Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündem
Diyarbakır Kültür Yolu Festivali kapsamında 48 lezzet noktası seçildi
•1 dk okuma
Paylaş
HGündem
Görsel: HaberinAi
Özet
Diyarbakır Kültür Yolu Festivali etkinlikleri çerçevesinde kentin zengin mutfağını öne çıkarmak amacıyla 48 farklı adres belirlendi. Gastronomi dünyasından tanınmış isimlerin bir araya geldiği projeyle yerel işletmelerin görünürlüğü artırılıyor.
Öne çıkanlar
Türkiye Kültür Yolu Festivallerinin 22. durağı olan Diyarbakır'da 48 adres belirlendi.
Tanınmış şefler ve gastronomi yazarları kent mutfağını keşfetmek üzere bir araya geldi.
Proje kapsamında Karacadağ pirinci ve sumak ekşisi gibi yerel tatlar vurgulandı.
Haberin Detayı
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hayata geçirilen festival etkinlikleri tüm hızıyla sürerken Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı yeni bir projeye imza attı. Kentin gastronomi potansiyelini artırmayı hedefleyen çalışmalar doğrultusunda toplam 48 işletme ve adres tespiti yapıldı.
Gerçekleştirilen özel buluşmalarda sektörün önde gelen isimleri ve şefler ev sahipliği üstlendi. Program konukları arasında yer alan uzmanlar, bölgenin köklü mutfak kültürünün az bilinen yönlerini ziyaretçilere aktarmak için bir araya geldi.
Yemek kültürü araştırmacıları ve tecrübeli şefler, yöreye özgü tatların inceliklerini paylaştı. Özellikle ekşi kullanımının çevre illerden farklı bir profil çizdiği, sumak ekşisinin meftunelerden salata soslarına kadar pek çok tarife lezzet kattığı ifade edildi.
Ziyaretçiler için tavsiye edilen lezzetler arasında duvaklı pilav, patlıcan meftunesi ve cevizli burma kadayıf öne çıktı. Fırın yemeklerinin de mutfakta önemli bir yere sahip olduğu hatırlatılarak bu tariflerin hikayeleri gün yüzüne çıkarıldı.
Kadın kooperatifleri de süreç boyunca yöresel ürünlerin tanıtımına destek verdi. Projenin, turistik ziyaretler sırasında tencere yemekleri gibi kolayca ulaşılamayan tatların keşfedilmesine olanak tanıdığı kaydedildi.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Yerel gastronomi rotalarının oluşturulması, kent turizminin çeşitlenmesi açısından kritik bir dönemeç oluşturuyor. Belirlenen 48 adres, sadece kebap kültürünün ötesine geçerek tencere yemeklerinin ve unutulmaya yüz tutmuş tariflerin de turistlerle buluşmasını sağlıyor. Bu tür projeler eksiksiz uygulanmadığı takdirde sadece geçici bir festival coşkusu olarak kalma riski taşıyor.
Kaynak:
CNN Türk
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle yürütülen proje kapsamında, Diyarbakır mutfağının geleneksel ve az bilinen 48 lezzet adresi belirlendi. Gastronomi dünyasından isimlerin katıldığı etkinlikte kentin zengin yöresel yemekleri tanıtıldı.
Diyarbakır Kültür Yolu Festivali kapsamında 48 lezzet noktası belirlendi.
Tanınmış şefler ve yazarlar kentin yöresel mutfak kültürünü inceledi.
Hevsel Kadın Kooperatifi ev yapımı geleneksel yemekleri yaşatmaya devam ediyor.
Diyarbakır denildiğinde akla ilk gelen tatlar ciğer ve burma kadayıf olsa da, kentin mutfak kültürü çok daha geniş bir yelpazeye sahip. Kültür ve Turizm Bakanlığı organizasyonuyla gerçekleştirilen Diyarbakır Kültür Yolu Festivali çerçevesinde, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı tarafından yürütülen Lezzet Noktası Projesi ile toplam 48 adres tescillendi. Bu girişim, sadece bilinen tatları değil, aynı zamanda ev yemeklerini ve unutulmaya yüz tutmuş yöresel tarifleri de gün yüzüne çıkarmayı hedefliyor.
Proje kapsamında düzenlenen gastronomi buluşmaları, Türkiye'nin tanınmış şefleri ile yemek kültürü yazarlarını bir araya getirdi. Etkinliğe ev sahipliği yapan isimler arasında Gamze Cizreli ve Mahir Nazlıcan yer alırken, Ömür Akkor, Çiğdem Seferoğlu ve Erşan Yılmaz gibi Michelin Rehberi'nde adı geçen şefler de konuk olarak katıldı. Uzman isimler, sumak ekşisi gibi kentin mutfağına özgü malzemeleri yerinde inceleyerek tariflerin arka planındaki hikayeleri dinleme fırsatı buldu.
Gastronomi programının öne çıkan başlıklarından biri de yöresel malzemelerin yemeklere kattığı özgün tatlar oldu. Karacadağ pirinci, sumak ekşisi, vişne salçası ve reyhan gibi yöreye has bileşenler; duvaklı pilav, meftune çeşitleri, kaburga dolması ve ezme güveç gibi yemeklerin vazgeçilmezi olarak öne çıktı. Şefler, özellikle fırın yemeklerinin ve tencere tariflerinin uzun hazırlık süreçlerine ve annelerden aktarılan geleneksel yöntemlere dayandığını vurguladı.
Yalnızca restoranlar değil, aynı zamanda kadın kooperatifleri de bu kültürelmirasın yaşatılmasında aktif rol üstleniyor. 2024 yılında yedi kadınla faaliyete başlayan Hevsel Kadın Kooperatifi, bugün 13 çalışanıyla içli köfte, gırık yemeği, el açması gözleme ve yöresel dolmalar gibi lezzetleri sofralara taşıyor. Proje kapsamında işletmelere verilen tabelalar ve sağlanan görünürlük, yerli ve yabancı ziyaretçilerin bu yöresel duraklara ulaşmasını kolaylaştırarak bölge turizmine ivme kazandırıyor.
Fotoğraf: Yeni Şafak
AI YORUMU
Gamze Cizreli ve Mahir Nazlıcan gibi tanınmış şeflerin katılımıyla hazırlanan 48 duraklık liste, sadece turistik bir rota olmanın ötesinde ev yemeklerinin kayıt altına alınması açısından kıymetlidir. 2024 yılında 7 kişiyle yola çıkan Hevsel Kadın Kooperatifinin 13 çalışana ulaşması, gastronomi turizminin yerel istihdama doğrudan katkı sunduğunu net bir şekilde gösteriyor. Bu tür projelerin kalıcı olması için tescillenen mekanların standartlarını koruması ve denetlenmesi gerekiyor.
Mezopotamya'nın tarihi kenti Mardin, dokuz gün sürecek Türkiye Kültür Yolu Festivali etkinliklerine kapılarını açtı. Kentin dört bir yanında konserlerden tiyatroya, sergilerden yöresel lezzet atölyelerine kadar yüzlerce etkinlik sanatseverlerle buluşacak.
Festival 17-25 Ekim tarihleri arasında dokuz gün boyunca sürecek.
Dokuz farklı mekanda toplam 172 farklı etkinlik gerçekleştirilecek.
Mardin mutfağını tanıtmak için 30'dan fazla restoran Lezzet Noktası projesine dahil edildi.
Tarihi yapıları, taş mimarisi ve çok kültürlü dokusuyla bilinen Mardin, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hayata geçirilen festival rotasının yirmi üçüncü durağı oldu. Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi'ndeki açılış törenine bakanlık yetkilileri, yerel protokol ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı.
Dokuz gün boyunca şehrin meydanları, tarihi hanları ve avluları; konserler, tiyatro oyunları, sergiler ve film gösterimleriyle hareketlenecek. Etkinlik takviminde yer alan 'Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri Sergisi' ile geleneksel zanaatların yaşatılacağı atölyeler ziyaretçilere kapılarını açtı.
Tarihi birikimin yanı sıra güçlü gastronomi mirasıyla da tanınan kent, özgün tatlarını geniş kitlelerle buluşturmaya hazırlanıyor. Kaburga dolması, sembusek, ikbebet ve harire gibi geleneksel lezzetler, kurulan özel gastronomi rotaları üzerinden misafirlere sunuluyor.
Proje kapsamında bölge mutfağının inceliklerini aktarmak üzere ülkenin tanınan şefleri ve mutfak akademisyenleri şehre konuk oluyor. Otuzdan fazla restoranın yer aldığı bu ağ, yerel tariflerin gelecek kuşaklara aktarılmasına ve turizm potansiyelinin ivme kazanmasına katkı sağlıyor.
AI YORUMU
Mardin gibi çok kültürlü bir mirasa ev sahipliği yapan bir coğrafyada 172 farklı etkinliğin düzenlenmesi, bölgenin turizm ekonomisine ve yerel esnafa doğrudan can suyu olacaktır. Özellikle 30'dan fazla restoranın katıldığı gastronomi buluşmaları, unutulmaya yüz tutmuş yöresel tariflerin ulusal ölçekte tanınırlığını artırarak şehre uzun vadeli bir marka değeri kazandıracaktır.
Yeni Parti'nin Diyarbakır genelinde gerçekleştirdiği il başkanlığı ön seçimleri tamamlandı. On yedi ilçede kurulan sandıklardan en yüksek oyla çıkan Mehmet Berk, resmen adaylık hakkı elde etti.
Mehmet Berk 17 ilçedeki ön seçimlerde en yüksek oyu alarak kazandı.
Partililer ilçe binalarındaki sandıklarda oy kullanarak tercihini yaptı.
Birinci Olağan Kongre 23 Ekim tarihinde Çand Amed Kültür Merkezi'nde yapılacak.
Yeni Parti teşkilatının bölgedeki örgütlenme çalışmaları kapsamında yürüttüğü süreçte sandıklar kapandı. Diyarbakır genelindeki on yedi ilçede gerçekleştirilen oy verme işlemleri sonucunda il başkanlığı yarışının galibi netleşti. Partililerin ilçe binalarında kurulan sandıklara yoğun ilgi gösterdiği belirtildi.
Gerçekleştirilen sayımların ardından üyelerin büyük çoğunluğunun desteğini arkasına alan Mehmet Berk, ön seçim yarışını önde tamamlayan isim oldu. Adaylık sürecinde tabanın eğilimini yansıtan bu sonuç, parti içi yarışın hareketliliğini gözler önüne serdi. Sandıktan çıkan bu tablo sonrasında gözler yaklaşan kongre takvimine çevrildi.
Ön seçim yarışının tamamlanmasının ardından parti yönetimi kongre hazırlıklarına hız verdi. Yeni Parti Diyarbakır Birinci Olağan Kongresi, yirmi üç Ekim tarihinde saat onda başlayacak. Çand Amed Kültür ve Kongre Merkezi adresinde düzenlenecek olan genel kurulda, Mehmet Berk il başkanlığı için resmi aday olarak yarışacak.
AI YORUMU
Parti içi ön seçimlerin yereldeki taban mutabakatını yansıtması açısından kritik bir eşik oluşturduğu söylenebilir. On yedi ilçenin tamamında tek bir ismin öne çıkması, kongre öncesinde teşkilat içi disiplinin sağlandığını gösteriyor. Bu durum, özellikle yaklaşan genel kurul sürecinde muhalif kanatların stratejilerini yeniden belirlemesine neden olacaktır. Adayın delegeler üzerindeki bu ilk tur desteğini kongre salonuna taşıyıp taşıyamayacağı, önümüzdeki günlerde netleşecek.
Diyarbakır'da yaşayan iki çocuk annesi Kübra Aygül, geçirdiği COVID-19 enfeksiyonunun ardından açlık duyusunu tamamen yitirdi. Beş yıldır hiçbir şey yiyemediğini belirten genç kadın, hayatta kalabilmek için yalnızca ayran tüketip ekmek yiyor.
Kübra Aygül, 2021 yılında geçirdiği COVID-19 sonrasında açlık hissini kaybetti.
Beş yıldır süren rahatsızlığı nedeniyle sadece ayran ve ekmekle beslenebiliyor.
Çok sayıda hastane ve farklı tıbbi branşa başvurmasına rağmen kesin bir teşhis konulamadı.
Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde ikamet eden yirmi dokuz yaşındaki Kübra Aygül, yaşamını altüst eden olağanüstü bir sağlık sorunuyla mücadele ediyor. İki çocuk annesi kadın, iki bin yirmi bir yılında koronavirüs enfeksiyonu atlattıktan sonra vücudundaki açlık mekanizmasının tamamen devre dışı kaldığını belirtti. Aradan geçen uzun zamana rağmen durumunda hiçbir iyileşme görülmeyen Aygül, sürekli bir tokluk hissiyle yaşadığını ifade ediyor.
Yemek kokularına dahi tahammül edemediğini, en ufak bir lokma girişiminde şiddetli mide bulantısı yaşadığını dile getiren Aygül, vücudu besinsiz kaldığı için günlük işlerini yapamayacak kadar güçsüzleşti. Sekiz ve beş yaşlarındaki iki çocuğunun bakımını tek başına üstlenemeyen genç kadına, yaşlı annesi ile kız kardeşi destek oluyor. Aile bireylerinin yardımı olmadan ayakta durmasının imkansız olduğunu vurgulayan hasta, yaşadığı çaresizliği gözler önüne seriyor.
Şifa bulabilmek umuduyla gastroenteroloji, dahiliye, genel cerrahi ve psikiyatri dahil olmak üzere pek çok farklı tıbbi bölüme başvuran Aygül, bugüne kadar net bir tanı alamadı. Kendisine çölyak testi dahil olmak üzere çok sayıda kan tahlili, endoskopi ve kolonoskopi yapıldığını, ancak tüm sonuçların temiz çıktığını aktardı. Tahlil sonuçlarında herhangi bir bulguye rastlanmaması nedeniyle hekimlerin de tedavi sürecinde ellerinin kolunun bağlandığını dile getirdi.
Sağlığına yeniden kavuşup doyasıya yemek yiyebileceği günlerin hayalini kuran Aygül, beş yıldır sadece hayatta kalma mücadelesi veriyor. Ölmemek ve ayakta kalabilmek adına zorla tükettiği ayran ve ekmek dışındaki gıdaları midesinin kesinlikle kabul etmediğini söyledi. Uzmanlardan ve benzer bir sendromu atlatmış kişilerden yardım talep eden mağdur anne, sesini duyurarak tıbbi bir çözüm bulunmasını istiyor.
AI YORUMU
Kübra Aygül'ün yaşadığı bu sıra dışı durum, pandeminin bıraktığı uzun vadeli ve anlaşılması güç nörolojik ile metabolik etkilerin karmaşıklığını açıkça gösteriyor. Tıp dünyasının henüz tam olarak çözemediği bu tür post-viral sendromlar, hastaların sadece fiziksel sağlığını değil, tüm sosyal hayatını ve aile dinamiklerini derinden sarsıyor. Birçok farklı branşta yapılan tetkiklerin sonuçsuz kalması, nadir görülen bu tür vakalarda multidisipliner ve özel araştırma merkezlerinin devreye girmesinin ne denli elzem olduğunu ortaya koyuyor.