Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlığında Beştepe'de bir araya gelecek Kabine, fon piyasalarındaki son durumu ve tasfiye süreçlerini değerlendirecek. Toplantıda Terörsüz Türkiye süreci ve Orta Doğu'daki diplomatik adımlar da ele alınacak.
Öne çıkanlar
Fon tasfiye süreci, yatırımcı hakları ve koordinasyon kurulu raporları Beştepe'de masada.
Terörsüz Türkiye sürecinde İzleme Komisyonu'nun kuruluş çalışmaları değerlendirilecek.
Mavi Vatan politikası ve Libya ile imzalanan Deniz Yetki Alanları Anlaşması görüşülecek.
Haberin Detayı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde gerçekleştirilecek Kabine Toplantısı için Beştepe'de mesai başlıyor. Ekonomi yönetiminin ve ilgili kurumların yürüttüğü çalışmalar, sermaye piyasalarındaki hareketlilik ve yatırımcı haklarının korunması toplantının öncelikli maddeleri arasında yer alıyor. Tasfiye sürecindeki fonların son durumu ve koordinasyon kurulu tarafından hazırlanan raporlar detaylı bir şekilde masaya yatırılacak.
Sermaye piyasalarında atılan adımların yanı sıra mağdurların haklarının gözetilmesi ve sürece dair olası yeni düzenlemeler de kabine üyelerinin değerlendirmesinden geçecek. İlgili bakanlıklar, fon piyasalarındaki güven ortamını pekiştirmek ve denetimleri artırmak adına yapılan hazırlıkları kurul üyeleriyle paylaşacak. Yatırımcıların zarar görmemesi için atılabilecek ilave adımlar bu oturumda netlik kazanacak.
Toplantının güvenlik ve iç politika başlığında ise Terörsüz Türkiye süreci önemli bir yer tutuyor. Milli Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulu'nun hazırladığı raporlar doğrultusunda terör örgütünün fesih ve silah bırakma aşamaları incelenecek. Meclis çatısı altında kurulması planlanan İzleme Komisyonu'nun yapılanması ve görev alanları da bu kapsamda ele alınacak.
Dış politika ve bölgesel gelişmeler de Beştepe'deki mesainin odak noktalarından biri olacak. Orta Doğu'da yeniden tırmanan ABD-İran gerilimi, Arap Yarımadası'ndaki son durum ve İsrail'in Gazze ile Batı Şeria'ya yönelik saldırıları karşısında atılacak diplomatik adımlar masaya yatırılacak. Bölgesel istikrarın korunması adına yürütülen diplomasi trafiği gözden geçirilecek.
Doğu Akdeniz'deki hak ve menfaatlerin korunması için atılacak yeni adımlar, ilgili bakanlıkların sunumlarıyla kabine toplantısında ele alınacak tüm bu başlıklarca şekillendirilecek.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Sermaye piyasalarındaki fon tasfiye süreçlerinin doğrudan yatırımcı güvenini hedef alması, atılacak adımların zamanlamasını kritik kılıyor. Özellikle fon mağdurlarının haklarının korunması, bireysel katılımcıların borsaya olan inancını doğrudan etkileyen bir unsurdur. Alınacak kararlar piyasadaki likidite akışını ve yatırımcı psikolojisini yakından şekillendirecektir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe'de gerçekleştirilen Muhtarlar Buluşması'nda yerel yöneticilerin mali haklarındaki değişimleri paylaştı. Muhtar ödemelerinin 2026 yılı itibarıyla 28 bin liranın üzerine çıktığını belirten Erdoğan, sosyal güvenlik primlerinin de devlet tarafından karşılandığını vurguladı.
Muhtar maaşları 2002 yılındaki 97 liradan 2026'da 28 bin liranın üzerine yükseldi.
Muhtarların sosyal güvenlik primleri 2017 yılından bu yana devlet tarafından ödeniyor.
Muhtar Bilgi Sistemi ile yerel taleplerin elektronik ortamda iletilmesi sağlandı.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 19 Ekim Muhtarlar Günü vesilesiyle düzenlenen etkinlikte konuşan Recep Tayyip Erdoğan, mahalli idarelerin temel yapı taşlarıyla uzun yıllara dayanan bağını aktardı. Ülkenin tamamı için mesai mefhumu gözetmeksizin çalışmaya devam edeceklerini dile getiren Erdoğan, yerel temsilcilerin çalışma şartlarını iyileştirmek adına atılan adımları sıraladı. Belediyeler bünyesinde özel birimler kurulduğunu ve Muhtar Bilgi Sistemi'nin devreye alındığını hatırlatan Cumhurbaşkanı, taleplerin dijital altyapı üzerinden daha hızlı iletildiğini ifade etti.
Konuşmasında yerel yöneticilerin mali ve sosyal haklarına ayrıntılı biçimde değinen Erdoğan, geçmiş dönemle bugün arasındaki rakamsal farkı paylaştı. Göreve geldikleri 2002 yılında 97 lira seviyesinde bulunan ödemelerin, 2026 yılı itibarıyla 28 bin liranın üzerine çıkarıldığını duyuran Erdoğan, ayrıca sosyal güvenlik primlerinin 2017'den beri devlet bütçesinden karşılandığını hatırlattı. Yeni hizmet binaları ve sosyal tesislerin kazandırılması için yürütülen projelerin de sürdüğünü ekledi.
Geçmişte kendisine yöneltilen kısıtlayıcı söylemleri de hatırlatan Cumhurbaşkanı, bu zihniyetin muhtarlık kurumunu küçümsemeyi amaçladığını savundu. Doğrudan halkın oyuyla işbaşına gelen temsilcilerin Cumhurbaşkanlığı kapısından içeri girmesinin demokrasinin işleyişi açısından anlamlı olduğunu belirtti. Türk siyasetindeki dönüşümün yerel unsurlarla güçlendiğini, bu bağın korunmasının milli irade için şart olduğunu vurguladı.
Toplantının dış politika bölümünde ise küresel ölçekteki çatışmalara dikkat çeken Erdoğan; Ukrayna, Orta Doğu ve Yemen hattındaki gerilimlerin bölgesel istikrarı sarstığını ifade etti. Türkiye'nin barış ve güvenliğini koruma kararlılığından taviz vermeyeceğini belirten lider, mazlum coğrafyalara uzanan ellerin inatla tutulacağını kaydetti. Ülke içinde ve dışında var olan tehditlere karşı toplumsal birlik çağrısı yaparak vatandaşların ayrıştırıcı söylemlere prim vermemesi gerektiğini söyledi.
AI YORUMU
Yerel yöneticilerin özlük haklarında yapılan iyileştirmeler, idari mekanizmanın sahadaki gücünü artırmayı hedeflerken bütçe dengeleri açısından da ciddi bir mali yükümlülük getiriyor. Geçmişteki düşük ödeme rakamları ile bugünkü seviye kıyaslandığında aradaki makasın katlanarak açıldığı görülüyor. Bu durum, taşradaki idari temsilcilerin devletle kurduğu bağı ekonomik olarak güçlendirirken beklentileri de aynı oranda yukarı taşıyor. Eğer bu finansal destekler bölgesel kalkınma projeleriyle desteklenmezse, muhtarlık kurumunun kamudaki işlevselliği yalnızca maaş artışıyla sınırlı kalabilir.
Fotoğraf: Қазақстан Республикасы Парламентінің Мәжілісі
YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, İstanbul İl Başkanlığı ön seçiminde yaptığı konuşmada, son dönemde yaşanan operasyonların ve fon soygunlarının ülkeye maliyetinin 500 milyar doların üzerinde olduğunu söyledi. Emre ayrıca hazırladıkları raporlarla bazı isimlerin yolsuzluk iddialarını belgeleriyle ortaya koyduklarını belirtti.
YENİ Parti'nin üye sayısı 800 bine yaklaştı ve anketlerde oy oranı 30'u geçti.
Parti Sözcüsü Zeynel Emre kumpas ve fon soygunu faturasını 500 milyar dolar olarak açıkladı.
Yolsuzluk iddialarını açıklayan Zeynel Emre ile birlikte iki gazeteci de hedef alındı.
YENİ Parti İstanbul İl Başkanlığı tarafından Harbiye Kongre Merkezi'nde düzenlenen ön seçimde tek aday olarak katılan Kurucu İl Başkan Özgür Çelik güven tazelerken, programda söz alan Parti Sözcüsü Zeynel Emre gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında partisinin kuruluşundan bu yana gösterdiği hızlı büyümeye dikkat çeken Emre, üye sayısının 800 bine ulaştığını ve anketlerde yüzde 30 oy oranını geride bıraktıklarını ifade etti. Önümüzdeki dönemin iktidar yürüyüşü olduğunu savunan siyasetçi, yerel seçimlerde elde edilen başarıların bunun en net göstergesi olduğunu dile getirdi.
2019 ve 2024 yılları arasında partilerine yönelik sistematik engelleme ve itibarsızlaştırma çabaları yürütüldüğünü öne süren Emre, yerel seçim zaferlerinin ardından iktidarın yargı yoluyla yeni operasyonlara giriştiğini belirtti. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere pek çok belediye başkanı, bürokrat ve parti üyesinin haksız yere hedef alındığını savunan Emre, şafak operasyonlarıyla sindirme politikaları izlendiğini ancak buna boyun eğmediklerini kaydetti. Belediyelerin kurumsal şemalarının dahi suç unsuru gibi gösterilmeye çalışıldığını aktardı.
Son dönemde ortaya çıkan fon iddiaları ve operasyonların ülkeye ekonomik faturasının çok ağır olduğunu vurgulayan YENİ Parti Sözcüsü, 19 Mart'tan bu yana kurulan kumpasların ve soygunların faturasının 500 milyar doları aştığını ileri sürdü. Çocukların yüzde 32'sinin yatağa aç girdiğini belirten TÜİK verilerine atıfta bulunan Emre, okullarda ücretsiz bir öğün yemek verilmesi yönündeki kanun tekliflerinin iktidar partilerinin oylarıyla reddedildiğini hatırlattı. Kaynak yok bahanesinin gerçeği yansıtmadığını, bu tür fon soygunları nedeniyle kamusal kaynakların başka yerlere aktarıldığını iddia etti.
Yürüttükleri çalışmalar neticesinde iktidar kanadından bazı isimlerin usulsüzlüklerine ulaştıklarını ve bunları kamuoyuyla paylaştıklarını belirten Zeynel Emre, Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin adına kayıtlı 2,2 milyar liralık usulsüzlüğü belgelediklerini dile getirdi. Bu iddiaların ardından ilgili kişilerin parayı hazineye iade etmek zorunda kaldığını, ancak kendilerine ve süreci takip eden gazeteciler Şaban Sevinç ile Murat Ağırel'e dava açılarak tutuklama yoluna gidildiğini sözlerine ekledi.
AI YORUMU
Zeynel Emre'nin dile getirdiği 500 milyar dolarlık fatura ve iktidar kanadına yöneltilen 2,2 milyar liralık usulsüzlük iddiaları, siyaset arenasındaki gerilimi tırmandıracak nitelikte. Özellikle somut isimlerin ve rakamların verilmiş olması, iddiaların sıradan siyasi tartışmaların ötesinde hukuki ve mali bir zeminde ele alınmasını zorunlu kılıyor. Soruşturmaların ve açılan davaların gazetecileri de kapsaması, ifade özgürlüğü ile denetim mekanizmaları arasındaki dengenin önümüzdeki günlerde daha fazla tartışılacağını gösteriyor.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından tamamlanan Çeşmeli-Kızkalesi Otoyolu'nun 52 kilometrelik bölümü yarın gece itibarıyla araç geçişine açılıyor. Yeni güzergah sayesinde bölgedeki seyahat süresinin 18 dakikaya inmesi ve yıllık milyarlarca liralık ekonomik tasarruf sağlanması öngörülüyor.
Çeşmeli-Kızkalesi kesimi 19 Ekim saat 00.01'de trafiğe açılıyor.
Seyahat süresi 2,5 saatten 18 dakikaya düşecek.
Yıllık toplam 3 milyar 20 milyon lira tasarruf elde edilecek.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Mersin halkının uzun süredir beklediği ulaşım yatırımında sona gelindiğini duyurdu. Yapımı tamamlanan Çeşmeli-Erdemli-Silifke-Taşucu Otoyolu projesinin 52 kilometrelik Çeşmeli-Kızkalesi kesimi, 18 Ekim'i 19 Ekim'e bağlayan gece yarısı itibarıyla hizmet vermeye başlayacak. Törenle yapılacak resmi açılışın ise ilerleyen günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Toplamda 41 kilometre otoyol ve 11 kilometre bağlantı yolundan oluşan bu kesimde sürücülerin konforu ve güvenliği için kapsamlı imalatlar yapıldı. Altyapı çalışmaları çerçevesinde 10 köprülü kavşak, 7 tünel ve 5 viyadük inşa edilirken, güzergaha 2 hizmet tesisi ile 6 ücret toplama alanı kazandırıldı. Ayrıca yolun kesintisiz yönetimi için birer adet bakım işletme merkezi ile tünel işletme merkezi kuruldu.
Hayata geçirilen bu stratejik yatırım, özellikle yaz aylarında turizm hareketliliğiyle doruğa ulaşan trafik sıkışıklığına çözüm getirmeyi amaçlıyor. Mevcut devlet yolunu kullanan transit araçların otoyola yönlendirilmesiyle, normal şartlarda 2,5 saati bulan seyahat süresinin 18 dakikaya kadar ineceği hesaplanıyor. Böylece sürücüler hem zamandan büyük ölçüde tasarruf edecek hem de akaryakıt tüketimini azaltacak.
Projenin finansal ve çevresel getirileri de raporlandı. Açıklanan verilere göre yıllık bazda zamandan 2 milyar 680 milyon lira, akaryakıttan ise 340 milyon lira kazanç sağlanarak toplam tasarruf rakamı 3 milyar 20 milyon liraya ulaşacak. Bununla birlikte karbon salınımının yılda 17 bin ton azalacak olması, projenin çevre dostu yönünü öne çıkarıyor.
Bölgesel entegrasyon açısından da büyük bir rol üstlenen otoyol, D400 ve D715 devlet yollarındaki yükü hafifleterek şehir içindeki trafiği rahatlatacak. Çukurova Uluslararası Havalimanı başta olmak üzere bölgedeki limanlar, sanayi ve tarım alanları arasındaki lojistik ağ güçlendirilecek. Tarsus-Adana-Gaziantep Otoyolu'nun uzantısı olan bu hat, aynı zamanda Kalkınma Yolu projesinin karayolu altyapısına doğrudan destek sunacak.
AI YORUMU
Mersin gibi yaz aylarında nüfusu ve araç sayısı katlanan bir bölgede 2,5 saatlik yolu 18 dakikaya düşüren bu yatırım, sadece zaman kazandırmakla kalmayıp yıllık 3 milyar 20 milyon liralık tasarrufla ülke ekonomisine doğrudan can suyu olacak. Özellikle turizm sezonundaki trafik çilesini bitirmesi beklenen bu projenin, Çukurova Uluslararası Havalimanı ve liman bağlantılarıyla birlikte bölgeyi lojistik üs haline getirmesi kaçınılmaz görünüyor. Sürücülerin güvenli sürüş alışkanlıklarını koruyarak yeni rotayı kullanması, olası trafik kazalarının önüne geçmek adına büyük önem arz ediyor.
Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde yaşayan dar gelirli vatandaşlar, derinleşen ekonomik sıkıntılar ve yetersiz gelirler sebebiyle temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Artan enflasyon ve yüksek yaşam maliyetleri karşısında çaresiz kalan yurttaşlar, geçim dertlerini humorist bir benzetmeyle dile getirirken sağlık harcamalarını dahi karşılayamadıklarını belirtiyor.
Kadirli ilçesindeki yurttaşlar düşük gelir ve işsizlik nedeniyle geçinemiyor.
Bazı emekliler ve yaşlılar sağlık masraflarını karşılamakta büyük güçlük çekiyor.
Yüksek enflasyon ve tarım giderleri nedeniyle vatandaşlar üretim yapamıyor.
Türkiye genelinde etkisini sürdüren ekonomik darboğaz, taşrada yaşayan dar gelirli kesimin omuzlarındaki yükü her geçen gün daha da artırıyor. Osmaniye ilinin Kadirli ilçesinde mikrofona konuşan vatandaşlar, temel gıda maddelerine ve sağlık hizmetlerine erişimde karşılaştıkları engelleri tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Gelir elde edemediklerini veya ellerine geçen cüzi miktarların güncel piyasa koşullarında eriyip gittiğini belirten ilçe sakinleri, günlük yaşamlarını sürdürebilmek adına büyük bir çaba sarf ediyor.
Geçmişte elde ettiği kısıtlı tarımsal gelirle yıl boyunca idare etmeye çalışan ancak artık bu imkânı bile bulamadığını aktaran bir ilçe sakini, sofrasındaki yiyeceklerin son derece sınırlı kaldığını ifade ediyor. Tedavi masraflarını ödemekte zorlanan ve yaşından ötürü herhangi bir işte çalışma fırsatı bulamadığını kaydeden başka bir yurttaş ise, ekonomik tablonun vahametini esprili bir dille özetliyor. Pazar ve market vitrinlerindeki ürünleri yalnızca uzaktan izlemekle yetindiklerini dile getiren vatandaşlar, alım güçlerinin tamamen sıfırlandığına dikkat çekiyor.
Altı bin lira tutarındaki aylık geliriyle hem barınma hem de sağlık giderlerini denkleştirmeye çalışan bir başka emekçi ise artan fatura yükünün altında ezildiğini söylüyor. Hastane ulaşım maliyetlerinin ve reçete giderlerinin bütçesini tamamen tükettiğini belirten bu kişiler, kimseye el açmamak için direndiklerini ancak mevcut tablonun bu direncini kırdığını dile getiriyor. Tarımla uğraşan kesim ise mazot ve gübre gibi temel girdilerin aşırı pahalanması sebebiyle tarlalarını işleyemez duruma geldiklerini vurguluyor.
Yaşanan bu sosyo-ekonomik sıkıntılar, özellikle sabit gelirli ve herhangi bir sosyal güvencesi bulunmayan kesimler için hayatı sürdürülemez bir noktaya taşıyor. Yetkililerden ve ilgili kurumlardan çözüm bekleyen ilçe halkı, temel insanî ihtiyaçlarını dahi karşılamakta yaşadıkları bu çıkmazın bir an önce son bulmasını talep ediyor.
AI YORUMU
Bu tablo, enflasyonun ve yüksek yaşam maliyetlerinin Anadolu'nun en ücra köşelerindeki dar gelirli vatandaşları nasıl bir çıkmaza sürüklediğini net bir şekilde gösteriyor. Tarımsal üretimin maliyetler yüzünden durma noktasına gelmesi ve sağlık harcamalarının hane bütçelerini eritmesi, önümüzdeki dönemde sosyal risklerin daha da artabileceğine işaret ediyor. Sadece büyükşehirlerde değil, Anadolu genelinde de kalıcı ve kapsayıcı ekonomik rahatlatma politikalarına acilen ihtiyaç duyuluyor.