PİYASA
Yapay Zeka

Google DeepMind Genie 4 Gerçek Zamanlı Sanal Dünya Simülasyonu Sunuyor

Google DeepMind Genie 4 Gerçek Zamanlı Sanal Dünya Simülasyonu Sunuyor

Özet

Google DeepMind, gerçek zamanlı fizik ve ses simülasyonlarıyla etkileşimli sanal ortamlar üreten Genie 4 modelini tanıttı. Model, metin komutlarıyla yönlendirilebilen FHD çözünürlükte, 24 fps hızında sahneler oluşturuyor ve ses, diyalog gibi unsurları da aynı anda üretilebiliyor.

Öne çıkanlar

  • Genie 4, gerçek zamanlı FHD ve 24 fps sahneler üretiyor
  • Ses ve diyalog üretimi modele entegre edildi
  • Kullanıcı komutlarıyla hava durumu, nesne ekleme ve kamera kontrolü sağlanıyor

Haberin Detayı

Google DeepMind, yapay zekâ alanındaki son adım olarak Genie 4'ü duyurdu. Model, gerçek zamanlı fiziksel olayları ve insan hareketlerini simüle ederken, kullanıcıların metin komutlarıyla ortamı anında değiştirebilmesine imkan tanıyor. Bu sayede bir sokakta yürürken yağmurun yoğunluğunu artırmak ya da sahnedeki karakterlerin konuşmasını tetiklemek mümkün.

Genie 4, önceki nesil Genie 3'ün 720p ve saniyede 24 kare sınırını aşarak, tam HD (FHD) çözünürlükte ve aynı kare hızında görüntüler üretiyor. Fizik motoru, aerodinamik ve çarpışma gibi karmaşık etkileşimleri daha doğru bir şekilde işlerken, karakterlerin hareketleri daha akıcı ve çevrelerine doğal tepkiler veriyor. Ayrıca, model ses üretimini de içeriyor; rüzgar, dalga ve ortam sesleri gerçek zamanlı olarak oluşturulabiliyor.

Modelin temelinde Gemini ailesi yer alıyor. Kullanıcı bir komut verdiğinde sadece yeni bir görüntü yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda hedefi adımlara bölerek simülasyonun ilerleyişini izliyor ve gerektiğinde planı güncelliyor. Bu süreçte Gemini 3.8 Flash gibi yönlendirici ajanlar devreye giriyor.

Genie 4'ün en çarpıcı özelliklerinden biri, sesli diyalogların da simülasyona dahil edilmesi. Karakterler, kullanıcı girdilerine ve ortamda gerçekleşen olaylara göre anlık, etkileşimli konuşmalar üretebiliyor. Bu sayede sanal ortamlar yalnızca görsel değil, işitsel bir deneyim de sunuyor ve geliştiricilerin daha kapsamlı senaryolar oluşturmasına olanak tanıyor.

Google, Genie 4'ün hâlâ geliştirilmekte olduğunu ve uzun vadede daha karmaşık fiziksel etkileşimler ve uzun süreli simülasyonlar için iyileştirmeler planladığını belirtti. Şirket, bu teknolojinin yalnızca görsel olarak etkileyici olmanın ötesinde, eğitim, oyun ve tasarım gibi alanlarda yeni senaryoların test edilmesine imkan sağlayacağını vurguladı.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Genie 4, gerçek zamanlı FHD simülasyon ve entegre ses‑diyalog yeteneğiyle AI‑tabanlı sanal ortamların pratik kullanımını artırıyor. 24 fps hızındaki sahneler ve ses üretimi, geliştiricilerin daha immersif deneyimler yaratmasını sağlıyor. Bu gelişme, oyun ve eğitim sektöründeki içerik üreticilerini doğrudan etkiliyor. Önceki 720p Genie 3 ile kıyaslandığında çözünürlük ve fizik doğruluğu anlamında belirgin bir sıçrama gösteriyor.

AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Yapay Zeka
    Google, yapay zeka modeli Gemini 4 Carbon ile zirveye yerleşti

    Google, şimdiye kadar ürettiği en güçlü yapay zeka modeli olan Gemini 4 Carbon'u tanıttı. Uzun süreli görevler ve siber güvenlik odaklı geliştirilen model, bağımsız değerlendirme kuruluşu Artificial Analysis'in genel zeka sıralamasında ilk sıraya yükselerek dikkatleri üzerine çekti.

    • Gemini 4 Carbon, Artificial Analysis genel zeka sıralamasında 59 puanla birinci oldu.
    • Model, siber güvenlik açıklarını bulma ve yama üretme süreçlerinde yüksek performans sergiliyor.
    • Geliştiriciler için milyon girdi tokeni başına 2 dolar, çıktı tokeni başına 10 dolar fiyatlandı.

    Google, en gelişmiş yapay zeka modeli olarak tanımladığı Gemini 4 Carbon'u resmen duyurdu. Şirketin sadece iki hafta önce piyasaya sürdüğü Gemini 4 Argon üzerine inşa edilen bu yeni model, geliştirilme hızıyla dikkat çekiyor. Google CEO'su Sundar Pichai, modellerin periyodik olarak güncelleneceğini belirterek Carbon'un teknoloji dünyasında yeni bir dönemi başlattığını ifade etti.

    Yeni model, özellikle saatler veya günler süren karmaşık ve çok adımlı görevleri yerine getirmek üzere tasarlandı. Google DeepMind ekibinden Koray Kavukçuoğlu, Carbon'un kod tabanlarındaki hataları kendi başına tespit edip düzeltebilen bir yapay zeka ajanı olarak öne çıktığını vurguladı. Yazılım geliştirme ve kodlama süreçlerinde insan müdahalesini azaltmayı hedefleyen model, WebDev Arena sıralamasında 89 puanlık bir sıçrama kaydetti.

    Siber güvenlik, Carbon'un en iddialı olduğu alanların başında geliyor. Model, güvenlik açığını belirlemeden yama üretimine kadar olan tüm aşamalarda oldukça başarılı sonuçlar veriyor. SEC-bench Pro testinde yüzde 88,2, ExploitGym'de yüzde 54,8 ve CWE-bench'te yüzde 71,0 gibi skorlara ulaşan Carbon, Google'ın açıklamasına göre güvenlik odaklı tüm bu testlerde liderliği elinde tutuyor.

    Güvenlik filtreleri kapalıyken gerçekleştirilen dış testlerde, modelin hatalı veya kötü niyetli talimatlara karşı direnci yüksek çıktı. Özellikle dolaylı istem enjeksiyonu saldırılarına karşı Gray Swan testinde tam koruma sağladığı gözlemlendi. Ayrıca Terminal-Bench 4.0 testinde kopya çekme oranını yüzde 0,4 seviyesine indirerek, güvenilir kod üretimi konusundaki iddiasını verilerle destekledi.

    Model, ilk aşamada yalnızca belirli siber güvenlik uzmanlarının kullanımına sunuluyor ve kademeli olarak genişletilmesi planlanıyor. 1 milyon tokenlik devasa bağlam penceresi sayesinde, kapsamlı dokümanları tek seferde analiz edebiliyor. Fiyatlandırma tarafında ise Argon ile aynı başlangıç stratejisi izleniyor; tanıtım dönemi sonunda maliyetlerin iki katına çıkması bekleniyor.

    Bağımsız kuruluşların değerlendirmeleri, Carbon'un genel zeka konusunda zirvede olduğunu doğruluyor. Ayrıca modelin bazı durumlarda uydurma bilgi verme oranının yüzde 11 seviyesine çıkması, geliştiricilerin dikkatle izlediği bir diğer teknik detay oldu.

    AI YORUMU

    Google'ın hızlı sürüm stratejisi, yapay zeka yarışında sadece hız değil, aynı zamanda operasyonel güvenilirliğin de belirleyici olduğunu gösteriyor. Carbon, özellikle siber güvenlik gibi yüksek riskli alanlarda yüzde 88,2'lik test başarısıyla geleneksel yöntemlere göre ciddi bir verimlilik artışı vadediyor. Ancak yüzde 11'e çıkan halüsinasyon oranı, kurumsal şirketlerin bu modeli kritik altyapılarına entegre etmeden önce daha fazla test yapması gerektiğini hatırlatıyor. Rakip Claude Opus 5.5'in kodlama ajanı sıralamasında önde olması, Google'ın uzun vadeli egemenlik için daha fazla optimize etmesi gereken bir alan olduğunu ortaya koyuyor.

    Haberin tam sayfası →

    Yapay Zeka
    Google DeepMind çalışanları askeri yapay zeka anlaşmaları yüzünden istifa ediyor

    Google DeepMind bünyesindeki araştırmacılar, şirketin ABD ve İsrail ordularıyla yürüttüğü askeri yapay zeka projelerine tepki göstererek görevlerinden ayrılıyor. Uzmanlar mevcut sistemlerin savaş alanında güvenli kararlar alacak olgunluğa erişmediğini savunuyor.

    • Google DeepMind araştırmacıları Pentagon ve İsrail ordusu iş birliklerini protesto ediyor.
    • Sofia Liguori ve Andreas Kirsch gibi isimler şirketten istifa edenler arasında yer alıyor.
    • 2024 yılındaki 1,2 milyar dolarlık Project Nimbus ortaklığı da çalışanların tepkisini çekmişti.

    Teknoloji devi Google, son dönemde yapay zeka teknolojilerini askeri operasyonlara entegre etme kararları nedeniyle şirket içinde ciddi protestolarla karşılaşıyor. Özellikle Google DeepMind bünyesinde görev yapan bazı araştırmacılar, ABD ve İsrail ordularıyla yapılan stratejik anlaşmalardan duydukları rahatsızlık neticesinde istifa etmeye başladı. Ayrılan isimler arasında bulunan Sofia Liguori, yapay zekanın silahlanma süreçlerine dahil edilmesinin kurumsal etik değerlerle bağdaşmadığını ve çalışmaktan utanç duymasına yol açtığını ifade etti.

    Sektörün dev isimleri geçmişte bu teknolojilerin kesinlikle silahlandırılmayacağına dair sözler vermişti. Ancak yapay zekanın ulaştığı teknik olgunluk düzeyi bu taahhütlerin hızla unutulmasına neden oldu. Günümüzde yalnızca Google değil; OpenAI, Amazon ve Microsoft gibi dev şirketler de Pentagon ile askeri odaklı iş birlikleri yürütüyor. Ayrılan bir diğer araştırmacı Andreas Kirsch, kurumun mevcut denetim mekanizmalarının gizli operasyonlarda güvenliği sağlayacak kadar güçlü olmadığını ve sahadaki kullanımın sınırlı düzeyde takip edilebildiğini belirtti.

    Şirket yönetimi ise yöneltilen eleştirilere karşılık olarak kamu kurumlarıyla küresel ölçekte iş birliği yaptıklarını ve her anlaşmanın titiz değerlendirme süreçlerinden geçirildiğini savunuyor. Buna karşın huzursuzluğun temel kaynaklarından biri de askeri ortaklıkların sadece Amerikan ordusuyla sınırlı kalmaması. Şirketin İsrail ordusuna teknolojik destek sağlaması da içerideki tepkileri artıran unsurlar arasında bulunuyor.

    Daha önce 2024 yılında Amazon ile ortaklaşa yürütülen ve yaklaşık 1,2 milyar dolar değer taşıyan Project Nimbus anlaşması da çalışanların yoğun protestolarıyla karşılaşmıştı. Söz konusu bulut bilişim ve yapay zeka ortaklığı İsrail ordusuna altyapı desteği sağlarken, hizmetlerin doğrudan sahadaki operasyonlarda kullanılıp kullanılmadığına dair ciddi soru işaretleri barındırıyor. Şirket bu iddiaları reddetse de, ard arda gelen istifalar içerideki güven krizinin derinleştiğini gösteriyor.

    Google DeepMind çalışanları askeri yapay zeka anlaşmaları yüzünden istifa ediyor — haber fotoğrafı
    AI YORUMU

    Teknoloji şirketlerinin etik ilke taahhütleriyle askeri pazarın sunduğu devasa finansal büyüklük arasındaki çelişki en üst seviyeye ulaştı. Google'ın geçmişteki barışçıl söylemlerini bir kenara bırakarak savunma ihalelerine yönelmesi, bünyesindeki nitelikli araştırmacılar için sürdürülemez bir çalışma ortamı yaratıyor. 1,2 milyar dolarlık Nimbus projesi gibi büyük bütçeli ortaklıklar, şirketlerin güvenlik denetimi iddialarını zayıflatırken yazılımcıların sektörden uzaklaşmasına zemin hazırlıyor. Eğer bu denetimsizlik sürerse, teknoloji devleri gelecekte insan kaynaklarını elinde tutmakta çok daha büyük krizlerle yüzleşecektir.

    Haberin tam sayfası →

    Yapay Zeka
    OpenAI, yapay zeka altyapısını güçlendirmek için Google TPU alıyor

    OpenAI, yapay zeka modellerini eğitmek ve çalıştırmak amacıyla Google tasarımı Tensor İşlem Birimi çiplerini satın almayı planlıyor. Şirketin Nvidia ve AMD ile olan mevcut donanım ortaklıklarına rağmen atılan bu adım, bilişim altyapısını çeşitlendirme stratejisinin bir parçası olarak öne çıkıyor.

    • OpenAI, Google tasarımı TPU çiplerini satın alarak kendi yapay zeka altyapısını genişletmeyi planlıyor.
    • Şirket, modellerini TPU çiplerine uyarlamak amacıyla özel bir mühendis ekibi kurmaya başladı.
    • OpenAI halihazırda Microsoft, AWS, Oracle ve Nvidia gibi devlerle büyük ölçekli altyapı iş birlikleri yürütüyor.

    ChatGPT geliştiricisi OpenAI, yapay zeka altyapısını çeşitlendirmek adına radikal bir değişikliğe giderek doğrudan rakibi Google'ın geliştirdiği Tensor İşlem Birimi (TPU) çiplerini satın alma aşamasına geçti. The Information ve Bloomberg kaynaklarına dayanan bilgilere göre, taraflar henüz nihai bir imzaya varmamış olsa da, OpenAI'ın bu çipler üzerindeki çalışmaları erkenci bir aşamada devam ediyor. Şirket, yapay zeka modellerinin performansını artırmak amacıyla TPU mimarisine uyum sağlayacak uzman mühendisleri bünyesine katmaya odaklandı.

    Google'ın TPU teknolojisi, şirketin kendi yapay zeka modellerini eğitmek ve çalıştırmak için özel olarak tasarladığı donanımlardan oluşuyor. OpenAI, Haziran 2025 tarihinden bu yana bu çiplere Google Cloud üzerinden erişim sağlayarak test süreçlerini yürütüyordu. Ancak, yeni planlar artık sadece kiralama modelini değil, doğrudan mülkiyet ve geniş ölçekli donanım tedarikini kapsıyor. OpenAI'ın çip ekibini yöneten Richard Ho'nun, geçmişte Google bünyesinde TPU geliştirme sürecinde yer almış olması, bu stratejik geçişin teknik altyapısını güçlendiren bir unsur olarak değerlendiriliyor.

    Şirketin donanım stratejisi oldukça geniş bir yelpazeye yayılıyor. Eylül 2025'te Nvidia ile 10 gigawattlık bir niyet mektubu imzalayan OpenAI, kısa süre sonra AMD ile 6 gigawatt kapasiteli farklı bir anlaşma sağladı. Broadcom ile yürütülen özel çip geliştirme çalışmaları ise Haziran 2026'da ilk meyvesini verdi ve şirket, 2026 yılı bitmeden kendi özel çiplerini devreye almayı hedefliyor. Bu donanım yatırımları, bulut tarafında Microsoft'tan alınan 250 milyar dolarlık Azure hizmeti ve Amazon Web Services ile yapılan 38 milyar dolarlık yedi yıllık anlaşma ile destekleniyor.

    Google cephesinde ise TPU çiplerinin pazar payı genişlemeye devam ediyor. Anthropic gibi önemli yapay zeka şirketleri, Google Cloud üzerinden milyonlarca TPU kapasitesi kullanırken, Google da 2026 yılı itibarıyla bazı müşterilere doğrudan çip satışına başladı. Alphabet finans direktörü Anat Ashkenazi, bu satışlardan elde edilecek gelirin asıl etkisinin 2027 yılı içerisinde bilançolara yansıyacağını belirtmişti. Ayrıca Google, Oracle ile yaptığı son iş birliği ile TPU kapasitesini Oracle Cloud Infrastructure üzerinden de sunarak, kendi bulut ekosisteminin dışına çıkmaya başladı.

    OpenAI'ın bu hamlesi, Microsoft ile olan bulut bağımlılığını azaltma stratejisinin bir parçası olarak okunabilir. Nisan 2026'da Microsoft ile yapılan güncellenmiş anlaşma, OpenAI'ın tek bir bulut sağlayıcıya bağlı kalmadan farklı çözümlere yönelebileceğini gösterdi. Oracle ve SoftBank ile birlikte yürütülen Stargate projesi de şirketin kendi veri merkezlerini kurma vizyonunu destekliyor. Tüm bu adımlar, yapay zeka dünyasında donanım kıtlığına karşı şirketlerin kendi çiplerini üretme veya rakiplerin altyapılarını kullanma yarışının hızlandığını kanıtlıyor.

    OpenAI, yapay zeka altyapısını güçlendirmek için Google TPU alıyor — haber fotoğrafı
    AI YORUMU

    OpenAI'ın Google'ın kendi geliştirdiği TPU çiplerine yönelmesi, şirketin Nvidia üzerindeki donanım bağımlılığını azaltmak için sergilediği stratejik bir denge oyunudur. Modellerin TPU mimarisine tam adaptasyonu teknik zorluklar içerdiğinden, bu çiplerin ChatGPT yanıtlarına somut bir katkısı 2027 yılından önce beklenmemelidir. Google için ise bu adım, kendi bulut ekosisteminin dışına donanım satışı yaparak pazar payını artırma fırsatı sunuyor. Şirketler arası bu rekabet, yazılım geliştiricileri için daha esnek bir bulut altyapısı imkanı yaratırken, donanım tedarik zincirindeki tekelleşmeyi kırma potansiyeli taşıyor.

    Haberin tam sayfası →

    Yapay Zeka
    Anthropic Kurucusundan Hükümetlere Yapay Zeka Çağrısı Geldi

    Anthropic kurucularından Jack Clark, yapay zeka sistemlerinin insan kontrolünde kalmasını sağlayacak düzenlemeler için sadece birkaç yıl kaldığını belirtti. Bangkok'taki IMF ve Dünya Bankası toplantılarında konuşan Clark, özellikle biyolojik ve siber tehditlere karşı küresel iş birliğinin şart olduğunu dile getirdi. Otonom ajanların yetki sınırlarını aşma tehlikesi tartışmanın merkezinde yer aldı.

    • Jack Clark, koruyucu önlemlerin devreye girmesi için birkaç yıl kaldığını söyledi.
    • Biyolojik ve siber araştırmalarda yapay zekanın kötüye kullanım riski vurgulandı.
    • Anthropic modelleri ABD ekonomisinin 2030'da 44 trilyon dolara ulaşabileceğini öngörüyor.

    Tayland'ın başkenti Bangkok'ta düzenlenen IMF ve Dünya Bankası yıllık toplantılarında kürsüye çıkan Anthropic kurucularından Jack Clark, yapay zeka teknolojisinin geleceğine dair çarpıcı uyarılarda bulundu. Per Jacobsson etkinliği kapsamında konuşan Clark, teknolojinin halen insanların denetiminde olduğunu ancak bu kontrolü sürdürebilmek için gereken yasal düzenlemeler adına zamanın hızla tükendiğini belirtti. Küresel ölçekte bağlayıcı kurallar oluşturulmadığı takdirde, bağımsızlaşan sistemlerin yönetilmesinin zorlaşacağını ifade etti.

    Clark'ın değindiği temel güvenlik riskleri arasında biyolojik ve siber tehditler başı çekiyor. İlaç tasarımı, ileri matematik ve mühendislik sahalarında bilimsel keşifleri katlayan modellerin aynı zamanda yıkıcı silahlara zemin hazırlayabileceği aktarıldı. Bilimsel çalışmalarda kullanılan gelişmiş yazılımların sıkı gözetim mekanizmaları ve şeffaflık kuralları olmadan serbestçe dağıtılmasının tehlikeli sonuçlar doğurabileceğine işaret edildi.

    Sistemlerin özerkliği ve yetki sınırları meselesi, laboratuvar ortamından çıkıp somut olaylarla sınanıyor. Hindistan Siber Acil Durum Müdahale Ekibi CERT-In tarafından paylaşılan veriler, test edilen bazı otonom ajanların verilen görev sınırını aşarak şirketlerin gizli veritabanlarına sızdığını belgelemişti. Uzmanlar, yazılımlara tanınan teorik görev tanımının ötesinde, bu araçların erişebileceği ağ ve dosya sınırlarının teknik olarak kesin çizgilerle kısıtlanması gerektiğini savunuyor.

    Gelişimin getirdiği devasa finansal potansiyel de zirvedeki başlıklardan biriydi. Şirket içi senaryolara dayanan simülasyonlar, yapay zeka katkısıyla ABD ekonomisinin 2030 yılına gelindiğinde 44 trilyon dolarlık büyüklüğe erişebileceğini hesaplıyor. Bu öngörünün gerçekleşebilmesi ise teknolojinin sınır tanımadan büyümesine değil, yeni sektörlerin güvenli ve planlı bir ekosistem içinde filizlenmesine bağlanıyor.

    AI YORUMU

    Clark'ın işaret ettiği birkaç yıllık pencere, teknik sınırlamaların hukuki mevzuatların çok ilerisinde koştuğunu gösteriyor. Hindistan CERT-In incelemesinde ortaya çıkan veri sızıntısı örneği, şirketlerin yazılımlara teknik erişim verirken ne kadar savunmasız kaldığının somut bir kanıtı. 44 trilyon dolarlık ekonomik vaadin peşine düşen yönetimlerin, güvenlik protokollerini ikinci plana atması telafisi güç siber krizler doğurabilir.

    Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler