İçeriğe geç
PİYASA
Dünya

Sayed, ABD'nin ilk Müslüman senatörü unvanını kazandı

Sayed, ABD'nin ilk Müslüman senatörü unvanını kazandı

Özet

Michigan'daki ara seçimlerde Abdul el-Sayed, Cumhuriyetçi rakibini geride bırakarak tarihi bir başarıya imza attı. Sayed, oyların yüzde 52'sini alarak ABD Senatosu'nda görev yapacak ilk Müslüman yönetici oldu. Görevine 3 Ocak 2027'de başlayacak olan Sayed, Demokrat Parti'nin adayı olarak seçildi.

Öne çıkanlar

  • Sayed, ABD tarihinde Senato'ya seçilen ilk Müslüman isim olarak kayıtlara geçti.
  • Rakibi Mike Rogers yüzde 46, Sayed ise oyların yüzde 52'sini topladı.
  • Yeni senatör, 3 Ocak 2027'de yemin ederek Kongre'deki görevine başlayacak.

Haberin Detayı

ABD'nin Michigan eyaletinde 3 Kasım 2026'da gerçekleştirilen ara seçimler, ülke siyasi tarihine geçecek bir sonuçla tamamlandı. Michigan'dan aday olan Abdul el-Sayed, Mısır asıllı kimliğiyle büyük yankı uyandırdı ve Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers'ı geçerek Senato koltuğuna oturmayı başardı. Associated Press'in duyduğu resmi olmayan sonuçlara göre Sayed, eyalet genelindeki oyların yüzde 52'sini alarak zaferi ilan etti. Bu sonuç, Sayed'i ABD Senatosu'na seçilen ilk Müslüman üye olarak tarihe yazdırdı.

Seçim kampanyası boyunca siyasi arenada dikkat çeken bir rekabet yaşandı. Cumhuriyetçi tarafın adayı Mike Rogers, yüzde 46 oranında oy alarak yarışın gerisinde kaldı. Sayed'in Demokrat Parti içi süreci de oldukça çetrefilli geçti. 4 Ağustos'ta yapılan ön seçimlerde, Amerikan-İsrail Kamu İşleri Komitesi'nin (AIPAC) desteğini arkasına alan Haley Stevens'i yenmeyi başardı. Bu iç yarışta elde ettiği üstünlük, ulusal seçime giden yolda en kritik eşiğin aşılması anlamına geliyordu.

Elde edilen bu zafer, yalnızca tek bir eyaletin temsilcisi değişikliği değil, geniş bir topluluk için sembolik bir eşik niteliği taşıyor. Sayed'in seçimi, ABD siyasetinde azınlık temsiliyetinin yeni bir boyuta ulaştığının somut göstergesi olarak değerlendiriliyor. Michigan halkının verdiği oyların dağılımı, eyaletin demokratik tercihlerindeki dengelerin de bir yansıması niteliğinde. Oy oranlarındaki fark, Sayed'in tabanının ne denli genişlediğini de gözler önüne serdi.

Yeni senatörün resmen göreve başlaması ise belirli bir takvime bağlandı. Seçim sonuçlarının nihai olarak onaylanmasının ardından, Abdul el-Sayed 3 Ocak 2027'de yemin töreniyle Capitol Binası'ndaki yerini alacak. Bu tarihten itibaren Michigan'ı üst kanatta temsil edecek olan Sayed, federal yasama süreçlerinde söz sahibi olacak. Eyalet delegasyonunun yeni üyesi, Kongre çatısı altında çalışmalara başlayarak bölgesel ve ulusal meselelerde aktif rol üstlenecek.

Bu süreç, ABD siyasetindeki çoğulculuk tartışmalarının da somut bir örneği olarak öne çıkıyor. Seçim sonuçları, toplumun farklı kesimlerinden gelen adayların yüksek makamlara ulaşabileceğine dair güçlü bir mesaj verdi. Demokrat Parti'nin ara seçimlerde hem Senato'da hem de Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu elde etmesi, bu zaferin daha geniş bir siyasi tablo içinde yer aldığını gösteriyor. Sayed'in Kongre'deki varlığı, eyalet politikalarının federal düzeyde nasıl şekilleneceğini izleyen çevreler için de önemli bir referans noktası oluşturacak.

Michigan eyaletindeki bu sonuç, ABD'nin siyasi haritasında yeni bir dönemin kapısını araladı. Seçmenlerin tercihleri, gelecekteki adaylar ve partiler için de yeni bir strateji çizgisi sunuyor. Abdul el-Sayed'in Senato'daki performansı, azınlık temsiliyetinin kalitesi ve etkinliği üzerine yürütülecek tartışmaların merkezinde olacak. 2027'ye kadar sürecek olan bu hazırlık döneminde, yeni senatörün hangi politikalara ağırlık vereceği merakla bekleniyor.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Siyasi temsiliyette sayısal varlıktan daha fazlası, etkileşim kapasitesi gerektirir. Sayed'in yüzde 52'lik oy oranıyla kazandığı bu koltuk, azınlık grupları için sadece sembolik değil, yasama süreçlerinde doğrudan karar mekanizmalarına erişim kapısı niteliğinde. Cumhuriyetçi rakibin yüzde 46'da kalması, Michigan özelinde seçmen profilinin değişkenliğini de gözler önüne seriyor. Önceki dönemlerde bu düzeyde bir temsil oranına ulaşmak çok daha zorken, mevcut koşullarda bu eşiğin aşılması, ileride benzerini hedefleyen adaylar için ölçü birimi oluşturuyor. Eğer Sayed, Kongre'deki komite çalışmalarında etkinliği sürdürebilirse, bu başarı kişisel bir kariyerden öteye taşınarak kurumsal bir değişimin habercisi olabilir.

AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Dünya
    ABD ara seçimleri Cumhuriyetçi Parti için büyük bir siyasi kayba dönüştü

    Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleştirilen ara seçimler, Donald Trump ve Cumhuriyetçi adaylar için beklenmedik bir siyasi yenilgiyle sonuçlandı. Michigan eyaletinde Abdul El-Sayed'in senatörlük yarışında öne geçmesi, bölgedeki siyasi dengelerin değiştiğini gösterirken Trump'ın parti üzerindeki etkisi Kuzey Carolina'dan Florida'ya kadar geniş bir coğrafyada yoğun bir tartışma konusu haline geldi.

    • Trump tarafından desteklenen adayların yaşadığı kayıplar siyasi gücünü sarsmaya başladı.
    • Michigan'da yarışan Abdul El-Sayed, eyaletin ilk Müslüman senatörü olma yolunda ilerliyor.
    • Kuzey Carolina ve Florida seçim sonuçları Cumhuriyetçi Parti stratejilerini yeniden değerlendirmeye zorluyor.

    Amerika Birleşik Devletleri genelinde düzenlenen ara seçimler, mevcut siyasi iklimin yeniden tanımlanmasına yol açan sonuçları beraberinde getirdi. Özellikle Başkan Donald Trump'ın açıktan desteklediği adayların sandıktan beklenen başarıyı çıkaramaması, Cumhuriyetçi Parti içinde geniş çaplı bir değerlendirme sürecini tetikledi. Seçimlerin ardından ortaya çıkan tablo, Trump'ın parti üzerindeki mutlak hakimiyetinin artık sorgulandığı bir döneme işaret ediyor.

    Michigan eyaletindeki yarış, seçimlerin en çok dikkat çeken gelişmelerinden biri oldu. Müslüman toplumun temsilcilerinden Abdul El-Sayed'in senatörlük mücadelesinde rakiplerini geride bırakarak öne geçmesi, eyalet tarihinde görülmemiş bir siyasi kazanımın kapısını araladı. Bu durum, yalnızca yerel bir başarı olarak kalmayıp aynı zamanda seçim bölgesindeki demografik ve siyasi tercihlerin nasıl bir evrim geçirdiğini kanıtlayan net bir gösterge haline geldi.

    Seçim sonuçlarının coğrafi dağılımı incelendiğinde, Cumhuriyetçilerin geleneksel kalesi kabul edilen bölgelerde ciddi bir oy kaybı yaşandığı görülüyor. Kuzey Carolina'dan güneydeki Florida'ya kadar uzanan geniş bir hat üzerinde, seçmenlerin tercihlerindeki bu değişim, Trump'ın kampanya yönetimi ve aday belirleme stratejilerinin başarısızlığına yönelik eleştirileri artırdı. Partinin kendi içindeki farklı kanatlar, önümüzdeki süreçte nasıl bir siyasi rota izleneceği konusunda fikir ayrılıkları yaşıyor.

    Siyaset uzmanları, bu ara seçimlerin sadece mevcut temsilcileri değil, partinin gelecekteki ideolojik yönelimini de belirleyeceğini ifade ediyor. Trump'ın siyasi gücünün bu denli tartışmaya açılması, 2024 seçimlerine giden süreçte Cumhuriyetçi Parti'nin yeni bir liderlik vizyonu oluşturma ihtiyacını daha da belirginleştiriyor. Seçmenlerin sandığa yansıttığı tepki, partinin popülist söylemlerle kitleleri ikna etme kapasitesinin zayıfladığını ortaya koyuyor.

    Bundan sonraki süreçte, Cumhuriyetçi Parti içinde Trump destekçileri ile geleneksel çizgiyi savunan kesimler arasındaki mücadelenin daha da sertleşmesi bekleniyor. Özellikle Florida ve Michigan gibi kritik eyaletlerden gelen veriler, partinin tabanında yaşanan kopuşun somut bir örneği niteliğinde. ABD siyaset sahnesi, önümüzdeki dönemde bu kayıpların yarattığı boşluğu doldurmak için yeni isimlerin ve stratejilerin yarışına sahne olmaya hazırlanıyor.

    ABD ara seçimleri Cumhuriyetçi Parti için büyük bir siyasi kayba dönüştü — haber fotoğrafı
    AI YORUMU

    Trump'ın kendi adayları üzerinde kurduğu baskın strateji, Michigan gibi kilit eyaletlerdeki taban değişimini okuyamadığı için ters tepti. Cumhuriyetçiler, geçmiş seçimlerdeki zafer çizgilerinin artık güncel sosyolojik beklentileri karşılamadığını kabul etmek zorunda. Eğer parti yönetimi, Abdul El-Sayed örneğinde olduğu gibi yerel dinamiklere uyum sağlayan adaylar yerine sadece merkezi yönlendirmelere odaklanmaya devam ederse, kayıpların ölçeği bir sonraki genel seçimlerde katlanarak artacaktır.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    Michigan Senato yarışında sürpriz destek: Demokrat aday rakibini seçti

    Michigan eyaletinde Demokrat Parti'nin eski kongre üyesi Haley Stevens, yaklaşan seçimler öncesinde beklenmedik bir kararla kendi partisi yerine Cumhuriyetçi aday Mike Rogers'a destek verdiğini açıkladı. Bu hamle, eyaletteki çekişmeli Senato yarışında partiler arası gerilimi tırmandırırken, adaylar arasındaki görüş ayrılıklarını da gözler önüne serdi.

    • Eski Demokrat Kongre Üyesi Haley Stevens, rakip Cumhuriyetçi aday Mike Rogers'ı desteklediğini duyurdu.
    • Stevens, Demokrat aday Abdul El-Sayed'in kampanyasından dışlandığını ve desteklenmediğini belirtti.
    • Michigan Senato seçimi, ABD Kongresi'nin kontrolünü belirleyecek en kritik eyalet yarışlarından biri kabul ediliyor.

    ABD'de yaklaşan ara seçimler öncesinde Michigan eyaletindeki Senato yarışı, beklenmedik bir siyasi gelişmeyle hareketlendi. Demokrat Parti'nin eski kongre üyelerinden Haley Stevens, kendi partisi içindeki adaylık sürecini Abdul El-Sayed'e karşı kaybetmişti. Stevens, seçimlere sadece birkaç gün kala rakip Cumhuriyetçi aday Mike Rogers ile pazar günü bir kilise etkinliğinde yan yana gelerek destek verdiğini ilan etti.

    Bu destek kararı, her iki siyasi kanatta da yankı uyandırırken Stevens, sosyal medya üzerinden bir video paylaşarak kararını savundu. Kendi partisinin adayı El-Sayed'in politikalarını ve söylemlerini sert bir dille eleştiren Stevens, El-Sayed'in kampanyasında kendisine yer olmadığını belirtti. Stevens, El-Sayed'in kendisini kampanya etkinliklerinden uzak tutmak istediğini ve aralarındaki iletişimin koptuğunu da takipçileriyle paylaştı.

    İkili arasındaki gerilimin kökeninde ise İsrail'e yönelik eleştirel bir kampanya reklamı yatıyor. Liberal bir grup tarafından hazırlanan ve yüksek gıda fiyatlarından İsrail'i sorumlu tutan reklam, Stevens ve El-Sayed arasında kamuoyuna açık bir tartışmaya yol açtı. El-Sayed reklamın içeriğiyle bir bağı olmadığını savunurken, Stevens bu yaklaşımın temsil ettikleri değerlerle örtüşmediğini öne sürerek partisine karşı bir duruş sergiledi.

    Michigan'daki bu Senato yarışı, sadece eyalet bazında değil, ulusal ölçekte de büyük bir ilgiyle takip ediliyor. Analistler, bu bölgedeki seçim sonuçlarının önümüzdeki iki yıl boyunca ABD Kongresi'nin kontrolünü hangi partinin elinde tutacağını belirleyecek temel faktörlerden biri olduğunu vurguluyor. Tarafların birbirine oldukça yakın oy oranlarına sahip olması, eyaleti seçimlerin kilit noktalarından biri haline getiriyor.

    Seçim takvimi daralırken yaşanan bu iç çekişmenin sandık sonuçlarına nasıl yansıyacağı ise merak konusu olmaya devam ediyor. Demokrat tabanda yaşanan bu bölünme, Cumhuriyetçi kanadın elini güçlendirebilecek bir etken olarak değerlendiriliyor. El-Sayed ise şu ana kadar Stevens'ın bu hamlesi hakkında resmi bir açıklama yapmaktan kaçınarak kendi kampanya sürecine odaklanmayı tercih ediyor.

    Sandık başına gidecek seçmenler için bu tablo, eyaletteki ideolojik kırılmaları daha görünür kılıyor. Adayların politika tercihlerinin seçmen üzerindeki etkisi ve özellikle İsrail gibi hassas konulardaki söylemlerin oy oranlarını nasıl değiştireceği, salı günü yapılacak oylamada netleşecek. Tüm bu gelişmeler ışığında Michigan, seçim gecesinin en dikkat çekici sonuçlarının beklendiği merkezlerden biri olmayı sürdürüyor.

    AI YORUMU

    Demokrat Parti içindeki bu ayrılık, partinin kendi seçmen tabanını konsolide etme kapasitesinin zayıfladığını ve eyalet bazlı stratejilerin ulusal hedeflerle çelişebileceğini gösteriyor. Stevens'ın rakip partiye açık destek vermesi, El-Sayed için kampanya yönetiminde bir güven krizi yaratabilir. Bu durum, özellikle çekişmeli eyaletlerde adaylar arası uyumun, genel seçimin sonucunu doğrudan belirleyen bir unsur olduğunu kanıtlıyor. Şayet bu tür iç çatışmalar devam ederse, parti adayları kararsız seçmenleri ikna etmekte zorlanabilir.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    Rusya'daki Ozon lojistik merkezi İHA saldırısı sonucu yandı

    Rusya'nın Adıgey Cumhuriyeti'nde bulunan Ozon e-ticaret lojistik merkezine düzenlenen insansız hava aracı saldırısı büyük bir yangına yol açtı. Şirket yetkilileri, tesisin saldırı anında tamamen tahliye edildiğini ve olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığını duyurdu.

    • Saldırı sonucunda 11 lojistik tesisinde toplam 30,1 milyar rublelik maddi zarar oluştu.
    • Ozon lojistik merkezindeki yangın sonrası tüm personel güvenli bir şekilde tahliye edildi.
    • Bölgedeki acil durum ekipleri yangın söndürme ve soğutma çalışmalarını devam ettiriyor.

    Rusya Federasyonu’na bağlı Adıgey Cumhuriyeti’nin Adıgeysk şehrinde faaliyet gösteren e-ticaret devi Ozon’a ait bir lojistik merkez, insansız hava aracı (İHA) saldırısının hedefi oldu. Görgü tanıkları ve yerel yetkililerin aktardığına göre, saldırı sonrası tesiste hızla yayılan bir yangın meydana geldi. Ozon yönetimi, saldırı haberi üzerine tesis bünyesindeki tüm çalışanların hızla tahliye edildiğini ve güvenlik prosedürlerinin eksiksiz uygulandığını açıkladı.

    Resmî kaynaklardan yapılan ilk açıklamaya göre, yangında herhangi bir personel yaralanmadı veya can kaybı yaşanmadı. Bölgeye sevk edilen acil durum ve itfaiye ekipleri, alevleri kontrol altına almak amacıyla saatler süren yoğun bir çalışma başlattı. Tesisin içinde depolanan çok sayıda ürünün yanması nedeniyle yangının büyüklüğü ve hasarın boyutuyla ilgili teknik incelemeler ilerleyen saatlerde detaylandırılacak.

    Ozon ve bir diğer büyük e-ticaret platformu Wildberries, son dönemde benzer İHA saldırılarının hedefi haline gelen stratejik noktalar arasında yer alıyor. Şirket kayıtlarına göre, yıl başından bu yana toplam 11 farklı lojistik tesis bu tür saldırılara maruz kaldı. Söz konusu saldırıların yarattığı toplam ekonomik kaybın 30,1 milyar ruble, yani yaklaşık 369 milyon dolar seviyesine ulaştığı bilgisi kamuoyuyla paylaşıldı.

    Sürekli artan bu tür güvenlik riskleri, e-ticaret şirketlerinin lojistik ağlarını yeniden yapılandırmasını zorunlu kılıyor. Özellikle büyük şehirlerin çevresindeki merkezler, tedarik zinciri sürekliliği açısından savunmasız bir konumda bulunuyor. Şirketler, hem fiziksel varlıklarını hem de stoklarını korumak adına güvenlik protokollerini sıkılaştırırken, operasyonel maliyetlerin bu tür saldırılar nedeniyle ciddi oranda artış gösterdiği belirtiliyor.

    Olayın ardından lojistik merkezindeki faaliyetler tamamen durdurulmuş durumda. Çevredeki yerleşim alanlarında yaşayan vatandaşlar için kısa vadeli bir tehdit oluşmasa da, bölgedeki lojistik operasyonların normal düzenine dönmesinin zaman alacağı tahmin ediliyor. Acil durum ekipleri, yangın alanında yapısal hasar kontrollerini sürdürürken, ilgili makamlar saldırının kaynağına dair incelemelerini genişletiyor.

    Rusya'daki Ozon lojistik merkezi İHA saldırısı sonucu yandı — haber fotoğrafı
    AI YORUMU

    Lojistik altyapısının hedef alınması, e-ticaret ekosisteminin fiziksel güvenliğinin dijital güvenlik kadar kırılgan olduğunu kanıtlıyor. Şirketlerin paylaştığı 369 milyon dolarlık toplam zarar, yalnızca stok kaybını değil aynı zamanda tedarik zinciri aksamalarının getirdiği dolaylı maliyetleri de içeriyor. Eğer bu tür saldırılar sıklaşmaya devam ederse, büyük oyuncuların depo kapasitelerini daha güvenli bölgelere dağıtması veya savunma sistemlerine daha fazla kaynak ayırması kaçınılmaz görünüyor. Mevcut tablo, lojistik ağının merkezileşmesinin yüksek riskli bir stratejiye dönüştüğünü ortaya koyuyor.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    Kalibaf, ABD seçimlerinde Demokratların zaferini memnuniyetle karşıladı

    İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD'deki ara seçimlerde Demokratların Senato'da çoğunluğu ele geçirmesini 'savaşa hayır' mesajı olarak nitelendirdi. Kalibaf, bu sonucun İran'ın diplomatik pozisyonunu güçlendirdiğini ve Washington'daki siyasi dengelerin Tahran lehine değiştiğini ifade etti. Demokratların 51 sandalyeye ulaşması, ABD dış politikasında sükûnet arayışının öncü göstergesi olarak yorumlandı.

    • Demokratlar resmî olmayan sonuçlarla Senato'da 51 sandalye kazandı
    • Kalibaf, ABD halkının barış yanlısı tutumunu desteklediklerini belirtti
    • İran, Washington'un uluslararası şantajlara son vermesini talep ediyor

    İran siyasetinin en etkili isimlerinden Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Amerika Birleşik Devletleri'nde sona eren kongre ara seçimlerinin yankılarını değerlendirdi. Resmî olmayan sonuçlara göre Senato'da çoğunluğu elde eden Demokrat Parti, 51 sandalyeyle iktidar pozisyonuna geçti. Kalibaf, bu sonucu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla açıkça desteklediğini ve bunun İran'ın beklediği bir yönde ilerleme olduğunu vurguladı.

    Times Meydanı'ndaki dev ekranlarda canlı olarak yayınlanan seçim sonuçları, dünya genelinde diplomasi çevrelerini alarma geçirdi. Kalibaf, ABD hükümetinin kendi halkının iradesini yurt dışındaki güç odaklarına hizmet için kullanmaması gerektiğini dile getirdi. İranlı yetkili, Washington'un şantaj politikalarına devam etmesi durumunda Tahran'ın da sert bir 'hayır' deme kararlılığındaki olduğunu belirterek, bunun kâbus gibi bir sonuç doğuracağını ima etti.

    Seçimlerin ardından ortaya çıkan tablo, ABD'de askeri müdahaleye yönelik iç siyasi baskının azaldığına işaret ediyor. Kalibaf'ın ifadeleri, İran'ın diplomasi masasında elini güçlendirecek bir siyasi atmosferin oluştuğunu gösteriyor. Tahran yönetimi, Senato'da kontrolü ele alan Demokratların daha ılımlı bir dış politika izleyeceğine dair beklentilerini bu açıklamayla resmiyete dökmüş oldu.

    ABD Kongresi'ndeki denge değişikliği, sadece iç siyaseti değil, Orta Doğu'daki çatışma dinamiklerini de doğrudan etkileyecek türde. Demokratların çoğunlukta olması, İran'a karşı uygulanan baskı politikalarının yumuşatılmasına veya farklı bir çerçeveye oturtulmasına zemin hazırlayabilir. Bu süreçte Kalibaf'ın 'savaşa hayır' vurgusu, İran kamuoyunu da olası bir gerilime karşı sakinleştirmeyi hedefliyor.

    Seçim sonuçlarının kesinleşmesiyle birlikte, ABD Dış İşleri Bakanlığı'nın İran'a yönelik stratejisinin ne ölçüde değişeceği merak konusu. Kalibaf'ın açıklamaları, Tahran'ın masaya dönmek için Washington'dan gelen siyasi sinyalleri hassasiyetle takip ettiğini ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde iki ülke arasındaki diplomatik trafiğin yoğunlaşması ve olası nükleer müzakerelerin yeniden alevlenmesi bekleniyor.

    Kalibaf, ABD seçimlerinde Demokratların zaferini memnuniyetle karşıladı — haber fotoğrafı
    AI YORUMU

    Demokratların Senato'da 51 sandalyeyle çoğunluğu alması, İran'ın elini güçlendiren somut bir diplomatik kaldıraç oluşturuyor. Kalibaf'ın bu sonucu doğrudan 'destek' olarak nitelendirmesi, Tahran'ın dış politikasında Washington'un iç siyasi rotasını birincil belirleyici faktör olarak gördüğünü kanıtlıyor. Bu durum, ABD'li muhafazakâr çevrelerin İran'a karşı sert hatlı söylemlerini sürdürme kapasitesini zayıflatırken, Tahran'a müzakere masasında daha pozisyonlu durma imkânı tanıyor. Eğer yeni Senato çoğunluğu, askeri baskıyı azaltan diplomatik çabalara odaklanırsa, İran'ın 'hayır' deme tehdidi daha az işlevsel hale gelecek; ancak siyasi kutuplaşma derinleşirse, Kalibaf'ın ima ettiği 'kâbus' senaryosu henüz masadan kalkmış sayılmaz.

    Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler