Google, şimdiye kadar ürettiği en güçlü yapay zeka modeli olan Gemini 4 Carbon'u tanıttı. Uzun süreli görevler ve siber güvenlik odaklı geliştirilen model, bağımsız değerlendirme kuruluşu Artificial Analysis'in genel zeka sıralamasında ilk sıraya yükselerek dikkatleri üzerine çekti.
Öne çıkanlar
Gemini 4 Carbon, Artificial Analysis genel zeka sıralamasında 59 puanla birinci oldu.
Model, siber güvenlik açıklarını bulma ve yama üretme süreçlerinde yüksek performans sergiliyor.
Geliştiriciler için milyon girdi tokeni başına 2 dolar, çıktı tokeni başına 10 dolar fiyatlandı.
Haberin Detayı
Google, en gelişmiş yapay zeka modeli olarak tanımladığı Gemini 4 Carbon'u resmen duyurdu. Şirketin sadece iki hafta önce piyasaya sürdüğü Gemini 4 Argon üzerine inşa edilen bu yeni model, geliştirilme hızıyla dikkat çekiyor. Google CEO'su Sundar Pichai, modellerin periyodik olarak güncelleneceğini belirterek Carbon'un teknoloji dünyasında yeni bir dönemi başlattığını ifade etti.
Yeni model, özellikle saatler veya günler süren karmaşık ve çok adımlı görevleri yerine getirmek üzere tasarlandı. Google DeepMind ekibinden Koray Kavukçuoğlu, Carbon'un kod tabanlarındaki hataları kendi başına tespit edip düzeltebilen bir yapay zeka ajanı olarak öne çıktığını vurguladı. Yazılım geliştirme ve kodlama süreçlerinde insan müdahalesini azaltmayı hedefleyen model, WebDev Arena sıralamasında 89 puanlık bir sıçrama kaydetti.
Siber güvenlik, Carbon'un en iddialı olduğu alanların başında geliyor. Model, güvenlik açığını belirlemeden yama üretimine kadar olan tüm aşamalarda oldukça başarılı sonuçlar veriyor. SEC-bench Pro testinde yüzde 88,2, ExploitGym'de yüzde 54,8 ve CWE-bench'te yüzde 71,0 gibi skorlara ulaşan Carbon, Google'ın açıklamasına göre güvenlik odaklı tüm bu testlerde liderliği elinde tutuyor.
Güvenlik filtreleri kapalıyken gerçekleştirilen dış testlerde, modelin hatalı veya kötü niyetli talimatlara karşı direnci yüksek çıktı. Özellikle dolaylı istem enjeksiyonu saldırılarına karşı Gray Swan testinde tam koruma sağladığı gözlemlendi. Ayrıca Terminal-Bench 4.0 testinde kopya çekme oranını yüzde 0,4 seviyesine indirerek, güvenilir kod üretimi konusundaki iddiasını verilerle destekledi.
Model, ilk aşamada yalnızca belirli siber güvenlik uzmanlarının kullanımına sunuluyor ve kademeli olarak genişletilmesi planlanıyor. 1 milyon tokenlik devasa bağlam penceresi sayesinde, kapsamlı dokümanları tek seferde analiz edebiliyor. Fiyatlandırma tarafında ise Argon ile aynı başlangıç stratejisi izleniyor; tanıtım dönemi sonunda maliyetlerin iki katına çıkması bekleniyor.
Bağımsız kuruluşların değerlendirmeleri, Carbon'un genel zeka konusunda zirvede olduğunu doğruluyor. Ayrıca modelin bazı durumlarda uydurma bilgi verme oranının yüzde 11 seviyesine çıkması, geliştiricilerin dikkatle izlediği bir diğer teknik detay oldu.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Google'ın hızlı sürüm stratejisi, yapay zeka yarışında sadece hız değil, aynı zamanda operasyonel güvenilirliğin de belirleyici olduğunu gösteriyor. Carbon, özellikle siber güvenlik gibi yüksek riskli alanlarda yüzde 88,2'lik test başarısıyla geleneksel yöntemlere göre ciddi bir verimlilik artışı vadediyor. Ancak yüzde 11'e çıkan halüsinasyon oranı, kurumsal şirketlerin bu modeli kritik altyapılarına entegre etmeden önce daha fazla test yapması gerektiğini hatırlatıyor. Rakip Claude Opus 5.5'in kodlama ajanı sıralamasında önde olması, Google'ın uzun vadeli egemenlik için daha fazla optimize etmesi gereken bir alan olduğunu ortaya koyuyor.
Google DeepMind bünyesindeki araştırmacılar, şirketin ABD ve İsrail ordularıyla yürüttüğü askeri yapay zeka projelerine tepki göstererek görevlerinden ayrılıyor. Uzmanlar mevcut sistemlerin savaş alanında güvenli kararlar alacak olgunluğa erişmediğini savunuyor.
Google DeepMind araştırmacıları Pentagon ve İsrail ordusu iş birliklerini protesto ediyor.
Sofia Liguori ve Andreas Kirsch gibi isimler şirketten istifa edenler arasında yer alıyor.
2024 yılındaki 1,2 milyar dolarlık Project Nimbus ortaklığı da çalışanların tepkisini çekmişti.
Teknoloji devi Google, son dönemde yapay zeka teknolojilerini askeri operasyonlara entegre etme kararları nedeniyle şirket içinde ciddi protestolarla karşılaşıyor. Özellikle Google DeepMind bünyesinde görev yapan bazı araştırmacılar, ABD ve İsrail ordularıyla yapılan stratejik anlaşmalardan duydukları rahatsızlık neticesinde istifa etmeye başladı. Ayrılan isimler arasında bulunan Sofia Liguori, yapay zekanın silahlanma süreçlerine dahil edilmesinin kurumsal etik değerlerle bağdaşmadığını ve çalışmaktan utanç duymasına yol açtığını ifade etti.
Sektörün dev isimleri geçmişte bu teknolojilerin kesinlikle silahlandırılmayacağına dair sözler vermişti. Ancak yapay zekanın ulaştığı teknik olgunluk düzeyi bu taahhütlerin hızla unutulmasına neden oldu. Günümüzde yalnızca Google değil; OpenAI, Amazon ve Microsoft gibi dev şirketler de Pentagon ile askeri odaklı iş birlikleri yürütüyor. Ayrılan bir diğer araştırmacı Andreas Kirsch, kurumun mevcut denetim mekanizmalarının gizli operasyonlarda güvenliği sağlayacak kadar güçlü olmadığını ve sahadaki kullanımın sınırlı düzeyde takip edilebildiğini belirtti.
Şirket yönetimi ise yöneltilen eleştirilere karşılık olarak kamu kurumlarıyla küresel ölçekte iş birliği yaptıklarını ve her anlaşmanın titiz değerlendirme süreçlerinden geçirildiğini savunuyor. Buna karşın huzursuzluğun temel kaynaklarından biri de askeri ortaklıkların sadece Amerikan ordusuyla sınırlı kalmaması. Şirketin İsrail ordusuna teknolojik destek sağlaması da içerideki tepkileri artıran unsurlar arasında bulunuyor.
Daha önce 2024 yılında Amazon ile ortaklaşa yürütülen ve yaklaşık 1,2 milyar dolar değer taşıyan Project Nimbus anlaşması da çalışanların yoğun protestolarıyla karşılaşmıştı. Söz konusu bulut bilişim ve yapay zeka ortaklığı İsrail ordusuna altyapı desteği sağlarken, hizmetlerin doğrudan sahadaki operasyonlarda kullanılıp kullanılmadığına dair ciddi soru işaretleri barındırıyor. Şirket bu iddiaları reddetse de, ard arda gelen istifalar içerideki güven krizinin derinleştiğini gösteriyor.
AI YORUMU
Teknoloji şirketlerinin etik ilke taahhütleriyle askeri pazarın sunduğu devasa finansal büyüklük arasındaki çelişki en üst seviyeye ulaştı. Google'ın geçmişteki barışçıl söylemlerini bir kenara bırakarak savunma ihalelerine yönelmesi, bünyesindeki nitelikli araştırmacılar için sürdürülemez bir çalışma ortamı yaratıyor. 1,2 milyar dolarlık Nimbus projesi gibi büyük bütçeli ortaklıklar, şirketlerin güvenlik denetimi iddialarını zayıflatırken yazılımcıların sektörden uzaklaşmasına zemin hazırlıyor. Eğer bu denetimsizlik sürerse, teknoloji devleri gelecekte insan kaynaklarını elinde tutmakta çok daha büyük krizlerle yüzleşecektir.
Yapay zeka şirketi Anthropic, güvenlik araştırmacıları tarafından gerçekleştirilen bir test sırasında 12 saatten kısa bir sürede sızmaya uğradı. Cathedral adlı girişimin üçüncü taraf yazılım açıklarını kullanarak gerçekleştirdiği bu erişim, şirket içerisindeki maaş bilgileri ve hassas yazışmaları ortaya çıkardı.
Güvenlik girişimi Cathedral, Anthropic sistemlerine 12 saatten kısa sürede sızmayı başardı.
Sızıntı, üçüncü taraf iş yazılımlarındaki güvenlik açıklarının kullanılmasıyla gerçekleşti.
Anthropic, Claude sohbetlerinin ve model parametrelerinin sızıntıdan etkilenmediğini duyurdu.
Yapay zeka dünyasının önde gelen isimlerinden biri olan Anthropic, güvenlik sistemlerinin zafiyetlerini ortaya koyan bir olayla gündeme geldi. Cathedral adlı yapay zeka odaklı siber güvenlik girişimi, şirketin iç ağlarına sızarak oldukça hassas verilere ulaşmayı başardı. Araştırmacılar, bu süreci tamamlamak için sadece 12 saatlik bir dilime ihtiyaç duyduklarını raporladılar.
Sızma işlemi doğrudan bir saldırı yerine, şirketin operasyonlarını yürütmek için kullandığı üçüncü taraf yazılımlardaki boşluklardan faydalanılarak gerçekleştirildi. Satış süreçlerini yöneten, çalışan bilgilerini depolayan ve idari işleri organize eden bu yan yazılımlar, saldırganlara ana sisteme uzanan bir yol açmış oldu. Araştırmacılar bu yöntemi kullanarak toplantı kayıtları, personel maaş detayları ve şirket içi Slack mesajlaşmalarına erişim sağladı.
Anthropic tarafı ise olayın kapsamını sınırlı tutmaya çalışarak, araştırmacıların iddia edilenin aksine çok daha kısıtlı bir alana erişebildiğini savundu. Şirket yetkilileri, erişilen verilerin sadece satış, insan kaynakları ve BT bölümleriyle sınırlı kaldığını belirterek, yapay zeka modelleri ve Claude kullanıcılarının özel verilerinin tamamen güvende olduğunu vurguladı. Model ağırlıkları ve eğitilmiş parametrelerin sızıntıdan etkilenmediği bilgisi paylaşıldı.
Olayın ardından Anthropic, ilgili tüm güvenlik açıklarını hızla kapattığını ve sorunlu üçüncü taraf yazılımların devre dışı bırakıldığını duyurdu. Şirket, bu hareketliliğin bir kısmının zaten kendi güvenlik ekiplerince fark edildiğini öne sürdü. Ayrıca bu durum federal yetkililere raporlanarak olası bir yasal sürecin önü açıldı. Cathedral ekibinin, şirketin teşvik ettiği bir 'bug bounty' programı kapsamında çalıştığı bilinse de, Anthropic kuralların ihlal edildiği iddiasını koruyor.
Yaşanan bu sızıntı, ABD hükümetindeki üst düzey yetkililerin de dikkatini çekmeyi başardı. Washington Post'a açıklama yapan bir kaynak, sızıntının ulusal güvenlik düzeyinde endişelere yol açtığını ifade etti. Küçük bir girişimin bile böylesine hızlı bir şekilde kritik sistemlere girebilmesi, benzer açıkların yabancı istihbarat birimleri tarafından kötüye kullanılabileceğine dair korkuları artırıyor.
Siber güvenlik dünyasında bu tür testler, yazılımların dayanıklılığını ölçmek için kullanılıyor olsa da, Anthropic'in yaşadığı bu durum yapay zeka şirketlerinin güvenlik altyapısını yeniden gözden geçirmeleri gerektiğini gösteriyor. Şirketin savunma odaklı hamleleri ve federal bilgilendirmeleri, olayın büyüklüğünü kontrol altında tutma çabasını yansıtıyor. Ancak kamuoyunda yapay zeka sistemlerinin güvenliğine dair soru işaretleri varlığını sürdürüyor.
AI YORUMU
Anthropic örneği, bir şirketin kendi geliştirdiği modeller kadar kullandığı üçüncü taraf yan yazılımların da siber güvenlik açısından en az o kadar riskli olduğunu kanıtlıyor. Güvenlik araştırmacılarının 12 saatte maaş verilerine erişebilmesi, kurumsal sistemlerdeki yetkilendirme katmanlarının zayıflığını netleştiriyor. Özellikle yapay zeka modelleri gibi kritik altyapı sunan şirketlerin, dış tedarikçilerini çok daha sıkı denetimden geçirmesi gerekiyor. Eğer bu açık, kötü niyetli bir aktör tarafından tespit edilseydi, sonuçları sadece şirket içi belgelerle sınırlı kalmayıp çok daha geniş çaplı bir veri sızıntısına dönüşebilirdi.
OpenAI, yapay zeka modellerini eğitmek ve çalıştırmak amacıyla Google tasarımı Tensor İşlem Birimi çiplerini satın almayı planlıyor. Şirketin Nvidia ve AMD ile olan mevcut donanım ortaklıklarına rağmen atılan bu adım, bilişim altyapısını çeşitlendirme stratejisinin bir parçası olarak öne çıkıyor.
OpenAI, Google tasarımı TPU çiplerini satın alarak kendi yapay zeka altyapısını genişletmeyi planlıyor.
Şirket, modellerini TPU çiplerine uyarlamak amacıyla özel bir mühendis ekibi kurmaya başladı.
OpenAI halihazırda Microsoft, AWS, Oracle ve Nvidia gibi devlerle büyük ölçekli altyapı iş birlikleri yürütüyor.
ChatGPT geliştiricisi OpenAI, yapay zeka altyapısını çeşitlendirmek adına radikal bir değişikliğe giderek doğrudan rakibi Google'ın geliştirdiği Tensor İşlem Birimi (TPU) çiplerini satın alma aşamasına geçti. The Information ve Bloomberg kaynaklarına dayanan bilgilere göre, taraflar henüz nihai bir imzaya varmamış olsa da, OpenAI'ın bu çipler üzerindeki çalışmaları erkenci bir aşamada devam ediyor. Şirket, yapay zeka modellerinin performansını artırmak amacıyla TPU mimarisine uyum sağlayacak uzman mühendisleri bünyesine katmaya odaklandı.
Google'ın TPU teknolojisi, şirketin kendi yapay zeka modellerini eğitmek ve çalıştırmak için özel olarak tasarladığı donanımlardan oluşuyor. OpenAI, Haziran 2025 tarihinden bu yana bu çiplere Google Cloud üzerinden erişim sağlayarak test süreçlerini yürütüyordu. Ancak, yeni planlar artık sadece kiralama modelini değil, doğrudan mülkiyet ve geniş ölçekli donanım tedarikini kapsıyor. OpenAI'ın çip ekibini yöneten Richard Ho'nun, geçmişte Google bünyesinde TPU geliştirme sürecinde yer almış olması, bu stratejik geçişin teknik altyapısını güçlendiren bir unsur olarak değerlendiriliyor.
Şirketin donanım stratejisi oldukça geniş bir yelpazeye yayılıyor. Eylül 2025'te Nvidia ile 10 gigawattlık bir niyet mektubu imzalayan OpenAI, kısa süre sonra AMD ile 6 gigawatt kapasiteli farklı bir anlaşma sağladı. Broadcom ile yürütülen özel çip geliştirme çalışmaları ise Haziran 2026'da ilk meyvesini verdi ve şirket, 2026 yılı bitmeden kendi özel çiplerini devreye almayı hedefliyor. Bu donanım yatırımları, bulut tarafında Microsoft'tan alınan 250 milyar dolarlık Azure hizmeti ve Amazon Web Services ile yapılan 38 milyar dolarlık yedi yıllık anlaşma ile destekleniyor.
Google cephesinde ise TPU çiplerinin pazar payı genişlemeye devam ediyor. Anthropic gibi önemli yapay zeka şirketleri, Google Cloud üzerinden milyonlarca TPU kapasitesi kullanırken, Google da 2026 yılı itibarıyla bazı müşterilere doğrudan çip satışına başladı. Alphabet finans direktörü Anat Ashkenazi, bu satışlardan elde edilecek gelirin asıl etkisinin 2027 yılı içerisinde bilançolara yansıyacağını belirtmişti. Ayrıca Google, Oracle ile yaptığı son iş birliği ile TPU kapasitesini Oracle Cloud Infrastructure üzerinden de sunarak, kendi bulut ekosisteminin dışına çıkmaya başladı.
OpenAI'ın bu hamlesi, Microsoft ile olan bulut bağımlılığını azaltma stratejisinin bir parçası olarak okunabilir. Nisan 2026'da Microsoft ile yapılan güncellenmiş anlaşma, OpenAI'ın tek bir bulut sağlayıcıya bağlı kalmadan farklı çözümlere yönelebileceğini gösterdi. Oracle ve SoftBank ile birlikte yürütülen Stargate projesi de şirketin kendi veri merkezlerini kurma vizyonunu destekliyor. Tüm bu adımlar, yapay zeka dünyasında donanım kıtlığına karşı şirketlerin kendi çiplerini üretme veya rakiplerin altyapılarını kullanma yarışının hızlandığını kanıtlıyor.
AI YORUMU
OpenAI'ın Google'ın kendi geliştirdiği TPU çiplerine yönelmesi, şirketin Nvidia üzerindeki donanım bağımlılığını azaltmak için sergilediği stratejik bir denge oyunudur. Modellerin TPU mimarisine tam adaptasyonu teknik zorluklar içerdiğinden, bu çiplerin ChatGPT yanıtlarına somut bir katkısı 2027 yılından önce beklenmemelidir. Google için ise bu adım, kendi bulut ekosisteminin dışına donanım satışı yaparak pazar payını artırma fırsatı sunuyor. Şirketler arası bu rekabet, yazılım geliştiricileri için daha esnek bir bulut altyapısı imkanı yaratırken, donanım tedarik zincirindeki tekelleşmeyi kırma potansiyeli taşıyor.
Bank of America, müşterilerine gönderdiği uyarı e-postasında giriş bilgilerinin yapay zeka asistanlarıyla paylaşılmaması gerektiğini duyurdu. Banka yetkilileri, şifrelerin üçüncü taraf yazılımlara verilmesi halinde tüm finansal sorumluluğun kullanıcılara ait olacağını hatırlattı. Yapılan açıklamada, yetkisiz erişim algılanması durumunda hesapların kilitlenebileceği vurgulandı.
Bank of America, yapay zeka araçlarına şifre veren kullanıcıları sorumluluk konusunda uyardı.
Üçüncü taraf asistanlara verilen giriş bilgileri hesapların kilitlenmesine yol açabiliyor.
Banka yetkilileri, sosyal medyada yayılan güvenlik uyarısı e-postasının gerçekliğini doğruladı.
Dünya genelinde hizmet veren finans devlerinden Bank of America, kişisel yapay zeka araçlarının kullanımındaki artış nedeniyle müşterilerine yönelik özel bir güvenlik uyarısı yayımladı. Müşterilerin e-posta kutularına ulaştırılan bilgilendirme metninde, dijital asistanlara bankacılık şifrelerinin verilmesinin doğuracağı tehlikeler açıkça sıralandı. "Protecting your finances in the AI World" başlığıyla iletilen e-postada, kullanıcı adı ve parola gibi hassas verilerin kesinlikle üçüncü taraf hizmetlerle paylaşılmaması gerektiği vurgulandı. Banka, kullanıcı adına otomatik işlem gerçekleştirme vaadinde bulunan yazılımların finansal varlıklar üzerinde ciddi tehdit oluşturduğunu belirtti.
Tüketicilerin günlük finansal süreçlerini kolaylaştırmak amacıyla otonom çalışan yapay zeka sistemlerine yönelmesi, bankacılık güvenliği açısından yeni bir dönem başlatıyor. Ancak bu sistemlerin banka hesaplarına yetkilendirilmesi, kullanıcıların hesap denetimini tamamen kaybetmelerine zemin hazırlıyor. Müşterinin anlık bilgisi ve onayı dışında gerçekleşebilecek işlemler, birikimlerin riske girmesine yol açıyor. Yapılan uyarılara göre bankacılık altyapıları, dışarıdan gelen bu otomatik giriş denemelerini şüpheli hareket olarak değerlendirip müşterinin hesabını güvenlik gerekçesiyle anında kilitleyebiliyor.
Yapay zeka asistanlarının kendi sunucularında yaşanabilecek olası bir güvenlik ihlali, kullanıcı şifrelerinin sızdırılması riskini beraberinde getiriyor. Siber saldırganlar, yapay zeka altyapılarındaki açıkları kullanarak doğrudan tüketicilerin banka hesaplarına erişim sağlama potansiyeline sahip bulunuyor. Günümüzde bankalar, dijital ajanların finans ekosistemindeki yetki alanlarını henüz tam olarak tanımlayabilmiş değil. Bu nedenle bankacılık kurumları, yetkisiz yapay zeka araçlarının müşteri hesaplarına erişmesini engellemek adına sistem üzerindeki denetimlerini aralıksız sürdürüyor.
Bank of America sözcüsü, sosyal medya platformlarında paylaşılan güvenlik içerikli e-postanın gerçek olduğunu kamuoyuna doğruladı. Kurum tarafından yapılan hatırlatmada, bankacılık sözleşmeleri uyarınca kullanıcıların giriş bilgilerini üçüncü taraflarla paylaşması durumunda tüm hukuki ve mali sorumluluğun müşteriye ait olduğu ifade edildi. Kimlik bilgilerini yapay zeka araçlarına tanımlayan bireyler, bu yetkilendirmeden doğacak bütün işlemlerin sonuçlarını kabul etmiş sayılıyor. Bu durum, olası bir şifre çalınması vakasında mağduriyet yaşayan kullanıcıların bankadan tazminat talep etmesini imkansız hale getiriyor.
Finans sektörü bir yandan da yapay zeka teknolojilerinin banka hesaplarıyla güvenli biçimde entegre edilebileceği altyapıları araştırmaya devam ediyor. Geleceğin ticaret vizyonunda, kullanıcı adına en uygun fiyatlı ürünü doğru zamanda otomatik olarak satın alan akıllı ajanların kullanılması amaçlanıyor. Ancak mevcut koşullarda bankalar, sistem güvenliği tam olarak sağlanmadan yapay zeka araçlarına doğrudan erişim izni verilmesine karşı çıkıyor. Kurumlar, otomasyonun getirdiği konfor ile siber güvenlik arasındaki dengenin hassasiyetle korunması gerektiğini savunuyor.
Mevcut tablo karşısında finansal uzmanlar, tüketicilerin dijital asistanları kullanırken hesap güvenliğini ön planda tutması gerektiğini hatırlatıyor. Otomatik ödeme ve alışveriş özellikleri sunan uygulamaların yaygınlaşması, bankaların güvenlik protokollerini güncellemesini zorunlu kılıyor. Şifre paylaşımının getirdiği riske dikkat çeken uzmanlar, yapay zeka teknolojileri tamamen güvenli hale gelene kadar kullanıcıların kişisel parolalarını üçüncü taraf sistemlerden uzak tutmalarının en doğru yaklaşım olduğunu kaydediyor.
AI YORUMU
Giriş bilgilerini üçüncü taraf yazılımlara emanet etmek, dijital bankacılıkta telafisi imkansız kayıplara kapı aralar. Bank of America tarafından yayımlanan bu güvenlik uyarısı, otonom sistemlere olan aşırı güvenin tüketiciler açısından nasıl bir finansal riske dönüştüğünü kanıtlıyor. Özellikle yapay zeka asistanlarıyla otomatik alışveriş yapmak isteyen kullanıcılar, olası bir sızıntı durumunda bankadan hiçbir hak talep edemeyeceklerini bilmek zorunda. Şifre paylaşımı devam ettiği takdirde kullanıcılar, siber saldırganların açık hedefi haline gelerek tüm birikimlerini tek celsede kaybetme senaryosuyla karşılaşabilir.