Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Dünya
Dünya genelinde yaban hayvanı popülasyonları yüzde 73 oranında azaldı
•2 dk okuma
Paylaş
HDünya
iFotoğraf: Gannu03 · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons
Özet
Küresel çapta izlenen yaban hayvanı topluluklarında ortalama yüzde 73 gerileme ölçüldü. Tatlı su ekosistemlerinde kayıp oranı yüzde 85 seviyesine ulaşırken, uzmanlar tarım ve enerji sistemlerinin acilen dönüştürülmesi gerektiğini vurguluyor.
Öne çıkanlar
Latin Amerika ve Karayipler'deki popülasyonlar yüzde 95 oranında azaldı.
Tatlı su ekosistemlerindeki canlı varlığı ortalama yüzde 85 geriledi.
WWF raporuna göre küresel gayrisafi hasılanın yarısı doğaya bağımlı.
Haberin Detayı
Dünya Doğayı Koruma Vakfı tarafından yayımlanan Yaşayan Gezegen Raporu, gezegendeki biyolojik çeşitliliğin karşı karşıya kaldığı tehlikenin boyutlarını gözler önüne seriyor. Binlerce omurgalı türüne ait on binlerce popülasyonu inceleyen araştırmacılar, yaban hayatı topluluklarının boyutunda ciddi bir küçülme tespit etti. Nehirlerin yönünün değiştirilmesi, baraj yapımı, su kirliliği ve aşırı avlanma gibi insan kaynaklı baskılar ekosistemleri hızla tüketiyor.
Coğrafi bölgelere göre incelenen veriler tahribatın dalga dalga yayıldığını gösteriyor. Latin Amerika ve Karayipler bölgesindeki izlenen popülasyonlar yüzde 95 oranında azalırken, Afrika'da yüzde 80, Asya-Pasifik'te ise yüzde 49'luk düşüş kaydedildi. Kuzey Amerika ile Avrupa ve Orta Asya'daki daha düşük oranlar, bu bölgelerdeki doğal yaşam alanlarının ölçümler başlamadan çok önce büyük oranda zarar görmüş olmasından kaynaklanıyor.
Doğadaki bu gerileme yalnızca çevresel bir sorun olmaktan çıkıp doğrudan ekonomik bir krize evriliyor. Küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yarısı doğal sistemlerin sunduğu hizmetlere dayanırken, koruma altındaki kara ve iç su alanlarının oranı henüz yüzde 20 seviyesinde bulunuyor. Taahhüt edilen hedefler tutturulsa bile korunan alanların oranının sınırlı kalacağı öngörülüyor.
Boğaziçi Üniversitesi'nden iklim bilimci Prof. Dr. Levent Kurnaz, yalnızca koruma alanları ilan etmenin tahribatı durdurmaya yetmeyeceğini belirtiyor. Kurnaz, tarım, arazi kullanımı, üretim ve tüketim alışkanlıklarının kökten değiştirilmesi gerektiğini savunuyor. Doğal kayıpları engellemek için enerji ve finans akışının doğayı koruyacak biçimde yeniden tasarlanması şart koşuluyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Canlı çeşitliliğindeki yüzde 73'lük düşüş, sadece çevresel bir kayıp değil, tarım ve içme suyu kaynaklarını doğrudan vuran ekonomik bir tehdittir. Latin Amerika'daki yüzde 95'lik erime, tatlı su ekosistemlerinin ne denli kırılgan bir eşikte olduğunu net biçimde kanıtlıyor. Mevcut koruma alanları toplam yüz ölçümünün yüzde 20'sini bile bulmazken, zararlı faaliyetlere aktarılan trilyonlarca dolarlık finansman durdurulmadığı sürece gıda üretim zincirleri tamamen çökme riskiyle karşı karşıya kalacaktır.
Kaynak:
Haber Global
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Dünya genelinde incelenen 35 bin yaban hayvanı popülasyonu ortalama yüzde 73 oranında geriledi. Tatlı su ekosistemleri yüzde 85'e varan kayıplarla en büyük tahribatı yaşarken, kriz bölgesel olarak Latin Amerika'da yüzde 95'e ulaştı.
Tatlı su canlıları yüzde 85 kayıpla en ağır tahribatı yaşayan ekosistem oldu.
Latin Amerika ve Karayipler'deki popülasyonlarda düşüş oranı yüzde 95'i buldu.
Küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yarısı doğrudan doğal sistemlere bağımlı.
Dünya Doğayı Koruma Vakfı tarafından paylaşılan Yaşayan Gezegen Raporu, yaban hayatının karşı karşıya kaldığı büyük tehlikeyi gözler önüne seriyor. Binlerce omurgalı türüne ait on binlerce popülasyonun incelendiği kapsamlı araştırma, doğadaki canlı topluluklarının ortalama büyüklüğünün hızla küçüldüğünü kanıtlıyor.
Bölgesel bazda incelenen veriler içinde en yıkıcı tablo Latin Amerika ve Karayipler bölgesinde görülüyor. Buradaki yaban hayatı varlığı yüzde 95 oranında azalırken, Afrika'da yüzde 80 ve Asya-Pasifik'te yüzde 49 seviyesinde düşüşler kaydediliyor. Kuzey Amerika ile Avrupa ve Orta Asya'daki oranların sırasıyla yüzde 28 ve yüzde 23 çıkmasının ardında ise bu coğrafyalardaki doğanın ölçümlerden çok önce zaten tahrip edilmiş olması yatıyor.
Yaşanan yıkım sadece yaban hayatını değil, aynı zamanda küresel ekonomiyi ve tarımsal üretimi de doğrudan tehdit ediyor. Küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yarısının doğal sistemlere dayandığı bilinirken, doğaya zarar veren faaliyetlere yıllık 2,6 trilyon dolarlık finansman akışı sürmeye devam ediyor. Buna karşılık karaların yalnızca yüzde 20'si ve denizlerin yüzde 10'u koruma altında bulunuyor.
Boğaziçi Üniversitesi'nden iklim bilimci Prof. Dr. Levent Kurnaz, yalnızca koruma alanları ilan etmenin bu gidişatı tersine çevirmeye yetmeyeceğini vurguluyor. Kurnaz, enerji, gıda ve finans sistemlerinin kökten değiştirilmediği sürece tarım ve arazi kullanım biçimlerinin tahribatı sürdüreceğini, asıl çözümün zarar ortaya çıktıktan sonra onarmaya çalışmak değil tahribatı baştan engellemek olduğunu belirtiyor.
AI YORUMU
Doğal yaşam alanlarındaki bu devasa daralma, yalnızca ekolojik bir kayıp olmayıp tarım ve içme suyu güvenliğini doğrudan tehdit eden ekonomik bir felaketin habercisidir. Yapılan ölçümler, milyarlarca insanın geçim kaynağının bağlı olduğu tatlı su ekosistemlerindeki yüzde 85'lik erimenin, üretim zincirlerini kırılgan hale getirdiğini net biçimde gösteriyor. Sadece koruma sahalarını artırmak yerine finans ve gıda sistemleri dönüştürülmezse, tarımsal üretim ve su kaynakları yakın gelecekte geri döndürülemez eşiklerle karşılaşacaktır.
Güneydoğu Asya'da süren orman yangınları nedeniyle Endonezya ve komşu ülkelerde okullar tatil edildi. Yetkililer, yaşam alanları yok olan 96 orangutanın güvenli bölgelere taşındığını açıkladı.
Batı Kalimantan'da 6 Ağustos'tan bu yana 51 orangutan güvenli alanlara alındı.
Bakanlık verilerine göre Kalimantan bölgesinde kurtarılan orangutan sayısı 96'ya ulaştı.
Bölgedeki yangınlar El Nino hava olayının yarattığı kuraklıkla hızla yayılıyor.
Güneydoğu Asya'da uzun süredir etkisini sürdüren orman yangınları, Endonezya başta olmak üzere bölgedeki pek çok ülkeyi yoğun duman altında bıraktı. Tarım arazisi açma amacıyla bitki örtüsünün ateşe verilmesi yangınların çıkış noktasını oluştururken El Nino hava olayı da kuraklığı tetikleyerek alevlerle mücadeleyi zorlaştırıyor. Bölge genelinde yaşanan yoğun hava kirliliği sebebiyle Endonezya, Malezya, Singapur ve Doğu Timor'da eğitime ara verilirken insanlar ile yaban hayvanlarında solunum rahatsızlıklarının çoğaldığı rapor edildi.
Temmuz ayının sonlarından beri devam eden yangınlar, Borneo orangutanlarının doğal yaşam alanlarını doğrudan tehdit ediyor. İlgili bakanlık verilerine göre, son aylarda Kalimantan bölgesinde kurtarılan hayvan sayısı toplamda 96'ya yükseldi. Batı Kalimantan Koruma Dairesi ile YIARI derneğinin ortak çalışmaları sonucunda 6 Ağustos tarihinden bu yana 51 orangutan güvenli ortamlara yerleştirilerek koruma altına alındı.
Alevlerin arasından çıkarılan bazı hayvanların vücutlarında yanıklar bulunduğu, ayrıca yetersiz beslenme ve şiddetli kansızlık gibi ciddi sağlık problemleriyle mücadele ettikleri belirlendi. Bu durumdaki canlılar veterinerler gözetiminde yoğun tedavi sürecine alındı. Geçmişte Sumatra ve Borneo adalarında 230 binden fazla olan orangutan nüfusunun günümüzde yaklaşık 104 bine gerilediği biliniyor.
Süregelen orman yangınları, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalan bu türün geleceği üzerindeki kaygıları artırıyor. Gönüllü kuruluşlar ve yerel birimler, yaban hayatını korumak adına bölgede aralıksız saha çalışmaları yürütüyor. Uzmanlar, doğal habitatların yok olmasının hayvan popülasyonunu doğrudan yok oluşa sürüklediğini vurguluyor.
AI YORUMU
Orman yangınlarının doğurduğu ekolojik yıkım, yalnızca bitki örtüsünü değil nesli tükenmekte olan türlerin varlığını da doğrudan tehdit ediyor. Bölgede nüfusun 230 binden 104 bine gerilemiş olması, bu krizin boyutu hakkında açık bir veri sunuyor. Alınan 96 orangutanlık kurtarma sayısı olumlu bir adım olsa da habitat kaybı engellenmediği sürece popülasyon hızla azalmaya devam edecektir.
Kaliforniya'daki White Dağları'nda yaşayan 4 bin 858 yaşındaki Methuselah, dünyanın en yaşlı bilinen tek gövdeli ağacı konumundadır. Antik Mısır piramitlerinden daha eski olan bu dev çamın tam konumu, zarar görmemesi için gizli tutuluyor.
Methuselah adlı bristlecone çamı yaklaşık 4 bin 858 yaşında ve MÖ 2832'de filizlendi.
Ağacın tam konumu, vandalizmden ve ziyaretçi zararlarından korunmak için gizli tutuluyor.
Bölgedeki sert iklim koşulları ve yavaş büyüme, ağacın binlerce yıl hayatta kalmasını sağlıyor.
Amerika Birleşik Devletleri'nin Kaliforniya eyaletindeki Inyo County sınırlarında yer alan Methuselah isimli ağaç, dünyanın bilinen en yaşlı canlıları arasında ön plana çıkıyor. Büyük Havza bristlecone çamı türüne ait olan bu dev bitki, White Dağları'ndaki Kadim Bristlecone Çam Ormanı'nda yaşamını sürdürüyor. Bilim insanları tarafından yaklaşık 4 bin 858 yaşında olduğu hesaplanan ağacın, Antik Mısır'daki Büyük Giza Piramidi'nin inşasından üç yüzyıl önce filizlendiği biliniyor.
Ağacın yaşı, 1957 yılında araştırmacı Edmund Schulman tarafından gövde halkaları incelenerek tespit edildi. Bu halkalar yalnızca yaş hesaplamasında kullanılmıyor, aynı zamanda geçmiş yüzyılların iklim koşullarını da günümüze taşıyor. Ormanın kendisi ziyaretçilere açık olsa da Methuselah'ın kesin koordinatları kamuoyuyla paylaşılmıyor. ABD Orman Hizmetleri, binlerce yıllık bu canlıyı olası zararlardan ve vandalizmden korumak amacıyla yerini sır gibi saklıyor.
Deniz seviyesinden yaklaşık 3 bin metre yükseklikte bulunan ormanda kışlar çok sert, yazlar ise kısa ve kurak geçiyor. Şiddetli rüzgarlar ve besin yönünden zayıf toprak yapısı bitkilerin büyümesini yavaşlatsa da bu zorlu şartlar çamların ömrünü uzatıyor. Diğer ağaçlara göre oldukça yavaş büyüyen bu tür, reçineli dokusu sayesinde böcek ve mantar saldırılarına karşı direnç gösteriyor.
Kutsal metinlerdeki 969 yıl yaşayan Metuşelah adından esinlenilen bu çam, klonal olmayan ağaçlar arasında en yaşlı örnek olma özelliğini taşıyor. Yaşayan ve ölmüş ağaçların halkalarını karşılaştıran araştırmacılar, binlerce yıllık iklim arşivini bu sayede inceleyebiliyor.
AI YORUMU
Binlerce yıllık bir ekosistem parçasının yerinin gizlenmesi, doğal mirası koruma refleksi açısından yerinde bir güvenlik önlemidir. 4 bin 858 yıllık geçmişe sahip bu ağacın korunması, insan faaliyetlerinin doğal varlıklar üzerindeki yıkıcı etkisini engellemek için somut bir mecburiyettir. Benzer antik canlılar popülerleştiğinde aşırı turizm baskısıyla karşı karşıya kalırken, bu örnekte uygulanan gizlilik politikası ekosistemin zarar görmesini engelliyor. Önlem alınmazsa binlerce yıllık biyolojik kalıntılar kısa sürede yok olma tehlikesiyle yüzleşebilir.
Gaziantep'in İslahiye ilçesinde bir bağ evinde telef olan dişi hindisini uyandırmaya çalışan erkek hindinin çabaları kameralara yansıdı. Hareketsiz kalan eşinin başından dakikalarca ayrılmayan hayvanın yaşadığı o anlar izleyenleri duygulandırdı.
Gaziantep'in İslahiye ilçesindeki bir bağ evinde yaşanan olay cep telefonuyla kaydedildi.
Erkek hindi, telef olan dişi hindiyi gagasıyla defalarca dürterek uyandırmaya çalıştı.
Hayvanın eşinin başından dakikalarca ayrılmadığı ve tepki beklediği anlar görüntülendi.
Gaziantep bölgesinde kayda geçen sıra dışı bir olay, doğadaki canlılar arasındaki güçlü bağları bir kez daha gözler önüne serdi. İslahiye ilçesinde bulunan kırsal bir bağ evinde, henüz belirlenemeyen bir nedenle dişi bir hindi yaşamını yitirdi. Eşinin hareketsiz şekilde yere yığıldığını fark eden erkek hindi, hemen olay yerine yönelerek sıra dışı davranışlar sergilemeye başladı.
Hayatını kaybeden dişi hindinin başında nöbet tutan erkek hindi, çevredeki vatandaşların dikkatini çekti. Gagasıyla eşini defalarca dürten ve ayağa kaldırmaya çabalayan hayvan, aldığı karşılıksız tepkilere rağmen bölgeden uzaklaşmayı reddetti. Dakikalar süren bu ısrarlı çaba, çevredeki bir kişinin cep telefonu kamerasıyla saniye saniye kayıt altına alındı.
Ortaya çıkan görüntüler kısa sürede sosyal medyada yayılarak izleyenleri derinden etkiledi. Hayvanların da tıpkı insanlar gibi kayıp karşısında benzer duygusal reaksiyonlar verebileceğini kanıtlayan olay, doğaseverler tarafından ilgiyle karşılandı. Uzmanlar, bazı kuş türlerinin eşlerine karşı geliştirdiği bu tür sadakat göstergelerinin nadir olmadığını ancak kameralara yansımasının oldukça etkileyici olduğunu belirtti.
AI YORUMU
Doğada yaşanan bu tür olaylar, hayvanların duygusal dünyasının sıklıkla göz ardı edilen derinliklerini gözler önüne seriyor. İslahiye'deki bağ evinde kaydedilen bu dramatik anlar, canlılar arasındaki sadakat kavramının sadece insana özgü olmadığını kanıtlıyor. Önceden benzer durumlarda hayvanların tepkisiz kalacağı düşünülürken, bu tür somut örnekler davranış bilimlerindeki ezberleri bozuyor. Gelecekte bu tarz gözlemlerin artması, ekosistemdeki bireyler arası bağların daha iyi anlaşılmasını sağlayabilir.