Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündem
İlyas Yalçıntaş Hakkında Uyuşturucu Ticareti İddiasıyla Dava Açıldı
•2 dk okuma
Paylaş
HGündem
Görsel: HaberinAi
Özet
Popüler şarkıcı İlyas Yalçıntaş hakkında uyuşturucu ticareti yaptığı suçlamasıyla hazırlanan iddianame kabul edildi. Yürütülen soruşturma kapsamında sanatçının evinde yapılan aramalarda bazı suç delillerine ulaşıldı ve dosyada ağır hapis cezası talep ediliyor.
Öne çıkanlar
Şarkıcı İlyas Yalçıntaş hakkında 10 yıldan az olmamak şartıyla hapis cezası isteniyor.
Evinde yapılan aramalarda esrar öğütme aparatları, hassas terazi ve kavanoz bulundu.
Laboratuvar testlerinde alınan kan ve saç örneklerinde THC ile kokain tespit edildi.
Haberin Detayı
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen adli süreç sonucunda ünlü müzisyen İlyas Yalçıntaş'ın yargılanmasına zemin hazırlayan iddianame tamamlandı. Emniyet birimlerinin ünlü isimlerin uyuşturucu kullanımı ve teminine yönelik gerçekleştirdiği istihbari çalışmalar neticesinde harekete geçen savcılık, şüpheli hakkında yasal adımları attı.
Hazırlanan belgede, şüphelinin adresinde icra edilen aramalarda ele geçirilen materyaller detaylıca yer aldı. Buna göre, suç unsuru barındırdığı değerlendirilen iki adet öğütme aparatı, bir hassas terazi ve içinde bitki artıkları bulunan kavanoz incelemeye alındı. Ayrıca cep telefonundaki bazı yazışmaların uyuşturucu maddelerin temin edilmesine yönelik olduğu öne sürüldü.
Savcılık sorgusunda suçlamaları reddeden Yalçıntaş, evindeki maddelerin suçla ilgisi olmadığını iddia etti. Kavanozdaki bitkinin annesi tarafından gönderilen kekik olduğunu belirten şarkıcı, aparatların hediye edildiğini, teraziyi ise diyet öğünlerini tartmak amacıyla kullandığını ifade etti.
Yapılan savunmalara rağmen İstanbul Adli Tıp Kurumu laboratuvarlarında gerçekleştirilen incelemelerde şüphelinin saç ve kan örneklerinde uyuşturucu etken maddelerine rastlandı. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen dosya kapsamında, sanığın uyuşturucu ticareti suçlamasıyla on yıldan az olmamak kaydıyla cezalandırılması talep ediliyor.
Yargılamanın ilerleyen aşamalarında yetki hususu nedeniyle dosyada yeni bir karar alındı. Sanığın ikametgah adresinin ilgili mahkemenin yargı sınırları dışında kaldığı belirlenince, dosya İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesine devredildi.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Sanık koltuğunda oturan bir sanatçının savunmaları ile laboratuvar sonuçları arasındaki bariz çelişki, yargılama sürecinin seyrini doğrudan etkiliyor. Kan ve saç örneklerinde yasaklı madde kalıntılarının saptanması, savunmadaki kekik ve diyet terazisi açıklamalarını hukuki açıdan zayıflatıyor. Mahkemenin yetkisizlik kararıyla birlikte dosyanın İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesine devredilmesi, davanın esastan görüşüleceği yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
Kaynak:
Sözcü Gündem
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Ünlü rock sanatçısı Teoman, 13 yaşındaki kızı Zeyno ile birlikte alışveriş merkezinde objektiflere yansıdı. Muhabirlerin sorularını yanıtlayan müzisyen, hava koşulları yüzünden ertelenen konserini ve önümüzdeki döneme ait sahne planlarını paylaştı.
Teoman kızı Zeyno ile Akmerkez'de alışveriş yaparken görüntülendi.
15 Ekim tarihli Harbiye Açıkhava konseri yağış nedeniyle iptal edildi.
Sanatçı 2027 sonrasına kadar dolu bir konser takvimi olduğunu belirtti.
Türk rock müziğinin sevilen isimlerinden Teoman, babalık görevleri ve yoğun sahne temposu arasında vakit yaratarak kızıyla birlikte objektiflerin karşısına çıktı. Ayşe Kaya ile evliliğinden dünyaya gelen 13 yaşındaki kızı Zeyno ile birlikte bir alışveriş merkezinde gezinti yapan başarılı müzisyen, sade tarzı ve sempatik halleriyle dikkatleri üzerine çekti. Baba kızın neşeli halleri çevredeki vatandaşların da ilgisini çekerken, ikili alışverişin ardından mola vererek keyifli vakit geçirdi.
Basın mensuplarının sorularını ayaküstü yanıtlayan sanatçı, geçtiğimiz günlerde yaşanan hava muhalefeti nedeniyle müzikseverleri üzen bir iptal kararından bahsetti. Planlar arasında yer alan 15 Ekim tarihindeki Harbiye Açıkhava konserini şiddetli yağışlar yüzünden gerçekleştiremediklerini ifade eden şarkıcı, güvenlik ve konfor odaklı bu kararın kaçınılmaz olduğunu dile getirdi. Buna rağmen müzik çalışmalarına ara vermeden devam edeceğini ve yeni tarihler için hazırlıkların sürdüğünü vurguladı.
Önümüzdeki dönemde müzikseverleri bekleyen sürprizleri ve sahne rotasını da paylaşan deneyimli isim, yakın zamanda Aydın'daki bir festivalde sahne alacağını duyurdu. Aralık ayında sahnelere kısa bir soluklandırma vereceklerini söyleyen sanatçı, ocak ayı itibarıyla konser maratonunun kaldığı yerden süreceğini aktardı. Ayrıca ramazan ayında tekrar bir mola verileceğini belirten müzisyen, özellikle Anadolu turnelerine büyük değer verdiğini dile getirdi.
Anadolu'daki dinleyicileriyle buluşmanın kendisi için ayrı bir mutluluk kaynağı olduğunu belirten rockçı, taşra konserlerinin yaygınlaşmasını arzuladığını ifade etti. 2027 yılı ve sonrasına yönelik şimdiden oldukça yoğun bir takvim oluşturduklarını söyleyen sanatçı, yurt dışındaki hayranlarını da unutmayarak uluslararası turne planlarının netleşmeye başladığını müjdeledi.
AI YORUMU
Sanatçının 13 yaşındaki kızıyla kameralar karşısına geçmesi magazin basınının ilgisini çekerken, asıl odak noktası paylaştığı uzun soluklu turne takvimi oldu. 15 Ekim'deki Harbiye konserinin iptal edilmesine rağmen 2027 sonrasına kadar dolu bir program açıklaması, müziğe olan bağlılığın ve sahne temposunun kesintisiz süreceğini gösteriyor. Özellikle Anadolu turnelerine duyduğu ilginin altını çizmesi, yerel dinleyici kitlesiyle kurduğu bağı canlı tutma stratejisinin bir yansıması olarak değerlendirilebilir.
Meclis gündemine gelmesi beklenen 13. Yargı Paketi, uzun süredir tartışılan süresiz nafaka uygulamasını sonlandırarak evlilik süresine bağlı yeni bir model getiriyor. Düzenleme kapsamında boşanma davalarının hızlandırılması, mal paylaşımı kuralları ve sosyal medya hesaplarında kimlik doğrulama zorunluluğu gibi radikal değişiklikler yer alıyor.
Otuz maddelik yeni düzenleme ekim ayında TBMM Başkanlığına sunulacak.
Nafaka süresi genel kural olarak evlilik süresinin yarısını aşamayacak.
Kira tespit davalarının dokuz ay, tahliye davalarının on sekiz ayda bitmesi hedefleniyor.
Aile hukukundan sosyal medya denetimine kadar pek çok farklı alanı kapsayan otuz maddelik yeni yasal düzenleme hazırlıkları tamamlanmak üzere. Hazırlanan taslağın ekim ayı içerisinde Meclis gündemine taşınması planlanırken, kamuoyunda en çok mercek altına alınan konu süresiz nafaka uygulamasında yapılacak değişiklikler oldu.
Anayasa Mahkemesinin ilgili maddeyi iptal etmesinin ardından şekillendirilen yeni sistemde, nafaka ödemelerine somut kriterlere dayalı süre sınırları getiriliyor. Üzerinde çalışılan modele göre nafaka süresinin en az üç yıl olması ve evlilik süresinin yarısını geçmemesi öngörülürken, hâkime tarafların yaşı, ekonomik durumu ve kusur oranına göre bu süreyi uzatma yetkisi tanınıyor.
Yasal düzenlemenin geçiş hükümlerine göre daha önce kesinleşmiş nafaka dosyaları da etkilenecek. Mevcut ödeme süreleri yeni hesaplanan sınırları aşanlar için bir yıllık ek geçiş süresi tanınacak ve ardından yükümlülükler sona erecek.
Pakette ayrıca ilk derece ve istinaf mahkemelerinin aynı kararı vermesi durumunda temyiz yolunun kapanması öngörülüyor. Mal paylaşımı ile boşanma davalarının birbirinden ayrı yürütülmesi ve zamanaşımı sürelerinin beş yıla indirilmesi de yargı süreçlerini hızlandırmayı amaçlıyor.
AI YORUMU
Otuz maddelik bu taslak, yıllardır süregelen nafaka krizine somut bir formül getirmesi açısından hukuki sistemde taşları yerinden oynatacak nitelikte. Özellikle geçiş hükümlerindeki bir yıllık kademeli bitiş süresi, mevcut davaların tarafı olan binlerce vatandaşı doğrudan etkileyecek. Uygulamanın adaleti sağlarken yeni mağduriyetler yaratmaması için hâkim takdir yetkisinin dengeli kullanılması büyük bir mecburiyet taşıyor.
İstanbul Barosu üyesi bir avukat, Samandıra'da müvekkiliyle birlikte çocuk teslimi yaptığı sırada silahlı ve fiziki saldırıya uğradı. Olayla ilgili gözaltına alınan şüpheliler hakkında adli soruşturma sürerken, baro yönetimi şiddet olayının hukuki sürecini takip edeceklerini duyurdu.
Olay 17 Ekim 2026 tarihinde Samandıra İmam Hatip Lisesi'nde gerçekleşti.
Avukat Ö.Ş. karşı taraf olan İ.O ve babası C.O tarafından hedef alındı.
Şüpheliler gözaltına alınırken baro yönetimi hukuki sürecin takipçisi olacağını açıkladı.
İstanbul'da mesleki faaliyetini yürütmekte olan bir avukat, adli bir işlem esnasında fiziksel şiddete ve ölüm tehditlerine maruz kaldı. Yaşanan olay, meslek örgütleri ve hukuk camiasında büyük bir tepkiyle karşılandı.
Edinilen bilgilere göre, ilgili avukat müvekkiliyle birlikte yasal bir prosedürü tamamlamak üzere okul binasına gitti. Karşı tarafta yer alan şahıslar, görevini yapan hukukçuyu hedef alarak hakaretler savurdu ve bıçakla gözdağı vererek fiziki saldırıda bulundu.
Saldırının ardından emniyet güçlerine başvuran mağdur avukat şikayetçi oldu. Hızlı bir şekilde harekete geçen kolluk kuvvetleri şüphelileri gözaltına alırken, olayla ilgili soruşturma dosyası titizlikle yürütülüyor.
Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yayan İstanbul Barosu, savunma makamına yönelen her türlü saldırının tüm toplumsal kesimlerin adalet hakkını hedef aldığını vurguladı. Sürecin cezasız kalmaması adına adli merciler nezdinde gerekli tüm girişimlerin yapılacağı ifade edildi.
AI YORUMU
17 Ekim tarihinde gerçekleşen bu saldırı, adli işlemler sırasında görev yapan hukukçuların ne denli büyük güvenlik riskleriyle karşı karşıya kaldığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Özellikle çocuk teslimi gibi duygusal ve gerilimli geçen süreçlerde tarafların avukatları doğrudan hedef alması, tedbirlerin artırılması gerektiğini gösteriyor. Şüphelilerin gözaltına alınmış olması soruşturmanın selameti açısından olumlu bir adım olsa da benzer olayların tekrarlanmaması için caydırıcı cezai yaptırımların uygulanması şart.
Boşandığı eşinin babasının açtığı beş yıllık geçmiş döneme ait kira davası yüksek mahkemeden döndü. Yargıtay, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı gerekçesiyle kira istemini haksız bulurken borç senedi yönünden yerel mahkeme kararını bozdu.
Kayınpeder 2020 yılından sonra boşanan damadından 5 yıllık kira talep etti.
Yüksek mahkeme resmi bir kira sözleşmesi olmamasını esas aldı.
Eski damadın imzaladığı borç senedi adi belge sayılarak yeniden değerlendirilecek.
İstanbul sınırları içerisinde yaşanan ailevi anlaşmazlık hukuki mercilere kadar taşındı. Evlilik birliğinin son bulmasının ardından gayrimenkul sahibinin eski damadına yönelik hukuki adımları yeni bir emsal kararın doğmasına zemin hazırladı.
Mülk sahibi, kızıyla evli olduğu dönemde kendisine ait konutta ikamet eden eski damadından geçmiş yıllara ait barınma bedelini tahsil etmek istedi. Bununla birlikte evlilik sürecinde elden verildiği öne sürülen borçların da ödenmesini talep eden ev sahibi mahkemenin yolunu tuttu.
Yerel mahkeme aşamasında dava reddedilirken istinaf mercii de bu kararı yerinde buldu. Son aşamada dosya Yargıtay 3. Hukuk Dairesi önüne geldi ve yüksek mahkeme kira talebi ile borç iddialarını birbirinden ayırarak farklı hükümler kurdu.
Mahkeme heyeti, taraflar arasında meskenin kullanımına dair yazılı bir akit bulunmadığı için barınma bedeli talebinin hukuki dayanağı olmadığına hükmetti. Evlilik birliği içinde aynı çatı altında yaşanmış olmasının otomatik olarak bir borç ilişkisi yaratmayacağı vurgulandı.
Öte yandan eski damadın imzasını taşıyan ve borç miktarını gösteren belgenin adi senet niteliği taşıyabileceği ifade edildi. Bu sebeple dosya, borç alacak ilişkisinin yeniden incelenmesi amacıyla yerel mahkemeye geri gönderildi.
AI YORUMU
Evliliklerin sonlanmasının ardından mülk sahiplerinin geçmişe dönük kira talep etmesi sıkça karşılaşılan bir durumdur. Yargıtay'ın bu kararı, yazılı sözleşme olmaksızın kurulan aile içi ilişkilerde mesken kullanımının ticari bir alacağa dönüştürülemeyeceğini net biçimde ortaya koyuyor. Ancak borç senetlerinin hukuki geçerliliği konusundaki bozma kararı, tarafların imza altına aldığı belgelere karşı daha dikkatli olması gerektiğini gösteriyor.