Yalnızca seçtiğin başlıklardan bildirim gelir (varsayılan: günde ~10 bildirim).
Genel son dakika
Kapalıyken yalnızca seçtiğin başlıklar gelir. Tüm ayarlar için Profil sayfasına git.
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Gündem
Van'da 15 yıllık ihmal: Binaların yüzde 90'ı depreme hazır değil
•2 dk okuma
Paylaş
HGündem
Fotoğraf: Güneydoğu Ekspres
Özet
Van genelindeki yapıların büyük bir bölümünün depreme karşı güvenli olmadığı açıklandı. Aradan geçen 15 yıla rağmen hasarlı binaların tamamı yıkılamazken, toplanma alanlarının da zamanla betonlaştığı bildirildi.
Öne çıkanlar
Van genelindeki yapıların yüzde 90'lık kısmı olası bir depreme hazır değil.
Ağır hasarlı rapor edilen 48 bin 689 binadan sadece 25-28 bin kadarı yıkıldı.
Alipaşa Mahallesi'ndeki incelemede risk oranının yüzde 33 olduğu tespit edildi.
Haberin Detayı
Deprem felaketinin üzerinden geçen uzun zamana rağmen Van kent merkezindeki yapı stokunun güvenli seviyeden çok uzak olduğu bildirildi. İnşaat Mühendisleri Odası Van Şube Başkanı Yakup Ebiri, mevcut konutların yarıdan fazlasının risk barındırdığını ifade etti. Kent genelinde yürütülen ilk hasar tespit çalışmalarında yıkılması veya acilen ele alınması gereken binlerce yapı kayda geçirilmişti. Ancak aradan geçen 15 yıllık sürede bu tehlikeli binaların ancak yarısına yakın bir kısmı ortadan kaldırılabilirdi.
Yasal süresi içerisinde güçlendirme adımı atılmayan orta hasarlı binaların tehlike saçmaya devam ettiği belirtiliyor. Kent genelinde kapsamlı ve bilimsel bir yapı envanteri bulunmadığı için hangi konutun kaç şiddetindeki sarsıntıya direnç göstereceği bilinmiyor. Yenilenen mahallelerde dahi risk oranlarının yüksek çıkması, eski yerleşim yerlerindeki tablonun vahametini gözler önüne seriyor. Uzmanlar, denetimsiz kalan bu yapıların afet anında can kaybını artırabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Şehrin afet anındaki en büyük güvencelerinden olan toplanma alanlarının da zamanla daraldığı aktarıldı. İmar planlarında yeşil alan veya okul bahçesi olarak görünen noktaların birçoğuna yeni yapılar inşa edildiği ifade edildi. Öte yandan yerel yönetimlerde yaşanan idari değişikliklerin, meslek odalarıyla yürütülen ortak kriz masası çalışmalarını aksattığı kaydedildi. Afet bilincinin artırılması ve kurumsal iş birliğinin yeniden tesis edilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Fiziksel yıkımın izleri silinmeye çalışılırken geride kalan sosyal mağduriyetler de çözüm bekliyor. Depremin ardından kurulan konteynır kentte yaklaşık 60 ailenin uzun yıllardır zor şartlar altında yaşam mücadelesi sürdürdüğü bildirildi. Yaşam alanlarındaki altyapı eksiklikleri ve unutulmuşluk duygusu, afetzedelerin günlük hayatını olumsuz etkilemeye devam ediyor. Yetkililerin ve ilgili kurumların bu dezavantajlı bölgeye yönelik kalıcı adımlar atması talep ediliyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Van gibi yüksek sismik risk taşıyan bir coğrafyada on beş yıl boyunca kapsamlı bir envanter çalışmasının tamamlanamamış olması idari ve teknik bir aciliyettir. Ağır hasarlı yapıların yarısının hâlâ ayakta durması, olası bir sarsıntıda can kaybı riskini katbekat artırmaktadır. Bölgedeki on binlerce vatandaşı doğrudan ilgilendiren bu tablo, kentsel dönüşüm süreçlerinin sadece kâğıt üzerinde kalmaması gerektiğini net bir şekilde göstermektedir. Yerel yönetimler ile meslek odalarının ortak çalıştırılamaması durumunda, en temel afet hazırlıkları bile sekteye uğramaya mahkûmdur.
Kaynak:
Güneydoğu Ekspres
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Van kenti, aradan geçen on beş yıla rağmen olası büyük bir sarsıntıya karşı risk barındırmaya devam ediyor. Yerel yapı stoğunun dirençsiz yapısı, yetkililerin ve uzmanların uyarılarına karşın henüz güvenli seviyeye taşınamadı.
Aradan geçen 15 yıla rağmen Van'da deprem hazırlıkları yetersiz kalıyor.
Mevcut yapı stoğu olası yeni bir sarsıntıya karşı risk barındırıyor.
Uzmanlar ve kent sakinleri güvenli binalar için acil dönüşüm talep ediyor.
Türkiye'nin doğusunda yer alan Van, geçmişte yaşadığı yıkıcı afetlerin izlerini hâlâ taşırken yeni bir sarsıntı ihtimali karşısında endişe verici bir tablo sunuyor. Kent genelindeki konutların ve binaların büyük bir bölümü, yürürlükteki güvenlik standartlarını karşılamaktan uzak bir görünüm sergiliyor. Aradan geçen on beş yıllık zaman dilimine rağmen riskli yapıların dönüştürülmesi hususunda somut ve kapsayıcı adımların atılmadığı görülüyor.
Yer bilimciler ve şehir planlamacılığı uzmanları, bölgenin sarsıntı kuşakları üzerinde bulunduğunu her fırsatta hatırlatıyor. Buna karşın yerel yönetimlerin ve merkezi kurumların koordinesinde yürütülmesi gereken kentsel yenileme projeleri beklentilerin gerisinde kalıyor. Vatandaşlar ise binalarının depreme dayanıklılığından emin olmadan yaşamlarını sürdürmek zorunda kalıyor ve bu durum her an yaşanabilecek bir felaket korkusunu tetikliyor.
Geçmiş yıllarda yaşanan acı tecrübelerin ders niteliğinde olması beklenirken, mevcut durumun aynı riskleri barındırmaya devam etmesi dikkat çekiyor. Güvenli yaşam alanlarının inşası için gerekli finansal destekler ve yasal düzenlemeler henüz istenen hıza ulaşmış değil. Uzmanlar, yapı stoğunun acilen envanterinin çıkarılması ve riskli bölgelerden başlayarak tahliye ile dönüştürme süreçlerinin hızlandırılması gerektiğini vurguluyor.
Şehirdeki bu yapısal zafiyet, sadece konutları değil aynı zamanda hastaneler, okullar ve kamu binaları gibi kritik altyapı unsurlarını da kapsıyor. Olası bir afet anında kesintisiz hizmet vermesi gereken bu yapıların bir kısmının dahi gerekli dayanıklılık testlerinden geçmediği biliniyor. Yetkililerin önümüzdeki dönemde atacağı adımlar, milyonlarca insanın can güvenliği açısından hayati önem taşımaya devam ediyor.
AI YORUMU
Geçen uzun zamana rağmen somut adımların atılmamış olması, yerel yönetimlerin kriz yönetim kapasitesini doğrudan sorgulatıyor. Yıllar süren ihmaller, nüfusun yoğun olduğu alanlarda yaşanabilecek olası bir sarsıntıda felaketin boyutunu katlayabilir. Denetimsiz yapı stoğu tasfiye edilmezse, benzer acıların tekrarlanması kaçınılmaz bir senaryo olarak masada duruyor.
Geçmişteki büyük sarsıntılarda yüzlerce insanını yitiren Van için İnşaat Mühendisleri Odası şube başkanı yapı stoku envanterinin ve deprem master planının hazırlanmasını istedi. Kentteki binaların yarısından fazlasının risk taşıdığı belirtildi.
2011 yılındaki iki büyük Van depreminde toplam 644 kişi hayatını kaybetti.
İnşaat Mühendisleri Odası, kentteki yapıların yüzde 50'den fazlasının riskli olduğunu belirtti.
Belediyelerin imar kolaylığı, devletin ise müteahhitlere kredi desteği sunması gerektiği savunuldu.
İki bin on bir yılının ekim ve kasım aylarında yaşanan yedi virgül iki ve beş virgül altı büyüklüklerindeki sarsıntılar, Van kentinde toplam altı yüz kırk dört kişinin ölümüne yol açmıştı. Felaketin on beşinci yıl dönümünde yapı güvenliğini ve afet hazırlıklarını değerlendiren İnşaat Mühendisleri Odası Van Şube Başkanı Yakup Ebiri, eldeki bilimsel verilerin yetersizliğine işaret etti. Kentin olası bir sarsıntıya ne ölçüde hazır olduğunun bilinmediğini vurgulayan yetkili, acilen kapsamlı bir yapı stoku envanterinin çıkarılması gerektiğini dile getirdi.
Mevcut konutların yarısından fazlasının tehlike barındırdığını öne süren şube başkanı, bu binaların karot alma ve röntgen testleri gibi teknik incelemelerden geçirilmesi gerektiğini kaydetti. Test sonuçlarına göre yapıların güçlendirileceğini ya da yıkılacağını belirten Ebiri, yıkım kararı alınan binalarda oturan vatandaşların mağdur edilmemesinin önemine değindi. Bu süreçte belediyelerin imar kolaylığı sağlaması ve devletin müteahhitlere finansal kredi desteği sunması bekleniyor.
Uzun süredir imar planı bekleyen mahallelerde kaçak yapılaşmanın yaygınlaştığını aktaran Ebiri, mühendislik hizmeti almadan ustalar eliyle kurulan binaların doğrudan risk taşıdığını ifade etti. Kurumlar arasındaki iletişim eksikliğinin imar süreçlerini geciktirdiğini belirten yetkili, sadece yapı stokuyla kalmayıp afet sonrasını kapsayan bir deprem master planının da bir an önce oluşturulması çağrısında bulundu.
AI YORUMU
Yıllar önce yaşanan büyük acılara rağmen yerel düzeyde hala net bir risk envanterinin bulunmaması, afet yönetimi konusunda atılması gereken adımların ne denli geciktiğini net bir şekilde gösteriyor. Yapıların yarısından fazlasının güven vermediği bir kentte, imar planlarındaki bürokratik engeller ve kurumlar arası diyalog eksikliği çözüm sürecini doğrudan baltalıyor. Yerel yönetimler ile merkezi devlet birimleri ortak bir mekanizma kurmadığı sürece, yürütülen dönüşüm çalışmalarının hedeflenen verime ulaşması matematiksel olarak imkansız görünüyor.
Van ve ilçelerinde geçmişte yaşanan yıkıcı depremlerin ardından çözülemeyen kronik sorunların incelenmesi amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulması istendi. DEM Parti milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, yarım asırlık mağduriyetlerin giderilmesi için TBMM Başkanlığına önerge sundu.
Van genelindeki yapı stokunun yaklaşık yüzde 50'sinde riskli binalar bulunuyor.
1976 Çaldıran Depremi'nde 3 bin 840 kişi hayatını kaybetmişti.
2011 Van ve Erciş depremlerinde ise 644 vatandaş yaşamını yitirdi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Van Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, geçmiş yıllarda meydana gelen yıkıcı sarsıntıların ardından çözümsüz bırakılan meselelerin tespiti için harekete geçti. Anayasa ve İçtüzük maddeleri çerçevesinde hazırlanan önerge, bölgedeki kalıcı ve kapsamlı eksikliklerin araştırılması amacıyla TBMM Başkanlığına sunuldu. Kentte yaşanan afetlerin üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen kalıcı tedbirlerin alınmadığı vurgulandı.
Söz konusu afette hayatını kaybeden 3 bin 840 kişinin yanı sıra yıkılan 9 bin 232 konutun ardından inşa edilen yapı ve dükkânların tapu ile imar işlemlerinin tamamlanmadığı aktarıldı. Mülkiyet haklarının güvence altına alınmamasının vatandaşların taşınmazları üzerinde tasarruf etmesini engellediği ifade edildi.
Açıklamada, 23 Ekim ve 9 Kasım 2011 tarihlerinde merkez ile Erciş'te yaşanan 644 kişinin ölümüne yol açan depremlerin 15. yıl dönümünde de benzer sıkıntıların konuşulduğu belirtildi. Kentin afet bölgesi ilan edilmemesinin ekonomik krizi derinleştirdiği, esnafa vadedilen vergi terkinlerinin hayata geçirilmediği ve TOKİ konutlarının yüksek fiyatları nedeniyle ağır borç yükü oluşturduğu dile getirildi.
Uzman değerlendirmelerine de yer verilen gerekçede, Van genelinde ağır ve orta hasarlı olup yıkılmayı bekleyen 12 bin yapının bulunduğu kaydedildi. İncelenen her 100 binadan 77'sinin hasar aldığı ve yaklaşık yüzde 50'lik riskli yapı stokunun mevcut olduğu paylaşıldı. Kentin güvenliği için acilen envanter çıkarılması ve bilimsel bir Deprem Master Planı hazırlanması gerektiği savunuldu.
AI YORUMU
Geçmiş afetlerin üzerinden on yıllar geçmesine rağmen tapu ve imar gibi temel hukuki süreçlerin hâlâ tamamlanmamış olması, yerel yönetimler ile merkezi idare arasındaki koordinasyon eksikliğini gözler önüne seriyor. Van genelindeki binaların yarısının riskli yapı stokuna sahip olduğu gerçeği, olası yeni sarsıntılar için acil önlem alınmasını zorunlu kılıyor. Şayet kapsamlı bir Deprem Master Planı hayata geçirilmezse, borç yükü altındaki vatandaşlar ve tamamlanmamış altyapı projeleri kentin ekonomik krizini daha da derinleştirecektir.
DEM Parti Van Milletvekili Gülderen Varli, 2011 Van depremlerinden bu yana çözülemeyen yapı güvenliği sorunlarını Meclis gündemine taşıdı. Bakan Murat Kurum'un yanıtlaması istemiyle hazırlanan önergede riskli binalar ve afet toplanma alanları soruldu.
Van depremlerinin üzerinden 15 yıl geçmesine rağmen kentteki düzensiz mimari ve yapı stoku tedirginliği sürüyor.
2011'deki merkez üssü Van depremlerinde 644 kişi yaşamını yitirmiş, 1.966 kişi ise yaralanmıştı.
Önergede riskli yapı analizi yapılan bina sayısı ve ağır riskli konutların durumu Bakanlığa soruldu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Van Milletvekili Gülderen Varli, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulmak üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un yanıtlaması talebiyle resmi bir soru önergesi hazırladı. Mecliste yaptığı basın açıklamasında, geçmişten bugüne yaşanan depremlerde on binlerce can kaybı meydana geldiğini hatırlatan milletvekili, denetimsizlik ve ihmallerin insan hayatını tehlikeye atmaya devam ettiğini belirtti.
Önerge gerekçesinde Türkiye'nin yüksek afet riskine sahip bir coğrafyada bulunduğu, ancak bilimsellikten uzak politikalar nedeniyle bu olayların felaketlere dönüştüğü vurgulandı. Özellikle 23 Ekim ile 9 Kasım 2011 tarihlerinde meydana gelen depremlerde 644 vatandaşın hayatını kaybettiğini, bin neredeyse iki bine yakın kişinin ise yaralandığını hatırlatan Varli, aradan geçen 15 yıllık zaman dilimine rağmen kentteki düzensiz yapılaşmanın ve güvensizliğin sürdüğünü ifade etti.
Van genelinde uzun süredir devam eden kayyım uygulamalarının halkın denetim yetkisini elinden aldığını ve şehri ticari odaklı politikalara mahkûm ettiğini savunan Varli, yapı üretim süreçlerinin piyasa rekabetinden arındırılıp kamusal bir yapıya kavuşturulması gerektiğini kaydetti. Soru önergesinde Bakan Murat Kurum'a riskli yapı stoğundan afet toplanma alanlarının güncel durumuna kadar birçok kritik soru yöneltildi.
Bakanlığa iletilen sorular arasında 2011 yılından bu yana kaç binanın risk analizinin yapıldığı, ağır riskli olduğu halde kullanılmaya devam edilen kamu ve konut binalarının sayısı yer aldı. Ayrıca il genelindeki imar planlarının nüfus artışı ile güncel afet riskleri göz önüne alınarak yenilenip yenilenmediği, meslek odalarının resmi projelerdeki konumu ve yapı denetim sistemindeki bağımsızlık adımları soruşturuldu.
AI YORUMU
Van gibi geçmişte ağır yıkımlar yaşamış bir coğrafyada yapı stokunun hâlâ belirsizlik içermesi, kentsel planlama politikalarının acilen gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor. 2011'deki depremde kaybedilen 644 canın ardından geçen 15 yıla rağmen riskli binaların net sayısının hâlâ sorularla aranıyor olması, denetim mekanizmalarındaki kamusal denetim eksikliğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Yerel yönetimler ile merkezi idare arasındaki koordinasyon sağlanmazsa, benzer felaketlerde yaşanacak can kayıplarının önüne geçilemez.