Vietnam, Kuantum Sonrası Şifreleme İçin Ulusal Standart Geliştirmeyi Karar Verecek
•2 dk okuma
Paylaş
HTeknoloji
Fotoğraf: Vietnam.vn
Özet
Hükümet Şifreleme Komitesi, 17 Ekim’da bir çalıştay düzenleyerek kuantum sonrası kriptografi için üç yeni Ulusal Standart taslağı duyurdu. Komite, 2035’e kadar kritik bilgi sistemlerini kuantum dirençli şifrelemeye geçirmeyi hedefliyor. Ülke, bu çerçevede PQC ve QKD teknolojilerini öncelikli alanlar olarak belirledi.
Öne çıkanlar
TCVN 3 taslağı: HB-PQSign, ML-KEM, ML-DSA
2035’e kadar kritik sistemlerde kuantum dirençli şifreleme
QKD kritik iletişim ağlarında seçici olarak kullanılıyor
Haberin Detayı
17 Ekim sabahı, Vietnam’ın Hükümet Şifreleme Komitesi, kuantum sonrası şifreleme konusundaki stratejik adımlarını detaylandırmak üzere bir çalıştay başlattı. Komite, 2030’a kadar kriptografi sektörünün gelişmesi hedefiyle oluşturulan strateji ve 2045 vizyonunu temel alarak ulusal güvenlik ve dijital egemenliği güçlendirmeye yönelik öncelikleri tekrar vurguladı.
Kuantum hesaplama teknolojisinin hızla ilerlemesiyle birlikte, mevcut açık anahtarlı şifreleme yöntemlerinin kırılma riskine karşı hazırlıklı olunması gerektiği ifade edildi. Komite yetkilileri, “önce topla, sonra çöz” yaklaşımının, ülkelerin kuantum dirençli şifreleme sistemlerine geçiş sürecinde proaktif bir yol haritası geliştirmesini zorunlu kıldığını belirtti.
Bu standartlar, bilimsel topluluk ve sektör uzmanlarından gelen geri bildirimler ışığında şekillendirilecek.
Komitenin başkan yardımcısı Tümgeneral Ho Van Huong, kuantum dirençli şifreleme geçiş yol haritasının ihtiyat, senkronizasyon ve kesintisiz çalışma ilkeleri üzerine kurulu olduğunu söyledi. Hedef, 2035 yılına kadar kritik ulusal güvenlik bilgi sistemlerinde tam geçişi sağlamak.
Çalıştayda katılan akademisyenler, araştırma enstitüleri ve teknoloji firmaları, kuantum sonrası şifreleme geçişinin uzun bir süreç olduğunu ve kurumlar arasında yakın koordinasyon gerektirdiğini vurguladı. Delegeler, Komitenin dünya standartlarına uygun yüksek kaliteli bir ulusal standardı geliştirme çabalarını takdir etti.
Bu süreçte, kuantum anahtar dağıtımı (QKD) kritik iletişim ağlarına seçici olarak uygulanacak ve ülkenin dijital altyapısının güvenliği için stratejik bir teknoloji olarak öne çıkacak.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Vietnam’ın kuantum sonrası şifreleme standartlarını geliştirme kararı, ülkenin siber güvenliğini geleceğe hazırlamak için kritik bir adımdır. Bu adım, hem devlet kurumlarını hem de özel sektörü etkileyerek ulusal düzeyde şifreleme uygulamalarının evrimini hızlandırabilir. Uzun vadede, dünya genelinde kuantum bilgisayarların yaygınlaşmasıyla birlikte, bu tür standartların benimsenmesi ulusal güvenliğin temel taşlarından biri haline gelecektir. İzlenmesi gereken en önemli nokta ise standartların zamanında ve etkili bir şekilde uygulanmasıdır.
Kaynak:
Vietnam.vn
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Araç içerisindeki güvenlik sürücüsü ayarlara müdahale etmesine rağmen ses efektlerini kapatmayı başaramadı.
Olay San Francisco Standard muhabiri Zara Stone’un yolculuğu sırasında gerçekleşti.
Araç yolculuk boyunca sürekli olarak gaz çıkarma sesleri çaldı.
2018 yılında yazılım güncellemesiyle gelen eğlence modu kapatılamadı.
Otonom ulaşım alanında faaliyet gösteren Tesla araçları, sundukları yenilikçi özellikler kadar zaman zaman karşılaşılan teknik aksaklıklarla da adından söz ettiriyor. Son olarak San Francisco Körfez Bölgesi’nde sürdürülen robotaksi testleri sırasında beklenmedik bir yazılım hatası ortaya çıktı. Basına yansıyan bilgilere göre bir basın mensubunun gerçekleştirdiği yolculuk esnasında otomobil, eğlence amaçlı eklenen ses efektlerini kendi kendine çalmaya başladı.
Söz konusu seslerin kontrol edilememesi hem yolcuyu hem de araçtaki görevliyi şaşkınlığa sürükledi. Sosyal medya platformlarında paylaşılan görüntülerde, yolculuk yapan muhabirin durumu gülümseyerek kaydettiği görüldü. Otomobilde bulunan güvenlik sürücüsü ise ses seviyesini düşürmek veya efekti tamamen kapatmak için ekrandaki ayarları değiştirmeye çalıştı ancak bu girişimler sonuçsuz kaldı.
Kaliforniya eyaletindeki yasal düzenlemeler gereği henüz tam otonom sürüş lisansı tam anlamıyla devreye alınmadığı için araçlarda insan sürücülerin bulunması zorunlu tutuluyor. Bu durum sayesinde yaşanan teknik soruna anında müdahale edilmeye çalışılsa da dijital komutların yanıt vermemesi dikkat çekti. Güvenlik sürücüsü, ilk defa böyle bir durumla karşılaştığını belirterek yolcudan özür diledi.
Söz konusu ses efektleri ilk kez 2018 yılında yayımlanan kapsamlı bir tatil güncellemesiyle kullanıcıların beğenisine sunulmuştu. Model S, Model 3 ve Model X gibi popüler serilerde yer alan emisyon testi modu, sürücülerin eğlenceli şakalar yapabilmesine imkan tanıyordu. Yıllar sonra bu eğlence özelliğinin robotaksi testlerinde kriz yaratması, karmaşık taşıma sistemlerindeki yazılım entegrasyonlarının önemini bir kez daha hatırlattı.
AI YORUMU
Yazılım odaklı ulaşım araçlarının yaygınlaşması, sadece mekanik güvenliği değil dijital altyapının kararlılığını da hayati kılmaktadır. 2018 yılında eğlence amacıyla entegre edilen basit bir ses efektinin kapatılamaması, otonom sistemlerin kontrol edilebilirliği konusunda küçük ama anlamlı bir soru işareti yaratıyor. Şirketlerin gelecekte tamamen sürücüsüz filolar kurabilmesi için bu tarz ufak yazılım hatalarının bile tamamen giderilmesi gerekmektedir.
Apple'ın yeni akıllı telefon modeli iPhone Duo için iki farklı koruma kılıfı görücüye çıktı. Yapışkanlı modelin yanı sıra mıknatıslı ve stant özellikli folio kılıf da kullanıcılara sunuldu.
iPhone Duo Duo kılıfı iki parçadan oluşuyor ve iç kenar yapışkanlarıyla telefona sabitleniyor.
Mıknatıslı Stantlı iPhone Duo Folio kılıfın fiyatı 8.000 TL olarak belirlendi.
Cihazın Türkiye'deki başlangıç fiyatı 230.000 TL seviyesinde bulunuyor.
Teknoloji devi Apple'ın yeni akıllı telefon serisi için hazırladığı aksesuar seçenekleri netleşti. Cihazla birlikte piyasaya sürülen iki farklı kılıf tasarımı, farklı kullanım alışkanlıklarına hitap eden özellikler taşıyor. Ürün yelpazesinde yer alan ilk seçenek polikarbonattan üretilirken, arka kamera çıkıntısını ve ön dış ekran etrafını muhafaza etmeyi amaçlıyor.
Söz konusu polikarbonat yapıdaki model, cihazın gövdesine yapışkan şeritler yardımıyla tutunuyor. Kutu içeriğindeki talimatları izleyen kullanıcıların koruyucu filmleri sökerek parçaları telefona bastırması gerekiyor. Kum beji ve lacivert renk alternatifleriyle raflardaki yerini alan bu aksesuarın yanında, alternatif bir folio model de bulunuyor.
Manyetik bağlantı teknolojisi kullanan Stantlı iPhone Duo Folio ise yapışkan gerektirmeyen yapısıyla dikkat çekiyor. Yan yüzeyleri açıkta bırakan bu ürün, kapalı konuma geldiğinde ön ekranı tamamen örtüyor ve 8.000 TL fiyat etiketleriyle satılıyor. Ekran kullanımı gerektiğinde ise mıknatıslar sayesinde pratik biçimde arkaya katlanabiliyor.
Ön sipariş süreci başlayan cihazlar, ilk alıcılara önümüzdeki haftadan itibaren ulaşmaya başlayacak. Mağazalarda bugünden itibaren sergilenmeye başlayan ilk stoklar kısa sürede tükenirken, 25 Ocak tarihi yeni teslimat zamanı olarak görünüyor. Türkiye pazarı, modelin globaldeki en yüksek fiyatla listelendiği ülke konumunda yer alıyor.
AI YORUMU
Cihazın Türkiye'de 230.000 TL'den başlayan fiyat etiketiyle satılması, aksesuar maliyetlerinin de ne denli yüksek olabileceğini gösteriyor. 8.000 TL tutarındaki mıknatıslı kılıf gibi seçenekler, kullanıcıların bütçesini cihazın kendisinden sonra da zorlamaya devam edecek. Telefonu koruma altına almak isteyenler için yapışkanlı ve manyetik çözümler arasında yapılacak tercihler, hem kullanım deneyimini hem de uzun vadeli maliyeti doğrudan şekillendirecek.
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, şebeke suyuna kanalizasyon karıştığı yönündeki iddiaların asılsız olduğunu açıkladı. Kurum, içme suyu kalitesinin akredite laboratuvarlarda aralıksız denetlendiğini ve resmi olmayan paylaşımlara itibar edilmemesi gerektiğini belirtti.
İSKİ kente günlük ortalama 3 milyon 200 bin metreküp içme suyu veriyor.
Su numuneleri Sağlık Bakanlığı yönetmeliklerine göre analiz ediliyor.
İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü 39 ilçede bağımsız denetimler yürütüyor.
Son dönemde yaşanan sel felaketlerinin ardından dijital mecralarda yayılan bazı iddialar, kentteki şebeke suyunun kirlendiği ve içilemez halde olduğu yönünde endişelere yol açmıştı. Konuya ilişkin hızlı bir bilgilendirme yayan İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, söz konusu söylentilerin gerçeği yansıtmadığını ve şebeke suyunun tamamen temiz olduğunu kamuoyuna duyurdu.
Yürütülen resmi açıklamalara göre, şehre günlük ortalama 3 milyon 200 bin metreküp su sağlanırken, bu kaynağın her aşaması sıkı bir şekilde gözetim altında tutuluyor. Arıtma tesislerinden son tüketiciye varana dek geçen tüm süreçlerde suyun kalitesi, Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik kurallarına uygun biçimde test ediliyor.
Gerçekleştirilen analizler yalnızca kurum içi birimlerle sınırlı kalmayıp, akredite laboratuvarlar ve çevrim içi izleme altyapısıyla 7 gün 24 saat kesintisiz olarak sürdürülüyor. Ayrıca İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından da şehrin 39 farklı ilçesinden rutin olarak numune alımı yapılarak bağımsız denetim mekanizmaları işletiliyor.
Mevcut kalite kriterlerini karşılamayan hiçbir suyun şebekeye verilmediğini vurgulayan yetkililer, 16 milyon vatandaşın güvenli suya erişimi için çalışmaların kararlılıkla devam ettiğini aktardı. Halkın sağlığını tehdit edebilecek asılsız paylaşımlar yerine, yalnızca yetkili kurumların resmi kanallarından yapılan bilgilendirmelerin dikkate alınması istendi.
AI YORUMU
Doğal afetlerin ardından yaşanan kriz anlarında bilgi kirliliği toplumsal huzuru doğrudan tehdit eden unsurların başında geliyor. İSKİ'nin 39 ilçede yürüttüğü bağımsız numune alma süreçleri ve 24 saatlik çevrim içi izleme sistemleri, su güvenliğinin sadece beyanata değil somut verilere dayandığını gösteriyor. Vatandaşların teyit edilmemiş sosyal medya paylaşımları yerine resmi otoritelerin verilerine odaklanması, bu tür dezenformasyon dalgalarının önüne geçmek için hayati bir sorumluluktur.
Akilli telefon bataryalarinin yuzde yuz doluluk oranina ulastirilmasi yerine yuzde seksen seviyesinde sarjdan cekilmesi pil omrunu dogrudan etkileyen bir yontem olarak gundeme geliyor. Kullanicilar cihazlarinin omrunu uzatmak amaciyla farkli sarj aliskanliklarini degerlendiriyor.
Telefon bataryalarini yuzde 100 doldurmak yerine yuzde 80de cikarmak oneriliyor.
Batarya omrunu korumak icin uygulanan sarj yontemleri cihazlarin omrunu uzatiyor.
Mobil cihaz kullanicilari pil sagligini korumak adina yeni aliskanliklar ediniyor.
gunumuzde akilli telefonlar hayatimizin merkezinde yer alirken, cihazlarin en hassas bilesenlerinden biri olan bataryalarin sagligi da buyuk bir merak konusu olusturuyor. Kullanicilar cihazlarini gun boyunca aktif tutabilmek icin surekli sarj etme ihtiyaci duyarken, bu surecin batarya omru uzerindeki etkileri sikca tartisiliyor.
Pek cok teknoloji meraki, bataryanin omrunu uzatmak icin yuzde yuz doluluk oranina ulasmadan fişten cekmenin dogru bir yaklasim olup olmadigini arastiriyor. Ozellikle lityum-iyon pillerin yapisi geregi tamamen dolmasi veya tamamen bitmesi, zamanla hucrelerin asinmasina ve pil kapasitesinin dusmesine yol acabiliyor.
Uzmanlar, bataryanin yuzde seksen seviyesindeyken sarjdan cikarilmasinin pil sagligini korumada etkili bir yontem olabilecegini belirtiyor. Tam dolum esnasinda olusan yuksek voltajin piller uzerinde baski yarattigi bilinirken, bu alt sinirin korunmasi pilin kimyasal omrunu uzatabiliyor.
Bununla birlikte, gunluk kullanim kolayligi ile batarya sagligi arasinda bir denge kurmak gerekiyor. Her ne kadar yuzde seksen siniri pil omrunu korusa da, bazi kullanicilar gun icinde tekrar sarj ihtiyaci duymamak adina cihazlarini tamamen doldurmayi tercih edebiliyor.
AI YORUMU
Lityum-iyon teknolojisinin dogasi geregi yuzde seksen sinirinda sarj kesme aliskanligi, batarya omrunu dogrudan uzatan teknik bir detay olarak on plana cikiyor. Gunluk kullanim pratikliginden taviz vermeden cihazinin omrunu uzatmak isteyen tuketiciler icin bu yontem kucuk ama etkili bir aliskanlik degisikligi sunuyor. Pillerin zamanla kapasite kaybetmesini onlemek adina ureticilerin yazilimsal cozumler sunmasi da gelecekte bu tartismalari sonlandirabilir.