Diriliş Ertuğrul dizisiyle tanınan oyuncu Engin Altan Düzyatan babasını kaybetti. Merhum Mevlan Düzyatan için 25 Ekim Pazar günü İzmir Bostanlı Beşikçioğlu Camii'nde tören düzenlenecek.
Öne çıkanlar
Mevlan Düzyatan 25 Ekim 2026 Pazar günü son yolculuğuna uğurlanacak.
Cenaze töreni İzmir Bostanlı Beşikçioğlu Camii'nde gerçekleştirilecek.
Naaş defin için Çeşme Çakabey Mezarlığı'na götürülecek.
Haberin Detayı
Türk televizyon dünyasının tanınan isimlerinden Engin Altan Düzyatan, aile büyüklerinden gelen acı haberle sarsıldı. Başarılı oyuncunun babası Mevlan Düzyatan hayata gözlerini yumdu. Oyuncu, yaşadığı derin üzüntüyü sosyal medya mecralarındaki hesaplarından takipçileriyle paylaştı.
Fotoğraf: Ortadoğu Gazetesi
Ailenin yaptığı açıklamada, baba Düzyatan'ın vefatının ardından düzenlenecek cenaze programının detayları netleşti. Buna göre tören 25 Ekim 2026 Pazar günü İzmir'in Karşıyaka ilçesinde yer alan Bostanlı semtindeki Beşikçioğlu Camii'nde gerçekleştirilecek.
Merhum Mevlan Düzyatan için öğle namazını müteakiben cenaze namazı kılınacak. Bu dini merasimin ardından naaş, defnedilmek üzere İzmir'in Çeşme ilçesine nakledilecek ve Çakabey Mezarlığı'nda toprağa verilecek.
Oyunculuk kariyerinde pek çok yapımda rol alan ve özellikle TRT ekranlarında milyonların izlediği Diriliş Ertuğrul dizisindeki Ertuğrul Bey karakteriyle hafızalara kazınan Düzyatan, bu zor gününde hayranlarından gelen taziye mesajlarıyla destek buluyor. Aile tarafından ölüm nedenine dair başka bir ayrıntı paylaşılmadı.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Ünlü isimlerin yaşadığı kayıplar, geniş kitlelerin dikkatini çekerken ailelerin bu zor süreçlerde gösterdiği mahremiyet çabası takdir topluyor. 25 Ekim tarihinde İzmir'de gerçekleşecek tören, sevenlerinin ve yakın dostlarının katılımıyla düzenlenecek. Ailenin resmi açıklamaları dışında detay verilmemesi, spekülasyonların önüne geçilmesini sağlarken, toplumsal dayanışma hissini de pekiştiriyor. Benzer durumlarda sanatçıların hayranları ile kurduğu bağ, bu tür acı günlerde daha da anlam kazanıyor.
Kaynak:
Ortadoğu Gazetesi
Bu haber, ilgili kaynaktan derlenen veriler doğrultusunda HaberinAi Haber Merkezi tarafından hazırlanmış ve editoryal incelemeden geçirilmiştir.
Yayın ilkelerimiz ve içerik politikamız hakkında bilgi edinebilirsiniz.
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Televizyon projeleriyle tanınan oyuncu Gizem Karaca, büyük şehirden uzaklaşarak İzmir'de doğayla iç içe kurduğu yeni yaşamından kareler paylaştı. Haziran 2025'te dünyaya gelen kızı Leyla Yaz ile birlikte objektif karşısına geçen ünlü oyuncunun neşeli halleri takipçilerinden ilgi gördü.
Gizem Karaca Haziran 2025'te kızı Leyla Yaz'ın doğumuyla ilk kez annelik yaşadı.
2017 yılında iş insanı Kemal Ekmekçi ile evlenen oyuncu İzmir Narlıdere'de yaşıyor.
Doğa odaklı bir yaşam süren ünlü isim, aile pozlarını sosyal medya hesabından paylaştı.
Uzun soluklu televizyon dizilerindeki performanslarıyla hafızalarda yer edinen Gizem Karaca, kariyerinde farklı bir sayfa açarak kalabalık merkezlerden uzaklaştı. Şehir hayatının temposunu geride bırakan ünlü oyuncu, evliliğinin ardından Ege bölgesinde sakin ve doğa dostu bir düzen kurdu.
İş insanı Kemal Ekmekçi ile 2017 yılında hayatını birleştiren Karaca, mutlu evliliğini geçtiğimiz yıl yeni bir heyecanla taçlandırdı. Çift, Haziran 2025 tarihinde kızları Leyla Yaz'ın doğumuyla ilk kez anne ve baba olmanın sevincini tatmış oldu.
Annelik duygusunu ve günlük rutinlerini sosyal medya hesapları üzerinden takipçileriyle paylaşmayı ihmal etmeyen başarılı oyuncu, zamanının büyük bölümünü ailesine ayırıyor. Doğal güzelliklerle çevrili alanlarda çekilen samimi kareler kısa sürede geniş bir etkileşim aldı.
İzmir'in Narlıdere ilçesindeki bir mekanda ve doğanın ortasında kaydedilen aile fotoğrafları, hayranlarından binlerce beğeni topladı. Çekirdek ailenin huzurlu ve neşeli anları, sosyal platformlarda en çok konuşulan paylaşımlar arasına girdi.
AI YORUMU
Sosyal medya mecralarında paylaşılan bu tarz aile kareleri, ünlü isimlerin gözlerden uzak ve sakin yaşam tercihlerini net bir şekilde gözler önüne seriyor. Haziran 2025 tarihinde dünyaya gelen kızlarıyla birlikte yeni bir düzen kuran çift, popüler kültürün hızından uzaklaşarak farklı bir yaşam modelini benimsedi. Megakentlerin yoğun temposu yerine doğayla iç içe bir hayatı seçen bu tarz isimlerin sayısı her geçen gün artarken, taşınma kararlarının uzun vadede yaşam kalitesini doğrudan artırdığı görülüyor.
İzmir'in Tire ve Bayındır ilçelerinde kökleri 1500'lü yıllara dayanan Afro-Türkler yaşamlarını sürdürüyor. Zamanla hane sayıları azalsa da bölge sakinleri komşuluk bağlarını koruyor.
İzmir Tire ve Bayındır'da yaşayan Afro-Türkler asırlık hikayelerini sürdürüyor
Yeniçiftlik Mahallesi'nde yaşayan 83 yaşındaki Mehmet Üstüner atalarının Sudan'dan geldiğini belirtiyor
Mahalledeki Afro-Türk hane sayısının üçe düştüğü ifade ediliyor
Anadolu'ya yüzyıllar önce tarım işçiliği amacıyla gelen Afrika kökenli göçmenlerin torunları İzmir'de hayatlarını devam ettiriyor. Tire ile Bayındır ilçelerinde varlıklarını sürdüren bu topluluk, komşuluk ilişkileri ve ortak yaşam kültürü sayesinde geleneklerini koruyor. Zaman içinde göçler ve yaşam koşulları nedeniyle hane sayıları azalsa da bölge halkı topraklarına bağlı kalmayı sürdürüyor.
Çocukluk yıllarında çevresindeki herkesin beyaz tenli olmasına karşın kendisinin farklı bir görünümde olduğunu belirten Üstüner, dedesinin anlattığı göç hikayeleriyle büyüdüğünü ifade ediyor. Çevresiyle hiçbir zaman uyum sorunu yaşamadığını ve burayı vatanı olarak gördüğünü dile getiriyor.
Mehmet Üstüner'in 56 yıllık eşi 72 yaşındaki Hatice Üstüner, evlilik sürecinde yaşadıkları anıları ve çocuklarının farklı ten renklerine sahip olmasını gülümseyerek paylaşıyor. İlk çocuklarının siyah tenli doğduğunu, sonraki kızlarının ise beyaz dünyaya gelmesi nedeniyle hastanede bebeklerin karışmış olabileceğini düşünüp şaşırdıklarını anlatıyor. Babasının ilk başta ten rengi farkı sebebiyle evliliğe mesafeli yaklaştığını ancak kendi istekleriyle mutlu bir yuva kurduklarını ekliyor.
Köydeki hane sayılarının azaldığına dikkat çeken 97 yaşındaki Havva Zenci, doğup büyüdüğü topraklarda geçmişte çok daha kalabalık olduklarını söylüyor. Günümüzde Afro-Türk olarak köyde yalnızca üç hane kaldıklarını belirten Zenci, dışarıdan gelen kişilerin İzmirli olduklarına inanmakta zorlandığını fakat köylülerle iç içe huzurlu bir yaşam sürdüklerini vurguluyor. Mehmet Üstüner'in çocukluk arkadaşı Erdoğan Köklü ise mahallede beraber büyüdüklerini ve siyah tenli olmasını hiçbir zaman yadırgamadıklarını ifade ediyor.
AI YORUMU
Asırlık bir kültürel mirasın bugünkü temsilcileri olan Afro-Türkler, toplumsal uyumun somut bir örneğini sergiliyor. Bölgede kalan hane sayısının üçe düşmesi, bu demografik ve kültürel hafızanın ne kadar kırılgan bir süreçten geçtiğini gösteriyor. Yerel toplulukların bu aidiyet bağları korunmazsa, gelecekte bu köklü hikayelerin aktarıcısı kalmayabilir.
Ekranların tanınan oyuncusu Naz Elmas, ailesinde yaşanan sağlık sorunu nedeniyle zor günler geçiriyor. Ünlü oyuncunun annesi Meral Elmas, ani bir rahatsızlık nedeniyle üç gün boyunca yoğun bakımda tedaviye alındı.
Meral Elmas üç gün boyunca hastanenin yoğun bakım servisinde tedavi gördü.
Gazeteci Birsen Altuntaş'ın aktardığı bilgilere göre süreç hastanede sürüyor.
Naz Elmas, annesinin sağlık durumu ve destek olanlar hakkında açıklama yaptı.
Televizyon ekranlarının sevilen yüzlerinden biri olan Naz Elmas, bu kez oyunculuk kariyeriyle değil, ailesinden gelen endişe verici bir haberle gündeme geldi. Ünlü ismin annesi Meral Elmas'ın ani bir rahatsızlık geçirdiği ve acil olarak sağlık kuruluşuna sevk edildiği öğrenildi.
Medya dünyasından edinilen bilgilere göre, Meral Elmas'ın yaşadığı rahatsızlık sonrasında tedavi süreci hastanede başlatıldı. Üç gün boyunca yoğun bakım ünitesinde tutulan annesinin durumu, yakın çevresini ve sevenlerini oldukça korkuttu.
Zor günleri geride bırakmaya çalışan Naz Elmas, sosyal medya hesapları üzerinden ve basın mensupları aracılığıyla annesinin son durumu hakkında bilgi verdi. Meral Elmas'ın tedavisinin yoğun bakım sonrasında doktorların yakın gözetimi altında devam ettiği bildirildi.
Yaşanan bu sıkıntılı süreçte kendilerini yalnız bırakmayan ve iyi dileklerini ileten herkese teşekkürlerini ileten ünlü oyuncu, ailenin tek isteğinin sağlığa kavuşma olduğunu belirtti. Sevenleri ise sosyal platformlarda geçmiş olsun dileklerini paylaşarak Elmas ailesine destek veriyor.
AI YORUMU
Bir sanatçının ailesinde yaşanan ani sağlık sorunları, kamuoyunun dikkatini doğrudan özel hayata ve hastane süreçlerine çeviriyor. Yoğun bakımda geçen üç günlük süre, aile bireylerinin yanı sıra sevenler arasında da kaygı yaratan somut bir zaman dilimi olarak öne çıkıyor. Bu tür durumlarda ünlü isimlerin yaptığı açıklamalar, bilgi kirliliğini önlemesi açısından kritik bir rol üstleniyor. Tedavi sürecinin yakından izlenmesi, hastane gözetiminin ne kadar hassas yürütüldüğünü açıkça ortaya koyuyor.
İzmir'deki aktif fayların bulunduğu Balçova bölgesinde, İEÜ Afet Yönetimi Merkezi Müdürü Prof. Dr. Gökhan Kılıç, kentin binalarının yaklaşık yarısının 1999 öncesi olduğunu ve acil kentsel dönüşüm gerektiğini vurguladı. Uzman, zemine uygun yapıların hayati olduğunu ve dijital ikiz projesiyle binaların deprem davranışını modellediklerini belirtti.
Balçova fay bölgesinde binaların %50'si 1999 öncesi
İzmir'in Balçova bölgesinde, aktif fay hatları ve zemin özellikleri nedeniyle kentsel dönüşüm ihtiyacı acil bir konu haline geldi. İEÜ Afet Yönetimi ve Risk Azaltma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Gökhan Kılıç, bölgedeki yapıların büyük bir kısmının eski olduğunu ve zemine uygun güçlendirme yapılması gerektiğini belirtti.
Kılıç, İzmir'deki binaların yaklaşık yüzde ellisinin 1999 depremi ve öncesine ait olduğunu ve çok sayıda kaçak yapı bulunduğunu söyledi.
Uzman ayrıca, Türkiye'de 453 bin müteahhitin bulunduğunu, bunların 300 bininin aktif olduğunu ve Avrupa ülkelerindeki rakamlarla kıyaslandığında sektörde etik eksikliklerin yıkımın başlıca nedeni olduğunu ifade etti. Almanya'da 8 bin, Fransa'da 7 bin, AB genelinde ise toplam 25 bin müteahhitin faaliyet gösterdiği bilgisi verildi.
Kılıç, Japonya ve Şili gibi deprem riski yüksek ülkelerde depreme dayanıklı yapıların inşa edildiğini hatırlatarak, Türkiye'nin de yönetmelik değişikliklerini 1999'dan bu yana beş kez güncellediğini ve bu kurallara uyulması halinde hasarsız geçişin mümkün olacağını sözlerine ekledi.
İstanbul örneği üzerinden de açıklama yapan Kılıç, kentin çeyrek asırdır kentsel dönüşüm projeleri yürüttüğünü, ancak tamamen deprem güvenliğine ulaşmadığını belirtti. İzmir'in ise kaçak yapı oranının yüksek olması nedeniyle acil güçlendirme ve dijital ikiz projeleriyle risk analizlerinin yapılması gerektiğini vurguladı.
AI YORUMU
Kentsel dönüşümün gecikmesi İzmir'in deprem riskini artırıyor; %50 eski bina oranı ve 300 bin aktif müteahhit gibi rakamlar bu sorunun boyutunu gösteriyor. Bu durum, özellikle Balçova ve çevresindeki vatandaşları doğrudan etkiler. Yönetmeliklerin beş kez güncellenmiş olması, ancak uygulamaya geçmemesi riskli bir boşluk bırakıyor. Eğer güçlendirme projeleri zamanında hayata geçmezse, benzer bir felakette yıkım oranı artabilir.