Türkiye, 2027 yılına yönelik savunma ve havacılık programında ihracatı 11,5 milyar dolara, sektör cirosunu 28 milyar dolara ve yerlilik oranını %84'e çıkarmayı planladı. Hedeflerde yapay zekâ, otonom sistemler, kuantum ve hipersonik gibi ileri teknolojilere de yer veriliyor. Program, istihdamı 138 bin kişiye yükseltmeyi ve yeni Ar‑Ge projeleriyle yenilikçi çözümler üretmeyi amaçlıyor.
Öne çıkanlar
İhracat hedefi 11,5 milyar dolar (2025'te 10,1)
Yerlilik oranı %84'e çıkacak (2025 %82,3)
Yapay zekâda 2 yeni Ar‑Ge projesi ve 8 mevcut proje devam ediyor
Haberin Detayı
Cumhupbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından yayımlanan 2027 Yıllık Programı, Türkiye’nin savunma ve havacılık sektöründeki büyüme hedeflerini net rakamlarla ortaya koydu. Programda, 2025 yılına kıyasla 2027’de ihracatın 11,5 milyar dolara, sektör cirosunun 28 milyar dolara ve istihdamın yaklaşık 138 bin kişiye ulaşması öngörülüyor. Yerlilik oranı ise %82,3’ten %84’e yükseltilmesi planlanıyor.
Bu sayısal hedeflerin arkasında, sadece daha fazla ürün çıkarmak değil, kritik bileşenlerin ve alt sistemlerin yerli üretime kaydırılması da bulunuyor. Son 23 yılda sektör cirosu 25 kat, ihracatı 40 kat artış göstererek 2025’te 25 milyar dolar ve 10,1 milyar dolar seviyelerine ulaşmıştı. 2002 yılında %20 olan yerlilik, 2025’te %82,3’e yükselmişti.
Programda yapay zekâ alanında sekiz mevcut Ar‑Ge projesine devam edilmesi ve iki yeni projenin hayata geçirilmesi kararlaştırıldı. Bu projeler, sensör verisi analizi, karar destek sistemleri, hedef tanıma ve otonom platform entegrasyonu gibi savunma uygulamalarını kapsıyor. Otonom sistemler için üç Ar‑Ge projesi ise insansız hava, kara ve deniz platformlarının geliştirilmesine odaklanacak.
Kuantum ve hipersonik teknolojileri de programda öncelikli alanlar arasında yer alıyor. Ayrıca biyoteknoloji ve siber güvenlik projeleri, özellikle SAYGEP platformu ile yerli çözümlerin geliştirilmesini destekleyecek.
Yerli tedarik ekosistemini güçlendirmek amacıyla YETEN 2.0 projesi kapsamında kritik alt bileşenlerin yerli üretimi hızlandırılacak. Bu adım, dışa bağımlılığı azaltıp üretim takvimlerini daha kontrollü hale getirecek. Program, 2027’ye kadar savunma sanayisinin hem ekonomik büyüklüğünü hem de teknolojik bağımsızlığını artırmayı hedefliyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Savunma sanayindeki büyüme hedefleri, rakamlarıyla gerçek bir ivme sinyali veriyor. İhracatın 11,5 milyar dolara çıkarılması ve yerlilik oranının %84’e yükseltilmesi, SSB’nin uzun vadeli stratejisinin somut göstergesi. Bu plan, özellikle yerli tedarikçi firmalar ve Ar‑Ge odaklı start‑uplar için yeni pazar ve yatırım fırsatları yaratacak. Rakip ülkelerle kıyaslandığında, bu rakamlar Türkiye’yi bölgesel bir savunma ihracatçısı konumuna daha da yaklaştırıyor.
ASELSAN, yılın ilk dokuz ayında 151,5 milyar lira ciroya ulaştı. Yıllık bazda %28 büyüme gösteren şirket, ihracat ve AR‑GE harcamalarında da önemli artışlar kaydetti.
Ciro 151,5 milyar lira, %28 artışla aynı döneme göre
Yeni ihracat sözleşmeleri 1,9 mld dolara yükseldi, bakiye sipariş 30 mld doları aştı
Yatırımlar 228% artarak 684 milyon dolara ulaştı, FAVÖK marjı %26,8’e yükseldi
ASELSAN, Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) aracılığıyla açıklanan finansal raporunda yılın 9 ayı için 151,5 milyar lira ciro elde ettiğini duyurdu. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre %28 artışla dikkat çekiyor. Şirketin büyüme stratejisini ihracat odaklı sürdürürken, 14 milyar dolarlık yeni iş alımıyla 1,9 milyar dolarlık ihracat sözleşmeleri de %34 artarak 2023'te ilk kez 30 milyar doları aştı.
Yatırım tutarları, 228% artışla 684 milyon dolara yükseldi. Bu artış, üretim kapasitesini genişleten tesis yatırımları ve artan AR‑GE harcamalarını kapsıyor.
Şirket, 3. çeyrekte satışa oranı 4,4'e yükseltti, bu da ürün portföyünün verimliliğinin arttığını gösteriyor. Operasyonel mükemmellik ve kurumsal dönüşüm, FAVÖK marjını önceki döneme göre 190 baz puan artırarak %26,8’e çıkardı. 2025 yıl sonuna göre ticari alacaklar %11 azaldı ve FAVÖK tutarı 40,6 milyar lira seviyesine çıktı.
ASELSAN’ın personel başına hasılatı dolar bazında %4 artarken, Oğulbey Teknoloji Üssü ve diğer yerleşkelerdeki yatırımlar, artan bakiye siparişlerle paralel olarak üretim kabiliyetini genişletmeye devam etti. Şirket, kritik ve giriş bariyeri yüksek teknolojilere odaklanarak büyümesini sürdürürken, verimlilik artışı ve operasyonel marjları koruma stratejisiyle sektördeki konumunu güçlendirdi.
AI YORUMU
ASELSAN’ın bu güçlü performansı, Türkiye’nin savunma sanayinde küresel rekabet gücünü artırıyor. Yükselen ihracat ve AR‑GE yatırımları, ülke ekonomisine ve teknoloji ekosistemine pozitif katkı sağlayacak gibi görünüyor. Şirketin sürdürülebilir büyüme stratejisi, gelecekteki riskleri minimize ederek sektör liderliğini pekiştirebilir.
Aselsan, yerli hava savunma ağı Çelik Kubbe'ye entegre edilecek gizli özellikli yeni bir füze sistemi üzerinde çalışmalara başladı. Aynı dönemde MKE, Ürdün'de mühimmat üretim tesisi kurduğunu açıklarken, TUSAŞ ise Nijerya ile 500 milyon dolarlık ATAK helikopteri satışı için el sıkıştı.
Aselsan, Çelik Kubbe ağına dahil edilecek yeni bir füze sistemi geliştiriyor.
TUSAŞ, Nijerya'ya 6 adet ATAK helikopteri teslimatını kapsayan 500 milyon dolarlık anlaşma imzaladı.
MKE, Ürdün'de uçak bombası ve mühimmat üretimi yapacak yeni bir tesis kurulumunu tamamladı.
Savunma sanayiindeki yerli projeler hız kesmeden devam ediyor. Aselsan, geçtiğimiz 26 Ekim tarihinde Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yaptığı bildirimde, teknik detayları ve görev tanımı gizli tutulan yeni bir füze savunma sisteminin geliştirilme sürecini başlattığını duyurdu. Bu teknoloji, Türkiye'nin geniş kapsamlı hava savunma mimarisi olan Çelik Kubbe projesinin bir parçası olarak tasarlandı.
Bölgesel işbirlikleri ve ihracat faaliyetlerinde de somut adımlar atıldı. Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev'in Türkiye ziyareti kapsamında iki ülke arasındaki savunma sanayii ortaklıklarının daha ileri bir düzeye taşınacağını belirtti. Aynı zamanda MKE, savunma sanayii paydaşlarına MAM-15 Anti materyal keskin nişancı tüfeği teslimatlarını gerçekleştirerek envanter desteğini sürdürdü.
Ürdün pazarındaki faaliyetlerini artıran MKE, ülkede mühimmat ve uçak bombası üretim tesisini hayata geçirdiğini ilan etti. Bu hamle, Türk savunma şirketlerinin dış pazarlarda üretim kapasitelerini artırma stratejisinin bir yansıması olarak okunuyor. Afrika pazarında ise TUSAŞ üzerinden önemli bir satış başarısı elde edildi; Nijerya'nın sipariş verdiği 6 adet ATAK helikopteri için imzalanan yarım milyar dolarlık sözleşme, askeri alandaki işbirliğini güçlendiriyor.
Küresel savunma çevrelerinde de benzer bir hareketlilik gözleniyor. ABD merkezli Raytheon şirketi, SM-6 füzelerinin yıllık üretim kapasitesini yüzlerce adede çıkarmak için Amerikan Donanması ile ortak stratejiler belirliyor. İsviçre ise kendi hava savunma sistemlerini yenilemek adına uzun menzilli tedarik sürecinde aday belirleme aşamasına geçti. Türkiye adına ise Ahmet Halit Hatip, NATO DIANA yönetim kurulu başkan yardımcılığına seçilerek uluslararası alandaki temsil gücünü bir adım öteye taşıdı.
Cumhuriyet Bayramı kutlamaları çerçevesinde savunma kurumları çeşitli etkinliklere imza attı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve devlet yetkililerinin Anıtkabir ziyareti ile başlayan etkinlikler, ASELSAN'ın kutlama mesajları ve Millî Savunma Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı işbirliğinde düzenlenen resim yarışması gibi faaliyetlerle devam etti. TSK için açıklanan yeni stratejik planlama konsepti, gelecek dönemin savunma önceliklerini yansıtan bir rehber niteliği taşıyor.
Sektördeki diğer oyuncular da kapasite artırımına odaklandı. ARCA Savunma Sanayi, Kırıkkale'de yeni bir mühimmat fabrikasının temelini atarak üretim hacmini genişletmeye hazırlanıyor. Tenurmak firması ise Arı Kovanı projesiyle askeri üslerin ve stratejik tesislerin korunmasında taktiksel açıdan yeni nesil çözümler sunuyor. Ayrıca, Boran-8 Uluslararası Keskin Nişancı Yarışması'nda birinci olan Türk keskin nişancıları, yerli silah sistemlerinin başarısını uluslararası platformda kanıtladı.
AI YORUMU
Türkiye'nin savunma sanayiinde dışa bağımlılığı azaltan yerli füze ve hava savunma projeleri, sadece teknolojik bir kapasite artışı değil, aynı zamanda diplomatik bir el güçlendiricidir. Aselsan tarafından Çelik Kubbe ağına eklenen yeni sistem, bölgesel tehditlere karşı daha esnek ve hızlı bir yanıt mekanizması sağlıyor. Nijerya'ya yapılan 500 milyon dolarlık helikopter satışı, Türk savunma ürünlerinin Afrika pazarındaki rekabet gücünün arttığını gösteriyor. Diğer ülkelerin SM-6 füzelerinde üretim kapasitesini yüzlerce adede çıkarması, küresel ölçekte mühimmat tedarik hızının ne kadar elzem olduğunu kanıtlıyor.
Türkiye, Kazakistan ile savunma sanayisi işbirliğini derinleştirerek bölgesel güvenliği güçlendirmeyi planlıyor. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanı Haluk Görgün, yeni işbirliği alanlarının çeşitlendiğini belirtti. Bu hamle, iki ülkenin ortak üretim kapasitesini artırmayı hedefliyor. İki ülke, savunma teknolojileri ve üretim süreçlerinde deneyimlerini paylaşarak silah sistemlerinin kalitesini yükseltmeyi amaçlıyor.
Kazan-kazan işbirliği çerçevesinde savunma sanayisi alanları çeşitlendiriliyor
Haluk Görgün, yeni işbirliği alanlarının çeşitlendiğini belirtti
İki ülke, ortak üretim kapasitesini artırmayı hedefliyor
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in ziyaretine ortak olarak, savunma sanayisi işbirliğini güçlendirme niyetini açıkladı. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanı Haluk Görgün, iki ülke arasında son çeyrek asırda gelişen üretim ekosistemini vurgulayarak, rekabetçi ürünler ve ortak üretim politikalarıyla uzun vadeli bir ortaklık kurmayı planladığını söyledi. Bu açıklama, iki ülkenin savunma stratejileri üzerindeki ortak çabayı pekiştiriyor.
Görgün, Kazakistan ile işbirliği alanlarının çeşitlendirileceğini ve derinleştirileceğini belirtti. Özellikle, savunma teknolojileri, silah sistemleri ve üretim süreçleri üzerinde ortak çalışmalar yapılması hedefleniyor. Ayrıca, Türk sanayisinin son yıllarda elde ettiği deneyimler, Kazakistan’ın savunma kapasitesini artırmaya katkı sağlayacak.
İşbirliği, Türk ve Kazak savunma sanayi şirketleri arasında yeni ortaklıklar oluşturmayı, teknolojik bilgi alışverişini ve ortak üretim tesisleri kurmayı kapsıyor. Bu çerçevede, iki ülkenin savunma sanayileri arasındaki bilgi transferi, silah sistemlerinin kalitesini yükseltmeyi amaçlıyor. Böylece bölgesel güvenlik dengesi güçlenecek.
Bu adım, hem Türk hem de Kazak savunma sanayi çalışanları için yeni iş fırsatları yaratacak. Ortak üretim projeleri, sektörde istihdamı artırırken, iki ülkenin savunma bütçelerine de olumlu yansıyacak. Ayrıca, bölgesel savunma işbirliği, NATO ve diğer uluslararası ittifaklarla uyumlu bir strateji oluşturacak.
Gelecekte, iki ülke arasında daha kapsamlı savunma sanayii anlaşmaları imzalanması bekleniyor. Haluk Görgün, bu işbirliğinin bölgesel istikrarı destekleyeceğini ve Türk dünyasının güvenliğine katkı sağlayacağını belirtti. Bu süreç, Türkiye’nin savunma sanayisi ekosistemini uluslararası arenada daha rekabetçi kılacak.
AI YORUMU
Savunma sanayisi işbirliği, iki ülkenin stratejik güvenlik hedeflerine doğrudan hizmet ediyor. Haluk Görgün’ün belirttiği gibi, işbirliği alanlarının çeşitlenmesi, Türk ve Kazak savunma üreticilerinin rekabet gücünü artıracak. Bu gelişme, bölgesel savunma sektöründeki işgücü ve teknolojik kapasiteyi yükseltirken, iki ülkenin savunma bütçelerine de olumlu bir etki yapacak. Önceki bölgesel işbirliklerine kıyasla, bu hamle daha geniş üretim ve teknoloji transferi kapsamını içeriyor.
Türk savunma sanayicisi FNSS, 4.500'ü aşkın paletli zırhlı aracını Türkiye ve altı müttefik ülkeye teslim etti. 1989’dan bu yana geliştirdiği ZMA‑15 ile başlayan üretim, artık orta sınıf tank, amfibi hücum araçları ve insansız sistemlerle genişledi. İhracat projeleri yerel üretim, teknoloji transferi ve lojistik desteği içeriyor.
4.500’ü aşan paletli zırhlı araç teslimatı
Türkiye ve 6 ülke envanterine kazandırıldı
KAPLAN MT ile orta sınıf tank ihracatı öne çıktı
FNSS, 1989’da Türkiye’nin ihtiyaçlarına yönelik ZMA‑15 modelini üreterek karaya sistem üretimine adım attı. Şirket, bu dönemdeki üretimde %80’lik yerel üretim oranı elde etti ve zamanla KAPLAN‑10, KUNDUZ, ZAHA ve KAPLAN MT gibi farklı platformlara genişledi. Üretim portföyündeki çeşitlilik, piyon, hücum ve tank görevlerini tek bir aile içinde barındırarak operasyonel esneklik sağlıyor.
Bugüne kadar 4.500’ü aşan paletli zırhlı araç FNSS’e ait ZMA‑15, KAPLAN‑10, KUNDUZ, ZAHA ve KAPLAN MT modellerini kapsıyor. 1997’de UAE’ye yapılan ihracat, Türk savunma sanayisinin küresel çapta tanınmasının dönüm noktalarından biri oldu.
İhracat sürecinde FNSS, yerel üretim, teknoloji transferi ve entegre lojistik desteği sunarak müşterilerine tam bir paket hizmeti sağlıyor. Endonezya ile yürütülen KAPLAN MT programı, iki ülke arasında ortak üretim ve teknoloji geliştirme örneği olarak öne çıkıyor. Ayrıca Avrupa’da KARPAT orta tankının üretim çerçevesi imzalandı, bu da FNSS’in uluslararası işbirliklerini genişletiyor.
İnsansız kara sistemleri alanında FNSS, Gölge Süvari adlı ağır sınıf insansız araç geliştirdi. Hibrit tahrik sistemi araştırmaları ise araçların enerji verimliliğini artırmayı hedefliyor.
Bu gelişmeler, FNSS’in teknolojik yetkinliğini ve ihracat stratejisinin sürdürülebilirliğini gösteriyor. 4.500’ü aşan teslimat, şirketin üretim kapasitesinin yanı sıra küresel savunma pazarındaki rekabet gücünü de pekiştiriyor.
KAPLAN ailesi, orta sınıf tank ve personel taşıyıcı çözümlerle farklı görev ihtiyaçlarına yanıt veriyor. KUNDUZ, amfibi istihkam iş makinesi olarak Filipinler’e ihraç edildi ve ZAHA, TCG Anadolu ile birlikte denizden kara geçişini desteklemek üzere tasarlandı. FNSS’in bu çeşitlilik, müşterilere özelleştirilebilir ve görev odaklı platformlar sunma kapasitesini artırıyor.
AI YORUMU
FNSS’in 4.500’ü aşan paletli zırhlı araç teslimatı, şirketin küresel rekabet gücünü somut bir rakamla ortaya koyuyor. Yerel üretim oranının %80’e yakın olması, Türkiye’nin savunma sanayisinde bağımsızlık hedeflerine ulaşmasını hızlandırır. Aynı zamanda 6 müttefik ülke ile kurulan işbirlikleri, FNSS’in teknoloji transferi ve lojistik desteğiyle uzun vadeli ilişkiler kurmasını sağlar. Bu başarı, benzer büyüklükteki üreticilerin de ihracat stratejilerinde örnek alınabilecek bir model sunuyor.