Türkiye’nin önde gelen savunma sanayisi devleri BAYKAR, MKE ve ROKETSAN, yeni üretim üsleri için Karadeniz bölgesindeki Samsun şehrini seçti. Proje kapsamında MKE, eski şeker fabrikası arazisinde 2 milyar liralık tesis kurarken, BAYKAR için Tekkeköy’de 400 dönümlük alan özel endüstri bölgesi ilan edildi. ROKETSAN’ın da katılımıyla kent, savunma ve havacılık tedarik zincirinin stratejik noktalarından biri haline geliyor.
Öne çıkanlar
BAYKAR için Tekkeköy'de 400 dönümlük alan özel endüstri bölgesi ilan edildi.
MKE, Çarşamba'daki eski şeker fabrikası arazisinde 2 milyar liralık yatırım başlattı.
ROKETSAN da Samsun'da yeni yatırım kararı alarak sanayi kümelenmesine katıldı.
Haberin Detayı
Türkiye genelinde savunma sanayisi yatırımları ana merkezlerin ötesine geçerek Anadolu coğrafyasına yayılmaya devam ediyor. Bu kapsamda Samsun, yerli savunma devlerinin peş peşe açıkladığı projelerle havacılık ve askeri üretim alanında bölgesel bir küme haline geliyor. Kentte yürütülen çalışmalar, hem yüksek teknolojiye dayalı imalatın tabana yayılmasını temin ediyor hem de ana yüklenici firmalar ile yerli tedarikçiler arasındaki entegrasyonu güçlendiriyor.
İnsansız hava araçları alanında küresel ölçekte faaliyet gösteren BAYKAR, Samsun’un Tekkeköy ilçesinde yeni bir üretim tesisi kurmaya hazırlanıyor. Şirketin yatırımı doğrultusunda yaklaşık 400 dönümlük arazi özel endüstri bölgesi statüsüne alındı. İnsansız savaş uçakları ve yüksek teknolojiye dayalı havacılık sistemlerinin imalatına destek vermesi planlanan bu tesis, bölgedeki mühendislik, yan sanayi ve imalat kapasitesine doğrudan katkı sunacak.
Samsun’daki bir diğer dev sanayi hamlesi ise Makine ve Kimya Endüstrisi tarafından Çarşamba ilçesinde yürütülüyor. Atıl durumdaki eski şeker fabrikası arazisinde başlatılan proje, yaklaşık 2 milyar liralık dev bir bütçeyle hayata geçiriliyor. Şirketin modernize edilen üretim yapılanmasının parçası olan bu tesis, Türk Silahlı Kuvvetlerinin mühimmat ve askeri ekipman ihtiyacını yerli imkanlarla karşılama hedefine hizmet ediyor.
MKE’nin bu adımı, Millî Savunma Bakanlığının 2023-2027 yıllarını kapsayan 1,5 milyar dolarlık genel yatırım programının da önemli bir halkasını oluşturuyor. Samsun’da kurulacak yeni fabrikaların tesis edilmesiyle birlikte, kentin sanayi altyapısı ileri teknoloji gerektiren askeri imalat standartlarına kavuşmuş olacak. Üretim yelpazesi ve takvimi netleştikçe, tesislerin TSK tedarik zincirindeki rolü daha da somutlaşacak.
Bölgedeki savunma hamlesine eklenen bir diğer kritik aktör ise ROKETSAN oldu. Kentte yatırım kararı aldığı öğrenilen şirketin projesine dair bütçe, takvim ve tesis konumu gibi ayrıntıların resmi açıklamalarla şekillenmesi bekleniyor. Füze ve roket sistemlerinde lider konumda bulunan ROKETSAN’ın Samsun’a adım atması, kentteki savunma sanayisi ekosistemini çeşitlendirerek çok yönlü bir üretim ağı yaratma potansiyeli taşıyor.
Üç büyük savunma devinin aynı coğrafyada buluşması, yerel tedarik zincirini ve teknik altyapıyı harekete geçirme gücüne sahip. Makine imalatı, metal işleme, elektronik ve yazılım alanında faaliyet gösteren Samsunlu işletmeler, bu dev yatırımlar sayesinde savunma sanayisine alt bileşen üreten kritik tedarikçilere dönüşebilir. Bölgesel istihdam ve nitelikli iş gücü kapasitesinin artması da bu sanayi dönüşümünün doğal bir sonucu olarak öne çıkıyor.
Anadolu'da savunma ve havacılık altyapısının genişlemesi, Türkiye'nin sanayi kapasitesini tek bir merkeze bağımlı kalmaktan kurtarıyor. Samsun'da hayata geçirilen projeler, üretim tesislerinin devreye alınması ve yerli iş ortaklıklarının kurulmasıyla nihai hedefine ulaşacak. Önümüzdeki süreçte fabrikaların faal hale geçmesi, Türkiye'nin yerli üretim hamlesine Karadeniz'den verilecek en somut katkıyı simgeleyecek.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Anadolu kentlerine yayılan bu çapta savunma yatırımları, üretimin tek merkeze bağımlılığını azaltmak adına stratejik zorunluluktur. BAYKAR için tahsis edilen 400 dönümlük alan ve MKE'nin 2 milyar liralık fabrikası, Karadeniz'deki yerel imalatçıları ve teknik servis sağlayıcılarını doğrudan savunma zincirine eklemleyecek. Bölgedeki KOBİ'ler askeri standartlarda üretim disiplinine uyum sağlayabilirse, Samsun kısa sürede ikinci bir Ankara sanayi havzasına dönüşebilir.
Endonezya Kara Kuvvetleri, Türkiye'den satın aldığı BORA ve TRG-122 sistemlerini gerçek mühimmatla test etti. Yapılan canlı atış faaliyetlerinde hedeflerin tam isabetle vurulduğu görüntülendi.
Endonezya, 22 Ekim 2026 tarihinde Türk yapımı füzelerle gerçek mühimmatlı canlı atış gerçekleştirdi.
Atışlarda menzili 80 ila 280 kilometre arasında değişen BORA balistik füze sistemi kullanıldı.
Faaliyette ayrıca 10 ila 28 kilometre menzile sahip TRG-122 güdümlü roketleri de yer aldı.
Türkiye'nin savunma sanayisindeki küresel ihracat hamleleri hız kesmeden devam ederken, Türk mühendisliğinin gururu olan sistemler farklı ülkelerin envanterinde aktif olarak görev yapıyor. ROKETSAN tarafından geliştirilen roket ve füze teknolojileri, uluslararası alanda sahadaki başarılarıyla adından söz ettiriyor. Bu kapsamda en son gelişmelerden biri Güneydoğu Asya'dan geldi ve Endonezya ordusunun gerçekleştirdiği tatbikat kameralara yansıdı.
Endonezya Kara Kuvvetleri envanterinde bulunan Türk yapımı harp sistemleri ile gerçek mühimmatlı atışlar icra etti. Yayımlanan son görüntülerde, Türkiye'den tedarik edilen taktik balistik füze ve güdümlü roketlerin sahadaki kabiliyetleri net bir şekilde görüldü. Yapılan faaliyetlerin ardından her iki sistemin de belirlenen hedefleri başarıyla imha ettiği resmi kaynaklar tarafından teyit edildi.
Gerçekleşen tatbikatın en dikkat çekici unsurlarından biri karadan karaya atılan BORA füze sistemi oldu. Uluslararası pazarda KHAN adıyla bilinen bu stratejik sistem, yüksek hassasiyet gerektiren uzak mesafelerdeki hedefler için tasarlandı. ROKETSAN verilerine göre 80 ile 280 kilometre arasında menzil sunan füze, kısa hazırlık süresi ve gelişmiş navigasyon yetenekleriyle öne çıkıyor. Endonezya bu sistemin ilk uluslararası müşterisi konumunda bulunuyor.
Aynı operasyonda kullanılan bir diğer ROKETSAN ürünü ise 122 milimetre çapındaki TRG-122 güdümlü roketleri oldu. Koordinata dayalı güdüm teknolojisiyle donatılan bu mühimmatlar, 10 ile 28 kilometre aralığındaki hedeflere karşı etkili ateş desteği sağlıyor. Çok namlulu platformlardan fırlatılabilen roketlerin başarılı atışları, farklı menzil ihtiyaçlarının tek bir ordunun envanterinde nasıl uyumla çalıştığını gösterdi.
İki ülke arasındaki savunma ilişkileri yalnızca bu füze alımlarıyla sınırlı kalmayıp askeri fuarlar ve teknoloji transferleriyle de derinleşiyor. ROKETSAN'ın geçtiğimiz yıllarda Endonezya'da düzenlenen fuarlarda sergilediği çok sayıda sistem, gelecekteki olası iş birliklerinin de sinyalini veriyor. Yapılan bu canlı atışlar, Türk savunma sanayi ürünlerinin sadece kağıt üzerinde kalmadığını, kullanıcı ülkelerin sahadaki operasyonel gücüne doğrudan katkı sunduğunu kanıtlıyor.
AI YORUMU
Savunma sanayi ürünlerinin doğrudan saha testlerinde başarı göstermesi, ihracat yapılan ülkelere duyulan güveni artırırken pazar payını da doğrudan genişletiyor. 80 ila 280 kilometre menzil sunan BORA sisteminin ilk kullanıcısı olan Endonezya ordusunun bu mühimmatları aktif tatbikatlarda kullanması, Türk mühendisliğinin uluslararası standartlardaki yerini pekiştiriyor. Rakip savunma ürünleriyle kıyaslandığında kısa hazırlık süresi sunan bu çözümler, bütçe ve performans dengesini gözeten ülkeler için cazip bir alternatif olmayı sürdürüyor. Sahadaki bu tür başarılı testler devam ettikçe, Türkiye'nin savunma ihracatındaki toplam hacminin önümüzdeki dönemde daha da yukarı tırmanması kaçınılmaz görünüyor.
Türkiye'nin uzun menzilli hava ve füze savunma sistemi SİPER Ürün-2, yeni hedefe yönlendirme yeteneğini sahada kanıtladı. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, testin başarıyla gerçekleştiğini ve sistemin Çelik Kubbe katmanını güçlendirdiğini duyurdu. Test, denize yakın hedeflere karşı da etkili olduğunu gösterdi.
SİPER Ürün-2 ilk kez havada hedef değiştirerek ateşleme yaptı
Testte denize yakın hedeflere karşı angajman ve ikinci hedefe yönlendirme başarılı
Yaklaşık 1.000 alt yüklenici firma projeye katıldı
SİPER Ürün-2, uzun menzilli bölge hava ve füze savunma sisteminin yeni bir yeteneğini sahada denedi. Test sırasında füze, ilk hedefe yönlendikten sonra havada yeni bir hedefe güncellenerek imha edildi; bu, sistemin dinamik tehditlere karşı çevikliğini gösterdi. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, sosyal medya üzerinden bu başarının Çelik Kubbe katmanını güçlendirdiğini belirtti.
Görgün, SİPER projesine dahil olan yaklaşık bin alt yüklenici firmaya teşekkür etti ve bu firmaların geliştirdiği yetkinliklerin savunma sanayii bağımsızlığını pekiştirdiğini vurguladı. ROKETSAN, testin değişen senaryolara hızlı yanıt verdiğini ve hedef değiştirme kabiliyetinin ilk kez başarılı bir şekilde sergilendiğini açıkladı. ASELSAN ise sistemin denize yakın seyreden hedeflere karşı angajman kabiliyetini ve ara safha ile terminal güdüm aşamalarını test ettiğini bildirdi.
Testin teknik detayları arasında ilk hedefe angajman ve ateşleme sonrası füzenin ikinci hedefe yönlendirilmesi, ara safha güdüm ve terminal güdümün sorunsuz çalışması yer aldı. Bu yetenekler, SİPER 2’nin çok katmanlı hava savunma mimarisinde operasyonel esnekliği artırıyor. Proje, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Erdoğan’ın liderliğinde tam bağımsız savunma sanayi hedefi doğrultusunda ilerliyor.
SİPER Ürün-2’nin bu testi, Türkiye’nin savunma teknolojilerinde yerli ve milli çözümler üretme kapasitesine bir kez daha işaret ediyor. Sistem, hem kara hem deniz tehditlerine karşı etkin bir koruma sağlayarak Gök Vatan savunma konseptine entegrasyonunu pekiştiriyor. Testin başarılı sonuçları, gelecekteki seri üretim ve entegrasyon aşamalarına güven kazandırdı.
AI YORUMU
SİPER Ürün-2’nin hedef değiştirme yeteneğinin sahada başarıyla gösterilmesi, sistemin operasyonel esnekliğini somut bir şekilde kanıtladı. Testteki ikinci hedefe yönlendirme ve denize yakın hedeflere karşı angajman, yaklaşık 1.000 alt yüklenici firmanın katkısıyla gerçekleşti ve savunma sanayii ekosistemine değer kattı. Bu gelişme, uzun menzilli hava savunma birimlerini kullanan kara ve deniz kuvvetlerini doğrudan güçlendiriyor. Önceki SİPER sürümleri sadece tek hedefe odaklıyken, yeni versiyon dinamik tehditlere yanıt verebiliyor; bu da Türkiye’nin bağımsız savunma kapasitesini artırıyor.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan tarafından imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması onay için Meclis'e sunuldu. Üç ülkeyi çekirdek taraflar olarak tanımlayan metin, birine yapılan saldırıyı tüm üyelere yönelmiş sayıyor.
Taraflardan birine dış kaynaklı yapılacak silahlı saldırı hepsine yapılmış kabul edilecek.
Dışişleri ve Savunma Bakanları ile Genelkurmay Başkanlarından Stratejik Komite kurulacak.
Anlaşma onaylandıktan sonra taraflar ilk 10 yıl boyunca metinden ayrılamayacak.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan 16 maddelik Mekke Ortak Savunma Anlaşması, onaylanmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunuldu. Kanun teklifi meclis sürecinde ilk olarak Dışişleri Komisyonu tarafından ele alınacak ve ardından Genel Kurul gündemine taşınacak. Hazırlanan üçlü metin, ülkeler arasındaki stratejik ortaklığı kurumsallaştırmayı hedefliyor.
Metnin en dikkat çekici düzenlemelerinden biri olan ikinci madde, taraflardan herhangi birine yönelik dış kaynaklı bir silahlı saldırıyı tüm üyelere yönelmiş bir saldırı olarak tanımlıyor. Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesindeki meşru müdafaa hakkı çerçevesinde işletilecek bu kural gereği, saldırıya uğrayan ülkeye askeri imkanlar dahil her türlü destek derhal verilecek.
Askeri alandaki bu ortaklık aynı zamanda savunma sanayiinde derin bir işbirliğini şart koşuyor. İmzalanan çerçeve kapsamında taraflar ortak üretim yapacak, ileri teknoloji gerektiren projelerde ar-ge çalışmaları yürütecek ve personel eğitimi sağlayacak. Ayrıca barış ve savaş hallerinde mühimmat, silah, yakıt ile yedek parça tedarikini kapsayan ortak bir lojistik mekanizma kurulacak.
İttifakın kurumsal yapısını güçlendirmek amacıyla Dışişleri Bakanları, Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanlarının katılımıyla Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi oluşturulacak. Dönüşümlü ev sahipliğiyle yılda en az iki kez toplanacak bu komitenin yanı sıra daimi bir sekretarya Suudi Arabistan'da faaliyete geçecek ve ilk üç yıllık dönemi Pakistanlı bir genel sekreter yönetecek.
Terörle mücadele ve istihbarat paylaşımı dokuzuncu ve onuncu maddelerle güvence altına alınırken, gizli belgeler üçüncü taraflarla paylaşılmayacak. Onay belgelerinin sekretaryaya teslimiyle yürürlüğe girecek anlaşma süresiz geçerli olacak ve taraflar ilk 10 yıl boyunca mutabakattan ayrılamayacak; bu sürenin ardından ise üç ay önceden yazılı bildirimle çekilme hakkı kullanılabilecek.
AI YORUMU
Bölgesel güvenliği ortak sorumluluk temelinde yeniden şekillendiren bu üçlü mutabakat, tarafların askeri kabiliyetlerini tek bir çatı altında birleştiriyor. 10 yıllık taahhüt süresi ve ortak komite mekanizmaları, ülkelerin uzun vadeli bir caydırıcılık stratejisi izleyeceğini gösteriyor. Benzer ikili savunma paktlarından farklı olarak kurumsal omurganın sekretarya ile desteklenmesi, olası kriz anlarında karar alma süreçlerini hızlandıracak somut bir adım olarak öne çıkıyor.
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii, seri üretim aşamasındaki ANKA-3 insansız savaş uçağının güncellenmiş teknik kapasitesini duyurdu. Yeni yapılandırmada azami kalkış ağırlığı 7.250 kilograma ve faydalı yük kapasitesi 1.700 kilograma ulaştı.
ANKA-3'ün azami faydalı yük kapasitesi 1.700 kilograma çıkarıldı.
Platformun hava-hava görevlerindeki görev yarıçapı 1.075 kilometre olarak açıklandı.
AESA radar ve IRST sistemleriyle donatılan uçak elektronik harp kabiliyetleri taşıyor.
Düşük radar görünürlüğü elde etme amacıyla tasarlanan bu hava aracı; hava-yer taarruzları, hava-hava angajmanları, elektronik harp ve insanlı platformlarla ortak görev icra etme yetenekleriyle donatılıyor. Paylaşılan bilgilere göre platformun uzunluğu 8,9 metre, kanat açıklığı 13,1 metre ve yüksekliği 2,5 metre olarak belirlenmiş durumda.
Mühimmat ve diğer görev ekipmanlarının yerleştirilmesi için uçakta iki dahili ve iki harici istasyon yer alıyor. Gövde içindeki dahili istasyonlar, mühimmatın radarda görünmesini engelleyerek düşük görünürlük hedefine doğrudan katkı sunuyor. Faydalı yük sınırındaki artış, platformun farklı mühimmat kombinasyonlarını esnek bir şekilde taşımasına imkân tanıyor.
Paylaşılan operasyonel verilere göre ANKA-3'ün görev yarıçapı icra edilecek faaliyetin türüne göre farklılık gösteriyor. Hava-hava operasyonlarında 1.075 kilometre menzil sunan platform, hava-yer görevlerinde ise 750 kilometre yarıçapla hareket edebiliyor. Bu değerler doğrudan azami uçuş menzili anlamına gelmeyip, belirli görev profilleri için öngörülen mesafeleri temsil ediyor. Hava-hava mühimmatlarıyla donatılması, aracın yalnızca kara hedeflerine yönelik taarruzlarla sınırlı kalmayacağını ortaya koyuyor.
Platformun görev kabiliyetlerini artırmak amacıyla gelişmiş sensör ve radar sistemleri entegre ediliyor. AESA radar hem hava hem de yer hedeflerinin tespiti ile takibini sağlarken, Kızılötesi Arama ve Takip Sistemi pasif algılama imkânı veriyor. Elektro-Optik Hedefleme Sistemi ise sensörler aracılığıyla hedef teşhisi ve nişan alma süreçlerini destekliyor. Bu donanımlar sayesinde hava aracının zorlu çevre koşullarında bile hedef takibi yapabilmesi hedefleniyor.
Elektronik harp ve öz savunma mimarisi de ANKA-3'ün temel özellikleri arasında yer alıyor. Füze uyarı sistemi, radar uyarı alıcısı, yönlendirilmiş kızılötesi karşı tedbir sistemi, RF karıştırıcı ile chaff ve flare atıcıları platformu koruyan donanımlar arasında bulunuyor. Bu sistemler yaklaşan tehditleri algılayıp aldatma mekanizmaları devreye sokarken, elektromanyetik alanın izlenmesine de olanak tanıyor.
MUM-T olarak adlandırılan insanlı ve insansız platformların ortak görev konsepti de geliştirme başlıkları arasında bulunuyor. Ayrıca uçak gemilerinden kalkış ve iniş yapabilme kabiliyeti, deniz havacılığı alanındaki potansiyel kullanım senaryolarını işaret ediyor. Ancak bu özelliklerin operasyonel sahada fiilen kullanılabilmesi, gelecekteki test ve entegrasyon süreçlerinin başarıyla tamamlanmasına bağlı olacak.
AI YORUMU
Savunma sanayiinde platformların çok yönlü görev icra edebilmesi, operasyonel esneklik açısından belirleyici bir eşiktir. TUSAŞ'ın açıkladığı 1.700 kilogramlık yük kapasitesi ve 1.075 kilometrelik hava-hava yarıçafı gibi somut veriler, ANKA-3'ün hafif taarruz çizgisinden çıkarak stratejik bir muharip güce dönüştüğünü gösteriyor. Bu durum, gelecekteki hava muharebelerinde insanlı uçakların yükünü hafifletecek insansız unsurların rolünü pekiştiriyor. Eğer test süreçleri planlandığı gibi ilerlerse, deniz platformlarından kalkabilen bu tür insansız sistemler donanma operasyonlarının dengesini değiştirecektir.