PİYASA
Dünya

BM Raportörü Albanese: Batı medyası İsrail'in sorumluluğunu gizliyor

BM Raportörü Albanese: Batı medyası İsrail'in sorumluluğunu gizliyor

Özet

BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, Gazze'deki soykırım sürecinde Batı medyasının İsrail'in sorumluluğunu örtbas ettiğini belirtti. Albanese, İsrail'in gazetecilere yönelik baskılarını ve sansür uygulamalarını detaylandıran yeni raporunu BM Genel Kurulu'na sundu.

Öne çıkanlar

  • İsrail, 2024 yılında 1.600'den fazla makaleyi yasakladı ve 1.100'den fazla sansür uyguladı.
  • Albanese, İsrail'in gazetecilere ve medya kuruluşlarına yönelik baskılarını medyakırım olarak tanımladı.
  • Raportör, Batı medyasının soykırıma karşı çıkmayı antisemitizm ile eş tuttuğunu savundu.

Haberin Detayı

Birleşmiş Milletler Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, New York'taki BM Genel Merkezi'nde gerçekleştirdiği basın toplantısında, Gazze'deki mevcut durumu ve medya üzerindeki baskıları konu alan raporunu kamuoyuna açıkladı. 'Enkaz Altında Hakikat: Soykırım Zamanında Medya' başlıklı bu rapor, İsrail'in bölgedeki gazetecilere ve medya kuruluşlarına yönelik sistematik engelleme çabalarına odaklanıyor.

Albanese, İsrail'in sadece 2024 yılı içerisinde 1.600'den fazla makaleyi yasakladığını, 1.100'den fazlasına ise sansür uyguladığını ifade etti. Bu veriler, günlük ortalama 21 haberin sansürlendiği veya tamamen erişime kapatıldığı anlamına geliyor. Raportör, bu rakamların Orta Doğu'nun tek demokrasisi olduğunu iddia eden bir ülke için oldukça yüksek ve sıra dışı bir rekor olduğunu vurguladı.

Dijital alandaki baskıların yanı sıra İsrail'in yabancı basının bölgeye girişine izin vermediğini hatırlatan Albanese, bu durumun gerçeklerin dünya kamuoyundan saklanmasına yönelik bilinçli bir strateji olduğunu belirtti. Batı medyasının İsrail'in sorumluluğunu gizleme eğiliminde olduğunu öne süren uzman, soykırıma yönelik eleştirilerin sıkça antisemitizmle ilişkilendirildiğini ifade etti. Ayrıca, Filistinli gazetecilerin sahada belgelediği delillerin doğrulanması konusunda Batı medyasından yeterli bir baskı gelmediğini dile getirdi.

ABD'nin kendisine yönelik uyguladığı yaptırımlara da değinen Albanese, bu sürecin BM'ye üye ülkelerin Ayricalıklar ve Dokunulmazlıklar Sözleşmesi'ni ihlal etmesine rağmen sessiz kalmalarıyla sonuçlandığını belirtti. BM üyesi devletlerin, ABD'yi Uluslararası Adalet Divanı'na götürme yetkisi bulunmasına rağmen bu yönde bir adım atmadığını vurguladı. Raportör, görevini maaş almadan, sadece insani ve ahlaki sorumluluk bilinciyle yerine getirdiğini hatırlattı.

Gazze'deki insani krizin boyutlarına dikkat çeken Albanese, 21 binden fazla çocuğun hayatını kaybettiği bir soykırım karşısında sessiz kalmanın kabul edilemez olduğunu ifade etti. BM'nin kendisi gibi görevlileri koruma konusunda daha aktif olamaması durumunu bir utanç kaynağı olarak nitelendirdi. İsrail'in Facebook, Instagram ve TikTok gibi platformlar üzerinden yürüttüğü bilgi savaşının, gerçekleri manipüle etme amacı taşıdığını raporunda detaylandırdı.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Albanese'nin raporu, uluslararası kuruluşların kendi üyeleri üzerindeki yaptırım gücünü kullanamamasının yarattığı boşluğu gözler önüne seriyor. Özellikle 2024 yılındaki binlerce sansür vakası, İsrail'in dijital alanda yürüttüğü kontrol stratejisinin bir yansıması olarak okunmalıdır. ABD'nin raportöre yönelik yaptırımları, BM mekanizmalarının bağımsızlığı konusunda ciddi soru işaretleri doğuruyor. Uluslararası toplum bu sessizliği bozmadığı sürece, veri manipülasyonu ve bilgi savaşı sahadaki gerçekliği gizlemeye devam edecektir.

AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Dünya
    BM raporu İsrail'in Gazze'deki medya saldırılarını medyakırım olarak niteledi

    BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, İsrail'in Gazze'de gazetecileri hedef alan saldırılarını ve medya baskılarını medyakırım olarak tanımladı. Ekim 2023'ten bu yana yaklaşık 300 basın mensubunun hayatını kaybettiği belirtilen raporda, bu uygulamaların soykırımı kolaylaştırdığı vurgulandı.

    • Ekim 2023'ten beri İsrail saldırılarında yaklaşık 300 gazeteci öldürüldü.
    • Gazze'deki iletişim altyapısının yüzde 81'i tamamen yok edildi.
    • İsrail, medya kuruluşlarını hedef alarak çatışmaya dair hakikatin yayılmasını engelliyor.

    Birleşmiş Milletler Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, Gazze'deki çatışmalar sırasında basına yönelik yürütülen sistematik baskıları ele alan yeni raporunu BM Genel Kurulu'na sundu. Enkaz Altında Hakikat: Soykırım Zamanında Medya başlıklı çalışmada, İsrail'in bölgedeki medya çalışanlarını öldürme, yaralama, alıkoyma ve sansürleme gibi yöntemlerle bir halkın sesini bastırdığı ifade edildi. Rapora göre bu saldırılar, sadece savaşın bir parçası değil, aynı zamanda soykırımın önünü açan ve sorumluların hesap vermesini engelleyen bir strateji olarak uygulanıyor.

    Saha verileri, Ekim 2023'ten bu yana süregelen saldırıların boyutlarını ortaya koyuyor. İsrail ordusunun doğrudan hedef aldığı yaklaşık 300 gazeteci yaşamını yitirirken, 400'den fazlası yaralandı. Hayatını kaybedenlerin 70'i görev başında oldukları sırada vuruldu. Sadece gazeteciler değil, aileleri de ağır bedeller ödüyor; raporda toplam 710 gazeteci yakınının öldürüldüğü kaydediliyor. Fatma Hassouna gibi gazetecilerin aileleriyle birlikte yaşamını yitirmesi, saldırıların bireysel değil, geniş bir yıkım planı dahilinde gerçekleştiğini gösteriyor.

    Medya altyapısı da çatışmaların başından beri doğrudan yıkım hedefi oldu. İsrail güçleri, Ekim 2025 itibarıyla haber ajanslarının merkezleri ve yayın kuleleri dahil 150 medya ofisini yerle bir etti. Gazze'deki iletişim kapasitesinin yüzde 81'inin tamamen silindiği, yüzde 12'sinin ise kısmen hasar aldığı belirtiliyor. Bu durum, sahadan dünyaya bilgi akışını neredeyse imkansız kılarken, bölgedeki savaş suçlarının belgelenmesinin önünde ciddi bir engel oluşturuyor.

    Alıkonulan 100'den fazla gazetecinin maruz kaldığı muameleler ise raporun en çarpıcı bölümlerinden birini oluşturuyor. Serbest bırakılan medya mensupları, tutukluluk sürecinde cinsel şiddet, işkence ve yetersiz beslenme gibi ağır insan hakları ihlallerine maruz kaldıklarını dile getiriyor. İsrailli subayların alıkonulanlara yönelik tehditkar söylemleri, gazetecilerin bilinçli olarak tasfiye edilmeye çalışıldığını kanıtlıyor. İsrail ise tüm bu eylemleri, medya çalışanlarını Hamas mensubu olarak damgalayarak meşrulaştırma çabasında.

    Dijital platformlar ve ana akım medya kuruluşları üzerindeki baskı ise uluslararası düzeye taşınmış durumda. Filistin yanlısı içeriklerin engellenmesi için 50 milyon dolar değerinde sözleşmeler yapıldığı ve Project Esther gibi kampanyalarla sansürün kurumsallaştırıldığı belirtiliyor. Yayın kuruluşlarının bölgedeki sivil halkı hedef alan nefret söylemlerini meşrulaştıran yayınları, hakikatin üzerinin örtülmesine yardımcı oluyor. Rapor, devletlerin medya çalışanlarını koruma yükümlülüğünü hatırlatarak, uluslararası kamuoyunu bu yıkıma karşı harekete geçmeye çağırıyor.

    AI YORUMU

    Gazetecilere yönelik bu sistematik saldırılar, küresel haber akışının tamamen kontrol altına alınması ve çatışmanın taraflı bir dille meşrulaştırılması için tasarlanmış durumda. Raporun sunduğu 300 can kaybı verisi, savaşın sadece mühimmatla değil, bilginin yok edilmesiyle de yürütüldüğünü kanıtlıyor. Dijital platformların 50 milyon dolarlık sözleşmelerle bu baskıya ortak edilmesi, sansürün fiziksel sınırları aşıp yazılımsal boyuta taşındığını gösteriyor. Gerçeklerin gizlenmesi, sorumluların cezalandırılmasını engellerken, bölgeden gelen bilgilerin doğruluğuna dair küresel bir güven bunalımı yaratıyor.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    İsrail ordusunun Gazze saldırıları sonucu 4 Filistinli hayatını kaybetti

    İsrail güçlerinin Gazze Şeridi’nin farklı noktalarına düzenlediği hava ve kara saldırıları neticesinde 4 Filistinli yaşamını yitirdi. Bölge genelinde devam eden askeri hareketlilikte 5 sivil daha yaralanırken, Ekim 2023'ten beri süren çatışmalardaki toplam can kaybı 74 bin 561 kişiye ulaştı.

    • İsrail saldırılarında 4 Filistinli yaşamını yitirdi, 5 kişi yaralandı.
    • Ekim 2023'ten beri toplam can kaybı 74 bin 561 kişiye ulaştı.
    • Yaralananlar arasında 6 yaşındaki Tehani Muhammed Said Şelalife de bulunuyor.

    Gazze Şeridi’nde devam eden şiddetli çatışmalar, sivillerin yaşam alanlarını doğrudan etkilemeye devam ediyor. İsrail ordusunun bölgedeki çeşitli noktalara gerçekleştirdiği askeri operasyonlar, gün içerisinde 4 Filistinlinin ölümüyle sonuçlandı. Sağlık birimlerinden aktarılan bilgilere göre, saldırılarda yaralanan 5 kişinin tedavisine yönelik çabalar sürerken, can kayıplarının artması bölgedeki insani durumu daha da ağırlaştırıyor.

    Bölgenin kuzey kesiminde bulunan Cibaliya Mülteci Kampı, saldırıların yoğunlaştığı alanlar arasında yer aldı. El-Hoca Caddesi üzerinde İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu 28 yaşındaki Mahmud Semih el-Herş isimli Filistinli olay yerinde hayatını kaybetti. Aynı bölge civarında farklı saldırılar sonucu 5 sivilin daha yaralanması, yerel sağlık ekiplerinin hastanelerdeki yükünü artırdı.

    Güneydeki Refah kentinde bulunan Mevasi bölgesinde ise durumun vahameti çocuk kurbanlarla öne çıkıyor. El-Alem Kavşağı’nı hedef alan saldırılarda kimliği henüz tespit edilemeyen bir kişinin cenazesine ulaşılırken, 6 yaşındaki Tehani Muhammed Said Şelalife ağır yaralı olarak kaldırıldığı merkezde tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Bu olay, askeri hareketliliğin sivil nüfus içindeki en savunmasız kesimleri nasıl hedef aldığını somutlaştırıyor.

    Gazze kent merkezinde de benzer bir yıkım tablosu yaşanıyor. Es-Sevra Caddesi’ne birkaç gün önce gerçekleştirilen saldırıda ağır yaralanan Ahmed Yasin Buseyso, uzun süredir tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini yumdu. Kent merkezindeki bu tür vakalar, saldırıların sadece anlık değil, uzun vadeli sağlık etkileriyle de sivil yaşamı tehdit ettiğini gösteriyor.

    Ekim 2023 tarihinde tırmanışa geçen ve bölgeyi bir yıkıma sürükleyen çatışmaların bilançosu her geçen gün ağırlaşıyor. Güncel verilere göre toplam can kaybı sayısı 74 bin 561 rakamına yükselmiş durumda. Yaralı sayısı ise 175 bin 759 kişiye ulaşırken, tıbbi malzeme ve hizmete erişimdeki büyük zorluklar, yaralıların hayatta kalma şansını kısıtlıyor.

    Savaşın başladığı günden bu yana Gazze'nin çeşitli bölgelerinde kesintisiz süren operasyonlar, nüfusun yerinden edilmesi ve altyapının kullanılamaz hale gelmesi gibi sorunları tetikliyor. İstatistikler, bölgedeki her bir saldırının sivil hayatlar üzerinde kalıcı ve onarılamaz etkiler bıraktığını kanıtlıyor. Uluslararası gözlemciler, yaralı sayısının 175 bin sınırını aşmasıyla birlikte sağlık sisteminin çöküşe geçtiği konusunda uyarılarını yineliyor.

    AI YORUMU

    Sivil kayıpların 74 bin 561 gibi devasa bir sayıya ulaşması, bölgedeki çatışmaların insani boyutunun artık sürdürülemez bir noktada olduğunu gösteriyor. Bir çocuğun hayatını kaybettiği Mevasi bölgesi gibi yerleşim alanlarındaki operasyonlar, askeri stratejilerin sivil yaşamı göz ardı ettiğini kanıtlıyor. Özellikle 175 bin 759 yaralı sayısı, bölgedeki sağlık altyapısının tamamen işlevsizleştiğinin en somut göstergesidir. Çatışmalar durmadığı sürece bu rakamların artması kaçınılmazdır.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    BM: İsrail ablukası El Halil'de 2 bin kişiyi mahsur bıraktı

    BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri, İsrail'in El Halil'deki operasyonlarının 2 binden fazla Filistinliyi evlerinden ettiğini açıkladı. Türk, uygulanan ablukanın sakinleri tamamen hareketsiz bıraktığını ve orantısız güç kullanımına işaret ettiğini belirtti.

    • 2 binden fazla Filistinli zorla yerinden edildi
    • Abluka sakinleri evlerine hapsediyor
    • Türk, önlemlerin cezalandırıcı olduğunu vurguladı

    Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, Batı Şeria'nın güneyindeki El Halil kentinde yaşanan insanlık dramına dair çarpıcı veriler paylaştı. Türk, İsrail ordusunun 23 Ekim'den bu yana sürdürdüğü operasyonlar sonucunda 2 binin üzerinde Filistinlinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını bildirdi. Bu zorunlu tahliyelerin ardından bölgedeki evlerin ve ticari mülklerin yıkıldığı tespit edildi.

    Türk, yapılan açıklamada İsrail'in uyguladığı ablukanın etkisine dikkat çekti. Sayısız ailenin evlerine ve yakın çevrelerine hapsedildiğini belirten Yüksek Komiser, sakinlerin serbestçe hareket etme haklarının ellerinden alındığını ifade etti. Alınan bu kapsamlı önlemlerin gereksiz ve orantısız güç kullanımına yol açtığına dair ciddi endişeler taşıdığını dile getirdi.

    İsrail hükümetinin üst düzey yetkililerine atıfta bulunan Türk, mevcut durumun bir ceza mekanizması gibi işlediğini savundu. Yetkililerin açıklamalarının, uygulanan önlemlerin korku salmak için tasarlandığını gösterdiğini iddia eden Türk, bu durumun uluslararası hukuk çerçevesinde kabul edilemez olduğunu belirtti. Yerinden edilenlere tazminat ve onarım sağlanması gerektiğinin altını çizdi.

    Olayların fitilini, kentin kuzeybatı girişindeki Ferş el-Heva bölgesinde yaşanan silahlı çatışma ateşledi. 23 Ekim'de İsrail kontrol noktasına yönelik saldırıda 2 asker hayatını kaybetti, 3 asker yaralandı. İsrail ordusu, bu saldırıyı gerçekleştiren 2 Filistinliyi de öldürdüğünü duyurdu.

    Saldırının hemen ardından İsrail ordusu El Halil'de geniş çaplı güvenlik önlemleri başlattı. Kentin giriş ve çıkışlarının kapatılmasıyla günlük yaşam felç oldu. Binlerce kişi evlerinden çıkarılırken, konut ve iş yerleri tahrip edildi. Türk, tüm mahallelerin boşaltılması tehditlerinin etnik temizlik endişelerini artırdığını ve toplu cezalandırmanın hukukun ihlali olduğunu vurguladı.

    BM temsilcisi, yerinden edilenlerin geri dönebilmesi için koşulların oluşturulmasını talep etti. Yasa dışı tahliyeler ve yıkımlar nedeniyle zarar görenlerin tazmin edilmesinin zorunluluğuna işaret etti. Uluslararası toplumun bu ihlallere karşı net bir duruş sergilemesi gerektiği mesajı verildi.

    Gelişmeler, Batı Şeria'daki tansiyonun yüksek seyrini koruduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Sivil halkın yaşadığı bu ağır koşullar, diplomatik çözüm arayışlarını zorlaştırıyor. Bölgedeki insani krizin boyutu, küresel kamuoyunun gündeminde yer almaya devam ediyor.

    AI YORUMU

    2 bin kişinin zorla yerinden edilmesi, olayın yalnızca bir güvenlik tedbiri olmadığını, yapısal bir baskı aracı olarak kullanıldığını gösteriyor. Volker Türk'ün 'cezalandırıcı nitelikte' ifadesi, askeri gerekçenin ötesinde bir niyetin varlığına işaret ediyor. Bu durum, El Halil sakinlerinin temel yaşamsal haklarını doğrudan etkiliyor ve uluslararası hukuk nezdinde ciddi bir ihlal riski doğuruyor. Ablukanın sürmesi halinde insani krizin derinleşmesi ve diplomatik baskının artması kaçınılmaz görünüyor.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    Gazze'de evlilik hazırlığı yapan gencin çadırı İsrail bombasıyla yıkıldı

    Gazze Şeridi'ndeki İsrail saldırılarında evlilik hazırlığı yapan genç bir adamın tüm birikimi yok oldu. Yerel kayıtlara göre Ekim 2023'ten bu yana süren çatışmalardaki toplam can kaybı 74.500'e yaklaştı.

    • Ekim 2023'ten beri süren saldırılarda toplam can kaybı 74.500'e yaklaştı.
    • Mevcut ateşkes sonrasındaki ihlallerde 1.500'den fazla Filistinli yaşamını yitirdi.
    • Evlilik hazırlığındaki genç adam çadırı yıkılmasına rağmen direniş ruhunu sürdürüyor.

    Gazze Şeridi'nde süregelen askeri operasyonlar, bölge sakinlerinin hayata tutunma çabalarını doğrudan hedef alarak yıkıcı sonuçlar doğurmaya devam ediyor. Üç yılı aşkın zamandır devam eden çatışma ortamında evlerini ve ailelerini kaybeden siviller, kısıtlı imkanlarla yeni bir düzen kurmaya çalışırken saldırıların hedefi olmaktan kurtulamıyor. Son olarak evlenmek üzere tüm birikimini harcayıp çadır ve branda tedarik eden genç bir Filistinlinin hazırlıkları, düzenlenen bir bombardıman neticesinde tamamen ortadan kalktı.

    Yerel basın mensupları tarafından kaydedilen görüntülerde, uğradığı yıkıma rağmen yaşama sevincini ve kararlılığını koruyan gencin feryatları dikkat çekti. Uğradığı büyük maddi ve manevi kaybın ardından pes etmeyeceğini dile getiren genç adam, çevresindekilere moral vererek toplumsal direncin sembollerinden biri haline geldi. Yaşadığı onca zorluğa rağmen düğününü mutlaka gerçekleştireceğini belirten gencin bu duruşu, sosyal medya platformlarında binlerce kişi tarafından paylaşılarak geniş yankı uyandırdı.

    Bölgedeki insani kriz, ilan edilen ateşkes süreçlerindeki ihlaller ve sürdürülen nokta operasyonları nedeniyle her geçen gün daha da derinleşiyor. Sağlık kurumları ve resmi makamlar tarafından paylaşılan verilere göre, mevcut ateşkes mutabakatından bu yana gerçekleştirilen saldırılarda 1.500'den fazla kişi hayatını kaybetti, 5.000'i aşkın sivil ise yaralandı. Aynı zaman zarfında yıkılan binaların enkazından çıkarılan cenazelerin sayısı 800 sınırını geride bıraktı.

    Çatışmaların başlangıç tarihi olan Ekim 2023 döneminden bugüne kadar kayda geçen toplam can kaybı bilançosu 74.500 sınırına dayanırken, yaralı sayısının 175.000 rakamının üzerinde seyrettiği rapor ediliyor. Altyapının büyük oranda tahrip olduğu ve barınma imkanlarının kısıtlı hale geldiği bölgede, sivillerin günlük yaşam mücadelesi uluslararası raporlara yansımaya devam ediyor.

    AI YORUMU

    Sürekli devam eden askeri saldırılar, bireysel hayatların en temel kurma çabalarını dahi imkansız hale getiren derin bir insani kriz tablosu yaratıyor. Açıklanan resmi verilere göre 1.500'den fazla kişinin hayatını kaybettiği ateşkes sonrası dönemde, sivillerin barınma ve evlilik gibi en insani adımları bile doğrudan tehdit altında kalıyor. Bölgedeki bu yıkım, özellikle genç nüfusun geleceğe dair umutlarını ve toplumsal bağları hedef alarak günlük yaşamı sürdürülemez bir boyuta taşıyor. Benzer çatışma ortamlarında her yeni hasar, onarılması güç toplumsal yaraların daha da derinleşmesine yol açıyor.

    Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler