Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Gündem
Sezgin Tanrıkulu: Son 10 yılda türkiye otokrasiye sürüklendi
•2 dk okuma
Paylaş
HGündem
iFotoğraf: Matson Collection · Kamu malı · Wikimedia Commons
Özet
YENİ Parti milletvekili Sezgin Tanrıkulu, son on yılda Türkiye'nin temel haklar ve hukuk endekslerinde ciddi bir gerileme yaşadığını belirtti. Parlamenter sistemden uzaklaşıldığını vurgulayan siyasetçi, uluslararası raporların verilerine dikkat çekti.
Öne çıkanlar
TÜİK verilerine göre 2016 yılında yüzde 8,81 olan enflasyon 2026'da yüzde 30,89'a çıktı.
Hukukun üstünlüğü endeksinde Türkiye 2016'daki 80. sıradan 2026'da 118. sıraya geriledi.
Basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 149'unculuktan 163'üncülüğe düşüldü.
Haberin Detayı
YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye'nin son on yıllık siyasi ve idari gidişatını eleştiren kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Uzun süredir iktidarda bulunan siyasi anlayışın zamanla yönetim kalitesini dönüştürdüğünü savunan milletvekili, parlamenter sistemin geride bırakıldığını öne sürdü. Tanrıkulu, açıklamasında ülkenin temel göstergelerindeki düşüşe dikkat çekti.
Fotoğraf: Yıldız Yazıcıoğlu (VOA) · Kamu malı · Wikimedia Commons · Wikimedia Commons
Dünya Adalet Projesi, Sınır Tanımayan Gazeteciler, Uluslararası Şeffaflık Örgütü ve TÜİK gibi kurumların yayımladığı raporları merkeze alan Tanrıkulu, hukuki ve ekonomik tablonun bozulduğunu iddia etti. Hukukun üstünlüğü sıralamasında geçmiş yıllara kıyasla büyük bir gerileme kaydedildiğini belirten isim, temel haklar ve sivil özgürlükler alanındaki tablonun da benzer şekilde kötüleştiğini ifade etti. Basın özgürlüğü başlığında ise Türkiye'nin küresel listede gerilerde kaldığı vurgulandı.
Ekonomik alandaki verilere de ayrıntılı olarak değinilen açıklamada, TÜİK rakamlarına göre enflasyon oranlarının katlanarak arttığı dile getirildi. ENAG gibi bağımsız araştırma gruplarının hesaplamalarının ise resmî rakamların çok üzerinde seyrettiği belirtildi. Yolsuzluk algısı ve siyasi haklar gibi kategorilerde de benzer bir tabloyla karşılaşıldığına işaret edildi.
Tüm bu verilerin tek bir merkeze inhisar eden yönetim anlayışının doğal bir sonucu olduğunu savunan Tanrıkulu, denge ve denetleme mekanizmalarının işlevsizleştiğini öne sürdü. Bağımsız kurumların zayıflamasının toplumsal refahı doğrudan etkilediğini belirten milletvekili, mevcut düzenin değiştirilmesi ve ülkenin yeniden güçlü demokratik kurumlara kavuşması gerektiğini dile getirdi.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Muhalefet temsilcilerinin paylaştığı uluslararası endeks verileri, ülkedeki kurumsal erozyonun somut göstergelerini gözler önüne seriyor. Hukukun üstünlüğü sıralamasında 80. sıradan 118. sıraya inilmesi, denetleme mekanizmalarındaki zayıflamanın doğrudan bir yansımasıdır. Bu tür yapısal gerilemeler yalnızca siyaset kurumunu değil, doğrudan yatırım iklimini ve vatandaşın günlük yaşamını etkiler. Enflasyonun yüzde 8,81'den yüzde 30,89 düzeyine çıkması ise ekonomik alandaki tabloyu açıkça özetlemektedir.
Kaynak:
Cumhuriyet
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre toplam sanayi üretici fiyat endeksi eylül ayında aylık bazda yüzde 2,31 yükseldi. Sektörel bazdaki maliyet tırmanışı sürerken yıllık ortalama artış oranı yüzde 29,35 olarak kayıtlara geçti.
Sanayi üretici fiyatları eylülde yıllık yüzde 29,32 arttı.
Madencilik ve taş ocakçılığı yıllık bazda yüzde 35,92 ile en yüksek artışı gördü.
Ana sanayi grupları içinde yıllık en büyük artış yüzde 44,64 ile enerjide yaşandı.
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından paylaşılan eylül ayı sanayi üretici fiyat endeksi verileri, üretim maliyetlerindeki yükseliş eğiliminin devam ettiğini gösterdi. Açıklanan rakamlara göre toplam endeks eylülde bir önceki aya kıyasla yüzde 2,31 artış kaydetti. Yıllık bazdaki artış ise yüzde 29,32 seviyesine ulaştı.
Sektörel kırılımlar incelendiğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla en yüksek fiyat artışı yüzde 35,92 ile madencilik ve taş ocakçılığı alanında görüldü. İmalat sanayindeki fiyat artışı yüzde 30,58 olurken su temini, kanalizasyon ve atık yönetimi faaliyetlerinde bu oran yüzde 29,7 olarak gerçekleşti.
Elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme sektöründe ise yıllık artış yüzde 8,67 seviyesinde kaldı. Ana sanayi gruplarının yıllık performansında enerji sektörü yüzde 44,64 ile zirvede yer aldı. Ara malları yüzde 29,42, dayanıklı tüketim malları yüzde 27,55 ve sermaye malları yüzde 21,19 oranında artış gösterdi.
Aylık değişimler ele alındığında madencilik ve taş ocakçılığı sektöründe fiyatlar yüzde 0,15 geriledi. Buna karşılık imalat sanayinde yüzde 2,49, su ve atık yönetimi faaliyetlerinde yüzde 1,83 oranında artış kaydedildi. Enerji grubu ise aylık bazda yüzde 5,97 artışla alt gruplar arasında öne çıktı.
AI YORUMU
Sanayi maliyetlerindeki yıllık yüzde 29,32'lik artış, önümüzdeki dönemde nihai tüketici fiyatlarına yapılacak olası yansımaların süreceğini net bir şekilde gösteriyor. Enerji sektöründeki yüzde 44,64'lük yıllık tırmanış, imalat ve üretim yapan tüm işletmelerin en büyük gider kalemi olmaya devam ediyor. Bu durum, özellikle girdi maliyetleriyle mücadele eden küçük ve orta ölçekli işletmelerin kârlılık marjlarını baskı altında tutuyor. Gelecek aylarda enerji ve ara malı kalemlerindeki dalgalanmalar durdurulamazsa, enflasyon sepetindeki diğer ürün gruplarına da benzer oranlarda fiyat baskısı yayılması kaçınılmaz hale gelecektir.
Ocak ayında SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaş artış oranını belirleyecek temmuz-eylül dönemi enflasyon verileri açıklandı. Merkez Bankası beklentileri ve Orta Vadeli Program hedefleri doğrultusunda en düşük emekli aylığı için üç ayrı hesaplama yapılıyor.
Temmuz-eylül dönemi toplam enflasyonu yüzde 5,57 olarak hesaplandı.
Yıl sonu enflasyonunun yüzde 28 olması halinde en düşük aylık 25.601 TL olacak.
Piyasa katılımcıları anketine göre zam oranı yüzde 10,08 seviyesine ulaşabilir.
Milyonlarca vatandaşın ocak ayında alacağı maaş zammı için geri sayım hız kazandı. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından paylaşılan son veriler ile yıl sonu enflasyon tahminleri, aylıklardaki olası artış oranlarını şekillendiriyor.
Eylül ayı rakamlarının duyurulmasıyla birlikte yıllık enflasyon yüzde 29,73 seviyesine ulaştı. Bu doğrultuda SSK ve Bağ-Kur emeklileri, şimdiden yüzde 5,57 oranındaki 3 aylık enflasyon farkını hak etmiş durumda. Kesin artış oranı ise ekim, kasım ve aralık aylarındaki gelişmelerin ardından netleşecek.
Ekonomi yönetiminin paylaştığı projeksiyonlar ve anket sonuçları farklı zam senaryolarını beraberinde getiriyor. Orta Vadeli Program'daki yüzde 28,4'lük öngörüde ise zam oranı yüzde 9,04 olarak hesaplanıyor.
Piyasa katılımcıları anketindeki yüzde 29,63'lük beklentinin baz alınması halinde ise emekliler yüzde 10,08 zam alabilecek ve en düşük aylık yaklaşık 25 bin 926 liraya yükselecek. Öte yandan memur emeklileri için öngörülen zam oranları, enflasyon farkıyla birlikte yüzde 6,67 ile yüzde 8,01 arasında değişiklik gösterecek.
AI YORUMU
Açıklanan enflasyon verileri ve beklentiler, ocak ayında yapılacak artışların hedeflenen enflasyon oranlarına ne kadar bağımlı olduğunu net bir şekilde gösteriyor. Yüzde 5,57'lik taban fark halihazırda oluşmuşken, son çeyrekteki fiyat hareketleri milyonların cebine girecek nihai rakamı belirleyecek. Özellikle en düşük aylık seviyesinin hangi senaryoda nerede konumlanacağı, alım gücünün korunması açısından büyük bir hassasiyet barındırıyor.
Anayasa Mahkemesi, Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazı üzerine açılan davada YENİ Parti'nin sicilden silinmesi talebini reddetti. Genel Kurul'da görüşülen dosyada mahkeme, ismin hükümsüz sayılması yönündeki başvuruyu karara bağladı.
AYM, YENİ Parti'nin isminin silinmesi talebini reddetti.
Yenilik Partisi isim benzerliği için Başsavcılığa başvurmuştu.
YENİ Parti lideri Özgür Özel kararın ardından açıklama yaptı.
Siyasi sahnede tartışmalara yol açan isim benzerliği anlaşmazlığında Anayasa Mahkemesi kararını verdi. Yenilik Partisi, iki partinin adlarının birbirini andırdığı iddiasıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulunmuştu. Yapılan incelemenin ardından Başsavcılık, karışıklık ihtimali nedeniyle YENİ Parti'ye isim değişikliğine gitmesi için 18 Eylül'e kadar süre tanımıştı.
Tanınan süre zarfında herhangi bir değişiklik yapılmaması üzerine dosya yüksek mahkemeye taşındı. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 29 Eylül tarihindeki toplantısında dosyayı masaya yatırarak partiye savunmasını sunması amacıyla bir aylık ek süre tanıdı. Gerekli savunmanın mahkemeye iletilmesinin ardından hukuki süreç 21 Ekim tarihinde yeniden gündeme alındı.
Bugün gerçekleştirilen toplantıda Yüksek Mahkeme, YENİ Parti'nin ismi ile rumuzunun hükümsüz kılınması ve sicilden tamamen silinmesi yönündeki talebi karara bağladı ve başvuruyu reddetti. Alınan bu kararla birlikte partinin adının değişmeyeceği kesinleşmiş oldu. Dava sürecinin tamamlanmasının ardından parti cephesinden değerlendirmeler arka arkaya geldi.
Karar sonrasında açıklamalarda bulunan YENİ Parti lideri Özgür Özel, milletin iradesine vurgu yaparak sürecin halk tarafından şekillendirildiğini belirtti. İsim tespiti için uzman akademisyenlerden görüş aldıklarını ve herhangi bir iltibas bulunmadığını raporladıklarını ifade etti. Seçimlerde yeni partinin çatısı altında buluşacaklarını dile getiren Özel, hukuki engellerin geride kaldığını vurguladı.
AI YORUMU
Siyasi partiler arasındaki isim benzerliği ihtilafları, seçmen nezdinde kafa karışıklığı yaratma potansiyeli taşıdığı için hukuki zeminde dikkatle incelenmelidir. Yüksek mahkemenin verdiği ret kararı, kuruluş aşamasındaki partilerin ad belirleme süreçlerinde karşılaştığı engellerin aşılması bakımından somut bir örnek oluşturuyor. Bu tür uyuşmazlıklar çözülmediği takdirde, partilerin kampanya süreçleri doğrudan aksayabilir. Mahkemenin nihai kararı, YENİ Parti'nin mevcut adıyla yoluna devam etmesini sağlarken, benzer hukuki tartışmaların gelecekteki parti kuruluşları için emsal teşkil etmesi bekleniyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yeni Parti lideri Özgür Özel'in yaptığı açıklamalara çok sert tepki gösterdi. Milletin kardeşliğine vurgu yapan Erdoğan, siyasi dilde kullanılan ifadeleri eleştirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özgür Özel'in savaş ve ölüm söylemlerine tepki gösterdi.
Muhalefetin kullandığı siyasi dilin milletin birliğini hedef aldığını belirtti.
Seferberlik çıkmadığını belirterek kullanılan ifadelere anlam veremediğini söyledi.
Siyasi arenada yaşanan tartışmalara bir yenisi daha eklenirken, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan muhalefet kanadından gelen açıklamalara karşı sessiz kalmadı. Son dönemde artan sert söylemler üzerine kürsüye çıkan Erdoğan, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in ifadelerini hedef aldı. Özgür Özel'in daha önce dile getirdiği iddia edilen çıkışlar, iktidar kanadından gelen bu tepkiyle birlikte gündemin ön sıralarına taşındı.
Muhalefet liderinin sarf ettiği sözlerin siyasi etiğe uymadığını savunan Erdoğan, kullanılan üslubun toplumsal huzuru zedelediğini ifade etti. Vatandaşların kardeşlik bağlarının hedef alınmaması gerektiğinin altını çizen parti lideri, yapılan açıklamaların sınırlarını aştığını belirtti. Konuşmasında doğrudan muhalefet cephesine seslenen Erdoğan, siyasi rekabetin farklı zeminlerde yürütülmesi gerektiğini dile getirdi.
Geçmiş dönemlerde Türkiye'nin maruz kaldığı uluslararası ve yerel krizlerde muhalefet partilerinin tutumunu hatırlatan Erdoğan, mevcut söylemlerin tutarsız olduğunu öne sürdü. Ülkenin içinden geçeceği hassas süreçlerde daha sorumlu davranılması çağrısında bulunan lider, siyasi aktörlerin halkın huzurunu öncelemesi gerektiğini kaydetti. Konuyla ilgili tartışmaların ilerleyen günlerde siyaset kulislerinde geniş yankı uyandırması bekleniyor.
AI YORUMU
Siyasi söylemlerdeki sertlik düzeyi, iktidar ile muhalefet arasındaki diyalog zeminini tamamen ortadan kaldırarak toplumsal kutuplaşmayı tırmandırıyor. Tarafların birbirini suçlayan açıklamaları, ülkenin gerçek gündemi olan ekonomik ve sosyal meselelerin gölgede kalmasına yol açıyor. Bu tür provokatif çıkışlar, seçmen nezdinde kalıcı bir çözüm üretmekten ziyade sadece geçici siyasi rant elde etme amacı taşıyor.