Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Kültür
Edirne Valiliği, 101 Yıllık Mevlevihaneyi 23 Ekim'de Açıyor
•1 dk okuma
Paylaş
HKültür
iFotoğraf: Satirdan kahraman · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons
Özet
Restorasyon, rölöve ve peyzaj projeleri tamamlandı, yeni sohbet odaları ve kütüphane oluşturuldu.
Öne çıkanlar
Mevlevihanenin açılışı 23 Ekim Cuma günü planlandı
Restorasyon ve peyzaj çalışmaları 2024'te tamamlandı
Mevlevihanede 5 tasavvuf ismi ve kütüphane yer alıyor
Haberin Detayı
Edirne Valiliği, 2024 yılında başlatılan kapsamlı bir proje çerçevesinde tarihi Edirne Mevlevihanesi'ni eski hâline döndürmek için çalışmalar yürüttü. Vali Yunus Sezer'in yönlendirmesiyle arkeolojik kazılar yapıldı, ortaya çıkan izler doğrultusunda rölöve, restitüsyon ve restorasyon planları oluşturuldu.
Proje, Çevre Koruma Vakfı'nın yürüttüğü inşaat, çevre düzenlemesi ve peyzaj çalışmalarıyla desteklendi; bu sayede yapı sadece mimari olarak değil, çevresel açıdan da yenilendi. Yeni düzenlemeler arasında sohbet ve irfan odaları, idare odası, atölyeler ve modern bir kütüphane yer alıyor.
Prof. Dr. Süheyl Ünver'in adları verildi. Bu isimlendirmeler, binlerce yıllık Sufi mirasının güncel nesillere aktarılmasını amaçlıyor.
Vali Sezer, açılış öncesi son hazırlıkları denetlerken, İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk, restorasyonun sema gösterileri ve kültürel etkinliklerle ecdadın manevi mirasını yaşatacağını belirtti.
Tarihi kayıtlara göre, 2. Murat döneminde 15. yüzyılda inşa edilen mevlevihane, cami, tekke, harem dairesi, semahane, dede odaları ve kütüphaneden oluşuyordu. 1752 depremi sonrası 1753 ve 1909'da onarılan yapı, 1925'te ilkokul olarak kullanıldıktan sonra Trakya Umumi Müfettişi Kazım Dirik tarafından yıkıldı. Şimdi ise tam anlamıyla yeniden hayat buluyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Edirne Mevlevihanesi'nin 101 yıl sonra açılması, kültürel mirasın korunması adına somut bir adım. 2024'te tamamlanan restorasyon ve peyzaj çalışmaları, eserin tarihsel bütünlüğünü yeniden sağladı ve bu, yerel turizmi canlandırabilir. Tarihi yapıyı ziyaret edecek vatandaşlar ve Sufi kültürüne ilgi duyan akademisyenler doğrudan fayda görecek. Önceki dönemlerde yıkılan yapı, şimdi modern restorasyon teknikleriyle korunuyor, bu da benzer projelerde referans alınabilir.
Kaynak:
Habertürk
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Edirne'de 29 Ekim kutlamaları çerçevesinde düzenlenen 17. Cumhuriyet Kupası Bisiklet Yol Yarışı'nda 120 pedal 70 kilometrelik parkurda ter döktü. Genel klasmanda birincilik kürsüsüne Timur Öztoprak çıkarken, dereceye giren sporcular ödüllerini protokolün elinden aldı.
Yarış büyük erkekler, master A, master B ve kadınlar olmak üzere 4 kategoride yapıldı.
Şevki Arman Caddesi'nden başlayıp biten 70 kilometrelik parkuru Timur Öztoprak ilk sırada bitirdi.
Sporculara ödülleri Edirne Valisi Yunus Sezer ve Belediye Başkanı Filiz Gencan tarafından takdim edildi.
Türkiye genelinde coşkuyla hazırlıkları sürdürülen bayram etkinlikleri kapsamında Edirne, anlamlı bir spor organizasyonuna ev sahipliği yaptı. Türkiye Bisiklet Federasyonu tarafından hayata geçirilen geleneksel yarış, kentin cadde ve sokaklarında renkli görüntüler oluşturdu.
Edirne Vali Yardımcısı Güher Sinem Büyüknalçacı'nın start işaretini vermesiyle Şevki Arman Caddesi'nden hareket eden sporcular, zorlu rotada rakipleriyle kıyasıya rekabet etti. Toplamda 70 kilometrelik mesafeyi kateden pedal çevirenler, aynı cadde üzerinde yer alan bitiş çizgisine ulaşabilmek için ter döktü.
Gerçekleştirilen çekişmeli mücadeleler sonucunda büyük erkekler ve genel klasman birinciliğini Timur Öztoprak göğüslerken, Muhammed Erkan ikincilik, Eren Baki Doğan ise üçüncülük derecesini elde etti. Master A sınıfında Gökhan Uzuntaş ilk sırayı alırken, Şevket Özer ikinci ve Fatih Aydın üçüncü oldu. Master B kategorisinde ise Timur Nizam zirveye adını yazdırdı; Oğuz Özçelik ikinci, Timur Akça üçüncü sırada yer aldı. Kadınlar mücadelesinde Reyhan Yakışır birincilik ipini göğüslerken, Aylin Yüce ikinciliği, Buse Özlem de üçüncülüğü kazandı.
Organizasyonun ardından düzenlenen ödül töreninde dereceye giren isimlere madalyaları takdim edildi. Vali Sezer, tören esnasında yaptığı açıklamada organizasyona katkı sunanlara teşekkür ederek, bu tür sportif faaliyetlerin bayram coşkusunu artırdığını vurguladı.
AI YORUMU
Timur Öztoprak'ın genel klasmanda zirveye yerleştiği 17 numaralı bu geleneksel organizasyon, yerel düzeyde spor turizminin ve bisiklet disiplininin yaygınlaşması adına kıymetli bir örnek sunuyor. 120 sporcunun 70 kilometrelik zorlu bir parkuru tamamlamış olması, sadece bir kutlama etkinliği olmanın ötesinde, genç sporcular için de motive edici bir platform yaratıyor. Yerel yönetimlerin bu tür kitlesel sportif buluşmaları artırması, hem halkın spora yönelmesini kolaylaştırır hem de şehirlerin tanıtımına doğrudan katkı sağlar.
Almanya'nın Duisburg kentinde hologram ve yapay zekâ teknolojileri kullanılarak Kürt müziğinde bir ilk gerçekleştirildi. Etkinlikte efsane isimler yeniden sahneye taşınırken yaklaşık 200 müziksever salonda yerini aldı.
Duisburg'daki ilk yapay zekâ ve hologram destekli konserde biletler 45 ile 65 euro arasında satıldı.
Konsere yaklaşık 200 kişi katılarak Kürt müziği ile yeni teknolojilerin buluşmasına tanıklık etti.
Erdewan Zaxoyî ve Mihemed Şêxo gibi unutulmaz sanatçılar dijital teknolojiyle yeniden sahneye çıktı.
Almanya'nın Duisburg şehrinde düzenlenen müzik etkinliği, teknoloji ile geleneksel ezgileri buluşturan sıra dışı bir ilke sahne oldu. Kurgulanan dijital altyapı sayesinde geçmişin unutulmaz isimleri modern sahnede yeniden dinleyiciyle buluştu. Yaklaşık 200 kişinin katılım gösterdiği bu organizasyon, teknolojik yeniliklerin sahne sanatlarına uyarlanması açısından dikkat çekici bir örnek oluşturdu.
Gece kapsamında Kürt müziğinin efsanevi sanatçıları Erdewan Zaxoyî ve Mihemed Şêxo, hologram teknolojisi aracılığıyla yeniden sahneye taşındı. Salonda bulunan izleyiciler, bu benzersiz deneyimi yakından takip etme fırsatı buldu. Etkinliğe katılan müzikseverler, kendi kültürlerinde bu tür teknolojik adımların atılmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi.
Konserin sahne programında yalnızca dijital canlandırmalar yer almadı; Cengiz Yazgı ve Kerîm Şêxo gibi canlı performans sanatçıları da izleyicilere müzik ziyafeti sundu. Ayrıca etkinlikte yapay zekâ sanatçısı olarak tanınan Zozan C. de sahne alarak katılımcılara farklı bir deneyim yaşattı. Duisburg'daki bu ilk gösteri, dijital sanatın müzik dünyasındaki yerini artırabileceğinin sinyallerini verdi.
Etkinliği takip eden Kürtçe öğretmeni Mizgîn Yalçın, halkın teknolojik gelişmelerin gerisinde kalmaması gerektiğini vurguladı. Yalçın, bu tür projelerin diğer topluluklarla aynı çizgide ilerlemek adına oldukça değerli olduğunu ifade etti.
AI YORUMU
Geleneksel sanatın dijital araçlarla harmanlanması, kültürel mirasın yeni nesillere aktarılmasında güçlü bir yöntem sunuyor. Yaklaşık 200 kişinin katıldığı ve biletlerin 45 ile 65 euro arasında satıldığı bu organizasyon, benzer projelere kapı aralayabilir. Canlı sanatçılar ile hologram teknolojisinin aynı sahneyi paylaşması, gelecekteki konser formatları için yeni bir standart oluşturma potansiyeli taşıyor.
Fatih Belediyesi Kadırga Sanat Galerileri, göçün insan hayatındaki izlerini ele alan yeni bir heykel sergisine ev sahipliği yapıyor. Savaş Sarıhan imzalı Görülmeyen Formlar, 15 Ocak 2027 tarihine kadar ziyaret edilebilecek.
Göç ve aidiyet temalı sergi, 15 Ocak 2027 tarihine kadar gezilebilir.
Sanatçı klasik heykel geleneği ile çağdaş malzemeleri kompozit ve mermer ile birleştiriyor.
Fatih Belediyesi, Kadırga Sanat Galerileri bünyesinde farklı sanat disiplinlerini izleyicilerle buluşturmayı sürdürüyor. Bu kapsamda kapılarını açan Savaş Sarıhan'ın kişisel heykel sergisi, göç olgusunu ve insan aidiyetini sanat diline taşıyor. Şeker Ahmet Paşa Salonu'nda yer alan çalışmalar, bireylerin yer değiştirme süreçlerinde yaşadığı dönüşümleri mercek altına alıyor.
Sanatçının üretimlerinde göç, sadece bir yerden başka bir yere geçiş olarak değil ayrılma, geride bırakma ve yeniden kök salma süreçleriyle birlikte ele alınıyor. Eserler, insanların çevreleriyle ve geçmişleriyle kurdukları bağların yer değiştirmeden nasıl etkilendiğini düşündürüyor. Bu yaklaşım, toplumsal hafızada yer eden ortak deneyimleri bireysel hikayelerle buluşturuyor.
Sergide dikkat çeken en önemli unsurlardan biri, malzeme tercihinde karşımıza çıkıyor. Klasik heykel anlayışını çağdaş yaklaşımlarla harmanlayan Sarıhan, kompozit figürleri mermer kaideler üzerinde konumlandırıyor. Mermerin sunduğu ağırlık hissi ile kompozitin hafifliği arasındaki tezat, çalışmaların hem görsel karakterini hem de düşünsel altyapısını besliyor.
Kompozit malzeme ile mermerin birlikteliği, kaide ve figür arasındaki bağı görünür kılıyor. Yerleşiklik çağrışımdan hareketle ortaya çıkan bu gerilim, izleyicinin bir yere tutunma arzusunu sorgulamasına zemin hazırlıyor. Görülmeyen Formlar, biçimsel sorgulamaların ötesine geçerek hafıza, kimlik ve aidiyet kavramları üzerine çok katmanlı bir okuma alanı sunuyor.
AI YORUMU
Heykel sanatında göç gibi soyut bir sosyolojik olguyu malzeme tezatlarıyla somutlaştırmak, izleyicinin eseri sadece estetik bir nesne olarak değil düşünsel bir alan olarak deneyimlemesini sağlıyor. Klasik mermer kaideler ile hafif kompozit figürlerin bir arada kullanılması, yerleşiklik ile hareket etme arasındaki dengeyi başarıyla yansıtıyor. Sergi, yerel galerilerin nitelikli ve kavramsal projelere ev sahipliği yapmasının kültürel çeşitlilik açısından ne denli belirleyici olduğunu gösteriyor.
Kanada'da sahnelenen Tosca operasındaki bir temsilin finalinde sahneye Filistin bayrağı getiren Gabriel Sanchez-Ortega kadrodan uzaklaştırıldı. Calgary Operası yönetimi, bireysel siyasi protestonun kurum politikalarıyla çeliştiğini belirterek sanatçının ilişiğini kesti.
Kanada'daki Tosca prömiyerinde oyuncu Gabriel Sanchez-Ortega sahnede Filistin bayrağı açtı.
Calgary Operası, eylemi izinsiz buldu ve sanatçıyı kadrodan çıkardığını duyurdu.
24 Ekim'e kadar sürecek oyunun kalan temsillerinde rolü başka bir sanatçı üstlenecek.
Kanada sınırları içinde gerçekleşen bir opera temsili sırasında yaşanan siyasi protesto sanat dünyasında yankı uyandırdı. Calgary Operası tarafından sahneye konulan Tosca eserinin prömiyeri sonrasında beklenmedik bir protesto gerçekleşti. Temsilin alkış seansı esnasında sahnede yer alan oyunculardan biri olan Gabriel Sanchez-Ortega, yanındaki Filistin bayrağını açarak izleyicileri selamladı.
Sanatçının bu hamlesi salondaki izleyiciler tarafından dakikalarca alkışlarla karşılandı. Sahnede bulunan diğer bazı oyuncular da bu alkış temposuna destek verdi. Eylemin ardından açıklama yapan oyuncu, eyleminden dolayı pişmanlık duymadığını ve tiyatro camiasındaki mevcut yaklaşımları eleştirdiğini dile getirdi.
Bununla birlikte Calgary Operası yönetimi durum karşısında hızlı bir karar alarak yaptırım uyguladı. Gerçekleştirilen eylemin kurumun kurallarına ve politikalarına tamamen aykırı olduğu savunuldu. Topluluk, sahne sanatlarının birleştirici rolüne zarar verildiğini öne sürerek oyuncunun kadrodan çıkarıldığını resmi olarak açıkladı.
Yaşanan bu gelişmenin ardından 24 Ekim tarihinde sona erecek olan Tosca oyunun kalan gösterimlerinde Cesare Angelotti karakterini başka bir tiyatro sanatçısının canlandıracağı bildirildi. Benzer bir olay Temmuz 2025 tarihinde Londra'daki Royal Opera House sahnesinde de yaşanmış, oradaki yönetim de izinsiz bayrak açma eylemine tepki göstermişti.
AI YORUMU
Sanat kurumlarının bireysel siyasi eylemlere karşı uyguladığı bu tür sert yaptırımlar, sahne ile politika arasındaki sınırların ne kadar katı korunduğunu gösterir. Calgary Operası yönetimi kural ihlalini gerekçe göstererek oyuncuyu hızla uzaklaştırırken, benzer kararların Londra'daki Royal Opera House gibi farklı merkezlerde de uygulanması bu refleksin küresel olduğunu doğrular. Bu durum, sahne sanatçılarının ifade özgürlüğü sınırları ile kurum politikaları arasında ciddi bir gerilim hattı yaratmaktadır.