İçeriğe geç
PİYASA
Dünya

Küresel doğa koruma anlaşmasında finansman krizi devam ediyor

Küresel doğa koruma anlaşmasında finansman krizi devam ediyor

Fotoğraf: BBC World

Özet

Dünya genelinde yaklaşık 200 ülke, doğa kaybını durdurmayı amaçlayan yeni bir eylem planı üzerinde uzlaşmaya vardı. Ermenistan’ın başkenti Erivan’da gerçekleşen görüşmelerde kritik hedefler kabul edilse de, projelerin hayata geçirilmesi için gereken finansman kaynaklarının yetersizliği katılımcı ülkeler arasında tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Öne çıkanlar

  • Yaklaşık 200 ülke, doğa kaybını durdurmak için yeni bir eylem planını onayladı.
  • 2022'deki hedeflerin sadece biri, şu ana kadar rayında ilerleyen tek madde oldu.
  • Doğa iyileştirme projeleri için hedeflenen yıllık finansman henüz karşılanamadı.

Haberin Detayı

Ermenistan'ın başkenti Erivan, geçtiğimiz iki hafta boyunca yaklaşık 200 ülkeden gelen delegasyonların doğayı koruma odaklı çetin müzakerelerine ev sahipliği yaptı. Görüşmelerin başlangıçta planlanan sürenin dışına taşması, delegeler arasında yaşanan fikir ayrılıklarının derinliğini ortaya koydu. Uzun süren tartışmaların ardından Cumartesi sabahı, doğa kaybını durdurmayı hedefleyen yeni aksiyon planının temel maddeleri üzerinde uzlaşı sağlandı. Toplantı başkanı Hambardzum Matevosyan, nihai mutabakatın sağlandığını duyurarak süreci resmiyete kavuşturdu.

Dört yıl önce imzalanan ve 2022 yılındaki Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi ile pekiştirilen anlaşma, dünya genelinde 24 temel hedefi kapsıyordu. Bu hedeflerin en başında, on yılın sonuna kadar yeryüzündeki kara ve deniz alanlarının yüzde 30'unun koruma altına alınması geliyordu. Bilim insanları, insan faaliyetleri nedeniyle türlerin doğal yok oluş hızının 100 kat üzerinde bir kayıp yaşandığını ve dünyanın altıncı kitlesel yok oluş sürecinden geçtiğini vurguluyor. Birleşmiş Milletler raporları ise belirlenen 24 hedeften yalnızca birinin şu an itibarıyla başarıya ulaşma yolunda olduğunu gösteriyor.

Anlaşmanın en zorlu başlığı olarak öne çıkan finansman konusu, ülkeler arasındaki temel çatışma noktalarından biri olmayı sürdürüyor. 2022 yılında varılan mutabakatta, 2030 yılına kadar doğa iyileştirme çalışmalarına 30 milyar dolar kamu kaynağı aktarılması ve özel sektörden 170 milyar dolar mobilize edilmesi hedeflenmişti. Ancak birçok devletin uluslararası yardım bütçelerini savunma harcamalarına veya enerji krizi gibi acil durumlara kaydırması, taahhütlerin yerine getirilmesini zorlaştırıyor. Erivan'daki görüşmelerde bu açığı kapatmak adına 1 milyar doların üzerinde yeni bir destek sözü verilirken, bu tutarın yarısı Leonardo DiCaprio’nun desteklediği Re:wild gibi kuruluşlardan geldi.

Çevreci sivil toplum kuruluşları, ülkelerin bir uzlaşıya varmasını olumlu karşılasa da sürecin yavaşlığından duyulan endişeyi dile getiriyor. Fauna & Flora temsilcisi Catherine Weller, doğanın tüm ekonomik sistemler ve yaşam kalitesi için hayati olduğunu belirterek, 2030 hedeflerine ulaşmak için ciddi bir rota düzeltmesine ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Wildlife Trusts yöneticisi Craig Bennett ise ekosistemlerin çöküş riskiyle karşı karşıya olduğunu hatırlatırken, dünyada türlerin kurtarılmasına dair başarılı saha örneklerinin de var olduğunu kaydetti. Yaklaşık 252 milyon hektarlık bozulmuş arazinin koruma altına alınması, bu alandaki somut kazanımlar arasında gösteriliyor.

Çevreye zarar veren endüstriyel faaliyetlere yönelik sübvansiyonların azaltılması da masadaki diğer gündem maddeleri arasındaydı. Araştırmacı Anna Ducros, birçok hükümetin hem doğayı korumak için bütçe ayırdığını hem de trol balıkçılığı gibi doğaya zarar veren yöntemleri sübvanse ederek kaynakları verimsiz kullandığını belirtti. Özellikle genetik materyallerin kullanımıyla kâr sağlayan şirketlerin yerel topluluklara ödeme yapmasını öngören Cali Fonu gibi mekanizmalar ise gönüllülük esası nedeniyle hedeflenen 3,6 milyar dolarlık yıllık kaynağa ulaşmaktan oldukça uzak kaldı.

Bilimsel raporların onaylanması süreci de toplantı boyunca beklenmedik engellerle karşılaştı. Suudi Arabistan ve Rusya gibi ülkelerin, doğanın durumuna dair hazırlanan bilimsel raporların onaylanmasını zorlaştırdığı bildirildi. Fransa Ekolojik Geçiş Bakanı Monique Barbut'un, bilime yönelik bu direnci eleştiren açıklamaları, uluslararası çevre platformlarında yankı buldu. Önümüzdeki ay gerçekleşecek olan COP31 iklim konferansında da benzer finansal ve bürokratik engellerin yaşanabileceği öngörülüyor.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Uluslararası iklim ve doğa anlaşmaları, finansal taahhütlerin kağıt üzerinde kalması ve siyasi iradenin savunma gibi önceliklere kayması nedeniyle ciddi bir güven erozyonu yaşıyor. 2022 yılında belirlenen 30 milyar dolarlık hedef ile bugün toplanan 1 milyar dolar arasındaki uçurum, ülkelerin çevresel hedeflerini ulusal güvenlik önceliklerinin çok gerisine koyduğunu gösteriyor. Özellikle genetik materyaller üzerinden kâr eden şirketlerin gönüllülük esasına bırakılması, sistemin piyasa mekanizmaları karşısında ne kadar zayıf kaldığının en somut örneğidir. Hükümetlerin bir yandan koruma projelerine fon ayırıp diğer yandan trol balıkçılığı gibi doğayı yok eden endüstrileri sübvanse etmesi, verimlilik açısından tam bir paradoks yaratıyor.

AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Dünya
    Endonezya orman yangınları nedeniyle 96 orangutan koruma altına alındı

    Güneydoğu Asya'da süren orman yangınları nedeniyle Endonezya ve komşu ülkelerde okullar tatil edildi. Yetkililer, yaşam alanları yok olan 96 orangutanın güvenli bölgelere taşındığını açıkladı.

    • Batı Kalimantan'da 6 Ağustos'tan bu yana 51 orangutan güvenli alanlara alındı.
    • Bakanlık verilerine göre Kalimantan bölgesinde kurtarılan orangutan sayısı 96'ya ulaştı.
    • Bölgedeki yangınlar El Nino hava olayının yarattığı kuraklıkla hızla yayılıyor.

    Güneydoğu Asya'da uzun süredir etkisini sürdüren orman yangınları, Endonezya başta olmak üzere bölgedeki pek çok ülkeyi yoğun duman altında bıraktı. Tarım arazisi açma amacıyla bitki örtüsünün ateşe verilmesi yangınların çıkış noktasını oluştururken El Nino hava olayı da kuraklığı tetikleyerek alevlerle mücadeleyi zorlaştırıyor. Bölge genelinde yaşanan yoğun hava kirliliği sebebiyle Endonezya, Malezya, Singapur ve Doğu Timor'da eğitime ara verilirken insanlar ile yaban hayvanlarında solunum rahatsızlıklarının çoğaldığı rapor edildi.

    Temmuz ayının sonlarından beri devam eden yangınlar, Borneo orangutanlarının doğal yaşam alanlarını doğrudan tehdit ediyor. İlgili bakanlık verilerine göre, son aylarda Kalimantan bölgesinde kurtarılan hayvan sayısı toplamda 96'ya yükseldi. Batı Kalimantan Koruma Dairesi ile YIARI derneğinin ortak çalışmaları sonucunda 6 Ağustos tarihinden bu yana 51 orangutan güvenli ortamlara yerleştirilerek koruma altına alındı.

    Alevlerin arasından çıkarılan bazı hayvanların vücutlarında yanıklar bulunduğu, ayrıca yetersiz beslenme ve şiddetli kansızlık gibi ciddi sağlık problemleriyle mücadele ettikleri belirlendi. Bu durumdaki canlılar veterinerler gözetiminde yoğun tedavi sürecine alındı. Geçmişte Sumatra ve Borneo adalarında 230 binden fazla olan orangutan nüfusunun günümüzde yaklaşık 104 bine gerilediği biliniyor.

    Süregelen orman yangınları, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalan bu türün geleceği üzerindeki kaygıları artırıyor. Gönüllü kuruluşlar ve yerel birimler, yaban hayatını korumak adına bölgede aralıksız saha çalışmaları yürütüyor. Uzmanlar, doğal habitatların yok olmasının hayvan popülasyonunu doğrudan yok oluşa sürüklediğini vurguluyor.

    AI YORUMU

    Orman yangınlarının doğurduğu ekolojik yıkım, yalnızca bitki örtüsünü değil nesli tükenmekte olan türlerin varlığını da doğrudan tehdit ediyor. Bölgede nüfusun 230 binden 104 bine gerilemiş olması, bu krizin boyutu hakkında açık bir veri sunuyor. Alınan 96 orangutanlık kurtarma sayısı olumlu bir adım olsa da habitat kaybı engellenmediği sürece popülasyon hızla azalmaya devam edecektir.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    Uttarakhand Hükümeti, Helikopter Kazasında 6 Ölümü Onayladı

    Cuma öğleden sonra Badrinath kutsal bölgesinden kalkan bir helikopter, Joshimath yakınlarındaki dağlık alanda iletişimini kaybetti ve düştü. Kazada beş hacı ve pilot hayatını kaybetti, kalan bedenler daha sonra bulundu. Hava koşullarının kötü olduğu belirtiliyor.

    • Helikopter kazasında 6 kişi yaşamını yitirdi, pilot dahil beş hacı öldü
    • Uçuş, Badrinath'dan kalktı; çöküş yeri Joshimath yakınlarındaki Chamoli ilçesi
    • Kaza öncesinde bölgeye turuncu uyarı verildi, şiddetli yağış ve düşük görüş rapor edildi

    Uttarakhand eyaletinde, Badrinath kutsal tapınağından kalkan bir helikopterin çöküşü, bölgedeki turizmi ve güvenliği derin bir endişe içine sürükledi. Çarşamba günü sabahı, eyaletin başbakanı Pushkar Singh Dhami, kazanın Joshimath köyüne yakın bir alanda gerçekleştiğini duyurdu. Olay, yoğun dağlık arazide meydana geldi ve hemen kurtarma ekipleri bölgeye sevk edildi.

    Kaza sonucunda beş hacı ve helikopter pilotu hayatını kaybetti. Yerel sivil havacılık otoritesi, kurtarma ekiplerinin uzun süren arama çalışmaları sonrası tüm ölü bedenleri bulduğunu bildirdi. Helikopterin iletişimi, kalkıştan kısa bir süre sonra kaybolmuş ve uçak, bölgedeki şiddetli yağış ve düşük görüş koşulları altında düşmüş olabilir. Yetkililer, kazanın kesin nedenini henüz açıklamasa da hava raporlarının riskli olduğunu vurguladı.

    Uttarakhand, Himalaya’nın sınırında, Çin ve Nepal’e komşu bir eyalet olarak, yılda milyonlarca hacıyı çeken kutsal bir rota barındırıyor. Badrinath, Char Dham hac yolunun dört başlıktan biri ve sadece kış aylarında kapalı olduğundan, birçok ziyaretçi zorlayıcı dağ geçitlerini aşmak zorunda kalıyor. Son yıllarda helikopter hizmetleri, bu zorlu yolculukları kısaltmak amacıyla popülerlik kazandı, ancak artan kazalar güvenlik tartışmalarını alevlendirdi.

    Bu kazadan önce, Hindistan Meteoroloji Servisi bölgeye turuncu uyarı yayımlamış, fırtına, dolu ve güçlü rüzgarların olası olduğunu bildirmişti. Aynı zamanda, 2025 ve 2022 yıllarında benzer helikopter kazaları yaşanmış, her iki olayda da yedi kişi hayatını kaybetmişti. Bu geçmiş kazalar, sivil havacılık otoritelerinin güvenlik kontrollerini sıkılaştırmasına ve bazı uçuş operasyonlarını kısıtlamasına yol açmıştı.

    Yetkililer, kazının ardından kapsamlı bir soruşturma başlattı ve helikopter hizmeti sunan şirketlerin operasyon prosedürlerini gözden geçireceklerini belirtti. Bölge halkı ve hacılar, bu tür hizmetlerin yeniden güvenli hale gelmesi için daha sık denetim ve hava koşullarının daha titiz takip edilmesi gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar, benzer coğrafi koşullarda hava tahminlerinin ve uçuş izinlerinin sıkılaştırılmasının, gelecekteki kazaları önlemede kritik olduğunu söylüyor.

    AI YORUMU

    Helikopter kazasındaki altı ölüm, bölgedeki hava koşullarının ve güvenlik denetimlerinin yetersizliğine işaret ediyor. Turuncu uyarı ve şiddetli yağış raporları, operatörlerin uçuşu ertelemesi gerektiğini açıkça gösteriyor. Bu durum, özellikle kutsal yolculukları helikoptere bağlayan hacı kitlesini ve yerel turizmi olumsuz etkiliyor. Önceki 2022 ve 2025 kazalarıyla kıyaslandığında, benzer sayıda can kaybı hâlâ yaşanıyor, bu da mevcut önlemlerin yeterli olmadığını ortaya koyuyor.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    Erzurum'daki 45 milyon yıllık Gökkuşağı Tepeleri dronla görüntülendi

    Erzurum'un Oltu ilçesinde bulunan ve milyonlarca yıllık jeolojik geçmişe sahip Gökkuşağı Tepeleri, sonbahar renkleriyle havadan görüntülendi. Bölgedeki bitki örtüsünün sararmasıyla ortaya çıkan manzaralar dron kamerasına yansıdı.

    • Oltu ilçesindeki tepelerin oluşumu yaklaşık 45 milyon yıl öncesine dayanıyor.
    • Sonbahar mevsimiyle birlikte ağaçların ve bitkilerin sararması farklı bir görsel oluşturdu.
    • Dünyadaki benzerlerinden birinin Çin'de bulunduğu ifade edilen tepeler geniş açıyla kaydedildi.

    Erzurum sınırları içerisinde yer alan ve milyonlarca yıllık bir geçmişi barındıran Gökkuşağı Tepeleri, sonbahar mevsiminin gelmesiyle birlikte renk geçişlerini gözler önüne serdi. Oltu ilçesinin coğrafi yapısında konumlanan bu doğal oluşum, yüzeyindeki farklı renk tonlarıyla çevredeki diğer yükseltilerden belirgin şekilde ayrılıyor. Uzun jeolojik süreçler sonucunda bugünkü formunu kazanan alan, ziyaretçilerin ve doğa meraklılarının ilgisini çekiyor.

    Bölgedeki coğrafi formasyonun oluşumunun yaklaşık 45 milyon yıl öncesine uzandığı biliniyor. Yeryüzü şekillerinin kendine has renk çeşitliliği, geniş açılı çekimlerde daha net bir manzara ortaya çıkarıyor. Dünyada benzer örneklerinin Çin gibi farklı coğrafyalarda da görülebildiği ifade edilen bu yapılar, ülkenin dikkat çeken doğal mirasları arasında yer alıyor.

    Mevsim geçişlerinin etkisiyle birlikte tepelerin etrafını saran ağaçlar ve bitki örtüsü sararmaya başladı. Bitki örtüsündeki bu mevsimsel değişim, toprağın kendine özgü renk tonlarıyla birleşerek kartpostallık manzaralar oluşturdu. Sarıya bürünen bitkiler ve tepelerin katmanlı yapısı, bölgenin coğrafi zenginliğini gözler önüne seren kareler ortaya çıkardı.

    Söz konusu doğal güzellik sonbahar renkleriyle birlikte dron kamerasıyla havadan kayıt altına alındı. Ortaya çıkan görüntülerde, katman katman ayrılan renkli yüzeyler ile sararan bitki örtüsünün uyumu net bir şekilde görüldü. Erzurum'un turizm potansiyeline katkı sunan bu alan, her mevsim olduğu gibi sonbaharda da farklı bir estetik sunmaya devam ediyor.

    AI YORUMU

    Milyonlarca yıllık jeolojik mirasların korunması ve turizme kazandırılması, bölgesel kalkınma açısından doğrudan bir fırsat yaratıyor. Oltu'daki Gökkuşağı Tepeleri gibi alanların Çin'deki benzerleri gibi uluslararası ölçekte tanıtılması, yerel ekonomiye ve doğa turizmine uzun vadeli ivme kazandıracaktır. Bölgeye yapılacak altyapı yatırımları sınırlı tutulmazsa, bu tür coğrafi oluşumlar zamanla tahrip olma riskiyle karşı karşıya kalabilir.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    Çorsan ve Çaxlek köylerinde jeotermal arama çalışmalarına karşı nöbet

    Çorsan ve Çaxlek köylerinde bölge halkı, başlatılan jeotermal kaynak arama faaliyetlerine karşı direniş başlattı. Köylüler yaşam alanlarını korumak amacıyla nöbet tutarak projeye tepki gösteriyor.

    • Çorsan ve Çaxlek köylerinde jeotermal arama çalışmalarına karşı köylüler nöbet başlatıldı.
    • Bölge halkı doğal yaşam alanlarını korumak için günlerdir direniş sürdürüyor.
    • Projenin tarım arazilerine ve çevreye zarar vereceği endişesi taşınıyor.

    Türkiye'nin farklı bölgelerinde doğa tahribatına yol açan projeler karşısında yerel halkın tepkileri sürüyor. Bu kapsamda Çorsan ve Çaxlek köylerinde hayata geçirilmek istenen jeotermal kaynak arama çalışmaları köylülerin direnciyle karşılaştı. Yaşam alanlarının zarar göreceğinden endişe eden vatandaşlar alanda nöbet tutma kararı aldı.

    Bölgede başlatılan faaliyetlerin tarım topraklarına, su kaynaklarına ve doğal bitki örtüsüne olumsuz etkileri olacağı belirtiliyor. Köy sakinleri, topraklarını korumak adına günün her saati nöbet tutarak arama çalışmalarının durdurulmasını talep ediyor. Yetkililerden henüz resmi bir açıklama gelmezken köylülerin bekleyişi kararlılıkla devam ediyor.

    Çevre savunucuları ve yerel halk, sondaj ve arama faaliyetlerinin uzun vadede ekosistemi geri dönülmez biçimde bozacağını vurguluyor. Bölgenin tarımsal potansiyelinin zedeleneceğini ifade eden köylüler, haklı mücadelelerinden vazgeçmeyeceklerini dile getiriyor. Nöbet çadırlarında bir araya gelen vatandaşlar dayanışma içinde hareket ediyor.

    Doğal kaynakların korunması amacıyla başlatılan bu eylemler, kırsal bölgelerdeki ekolojik hassasiyetin ne denli yüksek olduğunu bir kez daha gösteriyor. Köy halkı, yaşam alanlarının ticarî çıkarlara kurban edilmemesi için hukuki ve fiili mücadele yollarını deniyor. Sürecin nasıl ilerleyeceği ve yetkililerin atacağı adımlar bölge halkı tarafından yakından izleniyor.

    AI YORUMU

    Yerel halkın kendi topraklarını korumak adına başlattığı bu tür direnişler, çevresel etki değerlendirme süreçlerinin ne kadar şeffaf yürütülmesi gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. Bölge sakinlerinin gösterdiği kararlılık, hak arama özgürlüğünün kırsal kesimdeki en somut yansıması olarak öne çıkıyor. Eğer yerel yönetimler halkın kaygılarını dikkate almazsa benzer protestoların yayılması kaçınılmaz bir senaryo oluşturuyor.

    Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler