Yalnızca seçtiğin başlıklardan bildirim gelir (varsayılan: günde ~10 bildirim).
Genel son dakika
Kapalıyken yalnızca seçtiğin başlıklar gelir. Tüm ayarlar için Profil sayfasına git.
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Gündem
Eren Enerji Spor Lisesi spor salonu depreme karşı güçlendiriliyor
•1 dk okuma
Paylaş
HGündem
Fotoğraf: YENİ ADIM GAZETESİ
Özet
Zonguldak'ın Kilimli ilçesinde bulunan lise spor salonu, olası sarsıntılara karşı sağlamlaştırılacak. İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile şirket arasında resmi imzalar atıldı.
Öne çıkanlar
Zonguldak Kilimli Çatalağzı beldesindeki spor salonu depreme dayanıklı hale getirilecek.
Zonguldak İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Eren Enerji A.Ş. ortak protokol imzaladı.
Törende İl ve İlçe müdürleri ile şirket direktörü ve halkla ilişkiler uzmanı hazır bulundu.
Haberin Detayı
Zonguldak ilinin Kilimli ilçesine bağlı Çatalağzı beldesinde yer alan Eren Enerji Spor Lisesi Spor Salonu için kapsamlı bir deprem güvenliği hamlesi başlatıldı. Öğrencilerin daha güvenli tesislerde eğitim alması ve sportif faaliyetlerini kesintisiz sürdürmesi hedefleniyor.
yönetim katı arasında resmi iş birliği anlaşması imzalandı. Yapılan anlaşmayla birlikte salonun mevcut yapısal durumu incelenerek gerekli güvenlik iyileştirmelerinin önü açıldı.
Gerçekleştirilen imza töreninde Zonguldak İl Millî Eğitim Müdürü Uygar Keskin ve Kilimli İlçe Millî Eğitim Müdürü İsmail Aşkar yer aldı. Kurum temsilcileri arasında Eren Enerji İnsan Kaynakları Direktörü Emre Erden ile Eren Enerji Halkla İlişkiler Uzmanı Fatma Oflu da hazır bulundu.
Törende konuşan İl Millî Eğitim Müdürü Uygar Keskin, gençlerin güvenli eğitim binalarında öğrenim görmesinin ve sportif imkanlardan sağlıklı koşullarda yararlanmasının temel öncelik olduğunu belirtti. Atılan imzaların bölgedeki eğitim altyapısına doğrudan katkı sunması bekleniyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Eğitim binalarının sarsıntılara karşı güvenli hale getirilmesi, kamu ve özel sektör ortaklıklarının doğru alanlara yönlendirildiğini gösteriyor. Protokolde imzası bulunan Uygar Keskin ve Emre Erden gibi isimlerin katıldığı bu ortaklık, öğrencilerin spor faaliyetlerini risksiz sürdürmesini sağlayacak. Benzer sosyal sorumluluk projeleri, bütçe kısıtı bulunan okulların acil ihtiyaçlarını hızla çözebilir. Bu tür yatırımlar yapılmazsa, olası afetlerde spor salonları gibi kalabalık alanlar büyük risk barındırmaya devam eder.
Kaynak:
YENİ ADIM GAZETESİ
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Geçmişteki büyük sarsıntılarda yüzlerce insanını yitiren Van için İnşaat Mühendisleri Odası şube başkanı yapı stoku envanterinin ve deprem master planının hazırlanmasını istedi. Kentteki binaların yarısından fazlasının risk taşıdığı belirtildi.
2011 yılındaki iki büyük Van depreminde toplam 644 kişi hayatını kaybetti.
İnşaat Mühendisleri Odası, kentteki yapıların yüzde 50'den fazlasının riskli olduğunu belirtti.
Belediyelerin imar kolaylığı, devletin ise müteahhitlere kredi desteği sunması gerektiği savunuldu.
İki bin on bir yılının ekim ve kasım aylarında yaşanan yedi virgül iki ve beş virgül altı büyüklüklerindeki sarsıntılar, Van kentinde toplam altı yüz kırk dört kişinin ölümüne yol açmıştı. Felaketin on beşinci yıl dönümünde yapı güvenliğini ve afet hazırlıklarını değerlendiren İnşaat Mühendisleri Odası Van Şube Başkanı Yakup Ebiri, eldeki bilimsel verilerin yetersizliğine işaret etti. Kentin olası bir sarsıntıya ne ölçüde hazır olduğunun bilinmediğini vurgulayan yetkili, acilen kapsamlı bir yapı stoku envanterinin çıkarılması gerektiğini dile getirdi.
Mevcut konutların yarısından fazlasının tehlike barındırdığını öne süren şube başkanı, bu binaların karot alma ve röntgen testleri gibi teknik incelemelerden geçirilmesi gerektiğini kaydetti. Test sonuçlarına göre yapıların güçlendirileceğini ya da yıkılacağını belirten Ebiri, yıkım kararı alınan binalarda oturan vatandaşların mağdur edilmemesinin önemine değindi. Bu süreçte belediyelerin imar kolaylığı sağlaması ve devletin müteahhitlere finansal kredi desteği sunması bekleniyor.
Uzun süredir imar planı bekleyen mahallelerde kaçak yapılaşmanın yaygınlaştığını aktaran Ebiri, mühendislik hizmeti almadan ustalar eliyle kurulan binaların doğrudan risk taşıdığını ifade etti. Kurumlar arasındaki iletişim eksikliğinin imar süreçlerini geciktirdiğini belirten yetkili, sadece yapı stokuyla kalmayıp afet sonrasını kapsayan bir deprem master planının da bir an önce oluşturulması çağrısında bulundu.
AI YORUMU
Yıllar önce yaşanan büyük acılara rağmen yerel düzeyde hala net bir risk envanterinin bulunmaması, afet yönetimi konusunda atılması gereken adımların ne denli geciktiğini net bir şekilde gösteriyor. Yapıların yarısından fazlasının güven vermediği bir kentte, imar planlarındaki bürokratik engeller ve kurumlar arası diyalog eksikliği çözüm sürecini doğrudan baltalıyor. Yerel yönetimler ile merkezi devlet birimleri ortak bir mekanizma kurmadığı sürece, yürütülen dönüşüm çalışmalarının hedeflenen verime ulaşması matematiksel olarak imkansız görünüyor.
Antalya'da kaydedilen küçük ölçekli depremlerin Ölü Deniz Fay Hattı ile ilişkili olduğuna dair bilimsel bir bulgu bulunmuyor. Bölgedeki sarsıntılar Fethiye-Burdur Fay Zonu ve Helenik-Kıbrıs Yayı gibi yerel yapılarla açıklanıyor.
Döşemealtı, Kepez ve Aksu merkezli sarsıntılar 21-22 Ekim 2026 tarihlerinde kaydedildi.
Görseldeki sekiz kaydın aynı 24 saatlik dilime ait olduğu doğrulanamıyor.
Antalya için Fethiye-Burdur Fay Zonu ve Helenik-Kıbrıs Yayı öncelikli risk kaynakları arasında.
Antalya'nın Döşemealtı ilçesi ve civarında 21 ile 22 Ekim 2026 tarihlerinde küçük ölçekli sarsıntılar art arda kaydedildi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından paylaşılan son deprem verilerinde Döşemealtı'nın yanı sıra Kepez ve Aksu bölgelerinin de yer aldığı görüldü. Fakat sosyal medyada yayılan bir görseldeki sekiz kaydın tamamının son 24 saatlik dilimi kapsadığı iddiası resmi verilerle uyuşmuyor.
Resmi kayıtlara göre 21 Ekim akşam saatlerinde Döşemealtı'nda 2,3 büyüklüğünde bir hareketlilik yaşandı. Takip eden günün ilk saatlerinde yine aynı ilçede 1,6 büyüklüğünde bir başka sarsıntı daha ölçüldü. Sabah saatlerine doğru ise Kepez merkezli 2,7 ve 1,5 büyüklüklerinde iki küçük deprem daha listeye eklendi. Ayrıca 21 Ekim akşamüstü Aksu merkezli 2,8 büyüklüğünde bir kayıt daha sisteme yansıdı.
İncelenen sosyal medya görselinde Yağca, Kömürcüler ve Bıyıklı yerleşim yerlerine ait sekiz ayrı sarsıntı sıralandı. Bu kayıtlarda büyüklüklerin 1,3 ile 3,0 arasında değiştiği, derinliklerin ise 2,9 ile 12,2 kilometre seviyelerinde ölçüldüğü belirtildi. Ancak görselde gün, ay ve yıl bilgilerinin yer almaması verilerin tek bir gün içinde gerçekleştiğini bağımsız olarak kanıtlamayı imkansız kılıyor.
Uzmanlar ve inceleme raporları, bu hareketliliği doğrudan Ölü Deniz Fay Hattı'na bağlayan herhangi bir bilimsel değerlendirme içermiyor. Ölü Deniz Fay Zonu, Arabistan ile Afrika levhaları arasındaki sınırın kilit parçalarından biri konumunda bulunuyor. Bu sistemin Türkiye uzantısı ise daha çok Hatay, Amik ve İskenderun Körfezi çevresindeki tektonik hatlarla etkileşim gösteriyor.
Coğrafi ve tektonik yapılar göz önüne alındığında, Antalya'daki bu küçük sarsıntıların doğrudan Ölü Deniz sistemiyle ilişkilendirilmesi mümkün görülmüyor. Afet Risk Azaltma Planı verilerine göre şehir için asıl tehlike kaynakları arasında Fethiye-Burdur Fay Zonu ve Helenik-Kıbrıs Yayı öne çıkıyor. Bölge halkı ve yetkililer için yerel fay hatlarının izlenmesi risk yönetimi açısından öncelikli başlıklar arasında yer alıyor.
AI YORUMU
Sosyal medyada paylaşılan teyitsiz görsellerin yerel sarsıntılar üzerinden panik yaratma potansiyeli yüksek bir bilgi kirliliği oluşturduğu açıkça görülüyor. Sekiz farklı kaydın tarihsiz bir şekilde tek bir güne aitmiş gibi sunulması, resmi kurumların verileriyle karşılaştırıldığında gerçeği yansıtmıyor. Bilimsel temeli olmayan iddialar yerine resmi raporların baz alınması gerekiyor. Vatandaşların yanıltıcı harita paylaşımlarına karşı resmi açıklamaları takip etmesi önem arz ediyor.
CHP Akdeniz İlçe Başkanı Semih Palamut, Van depreminin yıl dönümünde yaptığı açıklamada güvenli yaşam alanları kurmanın kamunun en temel sorumluluğu olduğunu belirtti. Palamut, afet risklerine karşı önleyici politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
Güvenli kentler kurmak kamunun en temel görevidir.
Afetlere hazırlık sadece kriz anı müdahalesi olamaz.
Binaların yapı güvenliği tavizsiz şekilde denetlenmelidir.
Cumhuriyet Halk Partisi Akdeniz İlçe Başkanı Semih Palamut, geçmişte yaşanan Van depreminde hayatını kaybeden yurttaşları anarak Türkiye'nin afet politikalarına dair değerlendirmelerde bulundu. Geride kalan acıların unutulmamasının önemine değinen Palamut, her anma etkinliğinin gelecekte atılacak adımlar için bir sorumluluk çağrısı niteliği taşıdığını ifade etti.
Türkiye coğrafyasının deprem kuşağında yer aldığını hatırlatan Palamut, yerleşim yerlerinin bilimsel veriler doğrultusunda yeniden ele alınması gerektiğini dile getirdi. Risk barındıran binalara yönelik çalışmaların hız kazanması gerektiğini belirten siyasetçi, yapı denetim süreçlerinin taviz verilmeden işletilmesinin şart olduğunu kaydetti.
Afet yönetiminin yalnızca felaket anındaki müdahalelerle sınırlandırılamayacağını savunan Palamut, önleyici kamusal tedbirlerin güçlendirilmesinin elzem olduğunu aktardı. Doğal bir olgu olan depremin yıkıcı etkilerini azaltmanın kararlı idari kararlardan geçtiğini belirtti.
Merkezi idare ile yerel yönetimlerin ortak bir sorumluluk bilinciyle hareket etmesinin kaçınılmaz olduğuna dikkat çeken Palamut, yurttaşların yaşam hakkını korumanın öncelikli bir kamu görevi olduğunu sözlerine ekledi.
AI YORUMU
Afet politikalarının siyasi tartışmaların dışında tutularak bilimsel temelde ele alınması, can kayıplarının önüne geçilmesi adına kritik bir zorunluluktur. Van depremi gibi geçmiş acıların hatırlattığı gerçekler, yapı denetimlerinin eksiksiz uygulanmasını gerektirir. Süreç yalnızca yerel yönetimlerin inisiyatifine bırakılamayacak kadar hayatidir.
Muğla'nın Fethiye ve Dalaman ilçelerinde kısa aralıklarla hafif şiddetli depremler kaydedildi. Karacaören ve Sabunlu merkezli sarsıntılar bölgede hissedildi.
Fethiye'nin Karacaören bölgesinde 2,0 büyüklüğünde sarsıntı ölçüldü.
Dalaman'ın Sabunlu kesiminde 2,5 büyüklüğünde ikinci bir deprem oldu.
Muğla genelindeki ölçümler güncellenebilir nitelikte paylaşıldı.
Ege Bölgesi'nin turizm merkezlerinden Muğla, arka arkaya meydana gelen sarsıntılarla hareketli dakikalar yaşadı. Günün öğle saatlerinde kaydedilen iki ayrı sarsıntı, bölge halkı tarafından kısa süreli bir tedirginlikle karşılandı. Uzmanların ilk ölçümlerine dayanarak paylaştığı verilere göre depremler kısa aralıklarla farklı noktalarda ortaya çıktı.
İlk hareketlilik saat 14.56.42 sularında Dalaman ilçesinin Sabunlu mevkii yakınlarında gerçekleşti. Bu sarsıntının büyüklüğü 2,5 olarak kayıtlara geçerken yerin yaklaşık 4,4 kilometre derinliğinde oluştuğu tespit edildi. Bu depremden yalnızca birkaç dakika sonra, saat 14.59.32'de ise Fethiye ilçesinin Karacaören bölgesinde yeni bir hareketlilik daha rapor edildi.
Fethiye açıklarında meydana gelen ikinci sarsıntının büyüklüğü 2,0 seviyesinde ölçülürken derinliği ise 5,5 kilometre olarak açıklandı. Arka arkaya yaşanan bu iki deprem sonrasında yetkililer sahadaki ilk tarama çalışmalarını ve incelemelerini başlattı. Şu ana kadar herhangi bir olumsuz durum veya hasar ihbarı yapılmadığı öğrenildi.
Deprem kuşağında yer alan bölgede kaydedilen bu verilerin ilk ölçüm niteliği taşıdığı ve ilerleyen saatlerde güncellenebileceği vurgulandı. Uzmanlar sismik hareketliliğin yakından takip edildiğini belirtirken vatandaşların resmi makamlardan yapılacak açıklamalara göre hareket etmesi gerektiğine dikkat çekti.
AI YORUMU
Muğla gibi aktif fay hatlarının bulunduğu turizm bölgelerinde yaşanan küçük ölçekli bu sarsıntılar, yerel yapı stokunun dayanıklılığını her zaman ön planda tutmayı zorunlu kılıyor. 2,0 ile 2,5 büyüklüklerindeki bu derinlik değerleri yıkıcı bir etki yaratmasa da bölgedeki sismik hareketliliğin sürekliliğini net bir şekilde gösteriyor. Bu durum özellikle yerel yönetimlerin ve yapı denetim mekanizmalarının denetimlerini sıkılaştırması gerektiğinin sinyalini veriyor. Alınacak tedbirlerin erken aşamada planlanması, ileride yaşanabilecek olası risklerin önüne geçilmesinde kilit rol oynayacaktır.