Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Ekonomi
Toprak Mahsulleri Ofisi çeltik alım fiyatını 45 TL'ye çıkardı
•1 dk okuma
Paylaş
HEkonomi
iFotoğraf: Crisco 1492 · CC BY-SA 3.0 · Wikimedia Commons
Özet
Sinop genelinde üretimi yapılan çeltikte yeni sezon alım fiyatları kilogram başına 32 ila 45 lira arasında belirlendi. Yaklaşık 40 bin dekarlık alanda sürdürülen hasat döneminde toplam 32 bin ton ürün bekleniyor.
Öne çıkanlar
Çeltiğin kilogram alım fiyatı kalitesine göre 32 ile 45 lira arasında değişiyor.
Sinop genelinde yaklaşık 40 bin dekarlık alanda 32 bin ton rekolte hedefleniyor.
Boyabat, Durağan ve Saraydüzü ilçeleri Gökırmak havzasında üretimi sırtlıyor.
Haberin Detayı
Sinop genelinde yaklaşık 900 çiftçinin emek verdiği çeltik tarımında yeni sezon alım rakamları duyuruldu. Kent, dekar başına ortalama 750 kilogram verimle Türkiye sıralamasında altıncı konumda bulunuyor.
Gökırmak havzasında yer alan Boyabat, Durağan ve Saraydüzü ile kıyıdaki merkez, Gerze ve Dikmen ilçeleri üretim üssü konumunda yer alıyor. Yoğun su ihtiyacı ve maliyetler, üreticilerin en çok üzerinde durduğu başlıkların başında geliyor.
Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından açıklanan tarifeye göre ürünün kilogram bedeli 32 lira ile 45 lira arasında şekilleniyor. Hasat dönemindeki bu rakamlar üreticinin gelir dengesini doğrudan etkiliyor.
Tarla yollarının durumu ve dağınık arazilerin toplulaştırılması, maliyetleri düşürmek adına çözülmeyi bekleyen konular arasında bulunuyor. Devlet Su İşleri ve yerel idareler ulaşım sorunlarını çözmek için mesai harcıyor.
Mertoğlu köyünde gerçekleştirilen hasat buluşmasında konuşan Sinop Valisi Mustafa Özarslan, üreticilere kazançlı bir sezon temennisinde bulundu.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Açıklanan taban fiyatlar, yüksek girdi maliyetleriyle mücadele eden üreticilerin pazarlama kararlarını doğrudan şekillendirecek. 45 liraya ulaşan üst bandın, serbest piyasadaki dengeyi koruyarak çiftçinin elini rahatlatması bekleniyor. Altyapı ve arazi toplulaştırma adımları atılmadığı sürece karlılık baskısı sürecek.
Kaynak:
Gazete Vatan
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Türkiye su ürünleri sektöründe tüm zamanların rekoru kırıldı. Tarım ve balıkçılık faaliyetlerindeki artış, yıllık toplam verimde yeni bir eşiğin aşılmasını sağladı. Sektör temsilcileri elde edilen bu yüksek rakamın ardından yeni hedeflere odaklandı.
Su ürünleri üretiminde tüm zamanların Cumhuriyet rekoru kırıldı.
Yıllık toplam verim miktarı sektör tarihindeki en yüksek seviyeye ulaştı.
Balıkçılık ve yetiştiricilik faaliyetlerindeki artış rekoru getirdi.
Türkiye genelinde yürütülen su ürünleri faaliyetleri, gıda ve tarım sektöründe tarihi bir dönüm noktasına sahne oldu. Yapılan son resmi açıklamalarla birlikte, hem avcılık hem de yetiştiricilik yoluyla elde edilen toplam ürün miktarında Cumhuriyet tarihi rekorunun kırıldığı kesinleşti. Bu başarı, uzun süredir desteklenen su ürünleri politikalarının ve üreticilerin gayretlerinin somut bir sonucu olarak kayıtlara geçti.
Denizlerde ve iç sularda gerçekleştirilen avcılık faaliyetlerinin yanı sıra, kontrol altında yapılan çiftlik üretimi de bu rekorun kırılmasında büyük rol oynadı. Özellikle son yıllarda tesis kapasitelerinin artırılması ve modern yetiştiricilik tekniklerinin yaygınlaşması, arz güvenliğine doğrudan katkı sundu. Uzmanlar, hem iç piyasadaki tüketici talebinin karşılanmasında hem de dış ticaret potansiyelinin artırılmasında bu verilerin belirleyici olduğunu vurguluyor.
Elde edilen bu yüksek üretim rakamları, yerli üreticilerin ekonomik anlamda elini güçlendirirken tüketiciye sunulan ürün çeşitliliğini de artırdı. Sektör paydaşları, önümüzdeki dönemde ihracat hacmini daha da yukarılara taşımak için yeni stratejiler üzerinde çalışıyor. Üretimdeki bu artış eğiliminin sürdürülebilir kılınması, deniz ekosisteminin korunması ile doğru orantılı bir şekilde planlanıyor.
AI YORUMU
Tarihi rekor, tarımsal planlamada doğru adımların atıldığını gösterirken çevresel sürdürülebilirlik ilkelerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini ortaya koyuyor. Üretimdeki bu sıçrama, hem yerel pazardaki fiyat istikrarını koruyan bir tampon görevi üstleniyor hem de balıkçılık sektöründe faaliyet gösteren binlerce işletmenin gelirini güvence altına alıyor. Önümüzdeki süreçte av baskısının dengelenmemesi halinde, stoklardaki olası azalma yeni riskleri beraberinde getirecektir.
Türkiye'nin ocak-eylül dönemi ihracatı yüzde 5,2 artışla 211 milyar dolara ulaştı. Yılın dokuz aylık sürecinde 26 sektörden 18'i dış satımını artırırken, en yüksek yükseliş yaş meyve ve sebze alanında kaydedildi.
Ocak-eylül döneminde ihracat yüzde 5,2 artarak 211 milyar dolara yükseldi.
Zeytin ve zeytinyağı ihracatı düşük rekolte nedeniyle yüzde 28 geriledi.
Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, yılın ilk dokuz ayında dış ticaret hacmi rekor seviyeye ulaştı. Belirtilen dönemde toplam ihracat geçen yılın aynı zaman dilimine kıyasla yüzde 5,2 oranında artış göstererek 211 milyar dolar sınırını aştı. Son 12 aylık periyotta ise toplam dış satım 283,7 milyar dolara yükseldi ve bu süreçte incelenen 26 ana sektörün 18'i büyüme kaydetti.
Yılın dokuz aylık bilançosuna göre ihracatını en çok artıran alan yüzde 42'lik tırmanışla yaş meyve ve sebze oldu ve 3,2 milyar dolarlık satış gerçekleştirildi. Savunma ve havacılık sanayisi ise yüzde 16 yükselişle 6,9 milyar dolarlık ihracata imza attı.
Otomotiv endüstrisi 31,1 milyar dolarlık dış satımla hacim liderliğini korurken, kimyevi maddeler ve mamulleri 25,8 milyar dolarla bu sektörü takip etti. Çelik ihracatı 12,7 milyar dolar, elektrik ve elektronik sektörü ise 14,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Belirtilen dönemde bazı kalemlerde ise daralma yaşandı.
Toplam 8 sektörün ihracatında düşüş kaydedilirken, en sert gerileme yüzde 28 ile zeytin ve zeytinyağı sektöründe görüldü. Sektör temsilcileri bu düşüşün temel sebebinin geçen sezonki düşük rekolte olduğunu bildirdi. Ayrıca ABD'nin temmuz ayında yürürlüğe koyduğu yüzde 12,5'lik ek verginin üreticilerin rekabet gücünü zayıflattığı ifade edildi.
AI YORUMU
Dış ticaret verilerindeki artış eğilimi genel toplamda olumlu bir tablo çizebilse de, tarım ve gıda kollarındaki dalgalanmalar yerel üreticilerin karşılaştığı yapısal riskleri açıkça işaret ediyor. Zeytin ve zeytinyağı ihracatındaki yüzde 28'lik sert düşüş, iklim koşullarına bağlı rekolte kayıplarının dış pazardaki payı ne denli hızlı eritebileceğini gösteriyor. Üreticilerin önümüzdeki dönemde uluslararası pazarlardaki korumacı vergi duvarlarıyla baş edebilmesi için maliyet yönetimi ve katma değerli ürün stratejilerine ağırlık vermesi şart.
Türkiye'nin yumurta dış satımı yılın ilk dokuz ayında önemli bir ivme yakalayarak milyonlarca dolarlık hacme ulaştı. Küresel piyasalardaki hastalıklar ve iç piyasadaki kota esnetilmeleri bu artışta başrol oynadı.
Yumurta ihracatı yüzde 54 artarak 418 milyon 676 bin dolara yükseldi.
Sofralık tavuk yumurtası ihracatı değer bazında yüzde 132,4 oranında arttı.
Sektörün yıl sonu ihracat hedefi 550 milyon dolar olarak güncellendi.
Tarım ve hayvancılık alanındaki dış ticaret verilerine göre, Türkiye'nin yumurta satışı yılın ocak-eylül döneminde büyük bir sıçrama kaydetti. Su ürünleri dışındaki hayvansal mamul ihracatı toplamda 1 milyar 275 milyon doları bulurken, bu tablonun en büyük payı yumurta sektörüne ait oldu.
Geçen yılın aynı döneminde daha düşük seviyede kalan dış satım rakamları, bu yıl kuluçkalık ve sofralık ürünlerin katkısıyla 418 milyon dolar sınırını aştı. Özellikle sofralık tavuk yumurtası ihracatındaki yüzde 132,4'lük artış dikkat çeken detaylar arasında yer aldı.
Sektör temsilcileri, dış pazarlardaki bu hareketliliğin arkasında uluslararası alanda yaşanan sağlık sorunlarının ve küresel üretim kayıplarının yattığını belirtiyor. Kuş gribi gibi hastalıkların Avrupa ve ABD ekseninde üretimi aksatması, Türkiye'ye yönelik talebi artırdı.
Özellikle Hollanda, Polonya ve Yunanistan gibi ülkelere yapılan sevkiyatlarda yüze yakın artışlar görüldü. Tarım ve Orman Bakanlığının iç piyasa yeterliliğini onaylamasının ardından küçük boy yumurta kotalarının beş katına çıkarılması da üreticinin elini rahatlattı.
Yakın coğrafyadaki Arap ülkeleri ana pazar olmayı sürdürürken, Afrika ve Macaristan gibi yeni rotalar da portföye eklendi. Üreticiden çıkış fiyatlarının sınırlandırılmış olması iç dengeleri korurken, yıl sonu hedefi yükseltildi.
AI YORUMU
Küresel ölçekteki sağlık krizlerinin tarım ticaretinde yarattığı boşluğu doğru okuyan üreticiler, ihracatta somut bir sıçrama yakalamayı başardı. Rakamların 418 milyon doları bulması, uluslararası pazarlardaki tedarik zinciri açıklarının Türk sektörü tarafından hızlıca kapatıldığını gösteriyor. İç piyasadaki fiyat dengesini koruma refleksi sürerken, yeni pazarların çeşitlenmesi dış ticaretteki riskleri minimize ediyor. Kotaların esnetilmesi hamlesi devam etmezse, artan talebi karşılamakta lojistik kapasitenin zorlanma ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır.
Küresel tarım sıralamasında Türkiye 92 milyar dolarlık üretim değeriyle dünyanın en büyük altıncı tarım ekonomisi konumuna yükseldi. Çin ise küresel üretimin üçte birinden fazlasını tek başına karşılayarak zirvedeki yerini korudu.
Çin, 1,9 trilyon dolarlık üretimle küresel tarım payının yüzde 35,6'sını oluşturdu.
Türkiye, 92 milyar dolarlık değeriyle Rusya ve Fransa gibi ülkeleri geride bıraktı.
Avrupa ve Orta Asya coğrafyasında en yüksek tarımsal değere sahip ülke Türkiye oldu.
Küresel tarım sektöründeki ekonomik dengeler ve ülkelerin üretim kapasiteleri yeniden şekillenirken, tarımsal hasıla verileri ülkelerin gıda gücünü gözler önüne seriyor. Araştırma sonuçlarına göre Çin, 1,9 trilyon dolarlık tarımsal üretim değeriyle küresel sıralamada açık ara ilk sırada yer alıyor. Bu devasa rakam, dünyadaki toplam tarımsal üretimin yüzde 35,6 gibi büyük bir oranını temsil ediyor.
Dünya genelinde yüzden fazla ülke tarımsal faaliyet yürütse de üretim merkezileşmiş durumda. Çin, Hindistan, ABD ve Brezilya'dan oluşan dört ülke, küresel tarımsal üretim değerinin yaklaşık yüzde 60'ını elinde tutuyor. Çin'in tek başına elde ettiği üretim hacmi, sıralamada takipçisi olan Hindistan, ABD ve Brezilya'nın toplam rakamını geride bırakmayı başarıyor.
Avrupa kıtasındaki tarımsal görünüm ise tek bir ülkenin tekelinde bulunmuyor. Güçlü tahıl üretimiyle dikkat çeken Rusya bölgenin en büyük tarım ekonomisi unvanını taşırken; Fransa, Almanya, İtalya ve İspanya gibi ülkeler şarap, süt ürünleri ve zeytinyağı gibi katma değeri yüksek gıda ürünlerinde öne çıkıyor. Tarım sektörü, yaşanabilir alanların yaklaşık yüzde 50'sini kapsayarak küresel ticaretin belkemiğini oluşturuyor.
Bu güçlü performansla Türkiye; Rusya, Japonya, Fransa ve Meksika gibi tarımda iddialı ülkeleri geride bırakarak önemli bir eşiği aştı. Aynı zamanda Avrupa ve Orta Asya bölgesinde liderliği kimseye kaptırmayan ülke, stratejik konumu ve dört mevsim üretim avantajıyla dikkat çekiyor.
AI YORUMU
Tarım sektöründeki bu sıralama, Türkiye'nin coğrafi avantajlarının yanı sıra gıda tedarik zincirindeki kritik rolünü de net bir şekilde tescilliyor. 92 milyar dolarlık bu hasılat, ülkenin yalnızca iç pazarı beslemekle kalmayıp bölgesel bir gıda üssü haline geldiğini gösteriyor. Çin gibi devlerin domine ettiği küresel pazarda ilk onda yer almak, lojistik maliyetler ve iklim krizine karşı izlenecek politikalar açısından stratejik bir güvence sağlıyor. Önümüzdeki dönemde katma değerli tarım ürünlerine yapılacak yatırımlar, bu konumun sürdürülebilirliği için belirleyici olacak.