Yalnızca seçtiğin başlıklardan bildirim gelir (varsayılan: günde ~10 bildirim).
Genel son dakika
Kapalıyken yalnızca seçtiğin başlıklar gelir. Tüm ayarlar için Profil sayfasına git.
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Gündem
YÖK’ün Öğrenci Affıyla Yatay Geçişte Taban Puanı Düzenlemesi
•1 dk okuma
Paylaş
HGündem
Fotoğraf: AA Güncel
Özet
Yükseköğretim Kurulu, öğrenci affı kapsamında yeniden öğrenime başlama hakkı kazananların yatay geçiş işlemlerinde uygulanacak taban puan esaslarını belirledi. Yeni düzenleme, geçiş yapılacak programın ilk öğrenci aldığı yıllık taban puanı ile ayrılan programın aynı yıl puanının karşılaştırılmasını esas alıyor.
Öne çıkanlar
YÖK’ün yeni kuralı, yatay geçişte ilk öğrenci kaydedilen yılın taban puanını referans alıyor.
Geçiş yapılacak programın taban puanı, ayrılan programın puanından eşit veya yüksek olmalı.
Öğrencilerin 9 Aralık’a kadar başvuru yapması ve 2026‑2027 eğitim öğretim yılında öğrenimlerine başlaması şart.
Haberin Detayı
Yükseköğretim Kurulu (YÖK), öğrenci affı kapsamında yeniden öğrenime başlama hakkı kazananların yatay geçiş başvurularına ilişkin yeni bir düzenleme getirdi. Kural, öğrenci kaydının kesildiği programdan, geçiş yapılmak istenen programın ilk öğrenci aldığı yılın taban puanının kullanılacağını belirtiyor.
Bu düzenleme çerçevesinde, geçiş başvurusu yapılacak programla, ayrılan program aynı puan türünde olmalıdır. Eğer ayrılan programın taban puanı, geçiş yapılacak programın taban puanına eşit veya daha yüksekse başvuru kabul edilebilecek.
Öğrencilerin 9 Ağustos’tan itibaren yürürlüğe giren 7592 sayılı Kanun ile yetkilendirilen yeniden öğrenime başlama hakları da göz önünde bulundurularak, 12 Ağustos’taki usul ve esaslarla birlikte yeni kurallar uygulamaya alındı.
Sonuç olarak, öğrenci affıden yararlananların 9 Aralık’a kadar başvurusu yapması ve 2026‑2027 eğitim öğretim yılında öğrenimlerine başlaması bekleniyor. Bu süreçte YÖK, 18’inci maddeye ek hüküm getirerek tereddütleri ortadan kaldırdı.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
YÖK’ün bu adımı, öğrenci affı kapsamında fırsat eşitliğini güçlendirirken, yatay geçişte de adil bir yaklaşım sergilemesini amaçlıyor. Özellikle taban puanının ilk öğrenci kaydı yılları üzerinden belirlenmesi, sistemdeki belirsizlikleri azaltacak ve öğrenci deneyimini iyileştirecek.
Kaynak:
AA Güncel
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Trump, Hürmüz Boğazı’ndan geçen akaryakıt akımının artığının bu stratejinin bir parçası olduğunu belirtti.
Trump, İran’ın petrol fiyatlarını yükseltmek için sahte saldırılar uydurduğunu iddia etti.
Hürmüz Boğazı’ndan geçen akaryakıt akımının artığının bu stratejinin göstergesi olduğunu öne sürdü.
İran’ın nükleer silaha sahip olamayacağına dair tekrarlı uyarılarda bulundu.
ABD’nin eski başkanı Donald Trump, 3 Kasım Kongre ara seçimleri öncesi yaptığı sosyal medya paylaşımlarıyla Türkiye’de gündeme gelen bir iddianın altını çizdi. Trump, İran’ın petrol fiyatlarını yükseltmek amacıyla sahte saldırılar uydurduğunu öne sürdü.
Trump, bu stratejinin izlenebilir bir göstergesi olduğunu savundu.
Ayrıca, Trump İran’ın nükleer silaha sahip olamayacağını ve 75 bin protestocu öldürdüğünü iddialarını yineledi. Bu açıklamalar, ABD’nin iç politik gündeminde akaryakıt fiyatlarının önemli bir konuyu oluşturmasına rağmen, Washington-Tehran gerilimini ve bölgesel güvenliği doğrudan etkiledi.
Trump’ın bu iddiaları, seçimin yaklaştığı dönemde dış politika tartışmalarını şekillendirecek ve enerji piyasalarındaki belirsizliği artırabilecektir. İddiaların doğruluğu henüz bağımsız kaynaklar tarafından teyit edilmemiş olsa da, bölgesel enerji piyasalarındaki dinamikleri gözlemlemek kritik olacak.
AI YORUMU
Trump’ın açıklamaları, İran’ın enerji politikalarını ve bölgesel güvenliği yeniden gündeme taşıdı. Bu tür iddialar, uluslararası arenada gerilimi artırma potansiyeline sahip; ancak kaynak doğrulaması zorunlu. Ek olarak, akaryakıt fiyatlarının yükselmesiyle ilgili endişeler, ABD’de seçmen davranışlarını etkileyebilir.
Tibet'te Ocak 2025'te gerçekleşen 7 büyüklüğündeki depremin, bölgenin sismik riskleri ve önlemleri konusundaki farkındalığı yeniden gündeme getirdi. Uygun altyapı ve erken uyarı sistemlerinin eksikliği kritik bir sorun olarak öne çıktı.
Ocak 2025'te Tibet'te 7.0 büyüklüğünde büyük bir deprem meydana geldi.
Deprem, bölgedeki eski ve yetersiz sismik altyapıyı gözler önüne serdi.
Yetkililer, erken uyarı sistemlerini geliştirmek ve yapı standartlarını yükseltmek için yeni planlar başlattı.
Ocak 2025'te Tibet'in kuzeybatısında 7.0 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Deprem, hem yerleşim alanlarını hem de dağlık bölgelerdeki alt yapı projelerini etkiledi.
Tibet'in zengin hidrotermal kaynakları ve dağlık coğrafyası, bu tür büyük depremlere karşı doğal olarak hassas bir ortam oluşturuyor. Bireysel ve toplumsal düzeyde alınması gereken önlemler hakkında daha fazla farkındalık yaratıldı.
Yerel yetkililer, deprem sonrası hasar tespit çalışmalarını hızlandırarak ve halkı bilgilendirici seminerler düzenleyerek güvenlik önlemlerini artırıyor. Ayrıca, bölgedeki yeni yapı projelerine sismik dayanıklılık standartları getirilmesi planlanıyor.
Bu olay, Çin hükümetinin Tibet bölgesinde gerçekleştirilen altyapı yatırımlarının yetersizliğini ve acil bir risk yönetimi ihtiyacını bir kez daha gündeme taşıdı. Bölgenin uzun vadeli sismik güvenliğini sağlamak için ulusal ve uluslararası işbirliği gerekliliği vurgulandı.
AI YORUMU
Bu deprem, Tibet'in sismik olarak yüksek risk taşıyan bir bölge olduğunun açık bir göstergesi. Yapı güvenliği, erken uyarı sistemleri ve halk eğitimi konularında acil adımlar atılması gerekiyor. Toplumsal farkındalık arttıkça, gelecekteki felaketlerin etkileri azaltılabilir.
Fransa’da 17 Ekim Sarı Yelekliler protestoları sonrası güvenlik sınırları yükseldi. 24 Ekim’de Paris’teki Louvre, Orsay ve Picasso müzeleri ziyaretçi kabul etmeyecek, bazı şehirlerde kısmi sokağa çıkma yasağı uygulanacak.
17 Ekim’de yaygın gösterilerle artan güvenlik kaygıları
Fransız Kültür Bakanlığı müzelerin geçici kapatılmasını kararlaştırdı
Kısmi sokağa çıkma yasağı, Lille, Lyon, Nice ve Marsilya’da planlanıyor
Fransa’daki Sarı Yelekliler hareketi, hayat pahalılığı ve yüksek akaryakıt fiyatlarına karşı 17 Ekim’de büyük gösterilere ev sahipliği yaptı. Protestolar sırasında 2,500 kişi gözaltına alındı ve 1,000’i aşkın polis, jandarma ile itfaiye görevlisi yaralandı. Şiddet olayları sonucu 3,000’e yakın iş yeri hasar gördü.
Güvenlik endişeleri şiddetle artarken, Fransa Kültür Bakanlığı 24 Ekim’de Paris’teki ikonik Louvre, Orsay ve Picasso müzelerinin ziyaretçi kabul etmeyeceğini duyurdu. Bakanlık, müzakere sırasında ortaya çıkabilecek tehlikeleri ve eserlerin korunmasını gerekçe gösterdi.
Bu karar, Paris dışında Lille, Lyon, Nice ve Marsilya gibi büyük şehirlere de yayıldı. Valilikler, kısmi sokağa çıkma yasakları uygulayarak vatandaşların güvenliğini sağlamayı hedefliyor. Aynı zamanda kültürel kurumların bütününde kapsamlı güvenlik önlemleri alındı.
Hükümetin bu önlemleri, halkın güvenliğini vadederken Sanat ve kültür mirasına da zarar vermemesi amacıyla alındı. Ancak, müzelerin kapanması, turist akışını düşürürken, Paris’in turizm ekonomisine kısa vadede olumsuz etkiler getirebilir.
AI YORUMU
Kültür Bakanlığı’nın acil müze kapanışı, Fransa’nın tarih ve sanat mirasına verdiği önemi bir kez daha ortaya koydu. Ancak bu karar, turist gelirlerini azaltarak şehrin ekonomik dengesini gölgeleyecek gibi görünüyor.
Fransa’da 17 Ekim’de yaşanan Sarı Yelekliler eylemlerinin ardından, hükümet 24 Ekim’de olası yeni eylemlere karşı Paris’in önde gelen müzelerini kapatmaya karar verdi. Louvre, Orsay ve Picasso’nun kapıları ziyaretçilere kapatılacak.
Fransız hükümeti 24 Ekim’de olası eylemlere karşı Louvre, Orsay ve Picasso’nun kapatılmasına karar verdi
Sarı Yelekliler’e karşı güvenlik önlemleri artırıldı, 17 Ekim’de 2,500 kişi gözaltına alındı
Fransa’da 17 Ekim’de yaşanan Sarı Yelekliler eylemleri ardından, 2,500’e yakın kişi gözaltına alınırken, 1000’den fazla polis ve itfaiyeci yaralanmıştı. Gösteriler sırasında yaklaşık 3 bin iş yeri hasar görmüş veya yağmalanmıştı.
Hükümet, bu olayların ardından 24 Ekim’de olası yeni eylemlere karşı Paris’in en önemli kültürel mekanlarını kapatmaya karar verdi. Louvre, Orsay ve Picasso’nun kapıları ziyaretçilere kapatılacak ve çalışanların güvenliği sağlanacak.
Kısmi sokağa çıkma yasakları ise Paris, Lille, Lyon, Nice ve Marsilya gibi şehirlerde uygulanacak. Bu önlemlerle hem vatandaşların hem de eşsiz sanat eserlerinin korunması hedefleniyor.
Emmanuel Macron, sendika dışı tüm eylemleri yasaklayacağını açıklayarak, toplumsal huzursuzluğun kontrol altına alınmasını arzu etti.
AI YORUMU
Bu karar, kültür mirasına duyulan saygıyı ve güvenliği ön planda tutan bir yaklaşımı yansıtıyor. Ancak, müze ziyaretçilerinin mahrum kalması, kültürel etkileşimi kısıtlayarak sosyal adaletsizlik hissi yaratabilir.