Almanya ve Fransa, 2035 AB motor yasağını esnetmek için mutabakata vardı
•2 dk okuma
Paylaş
HEkonomi
Fotoğraf: Bloomberg HT
Özet
Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, AB'nin 2035'te yürürlüğe girmesi planlanan içten yanmalı motor yasağını esnetmek üzere bir anlaşma sağladı. Yeni düzenlemeye göre, otomobil üreticileri ortalama emisyonlarını yüzde 90 azaltmaları koşuluyla benzinli ve dizel araç satmaya devam edebilecek. Ayrıca, 2028'den itibaren devlet destekli araç alımları sadece Avrupa menşeli araçları kapsayacak ve batarya üretiminde yerli oranları kademeli olarak artırılacak.
Öne çıkanlar
Almanya ve Fransa, AB'nin 2035 motor yasağını esnetmeyi kabul etti
Emisyonları %90 azaltan üreticiler benzinli/dizel satışına devam edebilecek
2028'den AB menşeli araç ve %70 Avrupa parçalı zorunluluğu getirilecek
Haberin Detayı
Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa Birliği'nin 2035 hedefi olan içten yanmalı motorların tamamen kaldırılmasını yumuşatmak üzere ortak bir strateji geliştirdiklerini açıkladı. İki ülke, AB Komisyonu'nun mevcut tasarılarında doğrudan değişiklik yapılmasını ve otomotiv sektörüne yönelik katı düzenlemelerin hafifletilmesini amaçlıyor. Bu çerçevede, otomobil üreticileri ortalama araç emisyonlarını yüzde 90 azaltmaları durumunda benzinli ve dizel araç satışına devam edebilecek.
Yeni düzenleme, kalan yüzde 10'luk emisyon farkı için öngörülmüş karbon dengeleme zorunluluğunu da ortadan kaldırıyor. Böylece üreticiler, belirlenen ortalama emisyon hedefini karşılamak şartıyla içten yanmalı motorlu araçlarını pazarda tutabilecek. Ayrıca, büyük şirketlerin ticari filolarına yönelik zorunlu elektrikli araç kotaları bağlayıcı olmaktan çıkarılarak ulusal hedeflere dönüştürülecek.
Fransa, uzun süredir savunduğu "Made in EU" politikası kapsamında, 2028'den itibaren devlet destekli araç alımları, kiralama sübvansiyonları ve kamu ihalelerinde yalnızca Avrupa menşeli araçların tercih edilmesini şart koşacak. Bu araçların parçalarının en az yüzde 70'inin Avrupa menşeli olması gerekecek. Birleşik Krallık ise AB'nin ticaret ve yatırım koruma kurallarına uyum sağlaması halinde bu düzenlemeden muaf tutulabilecek.
Tedarik zincirinde Çin'e bağımlılığı azaltma hedefiyle, batarya üretiminde yerli oranları kademeli olarak artırma planı da dahil edildi. 2028-2029 yıllarında batarya hücreleri ve diğer temel bileşenlerin en az yüzde 10'u Avrupa’da üretilecek, 2030-2032 döneminde bu oran yüzde 20'den yüzde 80'e çıkarılacak. Almanya ve Fransa, kamu kaynaklarını Asya ve Amerika'dan ithalata yönlendirmek yerine Avrupa üretimini desteklemek için ortak adımlar atacaklarını belirtti.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Bu anlaşma, AB'nin iklim hedefleriyle otomotiv endüstrisinin rekabet gücünü dengelemeye çalıştığını gösteriyor. Avrupa üreticileri daha uzun bir geçiş süresi elde ederken, tüketiciler de benzinli‑dizel araçları daha uzun süre kullanabilecek. Ancak emisyon hedeflerinin %90'lık kesintiye indirgenmesi, uzun vadede elektrikli araç geçişini yavaşlatabilir; bu yüzden politika yapıcıların dengeyi sürekli izlemeleri kritik.
Kaynak:
Bloomberg HT
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu verilerine göre Türkiye genelinde elektrikli araç şarj hizmeti tüketimi eylül ayında 83 bin 253 megavatsaate düştü. Toplam şarj işlemi sayısı ise 3 milyon 152 bin 733 olarak kayıtlara geçti.
Eylül ayında toplam şarj işlemi sayısı 3 milyon 152 bin 733 oldu.
Şarj hizmeti piyasasındaki elektrik tüketimi 83 bin 253 megavatsaate indi.
Toplam şarj noktası sayısı ülke genelinde 48 bin 971 seviyesine çıktı.
Türkiye'deki elektrikli araç ekosisteminin eylül ayı performansına ilişkin detaylar netleşti. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından paylaşılan aylık rapor, şarj hizmeti piyasasındaki hareketliliğin önceki aya kıyasla yavaşladığını ortaya koydu.
Yaz döneminin son ayında kaydedilen istatistiklere göre, ağustos ayında 97 bin 469 megavatsaat olan toplam elektrik tüketimi eylül ayında yüzde 14,6 oranında bir azalışla 83 bin 253 megavatsaate geriledi. Benzer şekilde, toplam şarj işlem adedi de ağustostaki 3 milyon 527 bin 70 seviyesinden eylülde 3 milyon 152 bin 733 adet seviyesine indi.
Tüketilen elektriğin altyapı türlerine göre dağılımı incelendiğinde, hızlı şarj olarak bilinen DC noktalarının ağırlığı net bir şekilde görüldü. Toplam tüketimin 68 bin 637 megavatsaatlik kısmı DC istasyonlarında gerçekleşirken, alternatif akımlı AC noktalarından 14 bin 617 megavatsaat enerji çekildi.
Altyapıdaki genişleme hızı ise eylül ayında da kesintisiz sürdü. Ülke genelindeki toplam soket sayısı 48 bin 971'e ulaşırken, tescilli elektrikli otomobil ve araç sayısı da 491 bin 492 rakamını gördü. Öte yandan, tüketilen enerjinin önemli bir bölümünün Yenilenebilir Enerji Kaynak Garanti belgeli yeşil şarj istasyonlarından sağlanması çevreci ulaşım açısından öne çıkan bir detay oldu.
İllere ve işletmecilere göre yapılan dağılımda İstanbul tüketim rekorunu elinde tutarken, ağlarda Trugo liderliğini korudu. Saatlik bazda ise en yoğun elektrik çekimi akşamüstü saatlerinde yaşandı.
AI YORUMU
Eylül ayındaki tüketim düşüşü, yaz tatili sezonunun sona ermesiyle birlikte seyahat alışkanlıklarındaki olağan yavaşlamayı yansıtıyor. Ancak 491 bin sınırını aşan toplam araç parkı ve 48 binin üzerindeki soket sayısı, aylık dalgalanmalara rağmen altyapının genişlemeye devam ettiğini gösteriyor. Önümüzdeki aylarda özellikle kış dönemi yaklaşırken tüketim eğilimlerinin nasıl şekilleneceği, şarj ağı yatırımlarının karlılığı açısından belirleyici olacak.
Gelenekselleşen etkinlik, üçüncü yılında hafif ticari segmentteki Master Red EDITION modelini de ürün gamına dahil etti.
Festival İstanbul Hadımköy'de 29 Eylül tarihinde başladı.
İzmit, İzmir, Antalya ve Konya etapları başarıyla tamamlandı.
Master Red EDITION hafif ticari segmenti festivale ilk kez katıldı.
Ticari araç sektörünün öncü markalarından biri olan Renault Trucks, profesyonel sürücüler ve filo yöneticileriyle bir araya gelmeyi sürdürüyor. Üçüncü kez düzenlenen organizasyon, genişletilmiş araç yelpazesi ve yenilikçi aktiviteleriyle farklı şehirleri ziyaret ediyor.
Eylül ayının son günlerinde İstanbul'da start alan etkinlik zinciri; Marmara, Ege ve İç Anadolu bölgelerindeki duraklarıyla rotasını genişletti. Belirtilen illerde gerçekleştirilen buluşmalarda katılımcılar, markanın sunduğu modern teknolojileri yakından inceleme fırsatı yakaladı.
Organizasyonun bu yılki en dikkat çekici yeniliği, hafif ticari segmentin yeni temsilcisi olan Master Red EDITION modelinin festivale dahil edilmesi oldu. Ağır vasıta sınıfındaki T, T High, C, K ve D serilerinin yanına eklenen bu yeni model, farklı operasyonel ihtiyaçlara yanıt veriyor.
Şasi kabin ve panelvan gibi çeşitli versiyonlarıyla öne çıkan Master Red EDITION; lojistik operasyonlardan belediye hizmetlerine kadar geniş bir kullanım alanına hitap ediyor. Ziyaretçiler, ağır ticari araçlardan hafif ticari araçlara kadar uzanan geniş ürün ailesini aynı çatı altında deneyimliyor.
AI YORUMU
Master Red EDITION modelinin festivale dahil edilmesi, markanın sadece ağır vasıta pazarında değil hafif ticari alanda da iddialı bir büyüme hedeflediğini gösteriyor. 16 ton üzeri segmentteki köklü tecrübenin hafif ticari sınıfa aktarılması, lojistik ve dağıtım şirketlerinin operasyonel verimlilik beklentilerini doğrudan etkileyecektir. Şirketlerin farklı segmentlerde tek bir iş ortağından filo çözümü alabilmesi, pazar dinamiklerini yakından takip eden profesyoneller için stratejik bir avantaj sunuyor.
İkinci el otomobil piyasasında yalnızca kilometre sayacına odaklanmak yanlış kararlara yol açabiliyor. Düzenli bakımları yapılmış ve mekanik yapısı sağlam bazı motorlar, yüksek kilometrelerde dahi güvenle tercih edilebiliyor. Otomotiv uzmanları, araç alırken motor kodunun ve bakım geçmişinin titizlikle incelenmesini öneriyor.
Kilometre göstergesi tek başına araç ömrünü belirleyen bir kriter değildir.
Volkswagen 1.9 TDI ve Fiat 1.3 MultiJet gibi motorlar yüksek kilometre dayanımıyla bilinir.
Turbo, enjektör ve triger gibi kritik bileşenlerin kontrolü büyük önem taşır.
Otomobil pazarında araç arayışında olan pek çok kişi, ilk olarak kilometre göstergesindeki rakamlara odaklanma eğilimi gösteriyor. Ancak uzmanlar, yalnızca bu değere bakılarak verilen kararların yanıltıcı olabileceğini vurguluyor. Düzenli olarak bakımları yapılan ve doğru koşullarda kullanılan bazı motor blokları, yüksek kilometreleri geride bırakmalarına rağmen yüksek performans sunmaya devam edebiliyor.
Piyasada sıkça karşılaşılan Volkswagen üretimi 1.9 TDI motorlar, dayanıklılıkları sayesinde adeta efsaneleşmiş durumda. Benzer şekilde, hafif ticari ve binek araçlarda yaygın olarak kullanılan Fiat 1.3 MultiJet ile Renault cephesinin 1.5 dCi üniteleri de ekonomik yakıt tüketimleri ve geniş servis ağları ile öne çıkıyor. Bu motorların tercih edilmesinde, yedek parça bulma kolaylığı ve ustaların mekanik yapıya olan aşinalığı büyük rol oynuyor.
atmosferik motora sahip seçenekler de uzun ömürlü yapılarıyla biliniyor. Toyota modellerinde yer alan 1.6 1ZR-FE ve 1.5 litrelik 1NZ-FE üniteler, turbo barındırmayan sade tasarımlarıyla dikkat çekiyor. Bununla birlikte, bu tür araçlarda geçmişte yaşanan olası hararet durumlarının ve yağ tüketim oranlarının detaylıca tetkik edilmesi gerekiyor.
Performans odaklı yapısıyla bilinen Honda'nın K20 ve K24 serisi motorları ile Volvo'nun beş silindirli 2.4 D5 motorları da bakımlı oldukları sürece uzun soluklu bir kullanım vadediyor. Ancak bu tarz güçlü motorlarda önceki sahiplerinin kullanım alışkanlıkları büyük önem taşıyor. Yüksek devirli kullanımlar veya aksatılan periyodik bakımlar, motor ömrünü doğrudan etkileyen etkenler arasında bulunuyor.
AI YORUMU
İkinci el piyasasındaki bu ezber bozan gerçek, alıcıların strateji değiştirmesini zorunlu kılıyor. Sadece düşük kilometre peşinde koşmak, aslında daha çok yıpranmış ancak manipüle edilmiş araçlarla karşılaşma riskini artırabilir. Bu nedenle, alım sürecinde mekanik ekspertize ve detaylı servis geçmişine odaklanmak en güvenli yolculuğun anahtarıdır.
Fransa ve Almanya öncülüğünde hazırlanan yeni otomotiv uzlaşması, İngiltere'yi kapsam içine alırken Türkiye'yi mevcut tanımın dışında tutuyor. Ankara, Avrupa pazarındaki rekabet gücünü korumak ve olası dezavantajları önlemek amacıyla diplomatik girişimlerini devam ettiriyor. Taslağın yasalaşması için Avrupa Parlamentosu ile üye ülkelerin onayı gerekiyor.
Fransa ve Almanya'nın planı İngiltere'yi kapsama dahil ediyor.
Türkiye'nin Gümrük Birliği statüsü yeni tanımda yer bulmuyor.
Ticaret Bakanlığı temmuz ayında Brüksel'de temaslarda bulunmuştu.
Fransa ile Almanya arasında şekillendirilen otomotiv sektörü uzlaşması, Avrupa kıtasındaki üretim dengelerini yeniden gündeme taşıdı. Hazırlanan taslak metin, kapsamı yirmi yedi Avrupa Birliği üyesi ve iki bin yirmi yılının başından itibaren iç pazar dinamiklerine entegre olan diğer ortaklar üzerinden kurguluyor. Bu çerçeve, Birleşik Krallık yönetiminin yeni sistemin içerisine dahil edilmesine olanak tanırken, Türk otomotiv sektörünü mevcut tanımın uzağında bırakıyor.
İki ülke arasındaki mevcut Gümrük Birliği ortaklığı, söz konusu taslak belgede öngörülen statüyü doğrudan sağlamıyor. Bu durum, Türkiye'nin geniş Avrupa tedarik ağındaki konumunun zedelenmesi riskini beraberinde getirirken, Ankara'nın haklı taleplerinin henüz tam anlamıyla karşılık bulmadığını gösteriyor. Yetkililer, yerli üretim ve yeni yatırımların gelecekte dezavantajlı konuma düşmemesi için diplomatik temasları yoğun bir şekilde sürdürüyor.
Ticaret Bakanlığı yetkilileri, geçtiğimiz temmuz ayında Brüksel'de gerçekleştirilen oturumlarda ülkenin kıtadaki otomotiv ekosisteminin ayrılmaz bir unsuru olduğunu defaatle dile getirmişti. Bakanlık, sadece belirli ülkeleri kayıran bir yapı yerine daha kapsayıcı bir yaklaşımın benimsenmesini talep etmişti. Ancak mevcut taslak, otomobil ihracatını doğrudan yasaklamasa da, gelecekteki devlet destekleri ve teşvik mekanizmalarında Türk üreticilerin dışarıda kalma ihtimalini güçlendiriyor.
Söz konusu "Made in Europe" konsepti, belirli kamu alımları ve sanayi hibelerinde yerli Avrupa üretiminin desteklenmesini hedefliyor. Gümrük Birliği anlaşmasının ticaret yapılmasına imkan tanımasına rağmen, endüstriyel teşviklere aynı şartlarda erişimi garanti etmemesi kritik bir eşik oluşturuyor. Öte yandan plan, yirmi otuz beş yılı hedefleri kapsamında karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik bazı esneklikleri de masaya yatırıyor.
Tüm bu stratejik başlıklar şu an için müzakere masasında tartışılmaya devam ediyor. Ortak metnin resmiyet kazanabilmesi ve yürürlüğe girebilmesi için diğer üye ülkelerin oylaması ve Avrupa Parlamentosu onayı şart koşuluyor. Dolayısıyla Türkiye'nin otomotiv endüstrisindeki geleceği, devam eden bu yasama süreçlerinin ve diplomatik pazarlıkların seyrine göre şekillenecek.
AI YORUMU
Otomotiv sanayi, Türkiye ekonomisinin en büyük ihracat kalemlerinden biri konumundayken, bu tür dışlayıcı tanımlar uzun vadeli yatırımları doğrudan tehdit edebilir. Brüksel yönetimiyle yürütülecek müzakerelerde sadece ticari hacmin değil, tedarik zincirindeki entegrasyonun da masada tutulması hayati önem taşıyor. Eğer süreç Türkiye'nin aleyhine sonuçlanırsa, Avrupalı üreticilerle rekabette maliyet ve teşvik dezavantajları kaçınılmaz hale gelebilir.