İstanbul'un Gizli Dere Yatakları Günlük Yaşamın Altında Saklanıyor
•2 dk okuma
Paylaş
HGündem
Fotoğraf: Cumhuriyet
Özet
İstanbul'un pek çok merkezi caddesi ve bulvarı, geçmişte kentin su sistemini oluşturan dere yataklarının üzerine kuruldu. Hızlı kentleşme sürecinde üzeri kapatılan bu su yolları, günümüzde yoğun trafik ve yapılaşma altında kalmış durumda.
Öne çıkanlar
Aksaray ile Edirnekapı arasındaki Vatan Caddesi, Likos Deresi'nin eski vadisinde yer alıyor.
Beşiktaş'taki Ihlamur Deresi ve Ortaköy Deresi kapalı kanallara alınarak sokak dokusuna dönüştürüldü.
Ayamama Deresi yaklaşık 21 kilometrelik ana yatağıyla Marmara Denizi'ne dökülüyor.
Haberin Detayı
Megakentin yoğun araç trafiğine ev sahipliği yapan pek çok güzergâhı, aslında eski dönemlerin doğal su havzaları üzerinde şekilleniyor. Zaman içinde artan nüfus ve genişleyen yerleşim alanları nedeniyle akarsuların üzerleri kapatıldı, beton kanallara hapsedildi ya da güzergâhları tamamen değiştirildi. Özellikle 1950'li yıllardan sonra ivme kazanan imar hamleleri, coğrafi yapının betonlaşmasına zemin hazırladı.
Tarihsel kayıtlarda Likos olarak bilinen Bayrampaşa Deresi, Tarihi Yarımada'nın batısından gelerek Haliç'e dökülen önemli bir su yoluydu. Fatih sınırları içinde bulunan Adnan Menderes Bulvarı, geçmişteki bu dere vadisinin coğrafi izlerini taşıyor. Dönemin geniş çaplı ulaşım hamleleri sırasında yatağın üzeri kapatılarak yeni bir aks oluşturuldu ve doğal su akışı kent manzarasından soyutlandı.
Beşiktaş coğrafyasında da benzer bir dönüşüm yaşandı; Fulya ve Ihlamur çevresinden Boğaziçi'ne uzanan Ihlamur Deresi bunlardan biri konumunda. Ihlamurdere ve Ortabahçe gibi sokak adları, geçmişteki su yollarının izlerini bugüne taşıyan ender ipuçları arasında bulunuyor. Yapılaşmanın artmasıyla birlikte yeşil alanların yerini ticari binalar ve konutlar aldı, Ortaköy Deresi de benzer bir kaderi paylaşarak kapalı sistemlere taşındı.
Avrupa Yakası'nın en uzun ve belirgin su sistemlerinden biri olan Ayamama Deresi ise Esenler'den başlayıp İkitelli, Mahmutbey, Güneşli ve Yenibosna üzerinden Ataköy'de denize ulaşıyor. Sadece ana kolu 21 kilometre uzunluğa sahip olan bu havza; TEM Otoyolu, Basın Ekspres Yolu ve büyük sanayi bölgelerinin inşasıyla tamamen kabuk değiştirdi. Altyapı ve ulaşım yatırımları eski su yollarını görünmez kılarken, coğrafi hafıza sokak isimlerinde yaşamaya devam ediyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Yirmi bir kilometre uzunluğundaki Ayamama Deresi havzasından TEM Otoyolu ve Basın Ekspres gibi devasa ulaşım akslarının geçmesi, kentsel planlamanın doğayla mücadelesini açıkça ortaya koyuyor. Tarihi dere yataklarının üzerine inşa edilen bulvarlar ve sanayi bölgeleri, özellikle aşırı yağış dönemlerinde altyapı direncinin ne denli zorlandığını gösteren somut riskler barındırıyor. Şehrin gelecekteki afet direnci için bu gizli su yollarının coğrafi sınırları dikkate alınarak yeni bir kentsel risk yönetimi planlanması şart.
Kaynak:
Cumhuriyet
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
İstanbul'da etkili olan şiddetli sel felaketinin ardından Ayazağa Mahallesi'nde bir iş yerinin altından dere geçtiği ortaya çıktı. Uzmanlar, dere yataklarının daraltılarak kapatılmasının büyük tehlike yarattığını vurguladı.
İstanbul Sarıyer, sel felaketinden en çok zarar gören ilçeler arasında yer aldı.
Ayazağa Mahallesi'nde araçlar, konutlar ve ticari alanlar sular altında kaldı.
Bir iş yerinin zemininden dere aktığı görüntülendi.
İstanbul'da son yaşanan kuvvetli yağışlar, kentin altyapı sorunlarını bir kez daha gözler önüne sererken Sarıyer ilçesinde meydana gelen sel felaketi kameralara yansıdı. Ayazağa Mahallesi'nde suların yükselmesiyle birlikte pek çok konut, taşıt ve ticari işletme su altında kalarak büyük zarar gördü. Bölgede yürütülen incelemeler sırasında kaydedilen görüntüler ise sorunun boyutunu gözler önüne seren cinsten detaylar barındırıyordu.
Görüntülerdeki en dikkat çekici detay, mahalledeki bir iş yerinin altından aktif bir derenin geçiyor olmasıydı. Kentsel Dönüşüm Uzmanı Cevdet Şentürk, yaşanan felaketin ardından yaptığı değerlendirmede tarihi süreçteki yapılaşma hatalarına işaret etti. Şentürk, kentin su yollarının zaman içinde beton yapılaşma baskısıyla daraltıldığını ve üzerlerinin kapatıldığını belirtti.
Kapalı menfez sistemlerinin günümüz koşullarında artık önerilmediğini belirten uzman isim, bu yapıların zamanla tortuyla dolduğunu ifade etti. Şentürk, tarihsel süreçte koruma altında olması gereken doğal su yollarının sıkıştırılarak bugünkü riskli durumuna getirildiğini aktardı. Doğanın kendi yatağını her koşulda geri alacağını savunan uzman, şehirleşme politikalarının gözden geçirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Yaşanan bu olay, plansız kentleşme ve altyapı yetersizliklerinin metropollerde yarattığı riskleri net bir şekilde ortaya koydu. Uzmanların uyarıları, dere yatakları üzerine inşa edilen yapıların gelecekte benzer felaketlere davetiye çıkardığını açıkça gösteriyor.
AI YORUMU
Ayazağa Mahallesi'ndeki iş yerinin altından dere akması, İstanbul'un altyapı planlamasındaki çarpık tablonun somut bir örneğidir. 1453 yılından bu yana süregelen yerleşim baskısının doğanın akışını engellemesi, en küçük aşırı yağışta bile felaket riskini tırmandırıyor. Menfezlerin zamanla dolması ve su yollarının daraltılması meselesi acilen ele alınmazsa, benzer görüntülerle karşılaşmaya devam edeceğiz.
İstanbul Küçükçekmece'de bir dairenin banyosunda başlayan fayans çatlamaları ve yapının kendisinden gelen sesler üzerine ekipler harekete geçti. On dört daire barındıran yedi katlı yapı, olası bir facianın önüne geçilmek amacıyla mühürlenerek boşaltıldı.
Küçükçekmece İnönü Mahallesi'ndeki 7 katlı bina tedbiren boşaltıldı.
Banyodaki fayanslarda oluşan çatlaklar ve bina hareketleri ihbar edildi.
Belediye ekipleri yapıyı mühürleyerek kentsel dönüşüm süreci başlatacak.
İstanbul'un Küçükçekmece ilçesine bağlı İnönü Mahallesi 3. Güneş Sokak'ta yer alan bir meskene ait banyoda, fayansların aniden çatlaması bölge sakinlerini alarma geçirdi. Evin içinden ve yapının genelinden gelen alışılagelmemiş sesler üzerine bina sakinleri durumu hızla yetkili mercilere bildirdi.
İhbarın ardından olay yerine sevk edilen itfaiye ve belediye görevlileri, çevrede güvenlik önlemleri alarak inceleme başlattı. Yapılan ilk teknik değerlendirmelerin ardından, olası bir çökmeye veya can kaybına meydan vermemek adına ondört dairenin bulunduğu yapıdaki tüm hanelerin tahliye edilmesine karar verildi.
Ev sahipleri ve kiracılar, kısıtlı sürede yanlarına alabildikleri birkaç parça eşyayla birlikte binadan ayrıldı. Tahliye işleminin tamamlanmasının ardından Küçükçekmece Belediyesi ekipleri tarafından yapı tamamen mühürlenerek girişler kapatıldı.
Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Küçükçekmece Belediyesi Afet İşlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Gökhan Aydın, vatandaş bildiriminin ardından hızlıca aksiyon aldıklarını belirtti. Aydın, uzman mühendislerin teknik kontrolleri gerçekleştireceğini ve yapının ivedilikle kentsel dönüşüm kapsamına alınması için gerekli yasal adımların atılacağını vurguladı.
AI YORUMU
İstanbul gibi deprem kuşağında yer alan bir metropolde, binalardan gelen seslerin ve fayans çatlamalarının erken uyarı işareti olarak değerlendirilmesi hayati önem taşır. Gökhan Aydın'ın açıkladığı kentsel dönüşüm sürecinin ivedilikle işletilecek olması, benzer faciaların önlenmesi adına doğru bir adımdır. Ancak sadece tahliye etmekle yetinmeyip, bölgedeki diğer yapı stoğunun da benzer risklere karşı denetlenmesi gerekiyor.
Geçtiğimiz günlerde etkili olan sağanak yağışlar, İstanbul'un asfalt ve betonla örtülen eski dere yataklarını ve su yollarını yeniden gündeme getirdi. Yapılan akademik araştırmalar, şehirdeki yüzlerce ana dereden yalnızca çok az bir kısmının özgün yapısını koruyabildiğini gösteriyor.
İstanbul'da incelenen 106 ana dereden yalnızca 15'i doğal yapısını koruyabiliyor.
Vatan Caddesi ve Barbaros Bulvarı gibi işlek yollar eski dere yatakları üzerinde bulunuyor.
Betonlaşma yağmur suyunun toprağa sızmasını engelleyerek taşkın riskini artırıyor.
Şehir genelinde yaşanan son sağanaklar, sokakların göle dönmesine ve bazı akarsuların taşmasına yol açarken, metropolün altındaki unutturulmuş su ağını da gözler önüne serdi. Günlük yaşamda milyonlarca insanın kullandığı pek çok ana arter ve meydan, tarihsel süreçte birer vadi veya dere güzergâhı olarak biliniyordu. Tarihî haritalar incelendiğinde, bugünkü yoğun ulaşım akslarının önemli bir bölümünün eski su yollarının üzerine kurulduğu net bir şekilde görülüyor.
Örnek vermek gerekirse, kentin en kalabalık bulvarlarından biri olan Vatan Caddesi geçmişte Bayrampaşa Deresi'nin aktığı vadide yer alıyordu. 1950'li yılların ortalarında gerçekleştirilen imar faaliyetleri sırasında bölgedeki bostanlar yok edilmiş, üzerindeki tarihî köprü yıkılmış ve akarsu geniş bir bulvara dönüştürülmüştü. Benzer bir dönüşüm Beşiktaş hattında da gözlemleniyor; Barbaros Bulvarı Hasanpaşa Deresi'nin yatağı üzerine inşa edilirken, Ortaköy'deki Dereboyu Caddesi de adını aldığı su yolunun yerini almış durumda.
İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından yürütülen kapsamlı bir akademik çalışma, kentsel dönüşümün su havzaları üzerindeki tahribatını rakamsal olarak ortaya koyuyor. İçme suyu kaynakları haricindeki 106 ana dereyi kapsayan inceleme, su ağının yüzde seksen beş oranında özgün dokusunu yitirdiğini veya risk altında bulunduğunu doğruluyor. Yanlış arazi politikaları, akarsu güzergâhlarının daraltılması ve üzerlerinin tamamen kapatılması, meteorolojik olaylar sırasında suyun akış dinamiğini doğrudan değiştiriyor.
Asfalt ve beton kaplamalar yağmur sularının emilmesini önleyerek akış hızını yükseltiyor ve alçak kesimlerde birikmelere neden oluyor. Uzmanlar, kapalı kanallara alınan ya da daraltılan su yollarının yukarı havzalardan gelen taşkın sularını taşıyamadığını belirtiyor. Altyapı yetersizlikleriyle birleşen bu durum, aşırı yağışlarda kent sakinlerinin mağduriyet yaşamasına zemin hazırlıyor.
AI YORUMU
Şehrin coğrafi gerçekliği ile dayatılan yapılaşma arasındaki çelişki, her sağanak yağışta faturayı doğrudan kentsel altyapıya kesiyor. İTÜ araştırmasındaki 106 dereden sadece 15'inin doğal kalabilmesi, su havzalarının ne kadar hoyratça harcandığının somut kanıtıdır. Önümüzdeki dönemde yerel yönetimlerin sadece mazgal temizliğiyle yetinmeyip vadilerin su toplama kapasitesini dikkate alan bütüncül planlamalara geçmesi şarttır.
İstanbul'da yaşanan sel felaketinin ardından yürütülen saha çalışmalarına ilişkin konuşan Vali Davut Gül, risk oluşturan dere yatağı yapılarının yıkılacağını açıkladı. Hasar tespit faaliyetlerinin tamamlanmasının ardından hak sahiplerine ödemelerin pazartesi günü yapılacağı bildirildi.
Dere yatağını işgal eden riskli yapılar yıkılacak.
Zarar gören vatandaşların tazminatları pazartesi günü ödenecek.
Su numunelerinde sorun çıkmazken bazı bölgelere tedbir amaçlı elektrik verilmiyor.
Mega kentte yaşanan şiddetli yağışların yol açtığı su baskınlarının ardından mülki idare amirlikleri ve belediye ekipleri sahada incelemelerini sürdürüyor. Kent genelinde hasarın boyutunu netleştirmek adına başlatılan çalışmaların aralıksız devam ettiği, yetkililerin süreci hızlandırmak için yoğun mesai harcadığı belirtiliyor.
Yapılan açıklamada, tehlike saçan dere yatağı üzerindeki yapılaşmaların kesin olarak kaldırılacağı vurgulandı. Bölgede yaşayan vatandaşların mağduriyetini gidermek amacıyla hazırlanan tazminat ödemelerinin tamamlandığı ve pazartesi günü itibarıyla hesaplara aktarılacağı ifade edildi.
Öte yandan halk sağlığını korumak adına Sağlık Müdürlüğü ekiplerinin düzenli olarak su numuneleri alarak analiz yaptığı, şu ana kadar herhangi olumsuz bir bulguya rastlanmadığı kaydedildi. Güvenlik önlemleri çerçevesinde bazı noktalara henüz elektrik enerjisi verilmediği, tedbirlerin kontrollü şekilde sürdürüldüğü bildirildi.
AI YORUMU
Vali Davut Gül'ün dere yatağındaki yapıların yıkılacağına ve ödemelerin pazartesi günü hesaplara yatırılacağına dair net takvimi vermesi, kriz yönetiminde bürokratik hantallığı azaltması açısından önem taşıyor. Özellikle su analizlerinde henüz bir olumsuzluk çıkmaması salgın riskini şimdilik uzaklaştırsa da, altyapı dönüşümü tamamlanmadıkça benzer felaketlerin tekrarlanması kaçınılmazdır. Bundan sonraki süreçte sadece zararları telafi etmek yetmez, imar affı kurbanı riskli bölgelerin kalıcı olarak tahliyesi sağlanmalıdır.