetin, Merkez Bankası'nın ihracatçılara sağladığı yüzde 3 döviz desteğinde limit aşımı gerekçesiyle sorun yaşandığını bildirdi. Çetin, yüksek oranlar sebebiyle ticaretin ve yatırımların durma noktasına geldiğini, yıl sonunda kapanma kararı alan firmaların bulunduğunu söyledi.
AI YORUMU
Ekonomideki dezenflasyon sürecinin faturası, finansman maliyetleriyle boğuşan üreticilere kesiliyor. Yüzde 30 seviyesindeki faiz eşiği aşılamazsa, ihracat odaklı büyüme hedeflerinden uzaklaşma riski artıyor. Finansal giderleri gelirlerini aşan küçük ve orta ölçekli işletmeler için bankalar birer ortak haline gelirken, bu durum istihdamı doğrudan tehdit ediyor. Eğer kredi kanalları esnetilmezse sanayi tesislerindeki kapanmalar dalga boyunu büyütecektir.