PİYASA
Ekonomi

Microsoft 36,6 milyar dolar kar açıkladı: 60 bin çalışana tazminat teklifi

Microsoft 36,6 milyar dolar kar açıkladı: 60 bin çalışana tazminat teklifi

Özet

Şirket, bulut bilişim hizmetlerindeki büyüme ile gelirini yüzde 19 artırarak 92,3 milyar dolara ulaştırdı. Buna rağmen maliyetleri kısmak amacıyla dünya genelindeki yaklaşık 60 bin çalışanına gönüllü kıdem tazminatı teklifi sunma kararı aldı.

Öne çıkanlar

  • Şirketin üç aylık karı 36,6 milyar doları aşarak rekor seviyeye ulaştı
  • Microsoft bulut bilişim geliri, son çeyrekte yüzde 30 oranında büyüme gösterdi
  • 60 bin çalışana maliyetleri düşürmek amacıyla gönüllü kıdem tazminatı teklif edilecek

Haberin Detayı

Şirket, eylül sonu itibarıyla üç aylık net karının 36,6 milyar doları aştığını duyurarak finansal beklentileri geride bıraktı. Söz konusu büyüme, yatırımcıların teknoloji devlerinin yapay zeka odaklı harcamalarının sürdürülebilir olup olmadığına dair tartışmaları devam ederken açıklandı.

Bilanço verilerine göre Microsoft'un toplam geliri, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 19 artışla 92,3 milyar dolara yükseldi. Bu artışın merkezinde kurumsal teknoloji hizmetlerini kapsayan Microsoft Cloud birimi yer aldı. Cloud gelirlerinde kaydedilen yüzde 30'luk artış, şirketin bulut bilişim alanındaki pazar hakimiyetini ve kurumsal dönüşüm projelerindeki başarısını ortaya koydu.

Finansal tablodaki güçlü yükselişe karşın şirket, operasyonel maliyetleri yönetmek için yeni bir adım atıyor. Microsoft yönetimi, pazartesi günü yaptığı açıklamada 220 binden fazla çalışanı bulunan dünya genelindeki kadrosunda yaklaşık 60 bin kişiye gönüllü kıdem tazminatı teklif edileceğini belirtti. Bu programın Kanada, Hindistan, İngiltere ve ABD gibi bölgelerdeki ekipleri kapsayacağı ve çalışanlara finansal destek ile kariyer planlama kaynakları sunulacağı ifade edildi.

CEO Satya Nadella, yapay zeka geliştirme çalışmalarının teknolojinin benimsenme hızını artırdığını ve tüm sektörlerde somut karşılık bulduğunu savunuyor. Şirket, yapay zeka altyapısına yönelik devasa yatırımlarını sürdürürken, pazarın değişen ihtiyaçlarına uyum sağlamak için iş gücü yapısında esneklik arıyor. Amazon, Meta ve Alphabet gibi teknoloji devleriyle birlikte Microsoft'un da yapay zeka çiplerine ve veri merkezlerine bu yıl çok büyük bütçeler ayırdığı görülüyor.

Söz konusu sonuçlar New York borsasında olumlu karşılandı ve seans sonrası işlemlerde Microsoft hisseleri yaklaşık yüzde 2,9 oranında değer kazandı. Bu durum, Google'ın çatı şirketi Alphabet'in aynı dönemde net karında yüzde 25 düşüş açıklaması ve hisselerinin yüzde 9,75 değer kaybetmesiyle keskin bir zıtlık oluşturdu. Yatırımcılar, büyük teknoloji firmalarının yapay zeka harcamalarının gelecekteki verimlilik üzerindeki etkilerini izlemeye devam ediyor.

Microsoft yönetimi, finansal raporlarında yapay zekaya yapılan yatırımların yanı sıra ekonomik belirsizliklere de vurgu yaptı. Şirket, iş gücünü yeniden yapılandırmanın operasyonel verimliliği artıracağını öngörüyor. Çalışanlara sunulan gönüllü ayrılma paketleri, kurumun hedeflerine göre güncellenen departmanlar arasındaki dengeyi sağlamayı amaçlıyor.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Microsoft, devasa yapay zeka yatırımlarının mali yükünü dengelemek için iş gücü stratejisini değiştirmek zorunda kaldı. Rekor seviyedeki 36,6 milyar dolarlık kar, teknoloji devinin bulut bilişimdeki gücünü kanıtlasa da 60 bin kişiye sunulan tazminat teklifi, sektördeki verimlilik arayışının ne kadar derinleştiğini gösteriyor. Alphabet'in aksine piyasadan pozitif ayrışan şirket, yapay zeka harcamalarının riskini operasyonel küçülme ile kompanse etme yolunu seçti. Yatırımcılar, bu yüksek harcama temposunun orta vadede aynı karlılık oranlarını koruyup koruyamayacağını izleyecektir.

AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Ekonomi
    ABD borsaları haftaya yükselişle başlarken gözler Fed ve dev bilançolarda

    ABD piyasaları haftanın ilk işlem gününü teknoloji hisselerindeki güçlü toparlanmayla yükselişle tamamladı. Yatırımcılar şimdi Fed'in faiz kararını ve teknoloji devlerinin açıklayacağı üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını bekliyor. Orta Doğu gerilimindeki diplomatik girişimler ve petrol fiyatlarındaki düşüş ise piyasalardaki risk iştahını destekleyen ana unsurlar olarak öne çıkıyor.

    • Dow Jones vadeli kontratları 129 puan artışla 52.523 seviyesinde işlem görüyor.
    • Fed 28 Ekim Çarşamba günü yeni faiz kararını açıklayacak.
    • S&P 500 endeksindeki şirketlerin yaklaşık üçte biri bu hafta bilançolarını duyuracak.

    ABD borsalarında haftanın ilk işlem günü, teknoloji odaklı şirketlerin hisselerindeki toparlanma ile oldukça hareketli geçti. Dow Jones endeksi yüzde 0,28 artışla 52.361 puana yükselirken, vadeli piyasalarda da pozitif bir görünüm izleniyor. Yaşanan bu yükseliş, geçtiğimiz hafta yapay zeka harcamalarına dair kaygılarla tetiklenen satış baskısının ardından piyasalarda oluşan rahatlamayı yansıtıyor.

    Piyasaların odağında ise 28 Ekim Çarşamba günü açıklanacak olan ABD Merkez Bankası (Fed) faiz kararı bulunuyor. Genel beklenti politika faizinin sabit tutulması yönünde olsa da, yatırımcılar aralık ayına ilişkin faiz artırımı ihtimallerine dair ipuçlarını yakalamaya çalışıyor. LSEG verilerine göre aralık ayında faiz artırımı beklentisi piyasalarda fiyatlanmaya devam ederken, 2027 ortasına kadar en az iki kez 25 baz puanlık artırım öngörüsü yatırımcıların karar süreçlerini etkiliyor. Yüksek faiz ortamının devam etmesi, özellikle büyük ölçekli altyapı yatırımlarını borçlanmayla finanse eden teknoloji şirketleri için bir maliyet riski oluşturuyor.

    Bu haftanın bir diğer belirleyici unsuru, S&P 500 endeksinde yer alan şirketlerin üçte birinin açıklayacağı finansal sonuçlar olacak. Microsoft, Alphabet ve Amazon gibi devlerin bilançoları, yapay zeka alanına yapılan milyarlarca dolarlık harcamaların kârlılığa yansıyıp yansımadığını göstermesi açısından kritik önem arz ediyor. Meta'nın yakın zamanda harcama tahminlerini yükseltip yeni hisse ihracına gitmesi, sektördeki finansman maliyetlerine olan bakışı değiştirdi. Yatırımcılar artık sadece yapay zeka talebinin gücüne değil, bu yatırımların nakit akışına ve kâr marjlarına somut etkisine odaklanmış durumda.

    Jeopolitik tarafta ise Orta Doğu'daki gelişmeler, enerji piyasaları üzerinden borsa dinamiklerini doğrudan etkiliyor. Bölgedeki gerilimi düşürmeyi hedefleyen diplomatik girişimler, petrol fiyatlarının gerilemesini sağlayarak enerji maliyetlerinin enflasyon üzerindeki baskısını hafifletti. Bu durum, piyasalardaki risk iştahını destekleyen olumlu bir gelişme olarak kaydedildi. Bunun yanı sıra ABD'nin üçüncü çeyrek büyüme verileri ve Fed'in yakından izlediği kişisel tüketim harcamaları (PCE) endeksi, hafta boyunca vadeli işlem kontratlarının yönünü belirleyecek temel veriler arasında yer alıyor.

    Analistler, beklentilerin üzerinde gelen büyüme veya enflasyon verilerinin Fed'in para politikasına yönelik fiyatlamaları aniden değiştirebileceği konusunda uyarıyor. ABD ekonomisinin üçüncü çeyrekte yıllıklandırılmış bazda yüzde 3,2 oranında büyümesi öngörülüyor. Yatırımcılar, teknoloji hisselerindeki dalgalanmalar ile tahvil faizlerindeki hareketliliği eş zamanlı takip ederek temkinli bir duruş sergiliyor. Şirket bilançolarından gelecek açıklamalar ve merkez bankasının mesajları, yılın geri kalanındaki piyasa trendini tayin edecek en güçlü göstergeler olmaya devam ediyor.

    AI YORUMU

    Teknoloji şirketlerinin yapay zeka harcamaları ile kârlılık arasındaki makas daralmadıkça, yatırımcıların temkinli tavrı sürecektir. Bilançolarda sadece gelirin değil, nakit akışının ne yönde değiştiği görülmeden sağlıklı bir fiyatlama yapmak imkansız hale geldi. Fed'in faiz patikası, borçlanma maliyetleri yüksek seyreden bu dev şirketlerin bütçe yönetimini doğrudan sınırlıyor. Veriler, piyasanın artık beklentilerden ziyade somut nakit dönüşüne odaklandığını gösteriyor.

    Haberin tam sayfası →

    Ekonomi
    Jeffrey Gundlach'tan S&P 500 için 'içi boş ağaç' uyarısı

    S&P 500 endeksi tarihi zirvelerine yakın seyrederken, bileşenlerin büyük kısmında derin kayıplar yaşanıyor. Uzmanlar, dev teknoloji şirketlerinin endeksi yukarıda tuttuğunu ancak tabanda ciddi bir kırılganlık bulunduğunu vurguluyor.

    • S&P 500 şirketlerinin yüzde 80'i ekim başında 52 haftalık zirvelerinin yüzde 10 gerisindeydi.
    • Hisselerin yüzde 40'tan fazlası 2026 yılı için ekside seyrediyor.
    • CoreWeave gibi yapay zeka borçlularının tahvil getirileri yüzde 15-16 seviyelerine ulaştı.

    DoubleLine Capital kurucusu Jeffrey Gundlach, S&P 500 endeksinin rekor düzeylere ulaşmasına rağmen yüzeyin altında büyük bir zayıflık barındırdığını ifade etti. Piyasayı dışı sağlam görünen ancak içeriden çürümüş bir ağaca benzeten yatırım uzmanı, endeks bileşenlerinin çoğunun düzeltme veya ayı piyasası sürecinde olduğunu belirtti. MarketWatch verilerine göre ekim ayının ilk günlerinde şirketlerin yüzde 80'i zirvelerinin en az yüzde 10 altında işlem görürken, üçte birinden fazlası yüzde 20'den fazla değer kaybetti.

    Endeksin piyasa değerine dayalı hesaplanması, dev teknoloji firmalarının performansının yüzlerce küçük şirketin yaşadığı düşüşleri maskelemesini sağlıyor. Bu durum ortalama bir yatırımcının portföyündeki tablo ile televizyonlardaki endeks verileri arasında ciddi bir uçurum oluşturuyor. Reuters analizine göre yıl içinde S&P 500 yüzde 14 civarında artış kaydederken, iki yüzden fazla üye şirket yıl genelinde ekside kaldı ve medyan hisse senedi yalnızca yüzde 4 civarında değer kazandı.

    Gundlach'ın uyarıları sadece hisse senedi piyasasının darlığıyla kalmayıp borçlanma ve kredi alanlarına da uzanıyor. Yapay zeka altyapı yatırımlarını finanse eden şirketlerden CoreWeave, yaklaşık 50 milyar dolarlık borç yüküyle dikkat çekiyor. LSEG verilerine göre firmanın tahvil getirileri yüzde 15 ile 16 aralığına tırmanırken, temerrüt sigorta maliyetleri de 1.200 baz puana ulaştı ve bu durum kredi verenlerin çok daha yüksek getiri talep ettiğini gösteriyor.

    Özel kredi varlıklarının halka açık hisseler kadar hızlı fiyatlanmaması, yatırımcıların olası kayıpları zamanında fark etmesini engelliyor. Carlyle tahminlerine göre özel kredi piyasası gelecekte trilyonlarca dolarlık yapay zeka altyapısını finanse edebilir. Uluslararası Para Fonu da yüksek devlet tahvili getirileri ile yatırımlardaki olası yavaşlamanın küresel finansal istikrarı tehdit edebileceği yönünde uyarıda bulunuyor.

    Piyasa genişliği ve kredi koşulları, endeksin gerçek sağlığını gösteren temel göstergeler olarak öne çıkıyor. Daha fazla üyenin uzun vadeli normların üzerine çıkması veya faiz oranlarının maliyetleri artırması, yatırımcıların başlık rakamlarının ötesine bakmasını zorunlu kılıyor. Uzmanlar, küçük ve büyük şirketler arasındaki bu makas kapanmadığı sürece yoğunlaşma riskinin süreceğini belirtiyor.

    Jeffrey Gundlach'tan S&P 500 için 'içi boş ağaç' uyarısı — haber fotoğrafı
    AI YORUMU

    Yüksek piyasa endeksleri ile tabandaki yüzlerce şirketin gerilemesi arasındaki uçurum, yatırımcıların veriye dayalı hareket etmesini zorunlu kılıyor. Şirketlerin yüzde 40'tan fazlasının yıl bazında ekside olması ve dev borçlanma maliyetleri, yalnızca büyük teknoloji devlerine güvenen portföylerin ne denli risk taşıdığını net biçimde gösteriyor. Endeksin dörtte birinin yüzde 11 gerilediği senaryoda, tek bir sektöre dayalı büyüme modelinin tersine dönmesi halinde küçük yatırımcılar için kaçış alanı kalmayabilir. Bu tablo, yapay zeka altyapı finansmanındaki kaldıraç oranlarının genişlemesiyle birlikte kredi piyasalarındaki kırılganlığı artırıyor.

    Haberin tam sayfası →

    Teknoloji
    Microsoft, yüzlerce kurumu vuran yapay zekâ destekli saldırıyı deşifre etti

    Microsoft, ARTEX çerçevesini kullanan Storm-0940 grubunun yüzlerce kuruluşu hedef aldığını duyurdu. Bulut yedekleme uygulamasındaki ihlal, siber saldırılarda otomasyonun hızını gözler önüne seriyor.

    • Storm-0940 grubu, ARTEX yapay zekâ çerçevesiyle yüzlerce kuruluşu hedef aldı.
    • Bazı sızma girişimlerinde ilk hedeften bulut erişimine geçiş üç saatin altında kaldı.
    • ConnectWise, Cloud Backup uygulamasındaki kimlik bilgisi erişimini doğruladı.

    Siber güvenlik dünyasında yapay zekâ araçlarının kötü amaçlı kullanımı hız kesmeden devam ediyor. Microsoft tarafından paylaşılan son tehdit raporu, Storm-0940 adlı grubun operasyonel taktiklerini gözler önüne seriyor. Çin devletiyle bağlantılı olduğu değerlendirilen bu yapı, ARTEX adı verilen otomatik sızma testi çerçevesini kullanarak yüzlerce farklı kuruluşu markaja aldı.

    Yürütülen incelemelerde, saldırganların otomasyon gücü sayesinde kısa süre içinde birden fazla güvenlik katmanını test edebildiği anlaşıldı. Rapora göre bazı olaylarda ilk hedefleme aşamasından ayrıcalıklı bulut erişiminin elde edilmesine kadar geçen süre üç saatin altında gerçekleşti. Bu durum, savunma ekiplerinin müdahale penceresini oldukça daraltarak risk seviyesini üst noktalara taşıyor.

    Saldırganlar, müşteri sistemlerinde halihazırda yetki verilmiş eski uygulamalar üzerinden ilerleyerek her defasında yeni bir oturum açma zorunluluğunu ortadan kaldırdı. Bununla birlikte, hedef alınan her ortamda verilerin mutlaka okunduğu ya da dışarı çıkarıldığı anlamına gelmediği, net bir durum tespiti için derinlemesine incelemeler yapılması gerektiği vurgulanıyor.

    Olayın merkezindeki tedarik zinciri bileşeni olan ConnectWise, 22 Ekim tarihinde yaptığı güncellemeyle Cloud Backup sistemlerinde yetkisiz erişim bulgularını doğruladı. Bağımsız uzmanlar eşliğinde güvenlik denetimlerini sürdüren şirket, hizmetleri kademeli olarak ayağa kaldırıyor. Mevcut arşivlerin şifreli ve yalıtılmış durumda korunduğu, henüz bir sızıntı işareti görülmediği de paylaşılan detaylar arasında yer alıyor.

    AI YORUMU

    Otomasyon tabanlı sızma test araçlarının operasyonel hızı, geleneksel savunma mekanizmalarının yetersiz kalabileceği yeni bir döneme işaret ediyor. Üç saatin altındaki sızma süreleri, şirketlerin güvenlik süreçlerini insan müdahalesine gerek kalmadan anlık olarak devreye sokmasını zorunlu kılıyor. Bilişim altyapısını yöneten IT ekipleri ve bulut sağlayıcıları için bu tablo, oturum izinlerinin ve eski uygulama kimliklerinin periyodik olarak taranmasını geciktirilemez bir kural haline getiriyor.

    Haberin tam sayfası →

    Ekonomi
    Çin borsasındaki sert düşüş Bitcoin fiyatını nasıl etkiliyor

    Çin borsasında yaşanan keskin değer kayıpları, küresel yatırımcıların risk algısını değiştirerek kripto para piyasalarında hareketliliğe yol açıyor. Çinli yatırımcıların sermaye kontrolü arayışları ve merkez bankası adımları, Bitcoin'in güvenli liman olup olamayacağı tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

    • Çin borsasındaki kayıplar yatırımcıları alternatif varlık sınıfı olan kripto paralara yönlendiriyor.
    • Bölgesel ekonomik dalgalanmalar Bitcoin fiyatında volatiliteyi artıran bir unsur olarak görülüyor.
    • Merkez bankasının piyasaya sağladığı likidite desteği piyasa beklentilerini şekillendiriyor.

    Çin mali piyasalarında gözlemlenen dalgalanmalar, kripto para dünyasında geniş yankı uyandırırken Bitcoin üzerindeki olası etkiler yakından mercek altına alınıyor. Çin hükümetinin uyguladığı ekonomi politikaları ve borsadaki sert geri çekilmeler, yatırımcıların sermayelerini koruma eğilimlerini farklı kanallara kaydırmalarına neden oluyor. Geleneksel finansal araçlardaki belirsizlik, kripto varlıkların riskli ancak potansiyel barındıran yapısıyla birleşince piyasalarda yeni bir denge arayışı başladı.

    Yatırımcılar, borsalardaki düşüş eğiliminin bir süre daha devam etmesi durumunda sermayelerini kripto borsalarına kaydırma stratejisini değerlendiriyor. Bu durum, Bitcoin için hem alım baskısı yaratabilir hem de genel pazar hacmini artırarak fiyatlarda sert hareketleri beraberinde getirebilir. Özellikle Çinli yatırımcıların dijital varlıklara yönelik tarihsel ilgisi, yerel piyasalardaki kriz anlarında bu varlık sınıfının hareketliliğini destekleyen temel bir faktör olarak öne çıkıyor.

    Ekonomik kriz ortamlarında Bitcoin'in bir değer saklama aracı mı yoksa spekülatif bir varlık mı olduğu sorusu yeniden gündeme geliyor. Geçmiş dönemlerde benzer borsa sarsıntılarında görülen sermaye kaçışları, merkeziyetsiz varlıklara olan talebin geçici olarak yükselmesine sebep olmuştu. Şimdi ise piyasa gözlemcileri, Çin'deki likidite sıkışıklığının Bitcoin üzerindeki doğrudan etkilerini rakamlar üzerinden analiz etmeye çalışıyor.

    Bölgedeki ekonomik daralmaya karşı merkez bankasının açıkladığı destek paketleri, piyasalardaki korkuyu bir nebze dindirmiş gibi görünse de yatırımcı güveni tam olarak tesis edilemedi. Eğer borsa endekslerinde toparlanma gerçekleşmezse, yerel yatırımcıların Bitcoin gibi sınır ötesi transfer imkanı sunan varlıklara yönelimi hız kazanabilir. Bu eğilim, kripto para borsalarının hacim verilerine doğrudan yansıyarak fiyatlarda ani sıçramalara zemin hazırlayabilir.

    Küresel piyasalardaki diğer ülkelerin bu gelişmelere vereceği tepkiler ise Bitcoin'in fiyat istikrarı için belirleyici olacak. Çin'in finansal sistemi dünya ekonomisiyle entegre bir yapıda olduğundan, yerel bir borsa krizi yalnızca bölgesel değil küresel bir sermaye kaymasına yol açabiliyor. Yatırımcılar bu tür dönemlerde portföylerini çeşitlendirmek adına riskli varlıkları azaltırken, kripto paraların bu süreçteki performansı yatırım stratejileri için bir test niteliği taşıyor.

    AI YORUMU

    Bitcoin, geleneksel piyasalardaki güvensizlik ortamında bir kaçış noktası olma potansiyelini test ediyor. Çin borsasındaki oynaklık, yatırımcıların sermaye kontrolünden kaçma isteğiyle birleştiğinde dijital varlıklara yönelim kaçınılmaz hale geliyor. Bu dinamik, kurumsal yatırımcıların Bitcoin'e olan bakış açısını daha çok bir portföy sigortası seviyesine taşıyor. Borsa endeksleri mevcut düşük seviyelerde kalmaya devam ederse, Bitcoin'in fiyat hareketi geleneksel borsalardan daha bağımsız ve ivmeli bir seyir izleyebilir.

    Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler