İçeriğe geç
PİYASA
Dünya

Avrupa ülkeleri Ukrayna için 3 bin kişilik barış gücü hazırlıyor

Avrupa ülkeleri Ukrayna için 3 bin kişilik barış gücü hazırlıyor

Özet

İngiltere ve Fransa liderliğinde 12 Avrupa ülkesi, Ukrayna'da barışın sağlanması durumunda devreye girecek çok uluslu bir askeri gücü test etmeye hazırlanıyor. Polonya'da gerçekleştirilecek tatbikata yaklaşık 3 bin personel katılırken, görev alacak birimlerin saha operasyonlarına değil, yeniden yapılanma ve güven sağlama sürecine odaklanacağı belirtiliyor.

Öne çıkanlar

  • Polonya'da yapılacak tatbikata 12 Avrupa ülkesinden 2 bin 800 askeri personel katılıyor.
  • Türkiye, Karadeniz'deki mayın temizleme ve ticaret rotalarını açma görevinde liderlik üstleniyor.
  • Batılı yetkililer, oluşturulan bu gücün ön cephede veya saldırı operasyonlarında yer almayacağını vurguluyor.

Haberin Detayı

İngiltere ve Fransa, Ukrayna'da olası bir barış anlaşması sonrası ihtiyaç duyulabilecek güvenlik desteğini sağlamak amacıyla kapsamlı bir askeri tatbikat başlatıyor. Koalicja adı verilen bu çalışma, çok uluslu bir gücün Ukrayna topraklarına nasıl nakledileceğini, korunacağını ve lojistik olarak nasıl besleneceğini test etmeyi amaçlıyor. Kasım ayının ilk yarısında Polonya sınırları içerisinde yürütülecek olan bu büyük ölçekli prova, Avrupa ülkelerinin Ukrayna'nın uzun vadeli istikrarına yönelik sunduğu güvenlik garantilerinin bir parçası olarak görülüyor.

Tatbikat sürecinde toplam 2 bin 800 askeri personel kara, deniz ve hava kuvvetleri bileşenleriyle görev yapacak. İngiltere'nin 300 asker ve iki adet RAF Typhoon savaş uçağıyla destek verdiği görevde, Türk donanmasının denizcilik misyonuna liderlik etmesi bekleniyor. Özellikle Karadeniz'deki deniz mayınlarının temizlenmesi ve ticaret faaliyetlerinin yeniden başlayabilmesi için kritik bir öneme sahip olan bu planlama, bölgedeki ekonomik yaşamın tekrar canlanmasını hedefliyor. Hava kuvvetleri ise Ukrayna semalarının ticari uçuşlara açılması durumunda güvenliğin nasıl sağlanacağını simüle edecek.

Batılı yetkililer, oluşturulacak bu gücün saldırı operasyonlarında rol oynamayacağını, ateşkes izleme veya geleneksel barış gücü görevlerinden farklı bir misyon üstleneceğini ısrarla belirtiyor. Söz konusu birliğin temel amacının Ukrayna ordusunun yeniden yapılandırılmasına teknik destek sunmak ve taraflara güven vermek olduğu ifade ediliyor. Mevcut planlar dahilinde bu gücün NATO komutası altında hareket etmeyeceği ve doğrudan çatışma hatlarında yer almayacağı da gelen bilgiler arasında. Amerika Birleşik Devletleri ise süreçteki tartışmalara dahil olmasına rağmen, bu özel misyona doğrudan askeri katkı sunmuyor.

Rusya yönetimi, Ukrayna topraklarında yabancı birliklerin konuşlandırılmasına karşı sert bir tutum sergiliyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, daha önceki açıklamalarında bu tür yabancı unsurların meşru hedef olarak görüleceğini dile getirmişti. Batılı yetkililer ise olası bir saldırı anında birliklerin nasıl bir angajman kuralı izleyeceğine dair detaylı bilgi paylaşmaktan kaçınıyor; ancak gücün kendisini savunma kapasitesine sahip olacağını vurguluyorlar. İngiltere Savunma Bakanı Wes Streeting, bu tatbikatın sadece kağıt üzerinde kalan bir plan değil, çatışmalar sona erdiğinde devreye girmeye hazır gerçek bir kuvvet olduğunu belirtti.

Sürecin geleceği konusunda ise hala birçok belirsizlik devam ediyor. Uzmanlar, Ukrayna'nın güvenliğini tam anlamıyla garanti altına alabilmek için on binlerce askeri personelin sahada bulunması gerekebileceğini ifade ediyor. Katılımcı ülkelerin vereceği destek miktarı, çatışmaların nasıl sona ereceğine ve ilgili hükümetlerin alacağı siyasi kararlara bağlı olacak. Ayrıca, savaş tecrübesi oldukça yüksek olan Ukrayna ordusuna, Batılı güçlerin hangi noktalarda eğitim verebileceği konusu da netleşmiş değil. Ukraynalı askerlerin şu anda insansız hava aracı teknolojileri konusunda NATO güçlerine eğitim verdiği düşünüldüğünde, bu iş birliğinin nasıl bir formatta gerçekleşeceği merakla bekleniyor.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Ukrayna'nın savaş sonrası güvenlik mimarisi için atılan bu adım, askeri hazırlıktan ziyade siyasi bir irade göstergesi olarak okunmalı. Türkiye'nin Karadeniz'deki mayın temizleme operasyonunda liderlik üstlenmesi, bölgedeki ticaretin yeniden başlaması adına hem lojistik hem de diplomatik bir fırsat yaratıyor. NATO çatısı dışında kurgulanan bu yapı, Rusya'nın olası tepkileri düşünüldüğünde sadece çatışmalar tamamen bittiğinde etkili bir koruma kalkanına dönüşebilir. 3 bin kişilik bir kuvvetin, mevcut cephe hatlarında caydırıcı olması için lojistik kapasitenin şu anki 2 bin 800 kişilik tatbikatın çok ötesine geçmesi şart.

AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Dünya
    Bulgaristan'dan Karadeniz Güvenliği İçin Üçlü İş Birliği Çağrısı

    Bulgaristan, ticari deniz araçlarına yönelen İHA saldırılarındaki artış nedeniyle NATO'dan füze ve hava savunma desteği talep etti. Sofya yönetimi, bölgedeki risklere karşı Türkiye ve Romanya ile ortak bir strateji geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. Bölgede hasar gören bir gemiyi kurtarma operasyonları ise elverişsiz hava şartları yüzünden geçici olarak durduruldu.

    • Bulgaristan, NATO'dan hava devriyesi ve füze savunma sistemleri istedi.
    • Sofya yönetimi Türkiye ve Romanya ile ortak strateji kurulmasını önerdi.
    • Hasar gören Chelsea 3 adlı gemiyi kurtarma çalışmaları ertelendi.

    Karadeniz'de seyreden ticari deniz taşımacılığına yönelik insansız hava aracı saldırılarının sıklık kazanması, kıyısı bulunan ülkeleri yeni güvenlik önlemleri almaya yöneltti. Son olarak Sofya yönetimi, savunma kapasitesini artırmak amacıyla Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün kapısını çaldı ve acil destek talebinde bulundu.

    Bulgar makamları, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile Avrupa Müttefik Yüksek Komutanı Alexus Grynkewich'e resmi başvuruların iletildiğini duyurdu. Komşu ülkenin yetkilileri, özellikle Romanya kara sularında yaşanan olayların kendi ordularını da modernize etme zorunluluğunu ortaya koyduğunu vurguladı.

    Yapılan girişimler kapsamında havadan gözetleme araçları, gelişmiş füze sistemleri, İHA önleyici savunma teknolojileri ve düzenli hava devriyeleri talep edildi. Bu kapsamda Türkiye ve Romanya ile birlikte ortak bir eylem planı oluşturulmasının, bölgesel güvenlik dengesini korumak adına kritik önem taşıdığı ifade edildi.

    Bölgesel risklerin artmasıyla birlikte gözetleme faaliyetlerine ağırlık verildiği ve halihazırda iki keşif sisteminin aktif olarak kullanıldığı bildirildi. Üçüncü bir sistemin ise yıl sonuna kadar operasyonel hale getirilmesinin planlandığı açıklandı.

    Öte yandan, geçtiğimiz günlerde tehlikeyle karşılaşan Chelsea 3 isimli ticari gemi, Lozenets köyü açıklarında demirli tutuluyor. Geminin güvenli bir bölgeye çekilmesi amacıyla başlatılan çalışmaların sert hava koşulları nedeniyle aksadığı, şartların düzelmesinin ardından operasyona kaldığı yerden devam edileceği aktarıldı.

    AI YORUMU

    Karadeniz'deki sivil deniz trafiğini hedef alan bu tür güvenlik tehditleri, bölgesel istikrar açısından ciddi riskler barındırıyor ve kıyıdaş ülkelerin iş birliğini zorunlu kılıyor. Türkiye, Romanya ve Bulgaristan arasında kurulacak olası bir ortak strateji, sadece askeri anlamda değil ticari hatların güvenliği için de caydırıcı bir kalkan oluşturabilir. Gelişmeler, NATO'nun Karadeniz'deki varlığını ve gözetleme faaliyetlerini artırmasına yönelik baskıların önümüzdeki dönemde daha da yükseleceğini gösteriyor.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    ABD, Ukrayna üzerinden Rus gazı sevkiyatını yeniden başlatmayı planlıyor

    ABD yönetimi, kış öncesinde enerji ateşkesi sağlamak amacıyla Rus doğal gazının Ukrayna üzerinden Avrupa'ya taşınmasını önerdi. Söz konusu plan, Avrupa'nın Rus gazı ithalatına yönelik yaptırımlarını aşmayı ve Kremlin'in savaşı finanse etmesini önlemek için geliri üçüncü bir ülkede emanet hesapta tutmayı hedefliyor.

    • ABD, Rus gazının Ukrayna hattı üzerinden Avrupa'ya sevkiyatını yeniden başlatmayı teklif etti.
    • Plan, Rusya'nın gaz gelirlerini savaşı finanse etmemesi için emanet hesapta tutmayı öngörüyor.
    • Avrupa Birliği mevzuatına göre Rus gazı ithalatının 2027 sonuna kadar tamamen durdurulması gerekiyor.

    ABD yönetimi, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sürdüğü kış aylarında enerji arzını güvence altına almak için dikkat çekici bir diplomatik strateji geliştirdi. Wall Street Journal'ın haberine göre, Başkan Donald Trump'ın temsilcileri Jared Kushner ve Steve Witkoff, Eylül ayında Moskova ve Kiev'e giderek Rus doğal gazının Ukrayna boru hatları üzerinden Avrupa'ya tekrar akışını sağlama teklifini sundu. Bu girişim, savaşın enerji piyasalarına olan etkisini azaltmayı amaçlayan kapsamlı bir ateşkes müzakeresinin parçası olarak kurgulandı.

    Önerilen planın temelinde, Sovyet döneminden kalan ve Sibirya'daki Urengoy sahalarını Ukrayna üzerinden Avrupa pazarına bağlayan boru hattı ağının tekrar işletmeye alınması yer alıyor. ABD'li yetkililer, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i ateşkese ikna etmek amacıyla bu enerji rotasının yeniden açılmasını stratejik bir teşvik unsuru olarak masaya koydu. Bu sayede Avrupa'nın kış dönemindeki enerji açığının giderilmesi hedeflenirken, aynı zamanda Rusya'nın Avrupa pazarına geri dönmesine kapı aralanmış oluyor.

    Planın finansal boyutu ise çatışmanın doğasıyla doğrudan bağlantılı bir mekanizma içeriyor. Washington yönetimi, Rusya'nın Avrupa'ya yapacağı gaz satışlarından elde edeceği gelirlerin doğrudan Kremlin'e aktarılması yerine, üçüncü bir ülkede kurulacak bir emanet hesapta tutulmasını önerdi. Bu yöntemle Rusya'nın savaşı finanse etmesinin engellenmesi ve söz konusu kaynakların uzun vadede Ukrayna'nın yeniden inşası gibi alanlarda kullanılması hedefleniyor.

    Avrupa Birliği'nin mevcut enerji politikaları ise bu planın önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor. AB mevzuatı gereği, üye ülkelerin Rus doğal gazı ithalatını 2027 yılının sonuna kadar tamamen sonlandırması yasal bir zorunluluk taşıyor. Halihazırda Avrupa'nın doğal gaz ihtiyacının sadece yüzde 11'i Rusya'dan karşılanırken, bu oran savaş öncesinde yüzde 45 seviyesindeydi. ABD'nin sağladığı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ise şu anda Avrupa tüketiminin yüzde 30'una karşılık geliyor.

    Uzmanlar, Rus gazının sisteme geri dönmesinin Avrupa'daki enerji fiyatlarını dengeleyebileceğini ancak siyasi yaptırımların delinmesi konusunda soru işaretleri yarattığını ifade ediyor. Avrupa ülkeleri, Moskova'ya olan enerji bağımlılığını azaltmak için yıllardır yoğun bir çaba sarf ederken, Ukrayna üzerinden gerçekleşecek bir sevkiyatın hem teknik hem de siyasi açıdan karmaşık bir süreç olduğu vurgulanıyor. ABD'nin sunduğu bu teklifin kabul görüp görmeyeceği, tarafların önümüzdeki aylarda yapacağı ateşkes görüşmelerinin seyrine bağlı olacak.

    AI YORUMU

    Rusya'nın enerji kartını ateşkes masasında bir pazarlık kozu olarak kullanması, Avrupa'nın 2027 hedefleriyle doğrudan çelişiyor. Rus doğal gazının sadece yüzde 11'lik bir paya gerilediği mevcut pazarda, bu planın kabul edilmesi enerji yaptırımlarının etkisini ciddi oranda zayıflatabilir. Gelirlerin emanet hesapta tutulması önerisi, Rusya'nın savaş bütçesini kısmak için mantıklı bir kısıtlama gibi görünse de, uygulamanın şeffaflığı ve Kremlin'in buna rıza gösterip göstermeyeceği belirsizliğini koruyor. Eğer bu süreç devreye girerse, Avrupa enerji piyasasında Rusya'ya olan bağımlılık oranı savaş öncesi dönemle kıyaslanamayacak kadar düşük kalsa da, siyasi yaptırım bloğunda bir gedik açılması kaçınılmaz hale gelebilir.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    Marco Rubio, Türkiye’nin Karadeniz tahıl koridoru önerisini inceliyor

    ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Türkiye'nin Karadeniz'de tahıl sevkiyatını yeniden başlatmaya yönelik sunduğu yeni ateşkes teklifini değerlendirdiklerini açıkladı. Atlanta'daki G20 toplantısında konuşan Rubio, savaşın bir boyutunu çözüme kavuşturmak istediklerini belirtti.

    • ABD, Türkiye'nin 1-2 hafta önce ilettiği tahıl sevkiyatı önerilerini incelemeye devam ediyor.
    • Bakan Rubio, ateşkesin savaşın tamamını bitirmese bile belirli bir boyutu çözeceğini ifade etti.
    • Görüşmelerde tahıl sevkiyatının yanı sıra enerji boyutu ve nükleer riskler de ele alınıyor.

    ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Atlanta'da düzenlenen G20 Dışişleri Bakanları Toplantısı kapsamında gerçekleştirdiği basın açıklamasında, Karadeniz üzerinden yürütülen tahıl sevkiyatı hakkındaki son gelişmelere dair önemli bilgiler paylaştı. Uluslararası toplumun gıda güvenliği konusundaki artan ilgisine değinen Rubio, Türkiye'nin bölgede daha önce sağlanan ancak daha sonra kesintiye uğrayan tahıl anlaşmasına benzer yeni bir ateşkes teklifi sunduğunu ifade etti.

    Bakan Rubio, Türk yetkililer tarafından yaklaşık bir veya iki hafta önce kendilerine iletilen öneri paketini detaylıca incelediklerini belirtti. Bu sürecin savaşın genelini sona erdirmeyeceğini kabul eden Rubio, yine de çatışmaların belirli bir yönüne çözüm getirebilme potansiyeli taşıdığını vurguladı. Söz konusu teklifin özellikle Afrika ülkelerinin gıda ihtiyacını karşılamada oynayacağı rolün hayati önemi üzerinde duruldu.

    Rusya-Ukrayna Savaşı'nın gidişatına dair de değerlendirmelerde bulunan Rubio, ABD'nin her iki tarafla da aktif iletişim kanallarını korumaya çalıştığını dile getirdi. Özellikle Ukrayna ile yoğun bir görüşme trafiği içerisinde olduklarını kaydeden Bakan, Rusya tarafıyla da benzer düzeyde bir iletişimin gerekliliğine işaret etti. Bu noktada Rubio, Rusya'nın sahip olduğu nükleer kapasitenin, jeopolitik risklerin yönetilmesinde göz ardı edilemeyecek bir unsur olduğunu hatırlattı.

    Yeni bir anlaşmanın ne zaman hayata geçirilebileceği konusunda ise oldukça ihtiyatlı bir tutum sergileyen Rubio, kesin bir tarih vermekten kaçındı. Tahıl sevkiyatını güvence altına alacak kısmi bir ateşkesin gerçekleşmesini arzuladıklarını belirten Rubio, bu hedefe ulaşmak için diplomatik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti. Görüşmelerin yalnızca tahıl değil, enerji boyutu gibi diğer karmaşık konuları da kapsadığı bilgisi aktarıldı.

    Çatışmaların tırmanma riski göz önünde bulundurulduğunda, diplomatik kanalların açık tutulmasının çatışma çözümü açısından tek yol olduğu mesajı verildi. Rubio, Rusya'nın nükleer silah stoklarının dünya barışı üzerindeki baskısına dikkat çekerek, bu gerçeğin her türlü müzakere masasında ağırlığını hissettirdiğini belirtti. Taraflar arasındaki mevcut iletişimin, krizin daha büyük bir küresel felakete dönüşmesini engellemek için tek seçenek olduğu vurgulandı.

    AI YORUMU

    ABD'nin Türkiye'nin sunduğu teklifi değerlendirmesi, diplomatik tıkanıklığın aşılması noktasında tek somut ilerleme alanı olarak öne çıkıyor. Rubio'nun nükleer kapasite vurgusu, masadaki pazarlığın sadece lojistik değil, doğrudan güvenlik eksenli olduğunu gösteriyor. Eğer bu teklif kabul edilirse, küresel gıda fiyatlarında beklenen rahatlama sağlanabilir ancak tarafların geçmişteki anlaşmazlıkları göz önüne alındığında, ateşkesin uygulanabilirliği hâlâ kırılgan bir zeminde ilerliyor.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    Avrupa'nın refah düzeni, ABD'nin güvenlik desteğini çekmesiyle sarsılıyor

    Washington yönetiminin Avrupa'dan askeri yükü paylaşmasını istemesi, kıtanın uzun süredir sürdürdüğü refah devletini sorgulatıyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun uyarılarına rağmen, kalkanın kalkması bütçe dengelerini ve toplumsal sözleşmeyi doğrudan tehdit ediyor.

    • ABD, Avrupa'nın savunma yükünü tek başına sırtlamasını istemiyor.
    • Almanya rekor borçlanmaya giderken Hollanda sağlık bütçesinde kesinti yaptı.
    • Fransa'da bütçe açığını frenleme çabaları tahvil faizlerini fırlattı.

    İkinci Dünya Savaşı sonrasında Amerikan askeri şemsiyesi altında şekillenen Avrupa refah devleti, güvenliğin maliyetini büyük ölçüde Washington'a bırakıyordu. Bu düzen yalnızca askeri bir koruma sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda ülkeler arası ilişkilerin kurumlar üzerinden yürüdüğü bir yapının da teminatını oluşturuyordu.

    Rusya-Ukrayna savaşı ve Donald Trump döneminden bu yana artan savunma yükü paylaşımları, mevcut kalkanın güvenilirliğini tartışmaya açtı. ABD'nin desteğini belirli şartlara bağlamaya başlaması, yıllardır sürdürülen konforlu siyasi ve ekonomik dengelerin altındaki zemini hızla kaydırıyor.

    Atina'daki bir konuşmada ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, kıtanın uzun bir uykudan uyanması ve medeniyet özgüvenini geri kazanması gerektiğini savundu. Ancak yaşanan kriz yalnızca bir irade eksikliğinden ibaret olmayıp, dışarıdan sağlanan güvenlik şemsiyesinin çekilmesiyle birlikte iç toplumsal sözleşmenin de çatırdayışını gösteriyor.

    İngiltere'nin geçmişte imperial sorumluluklar ile maliyetler arasında sıkışarak Süveyş'in doğusundan çekilmesi gibi, bugün de Avrupa benzer bir açmazla karşı karşıya bulunuyor. Haziran ayında Pete Hegseth'in Avrupa'daki Amerikan varlığını mercek altına alması ve NATO 3.0 söylemi, yaklaşık 75 yıllık yükün yeniden kıta ülkelerine bırakıldığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

    Hükümetler caydırıcı bir savunma kapasitesi inşa etmek ile refah devletini korumak arasında sıkışmış durumda. Almanya borçlanmaya giderken, Hollanda vergi ve sağlık kesintileriyle savunmaya kaynak yaratıyor, Fransa ise bütçe açığı ve tahvil faizleriyle mücadele ediyor.

    AI YORUMU

    Dış güvenlik maliyetlerinin devlete fatura edilmesi, sosyal harcamalardan feragat edilmesini zorunlu kılıyor. Hollanda'nın sağlık bütçesinden kesinti yapması ve Almanya'nın borçlanmaya gitmesi, bu ekonomik sıkışmışlığın somut göstergeleridir. Vatandaşlar ve dar gelirli kesimler artan vergiler ile kamu hizmetlerindeki daralmalar yüzünden doğrudan etki altında kalıyor. Mevcut konjonktürde savunma harcamaları artırılmazsa caydırıcılık zayıflayacak, artırıldığı takdirde ise refah devleti modeli tamamen sürdürülemez hale gelecektir.

    Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler

    Mekke Anlaşması TBMM Genel Kurulu'na geliyor Gündem

    Mekke Anlaşması TBMM Genel Kurulu'na geliyor

    Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Ortak Savunma Anlaşması'nın onaylanması için hazırlanan kanun teklifi Çarşamba günü TBMM Genel Kurulu'nda ele alınacak. Üç ülkenin askeri ve stratejik iş birliğini derinleştirmeyi hedefleyen süreç, Meclis onayının ardından resmileşecek. Anlaşma, bölgedeki güvenlik mimarisine yönelik somut bir adım olarak kayıtlara geçiyor.

    13 saat önce • 1 dk okuma
    CIA belgeleri Türkiye'nin Soğuk Savaş dönemindeki stratejilerini açığa çıkardı Gündem

    CIA belgeleri Türkiye'nin Soğuk Savaş dönemindeki stratejilerini açığa çıkardı

    Amerika Birleşik Devletleri'nin gizliliğini kaldırdığı CIA raporları, Soğuk Savaş yıllarında Türkiye'nin askeri ve diplomatik planlarına dair çarpıcı detayları ortaya koyuyor. Belgeler, olası bir Yunanistan çatışmasında ordunun yedek parça sorunu yaşayabileceğini ve Ankara'nın Sovyetler Birliği ile silah temini konusundaki arayışlarını gözler önüne seriyor.

    4 gün önce • 1 dk okuma