Yalnızca seçtiğin başlıklardan bildirim gelir (varsayılan: günde ~10 bildirim).
Genel son dakika
Kapalıyken yalnızca seçtiğin başlıklar gelir. Tüm ayarlar için Profil sayfasına git.
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Dünya
ABD'den Doğu Akdeniz açıklaması: Sorunların çözümü yatırımları artırır
•1 dk okuma
Paylaş
HDünya
Fotoğraf: Gazete Oksijen
Özet
Washington yönetimi, Libya Temsilciler Meclisi'nin mutabakatı sonrası Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları uyuşmazlıkları için taraflara müzakere çağrısı yaptı. Bölgesel istikrarın ve ticari faaliyetlerin geliştirilmesi adına sınır görüş ayrılıklarının giderilmesi gerektiği vurgulandı.
Öne çıkanlar
ABD Dışişleri Bakanlığı, Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanı uyuşmazlıkları için iyi niyetli müzakere çağrısında bulundu.
Deniz sınırlarına ilişkin anlaşmazlıkların çözülmesi, bölgedeki ticari yatırımlar ile arama faaliyetleri için elverişli ortam yaratacak.
Washington yönetimi, Ankara ve Atina'ya aralarındaki anlaşmazlıkları doğrudan ikili temaslarla çözme yönündeki çağrısını yineledi.
Haberin Detayı
Libya Temsilciler Meclisi tarafından 2019 yılında Türkiye ile akdedilen deniz yetki alanları mutabakat muhtırasına onay verilmesi Doğu Akdeniz'deki diplomatik hareketliliği artırdı. Yaşanan bu gelişmelerin ardından Washington yönetiminden konuya dair ilk resmi değerlendirme geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı, bölgedeki tarafların gerilimi düşürmesi adına atılması gereken adımlara dikkat çekti.
Kathimerini gazetesinin sorularını yanıtlayan ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Doğu Akdeniz'deki tüm ortakların deniz yetki alanı uyuşmazlıklarını barışçıl ve iyi niyetli müzakereler yoluyla ele almasını teşvik ettiklerini belirtti. Bölgesel istikrarın korunması ve ekonomik faaliyetlerin kesintisiz sürdürülmesi için sınır anlaşmazlıklarının giderilmesinin şart olduğu ifade edildi.
Amerikalı yetkililer, çözüme kavuşturulacak meseleler ile gelecekteki enerji arama faaliyetleri arasında doğrudan bir bağ bulunduğunu aktardı. Bakanlık sözcüsü, deniz yetki alanlarına ilişkin pürüzlerin giderilmesinin tüm Akdeniz havzasına fayda sağlayacak ticari yatırımların önünü açacağını dile getirdi.
Öte yandan Washington, Türkiye ve Yunanistan arasındaki geleneksel diplomasi çizgisini de hatırlattı. Her iki ülkenin de NATO ittifakı içinde yer aldığına vurgu yapılarak, iki müttefikin anlaşmazlık yaşadığı tüm başlıkları doğrudan ikili görüşmeler çerçevesinde çözmesi gerektiği yinelendi.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Müzakere çağrıları tek başına taraflar arasındaki hukuki ve siyasi pozisyonları yakınlaştırmaya yetmiyor. 2019 yılından bu yana süren diplomatik ve jeopolitik gerilimler, ikili görüşmelerin somut bir zemine oturmasını zorlaştırıyor. İki NATO müttefiki arasındaki enerji aramaları ve sınır hatları gibi başlıklarda uzlaşma sağlanamaması, bölgedeki ekonomik potansiyelin tam anlamıyla kullanılmasını engelliyor. Eğer doğrudan diyalog mekanizmaları işletilemezse, deniz yetki alanlarındaki rekabet daha geniş çaplı bir diplomatik çıkmaza dönüşebilir.
Kaynak:
Gazete Oksijen
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Libya Parlamentosunun deniz yetki mutabakatını onaylamasının ardından Türkiye ile Yunanistan'a ikili müzakere çağrısı yaptı. Washington yönetimi, bölgedeki anlaşmazlıkların iyi niyetli görüşmelerle çözülmesinin ticari yatırımlara ve enerji araştırmalarına katkı sağlayacağını vurguladı.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye-Libya mutabakatının ardından taraflara ikili müzakere çağrısında bulundu.
Washington yönetimi, NATO müttefiki olan ülkelerin anlaşmazlıkları iyi niyetle çözmesini teşvik ediyor.
Deniz yetki alanlarındaki sorunların çözülmesiyle birlikte ticari yatırımlar ve enerji araştırmaları hız kazanacak.
Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanları mutabakatı, Libya Parlamentosu tarafından onaylanmasının ardından uluslararası arenada yeni bir diplomatik hareketlilik yarattı. Bu gelişmenin hemen akabinde Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı konuya ilişkin resmi bir açıklama yaparak taraflar arasındaki diplomatik temasların önemine dikkat çekti. Washington yönetimi, iki ülkenin köklü birer NATO müttefiki olduğunu hatırlatarak sürecin diyalog yoluyla yürütülmesini istedi.
Bakanlık tarafından paylaşılan mesajda, Doğu Akdeniz bölgesindeki ortakların deniz yetki alanlarına yönelik pürüzleri ikili düzeyde ele alması gerektiği belirtildi. Sorunların çözüme kavuşturulmasının sadece ilgili tarafların değil, bölgenin genel çıkarlarına hizmet edeceği ifade edildi. ABD'nin bu tutumu, Avrupa Birliği ve Yunanistan cephesinden gelen sert itirazların aksine daha temkinli ve uzlaşı odaklı bir çizgiye işaret ediyor.
Yapılan açıklamada, deniz yetki anlaşmazlıklarının geride bırakılmasının Akdeniz genelindeki ekonomik faaliyetler için dönüm noktası olacağı kaydedildi. Bu ihtilafın ortadan kalkmasıyla birlikte yeni ticari yatırımların yapılacağı ve enerji araştırmalarının önünün açılacağı öngörülüyor. Böylece atılacak adımların tüm Akdeniz havzasına ekonomik anlamda olumlu yansımaları olması bekleniyor.
AI YORUMU
Bölgesel gerilimlerin diyalog yoluyla aşılması, Doğu Akdeniz'deki enerji ve ticaret hatlarının güvenliği açısından hayati bir eşik oluşturuyor. Tarafların sert söylemler yerine müzakere masasında buluşması, Akdeniz'e kıyısı olan tüm ülkelerin ekonomik kazanımlarını korumasını sağlayacaktır. Aksi senaryoda, hukuki belirsizlikler uzun vadeli yatırımları geciktirmeye devam edecektir.
Libya Temsilciler Meclisi'nin Türkiye ile yapılan deniz yetki alanları mutabakatını onaylaması Atina'da endişeye yol açtı. Yunan gazeteleri, bu hamlenin bölgedeki diplomatik dengeleri sarstığını ve stratejik hesapları değiştirdiğini yazdı.
Bingazi merkezli Temsilciler Meclisi, 2019 tarihli mutabakatı onayladı.
Yunan basını, Atina yönetiminin bu diplomatik adıma hazırlıksız yakalandığını yazdı.
Saddam Hafter, anlaşmanın ekonomik çıkarları ve iş birliğini artıracağını belirtti.
Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına dair mutabakatın, ülkenin doğusundaki Bingazi merkezli Temsilciler Meclisi tarafından kabul edilmesi Yunanistan'da geniş yankı uyandırdı. Atina yönetimi gelişmeye tepki gösterirken, ülkenin önde gelen basın organları Ankara'nın Doğu Akdeniz'deki stratejik konumunu pekiştirdiğini vurguladı.
Kathimerini gazetesi, 21 Ekim 2026 tarihli analizinde konuyu değerlendirirken, Türk diplomasisinin bölgesel hesapları altüst ettiğini öne sürdü. Haberde, Halife Hafter'e bağlı askeri ve siyasi çevrelerin Ankara ile yakınlaşmasının Yunan makamlarında endişeyle izlendiği, ayrıca Trablus ve Bingazi üzerinde etkili bir dayanağın kalmadığı savunuldu.
Saddam Hafter, mutabakatın ülkenin ekonomik çıkarlarını koruyacağını ve yatırımları genişleteceğini ifade ederken, gelecekteki cumhurbaşkanlığı hedefleri doğrultusunda Türkiye ile ilişkilerin önemsendiği kaydedildi.
Yaşanan bu diplomatik gelişmelerin ardından Atina'da Girit çevresindeki kara sularının 12 deniz miline çıkarılması seçeneğinin yeniden masaya yatırılabileceği ifade ediliyor. Ancak Türkiye, Ege'deki olası genişleme adımlarına karşı çıkarken, Doğu Akdeniz'deki hakların hakkaniyet ilkesiyle belirlenmesi gerektiğini savunuyor.
Analizde ayrıca, mutabakatın onaylanmasının Mısır'ın bölgedeki nüfuzunu da zayıflattığı ileri sürüldü. Nisan 2026'da düzenlenen Flintlock '26 tatbikatında Trablus ve Bingazi güçlerinin ortak komuta altında yer alması, iki bölgenin askeri entegrasyon sürecinde atılan adımlardan biri olarak gösterildi.
AI YORUMU
Ankara'nın Libya'nın doğusuyla kurduğu diplomatik köprü, Doğu Akdeniz'deki tüm ezberleri bozuyor. Atina yönetimi, iki rakip gücün Türkiye'yle ortak bir paydada buluşmasını engelleyemezse, bölgedeki deniz yetki alanı tezleri tamamen boşa çıkabilir. Bu durum, Yunanistan'ın kara sularını genişletme gibi hamlelerini hızlandırmasına yol açabilir ancak hukuki ve siyasi riskleri de beraberinde getirir.
ABD'li diplomat Tom Barrack, Doha'daki Küresel Güvenlik Forumu'nda Türkiye ve İsrail ilişkilerine dair değerlendirmelerde bulundu. İki ülkenin doğrudan bir çatışma istemediğini belirten Barrack, Suriye hava sahasındaki kontrolsüz hareketliliğin risk yarattığını vurguladı.
Suriye hava sahasındaki kontrolsüz askeri hareketlilik iki ülke arasında kaza riski doğuruyor.
İsrail'in Türkiye sınırına 35 kilometre uzaklıktaki operasyonu Ankara'ya bildirilmedi.
Şam yönetimi İsrail ile saldırmazlık anlaşmasını içeren bir mutabakata hazır.
Washington yönetiminin Ortadoğu'daki geleneksel rolünü değiştirdiğini belirten Barrack, bölge ülkelerinin kendi güvenlikleri konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti. Yaklaşık 80 yıllık ABD merkezli güvenlik garantörlüğü politikasının yerini yeni bir hizalanma sürecine bıraktığını kaydetti.
Konuşmanın en can alıcı noktalarından birini Türkiye ile İsrail arasındaki gerilim oluşturdu. Barrack, iki tarafın bilinçli bir savaşa girmeyeceğini ancak asıl tehlikenin askeri faaliyetler sırasında yaşanabilecek istenmeyen kazalar olduğunu dile getirdi. İsrail'in Türkiye sınırına 35 kilometre mesafedeki bir hava üssüne düzenlediği operasyonun Ankara'ya önceden bildirilmediğini hatırlatan diplomat, Türk jetlerinin hızla havalanması durumunda krizin çok farklı bir boyuta evrilebileceğini belirtti.
Suriye sahasındaki operasyonların artık son bulması gerektiğini savunan Barrack, Şam yönetiminin İsrail ile saldırmazlık anlaşmasına sıcak baktığını aktardı. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetiminin geçiş sürecinde yürüttüğü politikaları olumlu bulan diplomat, silahlı aktörlerin siyasi düzene entegre edilmesinin askeri yollarla tamamen tasfiye etmekten daha kalıcı sonuçlar vereceğini savundu.
Konuşmasının son bölümünde ABD'nin geçmişteki rejim değiştirme girişimlerini de eleştiren Barrack, Washington'ın daha önceki 23 müdahale girişiminden beklenen sonuçları alamadığını itiraf etti. Bölge ülkelerinin dış müdahaleler yerine kendi aralarında yeni güvenlik mekanizmaları kurmasının kaçınılmaz hale geldiğini sözlerine ekledi.
AI YORUMU
Ankara ile Tel Aviv arasındaki tansiyonun siyasi söylemlerden ziyade sahadaki fiili askeri hareketlilik üzerinden okunması gerekiyor. Barrack'ın işaret ettiği 35 kilometrelik mesafe uyarısı, istihbarat ve erken uyarı mekanizmalarının ne denli kritik bir eşikte çalıştığını gösteriyor. Olası bir havada önleme veya yanlış anlama senaryosu, iki ülke arasında diplomatik kanalların kapalı olduğu bir dönemde istenmeyen bir tırmanmayı tetikleyebilir. Tarafların doğrudan çatışma niyeti olmasa bile sahadaki bu denetimsizlik, diplomasi alanı daraldıkça riski katlıyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Ankara ile doğrudan askeri çatışma yaşanmaması için çaba gösterdiğini açıkladı. Bölgesel dinamiklere değinen Netanyahu, tüm olasılıkları göz önünde bulundurduklarını ifade etti.
Netanyahu, Türkiye ile doğrudan bir çatışmadan kaçınmaya çalıştığını açıkladı.
İsrail lideri, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki gelişmeleri değerlendirdi.
Daha önce BM 81. Genel Kurulu'nda Türkiye'yi hedef alan açıklamalar yapılmıştı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bölgesel gelişmeler üzerine yaptığı değerlendirmelerde Türkiye ile olan ilişkiler ve olası senaryolar hakkında konuştu. Ankara ile doğrudan bir askeri çatışma senaryosunun önüne geçmek için çaba harcadığını dile getiren İsrail lideri, bu konudaki diplomatik ve stratejik niyetlerini aktardı.
Yapılan açıklamada, herhangi bir ülkeyi özel olarak hedef almadıkları ancak masadaki tüm ihtimalleri titizlikle inceledikleri vurgulandı. Netanyahu, doğrudan temastan kaçınma arzusunu vurgularken, iki ülke arasındaki jeopolitik gerilimlerin bölgesel yansımalarına dikkat çekmeye çalıştı.
İki ülke arasındaki diplomatik atışmalar daha önce Birleşmiş Milletler platformuna da taşınmıştı. Netanyahu, BM 81. Genel Kurulu'ndaki oturumda yaptığı konuşmada Türkiye'yi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştiren ifadeler kullanmış, Ankara'nın bölgesel politikalarını hedef alarak çeşitli suçlamalar yöneltmişti.
Söz konusu konuşma sırasında salondaki birçok ülke temsilcisinin salonu terk etmesi dikkat çekerken, Netanyahu'nun açıklamaları uluslararası kamuoyunda geniş yankı bulmuştu. Kudüs üzerindeki iddialar ve antisemitizm suçlamaları o dönem iki başkent arasındaki diplomatik dili daha da sertleştirmişti.
AI YORUMU
Liderlerin kamuoyu önündeki gerilimi azaltma mesajları, sahadaki askeri riskleri bizzat ortadan kaldırmadığı sürece diplomatik bir manevradan öteye geçemez. BM kürsüsünden yöneltilen sert ithamların ardından gelen bu kaçınma beyanı, mevcut tansiyonun daha da tırmanmasını istemeyen bir stratejik duruşa işaret ediyor. Bölgesel aktörler ve Doğu Akdeniz'deki dengeler açısından bu tür söylemler, tarafların ani krizlerden kaçınma refleksini test ediyor. Doğrudan bir çatışmanın doğuracağı maliyetler hesaplandığında, liderlerin retorik düzeyde dahi olsa fren yapması olası senaryoların yönetilebilir kalmasını sağlıyor.