Yalnızca seçtiğin başlıklardan bildirim gelir (varsayılan: günde ~10 bildirim).
Genel son dakika
Kapalıyken yalnızca seçtiğin başlıklar gelir. Tüm ayarlar için Profil sayfasına git.
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Gündem
Tokat'ta yıkılan lise binasının yerine çelik kampüs inşa ediliyor
•2 dk okuma
Paylaş
HGündem
Fotoğraf: Tokat Haber
Özet
Tokat Merkez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi için dört yıldır atıl duran alanda çelik konstrüksiyonlu yeni kampüs çalışmaları başladı. Toplam 13 bin metrekarelik alanda yükselen proje, depreme dayanıklı modern yapısıyla dikkat çekiyor.
Öne çıkanlar
Dört yıl atıl kalan 13 bin metrekarelik alanda yeni kampüs kuruluyor.
İnşaat çalışmaları 17 Kasım 2025 tarihinde yapılan ihale sonrasında hız kazandı.
Yeni kampüs bir eğitim ve iki ayrı atölye binası olmak üzere üç bloktan oluşacak.
Haberin Detayı
Tokat Merkez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin uzun süredir boş kalan eski kampüs alanı, yeni bir eğitim kompleksiyle yeniden ayağa kalkıyor. Depreme karşı dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılan eski binaların ardından başlatılan projede, modern mühendislik teknikleri tercih edildi. Yaklaşık dört yıl boyunca atıl vaziyette bekleyen arazi, yeni yatırımla birlikte öğrencilerin kullanımına hazırlanıyor.
Yürütülen çalışmalar kapsamında en dikkat çeken tercih, binaların tamamının çelik taşıyıcı sistemle örülmesi oldu. Yapıların güvenliğini en üst düzeye çıkarmayı amaçlayan bu yöntem sayesinde, uzun ömürlü ve sağlam bir eğitim yuvası hedefleniyor. Temel kazı çalışmalarının başlamasıyla birlikte sahadaki hareketlilik de hız kazandı.
Toplam 13 bin metrekarelik geniş bir araziye yayılan yeni kampüs yerleşkesi, üç ayrı bloktan meydana gelecek. Projede bir ana eğitim binası ile iki farklı atölye binası yer alacak. Bu sayede öğrenciler, teorik derslerini modern dersliklerde dinlerken, mesleki uygulamalarını ise doğrudan bu yeni atölyelerde yapma imkanı bulacak.
Gerçekleştirilen ihale sürecinin ardından sahadaki inşaat faaliyetleri planlanan takvime uygun şekilde ilerliyor. Sekiz ay önce başlatılan temel kazı çalışmalarıyla somutlaşan süreç, tamamlandığında şehrin mesleki eğitim altyapısına güçlü bir ivme kazandıracak. Yeni yapılar hem fiziki imkanları artıracak hem de güvenli bir öğrenim ortamı sunacak.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Eski yapıların ortadan kalkmasının ardından geçen dört yıllık uzun bekleyiş, mesleki eğitim kalitesinin artırılması adına hızlı bir hamleyle telafi edilmeliydi. On üç bin metrekarelik geniş bir alana yayılan yeni çelik konstrüksiyonlu üç blok, öğrencilerin hem teorik hem de pratik ihtiyaçlarını aynı anda karşılayacak kapasiteye sahip. Özellikle deprem riski taşıyan bölgelerde geleneksel betonarme yerine çelik sistemlerin tercih edilmesi, gelecekte yaşanabilecek olası risklere karşı güvenli bir standart oluşturuyor. Eski binanın yıkılmasıyla oluşan kapasite kaybı, bu yeni yatırım sayesinde eski seviyesinin üzerine çıkacaktır.
Kaynak:
Tokat Haber
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Van'da yaşanan iki büyük depremin ardından başlatılan yapılaşma hamlesiyle on binlerce kalıcı konut ve kamu binası depreme dayanıklı hale getirildi. Kent genelinde yeni yönetmeliklere uygun olarak inşa edilen yapılar bölgenin güvenliğini artırdı.
Van'da 2011 depremlerinde 31 bin 870 konut ağır hasar aldı.
Afet sonrasında 25 binin üzerinde yeni konut depremzedelere teslim edildi.
Kamu kurumları ve yeni okullar depreme dayanıklı binalara taşındı.
Geçmiş yıllarda yaşanan büyük sarsıntıların ardından Toplu Konut İdaresi Başkanlığı öncülüğünde yürütülen çalışmalarla kentin yapı stoku baştan aşağı yenilendi. Edremit, İpekyolu, Tuşba ve Erciş ilçelerinde tamamlanan kalıcı konutlar afetzedelerin barınma ihtiyacını karşılamak üzere hak sahiplerine dağıtıldı.
Konut hamlesinin yanı sıra eğitim ve altyapı yatırımları da hız kesmeden sürdürüldü. Son dört yıllık süreçte yüzden fazla anaokulu dahil yaklaşık üç yüz eğitim yuvası sıfırdan yapılarak hizmete açılırken, pek çok kamu kurumu güvenli yeni hizmet binalarına kavuştu.
Üniversite tarafından yapılan değerlendirmelerde, özellikle zemin etütlerine uygun ve bağımsız denetim mekanizmalarıyla denetlenen yeni yapıların hayat kurtarıcı rolüne dikkat çekildi. Mühendislik hizmetlerinin eksiksiz uygulanması ve statik hesaplamaların titizlikle yapılması yapı güvenliğini doğrudan artırdı.
Uzmanlar, şehirlerin gelecekteki afetlere karşı dirençli olabilmesi için sadece konut kalitesinin yetmeyeceğini, aynı zamanda afet toplanma alanlarının ve ulaşım planlamasının da bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurguluyor.
AI YORUMU
Şehirlerin afetlere karşı dayanıklı hale getirilmesi yalnızca yeni binaların dikilmesiyle sınırlı kalmamalı, zemin ve mühendislik denetimleri süreç boyunca tavizsiz sürdürülmelidir. Van örneğinde görülen 25 binin üzerindeki kalıcı konut hamlesi, kentsel dönüşümün doğru planlandığında can kaybı riskini nasıl en aza indirdiğini net biçimde kanıtlıyor. Önlem alınmazsa benzer felaketlerde aynı acı tablolar tekrar yaşanır.
Vanlılar, 2011 yılındaki büyük felaketin üzerinden 15 yıl geçerken kentin olası bir sarsıntıya ne kadar hazır olduğu konusunda ikiye bölündü. Sokak röportajlarında yeni binaların güvenliğine duyulan inanç ile denetim yetersizliğine yönelik endişeler karşılıklı olarak dile getirildi.
23 Ekim 2011 depreminin üzerinden 15 yıl geçti ancak kentteki yapı güvenliği tartışmaları devam ediyor.
Bazı vatandaşlar yeni yapıların sağlamlığından memnun olduğunu belirtirken diğerleri denetim eksikliğine dikkat çekti.
Uzmanlar ve halk, afet bilincinin yanı sıra yapı denetim mekanizmalarının liyakatle yürütülmesini talep ediyor.
Geçmişte binlerce insanın etkilendiği büyük felaketin izleri silinmeye çalışılırken, yerel halkın olası afetlere bakışı sokak kameralarına yansıdı. Şehirde gerçekleştirilen röportajlarda katılımcılar, aradan geçen zaman zarfında katedilen mesafeyi ve mevcut riskleri farklı açılardan değerlendirdi. Toplumun bir kesimi inşa edilen yeni konutların eskisine kıyasla daha dirençli olduğunu savunurken, diğer kesim ise tehlikenin büyüklüğüne karşı tedbirlerin yetersiz kaldığını vurguladı.
Katılımcıların üzerinde durduğu en kritik konulardan biri de yapı denetim süreçlerinin işleyişi oldu. Sadece yeni binalar dikmenin yeterli olmayacağını belirten mahalle sakinleri, projelerin kurallara tam uyumla hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Denetim süreçlerinde görev alacak kişilerin liyakat esaslı seçilmesinin, binaların dayanıklılığını doğrudan etkileyen bir unsur olduğu aktarıldı.
Yıllar önce yaşanan felaketin acı hatıraları hafızalardaki tazeliğini korurken, kentin bugünkü altyapısı da sıkça sorgulanıyor. Vatandaşların görüşleri tek başına teknik yeterliliği kanıtlamasa da toplumsal algının ne yönde şekillendiğini açıkça gösteriyor. Riskli yapıların durumu ve afet müdahale planlarının güncelliği, bu tür tartışmaların merkezinde yer almaya devam ediyor.
Tüm bu değerlendirmeler ışığında Van halkının bir kısmı yeni konutlara güven duyarken, önemli bir azınlık da olası bir sarsıntı anında yaşanabileceklerten endişe duymakta. Kentin gelecekteki güvenliği için hem teknik incelemelerin titizlikle yapılması hem de denetim mekanizmalarının sıkılaştırılması gerektiği her fırsatta dile getiriliyor.
AI YORUMU
Toplumsal hafızadaki 2011 travması, aradan geçen on beş yıla rağmen yapı güvenliği konusundaki endişelerin dinmemesine yol açıyor. Yeni binaların teknik standartları yükselse de denetim mekanizmalarındaki liyakat açıkları halkın tedirginliğini canlı tutuyor. Yetkililerin sadece yeni konut üretimine odaklanması yerine mevcut yapı stokunun tamamını risk analziine tabi tutması gerekiyor. Aksi takdirde olası bir sarsıntıda can ve mal kayıplarının önüne geçmek kaçınılmaz bir risk olarak masada kalmaya devam edecektir.
2011 yılındaki Van depreminin yıl dönümünde açıklama yapan Jeofizik Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Yüksel Karaman, asıl tehlikenin sarsıntılar değil denetimsiz binalar olduğunu vurguladı. Karaman, yerel yöneticilerin afet riskine karşı acil önlem alması gerektiğini belirtti.
23 Ekim 2011 tarihinde meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki Van depremi 25 saniye sürmüştü.
Antalya'daki birçok ilçede belediye bünyesinde jeofizik mühendisi istihdam edilmiyor.
Uzmanlar, yapı denetim süreçlerinin etkinleştirilmesi için yerel yönetimlere çağrı yaptı.
Türkiye'nin hafızasında yer edinen 23 Ekim 2011 tarihli Van depreminin üzerinden tam 15 yıl geçti. Merkez üssü Tabanlı köyü olan 7,2 büyüklüğündeki sarsıntı, yaklaşık 25 saniye boyunca bölgede yıkıcı bir etki yaratmıştı. Yüzlerce vatandaşın yaşamını yitirdiği felaket, Doğu Anadolu'dan komşu ülkelere kadar geniş bir coğrafyada hissedilmişti.
Jeofizik Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Yüksel Karaman, dönemin yıl dönümünde yaptığı değerlendirmede doğa olaylarının engellenemeyeceğini belirtti. Karaman, asıl riskin yer hareketleri değil, standartlara uygun inşa edilmeyen yapılar ve yetersiz denetim mekanizmaları olduğunu ifade etti.
Antalya genelindeki yerel yönetimlerin kadro yapısına dikkat çeken Karaman, Muratpaşa, Kepez, Konyaaltı, Alanya ve Kaş gibi nüfusu yüksek ilçelerde jeofizik mühendisi istihdam edilmediğini aktardı. Kamu tarafında bu uzmanlığı barındırmayan denetim süreçlerinin güvenilirliğinin sorgulanması gerektiğini dile getirdi.
Deprem güvenliğinin sağlanmasında zemin etütlerinin tek başına yeterli olmadığını kaydeden Karaman, sahadaki uygulamaların uzmanlarca sürekli kontrol edilmesi gerektiğini söyledi. Belediye başkanlarının afetlere karşı yaşam hakkını koruma noktasında birinci derecede sorumlu olduğunu vurgulayan Karaman, somut adımların bir an önce atılması çağrısında bulundu.
AI YORUMU
Yerel yönetimlerin teknik kadrolarındaki eksiklikler, yapı denetim süreçlerinin kâğıt üzerinde kalmasına yol açıyor. Özellikle nüfus yoğunluğu yüksek bölgelerde uzman mühendis istihdam edilmemesi, olası bir afet anında riskleri katlıyor. Belediyeler bütçe ve kadro planlamalarında mühendislik birimlerini güçlendirmezse, zemin etütleri yalnızca prosedürden ibaret kalmaya devam edecektir.
Van Depremi'nin 15. yıl dönümünde yazılı açıklama yapan DEM Parti, aradan geçen zamana rağmen depremzedelerin sorunlarının çözülmediğini belirtti. Yapılaşmada rant odaklı anlayışın terk edilmesi gerektiği vurgulandı.
Van Depremi'nin üzerinden tam 15 yıl geçti.
Depremzedelere yönelik geçmişte verilen vaatlerin tutulmadığı açıklandı.
Yapılaşma süreçlerinde rant yerine yaşam hakkının savunulması istendi.
Türkiye'nin Doğu Anadolu bölgesinde büyük yıkıma yol açan 23 Ekim 2011 tarihli Van Depremi'nin üzerinden tam 15 yıl geçti. Bu büyük felaketin yıl dönümünde DEM Parti tarafından resmi kanallardan yazılı bir açıklama paylaşıldı. Açıklamada, aradan geçen uzun yıllara rağmen bölgedeki acıların taze kaldığı ve deprem sonrasında verilen sözlerin yerine getirilmediği ifade edildi.
Partinin kamuoyuyla paylaştığı mesajda, afetlerin yıkıcı sonuçlarının temel nedeninin doğa olayları olmadığına dikkat çekildi. "Depremler değil, ihmaller öldürüyor" vurgusunun yapıldığı açıklamada, kentlerin güvenliğini artıracak adımların atılması gerektiği belirtildi. Yapı denetimi ve kentsel dönüşüm süreçlerinde yaşanan eksikliklerin insan hayatını doğrudan tehlikeye attığı dile getirildi.
Açıklamanın devamında yerel yönetimler ve merkezi idare için çağrıda bulunularak yeni bir vizyonun şart olduğu savunuldu. Şehirlerin yeniden inşa sürecinde ticari çıkarların ön planda tutulmaması gerektiği ifade edildi. Bunun yerine insan hayatını koruyan politikaların derhal hayata geçirilmesi gerektiğinin altı çizildi.
Son bölümde ise partinin yapı güvenliği ve kentsel dönüşüm alanındaki denetim faaliyetlerini sürdüreceği bildirildi. Depreme dayanıklı yerleşim alanları oluşturulana kadar konunun takipçisi olunacağı vurgulanarak mesaj sonlandırıldı.
AI YORUMU
Afetlerin yıl dönümlerinde yapılan açıklamalar, geçmişte atılmayan adımların ne kadar büyük maliyetler doğurduğunu hatırlatmak açısından kritik bir işlev görüyor. Rant odaklı kentsel planlama anlayışı değişmediği sürece, milyonlarca yurttaşın yaşam hakkı risk altında kalmaya devam edecektir. Gelecekte yaşanabilecek olası felaketlerin önüne geçmek için yerel ve merkezi yönetimlerin somut denetim mekanizmalarını şeffaf biçimde çalıştırması şarttır.