Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Gündem
Özgür Özel'den Ursula von der Leyen'e Libya anlaşması tepkisi
•1 dk okuma
Paylaş
HGündem
Özet
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Libya deniz yetki alanları mutabakatını eleştiren AB Komisyonu Başkanı von der Leyen'e tepki gösterdi. Özel, Avrupalı yetkilinin Doğu Akdeniz'deki dengelerde taraf tutmaması gerektiğini belirtti.
Öne çıkanlar
Yeni Parti lideri Özel, von der Leyen'in Libya anlaşması açıklamalarına tepki gösterdi.
Avrupa Komisyonu Başkanı, 2019 tarihli mutabakatın uluslararası hukuka uymadığını savunmuştu.
Özel, AB'nin bölgesel gerilimleri derinleştirmek yerine adil çözümler üretmesi gerektiğini vurguladı.
Haberin Detayı
Von der Leyen, bu adımın üçüncü tarafların egemenlik haklarını zedelediğini savunarak Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi'ne açık destek vermişti.
Yaşanan bu diplomatik gelişmelerin ardından Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'den sert bir eleştiri geldi. Avrupalı yetkilinin açıklamalarını hedef alan Özel, Akdeniz havzasında hakkaniyet ölçütlerinin gözetilmesi gerektiğini ifade ederek karşı tarafa seslendi.
Özel yaptığı değerlendirmede, Brüksel yönetiminin misyonunun gerginliği tırmandırmak olmadığını vurguladı. Avrupa Birliği'nin sorumluluğunun krizleri derinleştirmek yerine kalıcı barış zeminine katkı sunmak olduğunun altını çizen siyasetçi, taraflı tutumların kabul edilemez olduğunu belirtti.
Türkiye'nin ulusal menfaatlerinin her türlü siyasi tartışmanın üzerinde tutulduğunu kaydeden Özel, ülkenin haklarını her platformda savunacaklarını dile getirdi. Tarafsızlığını yitiren yaklaşımlara karşı kararlı bir duruş sergilemeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.
Diğer yandan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de konuya ilişkin değerlendirmede bulunarak Libya Meclisi'nin kararının ülkenin hukuki haklılığını tescillediğini vurgulamıştı. Dışişleri Bakanlığı ise mutabakatın onaylanmasını memnuniyet verici olarak nitelendirmişti.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Dış politika meselelerinde tarafsız olması beklenen uluslararası kurumların bölgesel krizlerde taraf belirlemesi diplomatik kanalları tıkayan başlıca unsurdur. Ursula von der Leyen'in Yunanistan ve Güney Kıbrıs eksenli açıklamaları, Akdeniz'deki hassas dengeleri gözetmekten uzak bir yaklaşımın ürünüdür. Bu durum, Türkiye ile AB arasındaki diyalog zeminini zedelerken bölgesel barış çabalarını da riskli bir dönemeçle baş başa bırakıyor. Benzer süreçlerde hukuki hakkaniyet vurgusunun tek taraflı argümanlarla harcanması, kalıcı çözümlerin önündeki en büyük engellerden biridir.
Kaynak:
NTV Gündem
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Libya Temsilciler Meclisi'nin Türkiye ile yapılan deniz yetki alanları mutabakatını onaylaması Atina'da endişeye yol açtı. Yunan gazeteleri, bu hamlenin bölgedeki diplomatik dengeleri sarstığını ve stratejik hesapları değiştirdiğini yazdı.
Bingazi merkezli Temsilciler Meclisi, 2019 tarihli mutabakatı onayladı.
Yunan basını, Atina yönetiminin bu diplomatik adıma hazırlıksız yakalandığını yazdı.
Saddam Hafter, anlaşmanın ekonomik çıkarları ve iş birliğini artıracağını belirtti.
Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına dair mutabakatın, ülkenin doğusundaki Bingazi merkezli Temsilciler Meclisi tarafından kabul edilmesi Yunanistan'da geniş yankı uyandırdı. Atina yönetimi gelişmeye tepki gösterirken, ülkenin önde gelen basın organları Ankara'nın Doğu Akdeniz'deki stratejik konumunu pekiştirdiğini vurguladı.
Kathimerini gazetesi, 21 Ekim 2026 tarihli analizinde konuyu değerlendirirken, Türk diplomasisinin bölgesel hesapları altüst ettiğini öne sürdü. Haberde, Halife Hafter'e bağlı askeri ve siyasi çevrelerin Ankara ile yakınlaşmasının Yunan makamlarında endişeyle izlendiği, ayrıca Trablus ve Bingazi üzerinde etkili bir dayanağın kalmadığı savunuldu.
Saddam Hafter, mutabakatın ülkenin ekonomik çıkarlarını koruyacağını ve yatırımları genişleteceğini ifade ederken, gelecekteki cumhurbaşkanlığı hedefleri doğrultusunda Türkiye ile ilişkilerin önemsendiği kaydedildi.
Yaşanan bu diplomatik gelişmelerin ardından Atina'da Girit çevresindeki kara sularının 12 deniz miline çıkarılması seçeneğinin yeniden masaya yatırılabileceği ifade ediliyor. Ancak Türkiye, Ege'deki olası genişleme adımlarına karşı çıkarken, Doğu Akdeniz'deki hakların hakkaniyet ilkesiyle belirlenmesi gerektiğini savunuyor.
Analizde ayrıca, mutabakatın onaylanmasının Mısır'ın bölgedeki nüfuzunu da zayıflattığı ileri sürüldü. Nisan 2026'da düzenlenen Flintlock '26 tatbikatında Trablus ve Bingazi güçlerinin ortak komuta altında yer alması, iki bölgenin askeri entegrasyon sürecinde atılan adımlardan biri olarak gösterildi.
AI YORUMU
Ankara'nın Libya'nın doğusuyla kurduğu diplomatik köprü, Doğu Akdeniz'deki tüm ezberleri bozuyor. Atina yönetimi, iki rakip gücün Türkiye'yle ortak bir paydada buluşmasını engelleyemezse, bölgedeki deniz yetki alanı tezleri tamamen boşa çıkabilir. Bu durum, Yunanistan'ın kara sularını genişletme gibi hamlelerini hızlandırmasına yol açabilir ancak hukuki ve siyasi riskleri de beraberinde getirir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yeni Parti lideri Özgür Özel'in yaptığı açıklamalara çok sert tepki gösterdi. Milletin kardeşliğine vurgu yapan Erdoğan, siyasi dilde kullanılan ifadeleri eleştirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özgür Özel'in savaş ve ölüm söylemlerine tepki gösterdi.
Muhalefetin kullandığı siyasi dilin milletin birliğini hedef aldığını belirtti.
Seferberlik çıkmadığını belirterek kullanılan ifadelere anlam veremediğini söyledi.
Siyasi arenada yaşanan tartışmalara bir yenisi daha eklenirken, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan muhalefet kanadından gelen açıklamalara karşı sessiz kalmadı. Son dönemde artan sert söylemler üzerine kürsüye çıkan Erdoğan, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in ifadelerini hedef aldı. Özgür Özel'in daha önce dile getirdiği iddia edilen çıkışlar, iktidar kanadından gelen bu tepkiyle birlikte gündemin ön sıralarına taşındı.
Muhalefet liderinin sarf ettiği sözlerin siyasi etiğe uymadığını savunan Erdoğan, kullanılan üslubun toplumsal huzuru zedelediğini ifade etti. Vatandaşların kardeşlik bağlarının hedef alınmaması gerektiğinin altını çizen parti lideri, yapılan açıklamaların sınırlarını aştığını belirtti. Konuşmasında doğrudan muhalefet cephesine seslenen Erdoğan, siyasi rekabetin farklı zeminlerde yürütülmesi gerektiğini dile getirdi.
Geçmiş dönemlerde Türkiye'nin maruz kaldığı uluslararası ve yerel krizlerde muhalefet partilerinin tutumunu hatırlatan Erdoğan, mevcut söylemlerin tutarsız olduğunu öne sürdü. Ülkenin içinden geçeceği hassas süreçlerde daha sorumlu davranılması çağrısında bulunan lider, siyasi aktörlerin halkın huzurunu öncelemesi gerektiğini kaydetti. Konuyla ilgili tartışmaların ilerleyen günlerde siyaset kulislerinde geniş yankı uyandırması bekleniyor.
AI YORUMU
Siyasi söylemlerdeki sertlik düzeyi, iktidar ile muhalefet arasındaki diyalog zeminini tamamen ortadan kaldırarak toplumsal kutuplaşmayı tırmandırıyor. Tarafların birbirini suçlayan açıklamaları, ülkenin gerçek gündemi olan ekonomik ve sosyal meselelerin gölgede kalmasına yol açıyor. Bu tür provokatif çıkışlar, seçmen nezdinde kalıcı bir çözüm üretmekten ziyade sadece geçici siyasi rant elde etme amacı taşıyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul'daki sel felaketinin ardından kendisini eleştiren CHP'li Özgür Özel'e sert çıktı. Bakan Kurum, yaşanan afet üzerinden algı siyaseti yapıldığını ve gerçeğin saptırıldığını belirtti.
İstanbul'da metrekareye 273 kilogram yağış düşerek 83 yılın en büyük yağış rekoru kırıldı.
Bakan Kurum, Ayazağa'daki sel felaketinin sorumluluğunun belediyelerde olduğunu vurguladı.
Kent genelinde sigorta şirketlerine konut, iş yeri ve kasko için 3 bin 17 hasar dosyası ulaştı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, AK Parti grup toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtlayarak İstanbul'da meydana gelen sel felaketine ilişkin açıklamalarda bulundu. Kentin 83 yılın en büyük yağış oranlarıyla karşı karşıya kaldığını ve metrekareye 273 kilogram su düştüğünü ifade etti. Şehirlerin iklim değişikliğine uyum sağlaması gerektiğini belirterek altyapı güçlendirme ve dere ıslahı çalışmalarının kaçınılmaz olduğunu dile getirdi.
Açıklamalarında CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in eleştirilerine tepki gösteren Kurum, acı olaylar üzerinden siyaset yürütüldüğünü savundu. Özellikle Ayazağa mahallesinde yaşanan kayıpların ve maddi zararların temel sebebinin derelerin ıslah edilmemesi ve yetersiz altyapı olduğunu vurguladı. Sorumluluğun doğrudan yerel yönetimlerde bulunduğunu, belediyelerin yapmadığı işlerin hesap verilmesi gerektiğini ifade etti.
Bakan Kurum, CHP ve İYİ Partili belediyelere yönelik operasyonlara da değinerek bu eleştirilerin yolsuzluk iddialarını örtme çabası olduğunu ileri sürdü. Felaketin ardından yaraların sarılmaya çalışıldığını, Ayazağa'da dere yatağı üzerindeki riskli binalar için yıkım kararları alındığını belirtti. Bu kapsamda Kur'an kursu, stat, dükkanlar ve lojman yapılarına yönelik yıkım işlemlerinin başlatıldığını kaydetti.
Öte yandan Marmara Bölgesi'ni vuran su baskınları sonrasında sigorta şirketleri nezdindeki resmi rakamlar da netleşmeye başladı. İstanbul genelinde toplamda 3 bin 17 hasar dosyası açıldığı bildirildi. Bu dosyaların 2 bin 41 adedinin konut, iş yeri ve sınai tesisleri kapsadığı, 976 tanesinin ise kasko sigortası bünyesinde yer aldığı bilgisi paylaşıldı.
AI YORUMU
Altyapı eksiklikleri ve iklim krizinin getirdiği aşırı hava olayları, yerel yönetimler ile merkezi hükümet arasındaki sorumluluk tartışmalarını yeniden alevlendiriyor. Metrekareye düşen 273 kilogramlık su miktarı gibi somut veriler, şehirlerin mevcut drenaj kapasitelerinin ne kadar yetersiz kaldığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Siyasi polemikler sürerken, 3 binden fazla hasar dosyasının açılmış olması felaketin ekonomik bilanço boyutunu gözler önüne seriyor. Eğer kapsamlı bir kentsel dirençlilik planı devreye alınmazsa, benzer şiddetteki yağışlar her defasında aynı kriz senaryolarını tetiklemeye devam edecektir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından taşınan başvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, YENİ Parti'nin isim ve rumuzunun hükümsüz sayılması istemini karara bağladı. Yüksek Mahkeme, 21 Ekim'deki toplantısında söz konusu iptal talebini oybirliğiyle reddetti.
Anayasa Mahkemesi, YENİ Parti'nin isim ve rumuzunun silinmesi talebini reddetti.
Yenilik Partisi, isim benzerliği gerekçesiyle Yargıtay üzerinden AYM'ye itirazda bulunmuştu.
Özgür Özel, partisinin isminin halk tarafından belirlendiğini ve değiştirilmeyeceğini açıkladı.
Siyasi parti sicilinden terkin edilmesi ve hükümsüz sayılması istenen YENİ Parti dosyası, Anayasa Mahkemesi tarafından karara bağlandı. Yenilik Partisi'nin ad benzerliği iddiasıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla taşıdığı süreç, Yüksek Mahkeme'nin 21 Ekim tarihindeki toplantısıyla sonuçlandı. Mahkeme, yapılan başvurunun ardından söz konusu talebi reddettiğini duyurdu.
Kararın ardından açıklamalarda bulunan YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, kuruluş sürecinde izledikleri adımları paylaştı. Parti isminin belirlenmesinde sokaktaki vatandaşların taleplerinin etkili olduğunu belirten Özel, başvuru öncesinde akademik görüşlere başvurduklarını ifade etti. İltibas iddialarına karşı Türkiye'nin bu alandaki tanınmış akademisyenlerinden rapor aldıklarını ve bu belgeleri Anayasa Mahkemesi'ne sunduklarını dile getirdi.
Partinin adının halk tarafından konulduğunu vurgulayan Özel, herhangi bir isim değişikliğine gitmeyeceklerini net bir dille belirtti. Geçen ay yapılan tartışmalar sırasında felaket senaryoları üretildiğini hatırlatan Özel, hukuki görüşlerin kendi lehlerine olduğunu öngördüklerini söyledi. Bu kararın ardından parti tabanının rahat bir nefes aldığını ve önümüzdeki seçimlere yönelik çalışmalarına hız kesmeden devam ettiklerini aktardı.
Açıklamasının sonunda seçim hedeflerine de değinen Özgür Özel, sandıkta YENİ Parti çatısı altında buluşacaklarını kaydetti. Seçim sonrasında iktidara gelerek vatandaşların yüzünü güldürmeyi amaçladıklarını belirten Özel, hukuki engellerin geride kaldığını ve yollarına kararlılıkla devam ettiklerini sözlerine ekledi.
AI YORUMU
Siyasi partiler arasındaki isim benzerliği tartışmaları, hukuk sistemimizin sınırlarını ve tescil süreçlerinin işleyişini bir kez daha test eden somut bir örnek oluşturuyor. Anayasa Mahkemesi'nin 21 Ekim tarihli ret kararı, benzer unvanlara sahip yapılar arasındaki hukuki mücadelede emsal teşkil edebilecek bir nitelik taşıyor. İsimlerin halk tarafından benimsendiği iddiası siyasi bir argüman olarak öne çıkarken, mahkemenin bu kararla kurumsal tescil süreçlerinde somut delillere odaklandığı görülüyor. Gelecek dönemde benzer parti kuruluşu süreçlerinde bu kararın referans alınacağı ve hukuki incelemelerin daha sıkı yürütüleceği öngörülebilir.