İçeriğe geç
PİYASA
Gündem

Türkiye sosyal medyada 15 yaş altına hesap yasağı getirdi

Türkiye sosyal medyada 15 yaş altına hesap yasağı getirdi i

Özet

Yeni düzenleme ile 15 yaşını doldurmamış çocukların sosyal medya hesapları kapatılacak ve yeni hesaplar açamayacak. İlk kayıtta e-Devlet üzerinden yaş doğrulaması zorunlu tutulurken, mevcut hesaplar için 31 Mart 2027'e kadar tanınan süre uygulanacak. 15-17 yaş grubu için ise içerik ve gizlilik kısıtlamaları devreye alındı.

Öne çıkanlar

  • 1 Kasım'da başlayacak yasağın kapsamı 15 yaş altı hesapları kapsıyor
  • Yeni kullanıcılarda e-Devlet üzerinden yaş doğrulaması zorunlu hale geldi
  • Mevcut hesaplar için işlem süresi 31 Mart 2027'ye kadar uzatıldı

Haberin Detayı

Türkiye'de dijital hayatı derinden etkileyecek yeni bir düzenleme, 1 Kasım tarihi itibarıyla resmen yürürlüğe girdi. Sosyal medya platformlarındaki çocuk kullanıcıların korunmasını amaçlayan bu adım, 15 yaşını henüz doldurmamış gençlerin hesap açma hakkını ortadan kaldırıyor. Artık bu yaş grubundaki bireylerin yeni bir sosyal medya profili oluşturması tamamen yasaklı durumdadır.

Düzenleme, yalnızca yeni hesapları değil, mevcut durumu da kapsayan maddeler içeriyor. İlk kez bir platformda hesap açacak olan kullanıcılar, profillerini oluşturmadan önce e-Devlet sistemi üzerinden yaşlarını doğrulamak mecburiyetinde. Bu doğrulama işlemi tamamlanmadan hesap oluşturma butonuna erişim engellenmiş olacak. Sistem, yaş altı bireylerin kimlik bilgileriyle üçüncü partilere hesap açmasını teknolojik olarak engelleyecek.

Mevcut hesap sahipleri için ise sürecin yumuşatıldığı görülüyor. Halihazırda aktif olan 15 yaş altı kullanıcılar, verileri silinmeden önce yaş doğrulamasını tamamlayabilmek için 31 Mart 2027 tarihine kadar ek süre alacak. Bu tarihe kadar gerekli işlemleri yapmayan hesapların platformlar tarafından kapatılması veya erişime kapatılması bekleniyor. Süreç, ailelerin ve kurumların bu çocukları dijital dünyadan güvenli bir şekilde ayırması için bir geçiş aşaması niteliği taşıyor.

15 ile 17 yaş aralığındaki kullanıcılar için ise yasağın aksine denetimli bir kullanım modeli uygulanacak. Bu yaş grubundaki gençlerin hesaplarında gizlilik ayarları varsayılan olarak gizli olacak ve içerik filtrelemeleri sıkılaştırılacak. Platformlar, bu yaş grubu için uygunsuz içeriklere erişimi kısıtlayacak mekanizmaları aktif hale getirmek zorunda. Böylece gençlerin hem mahremiyeti korunacak hem de zararlı materyallerle teması azaltılacak.

Bu yeni dönem, Türk dijital ekosisteminde standartların belirgin biçimde değiştiğini gösteriyor. Sosyal medya devleri, yasal yükümlülükleri yerine getirmek için altyapılarını hızla e-Devlet entegrasyonuna uygun hale getirmek durumunda kalacak. Kullanıcı deneyimi, farklı yaş gruplarına göre daha katmanlı ve kontrollü bir yapıya bürünürken, ailelerin çocuklarının dijital ayak izini takip etme biçimi de bu yeni kurallar çerçevesinde şekillenecek.

Süreç, Türkiye'de sosyal medya kullanımına dair ilk kez bu denli kesin ve yaşa dayalı bir sınırlama getirmesiyle öne çıkıyor. Hukuki çerçeveye uyum sağlamak platformlar için teknik bir zorunluluk haline gelirken, vatandaşların dijital okuryazarlığına da yeni bir boyut kazandırıyor. Önümüzdeki aylarda, doğrulama süreçlerinin teknik detayları ve olası aksaklıklar kamuoyu tarafından yakından izlenecek.

31 Mart 2027 son tarihine kadar olan süreçte, hem kullanıcıların hem de platformların hazırlık dönemini atlatması kritik olacak. Düzenlemenin etkinliği, e-Devlet dönüşümünün akıcılığına ve gençlerin bu yeni kısıtlamaları nasıl algılayacağına bağlı olacak. Dijital güvenliği öne alan bu strateji, Türkiye'de sosyal medya politikasının yönünü belirleyen temel referans noktası olarak kayıtlara geçecek.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Çocukların korunması adına atılan bu adım, platformların e-Devlet altyapısıyla entegrasyonunu zorunlu kılmasıyla teknik bir eşiği de zorluyor. 15 yaş altı için getirilen mutlak yasak, ailelerin denetim yükünü azaltırken 15-17 yaş grubundaki gençlerin içerik erişimini de kısıtlayarak dijital deneyimlerini daraltıyor. 31 Mart 2027 tarihine kadar tanınan süre, mevcut hesapların topluca kısıtlanması riskini bir nebze olsa da erteliyor. Bu kısıtlama, yalnızca Türkiye'de değil, küresel standartların yerel uygulaması açısından da bir örnek teşkil edebilir.

AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Gündem
    Emine Erdoğan, Özbekistan'daki zirvede çocuk haklarına dikkat çekti

    Emine Erdoğan, Semerkant'ta düzenlenen Dünya Zirvesi'nde yaptığı konuşmada savaş bölgelerindeki çocukların sesi olmanın insanlık görevi olduğunu vurguladı. Dijital riskler ve çoklu krizler çağında çocuk refahının yeni kriterlerle ele alınması gerektiğini belirtti.

    • Semerkant'taki Dünya Zirvesi'nde 100'den fazla ülkenin temsilcisi yer aldı.
    • Türkiye'de 15 yaş altı çocukların sosyal medyaya erişimi sınırlandırıldı.
    • Gönül Elçileri Projesi ile 11 binden fazla çocuk koruyucu aile yanında yaşıyor.

    Özbekistan'ın Semerkant şehrinde gerçekleştirilen organizasyonda, medeniyet havzasının ilim birikiminin adil bir dünya kurma gayesinde yol gösterici olacağını ifade etti. Çocukların insanlığın kalbi olduğunu ve meselelerinin her zaman küresel gündemde tutulması gerektiğini dile getirdi.

    Toplumların sürdürülebilir kalkınması ile çocuk refahına yapılan yatırım arasında doğrudan bağ bulunduğunu kaydeden Erdoğan, geleneksel ölçütlerin büyük resmi perdeleyebileceğini belirtti. Okula gitmek veya şiddete uğramamanın yanı sıra iklim krizi, savaşlar ve zorunlu göçler gibi çok boyutlu zorlukların da denkleme katılması gerektiğini aktardı. İklim kaygısı, yapay zeka, dijital şiddet ve dikkat sömürüsü gibi yeni nesil sorunların çocuk refahı tanımını değiştirdiğini kaydetti.

    Türkiye'nin sosyal politikaları zamanın ruhuna uygun biçimde geliştirdiğini vurgulayan Erdoğan, 2025 yılının Aile Yılı ilan edilmesinin ardından 2026-2035 döneminin Aile ve Nüfus 10 Yılı olarak belirlendiğini söyledi. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile çocukların donanımlı bireyler olarak yetiştirildiğini anlattı. Ayrıca Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi kapsamında yaş doğrulama ve ebeveyn denetimi gibi yükümlülüklerin getirildiğini paylaştı.

    UNICEF tarafından örnek gösterilen Gönül Elçileri Projesi sayesinde 11 binden fazla çocuğun koruyucu aile himayesinde yaşadığını belirten Erdoğan, bu sisteme savaş mağduru çocukların da dahil edildiğini kaydetti. Konuşmasının sonunda savaş bölgelerindeki çocukların durumuna dikkat çekerek, silahlı çatışma bölgelerinde yaşanan zorlukların ve okul sirenleri yerine siren sesleriyle karşılaşan çocukların sesinin yükseltilmesi çağrısında bulundu.

    AI YORUMU

    Savaş bölgelerindeki çocukların yaşadığı trajediler ile dijital dünyanın getirdiği yeni riskler, çocuk politikalarının geleneksel yöntemlerle yönetilemeyeceğini açıkça gösteriyor. 100'den fazla ülkenin katıldığı bu tür küresel platformlarda alınan kararların yerel politikalara nasıl yansıyacağı, özellikle 15 yaş altı sosyal medya sınırlaması gibi somut adımların diğer ülkeler için bir model oluşturup oluşturmayacağı önümüzdeki dönemde yakından izlenecek.

    Haberin tam sayfası →

    Gündem
    Emine Erdoğan Semerkant Zirvesinde Savaş Mağduru Çocukları Andı

    Özbekistan'daki Dünya Zirvesi'nde konuşan Emine Erdoğan, savaş bölgelerindeki çocukların sesini duyurmanın insanlık görevi olduğunu vurguladı. Türkiye'nin çocuk koruma politikalarına değinen Erdoğan, dijital riskler ve aile yapısının önemine dikkat çekti.

    • Emine Erdoğan, Semerkant'ta düzenlenen Dünya Zirvesi'nde çocuk refahını ele aldı.
    • Türkiye'de 15 yaş altı çocukların sosyal medyaya erişimi sınırlanarak dijital risklere karşı koruma sağlandı.
    • Gönül Elçileri Projesi ile 11 binden fazla çocuk koruyucu aile yanında yaşama kavuştu.

    Tarihi medeniyet havzasında gerçekleştirilen bu uluslararası buluşmada, çocukların hakları ve geleceği kapsamlı bir şekilde masaya yatırıldı. Biruni, İbn Sina ve İmam Buhari gibi İslam bilginlerinin iz bıraktığı bu coğrafyada bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, çocuk meselelerinin küresel gündemin daima merkezinde tutulması gerektiğini belirtti.

    Çocuk refahının sadece temel ihtiyaçların karşılanmasından ibaret olmadığını ifade eden Emine Erdoğan, geleneksel istatistiklerin iklim krizi ve savaş şartları gibi modern tehditleri göz ardı edebileceğini söyledi. Okula gitmenin veya şiddet görmemenin her zaman nitelikli bir hayat anlamına gelmediğini belirten Erdoğan, çoklu krizler çağında çocukların yapay zeka, dijital şiddet ve iklim kaygısı gibi yepyeni sorunlarla mücadele ettiğini kaydetti. Çocuğun fiziksel, zihinsel ve ruhsal gelişiminin bir bütün olarak ele alınmasının şart olduğunu vurguladı.

    Türkiye'nin çocuk politikalarını zamanın ruhuna uygun biçimde şekillendirdiğini belirten Erdoğan, aile kurumunu korumanın temel ilke kabul edildiğini aktardı. Bu kapsamda 2025 yılının aile yılı ilan edildiğini, 2026-2035 döneminin ise aile ve nüfus on yılı olarak planlandığını ifade etti. Ayrıca Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi ile 15 yaş altı bireylerin sosyal medya erişimine yaş doğrulama ve ebeveyn denetimi gibi sınırlamalar getirildiğini hatırlattı.

    Koruyucu aile sisteminin ülke genelinde yaygınlaştırıldığını belirten Erdoğan, Gönül Elçileri Projesi sayesinde 11 binden fazla çocuğun güvenli aile ortamında büyüdüğünü ifade etti. Bu sisteme savaş mağduru mülteci çocukların da dahil edildiğini belirten Erdoğan, küresel çapta 100'den fazla ülkenin temsilcilerine seslendi. Gazze'deki bir milyondan fazla çocuğun temel haklarına kavuşabilme umuduyla yaşadığını hatırlatarak, silahlı çatışma bölgelerindeki acı tablonun acilen son bulması için çağrıda bulundu.

    AI YORUMU

    Uluslararası platformlarda dile getirilen çocuk hakları vizyonu, kriz bölgelerindeki fiili durumla doğrudan yüzleşmeyi zorunlu kılıyor. Savaş coğrafyalarındaki çocukların yaşadığı trajediler, geleneksel refah endekslerinin ötesinde acil insani müdahaleleri gerektiriyor. Türkiye'nin uyguladığı dijital kısıtlama ve koruyucu aile projeleri somut adımlar olarak öne çıkarken, bu modellerin diğer ülkeler tarafından nasıl uygulanacağı merak konusu. Yerel koruma mekanizmaları ile küresel krizlerin aşılması arasındaki makas daralmadığı sürece, istatistiklerdeki kayıplar artmaya devam edecektir.

    Haberin tam sayfası →

    Gündem
    Mardin Kızıltepe'deki nişan töreninde davetliler birbirine girdi

    Mardin'in Kızıltepe ilçesindeki bir davet salonunda gerçekleşen nişan töreninde, davetliler arasında çıkan tartışma kısa sürede büyüyerek kavgaya dönüştü. Olayın ardından polis ekipleri müdahale ederek ortamı yatıştırdı; arbede anları ise bir vatandaş tarafından cep telefonu kamerasıyla saniye saniye kaydedildi.

    • Mardin Kızıltepe'de bir düğün salonunda nişan töreni sırasında büyük bir kavga çıktı.
    • Tartışmanın sebebi henüz belirlenemezken, tekmeli yumruklu arbede polis müdahalesiyle son buldu.
    • Kavga anları, törene katılan bir davetlinin cep telefonu kamerasıyla kayıt altına alındı.

    Mardin'in Kızıltepe ilçesinde düzenlenen bir nişan töreni, beklenmedik bir şiddet olayına sahne oldu. İlçe merkezinde bulunan Yenikent Mahallesi'ndeki bir davet evinde gerçekleştirilen etkinlikte, davetliler arasında aniden gerginlik yaşanmaya başladı. Henüz net bir gerekçesi öğrenilemeyen tartışma, çok kısa bir süre içerisinde kalabalığın da dahil olmasıyla fiziksel bir çatışmaya dönüştü.

    Eğlence amacıyla bir araya gelen misafirler, bir anda kendilerini tekmeli yumruklu bir kavgada buldu. Salonun içerisinde yaşanan kargaşa nedeniyle davetin düzenlendiği mekanın huzuru bozulurken, diğer misafirler yaşananları şaşkınlıkla izledi. Çevredekilerin durumu fark etmesi üzerine olay yerine emniyet ekipleri çağrılarak, arbedeye müdahale edilmesi istendi.

    Kızıltepe polisi, ihbarı alır almaz olay mahalline intikal ederek kavgayı kontrol altına aldı. Ekiplerin hızlı müdahalesi sayesinde gerginliğin daha da tırmanması engellenirken, tarafların birbirinden şikayetçi olup olmadığına dair resmi bir açıklama henüz yapılmadı. Nişan törenindeki kavga, çevredekilerin cep telefonu kameraları tarafından anbean kayıt altına alınarak sosyal medyada da paylaşıldı.

    Söz konusu görüntülerde, davetlilerin birbirine sert müdahalelerde bulunduğu ve salonun adeta savaş alanına döndüğü net bir şekilde görülüyor. Yetkililer, toplu etkinliklerde yaşanan bu tip kontrolsüz gerginliklerin yaralanmalara yol açabileceği konusunda uyarılarını sürdürüyor. Benzer olayların tekrarlanmaması adına davet salonlarında güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiği hususu da yerel çevrelerde tartışılıyor.

    Olayın, kişisel husumetlerden mi yoksa tören sırasındaki anlık bir anlaşmazlıktan mı kaynaklandığına dair araştırmalar sürüyor. İlçe genelinde sosyal yaşamın parçası olan düğün ve nişan törenleri, genellikle huzur içinde kutlanırken yaşanan bu arbede bölge sakinlerini şaşırttı. Polis ekiplerinin olayla ilgili başlattığı inceleme devam ederken, tarafların ifadelerine başvurulması bekleniyor.

    AI YORUMU

    Toplu davetlerde yaşanan bu tür fiziksel çatışmalar, eğlence ortamlarının güvenlikten yoksun bırakılmasının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Mardin Kızıltepe'deki olayda olduğu gibi, nedenin belirsiz olduğu tartışmaların saniyeler içinde şiddete evrilmesi, katılımcıların güvenliğini doğrudan riske atıyor. Profesyonel güvenlik hizmetinin bulunmadığı mekanlarda, küçük bir kıvılcım dahi büyük bir arbedeyi tetikleyebiliyor. Benzer davetlerde özel güvenlik personeli bulundurulması veya daha sıkı giriş kontrolleri yapılması, bu tür istenmeyen manzaraların yaşanmaması için en somut tedbir olabilir.

    Haberin tam sayfası →

    Gündem
    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 11 bin 72 çocuğa kucak açtı

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, ülke genelinde 9 bin 327 koruyucu ailenin 11 bin 72 çocuğa güvenli bir yuva sağladığını duyurdu. Devlet gözetiminde yürütülen bu sistem, korunma ihtiyacı olan çocukların aile ortamında sağlıklı gelişimlerini desteklemeyi hedefliyor.

    • Türkiye genelinde 9 bin 327 koruyucu aile 11 bin 72 çocuğa bakıyor.
    • 25-65 yaş arası, düzenli geliri olan Türk vatandaşları koruyucu aile olabiliyor.
    • Başvurular Bakanlığın resmi internet sitesi veya e-Devlet kapısı üzerinden gerçekleştiriliyor.

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, koruyucu aile hizmetinin güncel verilerini paylaşarak binlerce çocuğun geleceğine dair önemli bir tablo ortaya koydu. Söz konusu sistem, korunma ihtiyacı bulunan çocukların devlet gözetimi altında, aile ortamında yetişmelerini mümkün kılıyor.

    Koruyucu aileler, çocukların bakım sorumluluğunu üstlenerek onlara sıcak bir yuva sunuyor. Bu süreçte Bakanlık, ailelere profesyonel destek ve denetim mekanizmalarıyla eşlik ederek çocukların sağlıklı gelişimlerini yakından takip ediyor. Devletin şefkat elini hissettirme amacı taşıyan bu model, çocukların sosyal ve duygusal ihtiyaçlarını karşılamada toplumsal bir destek mekanizması işlevi görüyor.

    Hizmet modelinin kapsamı genişletilmeye devam ederken, koruyucu aile olabilmek için gerekli şartlar da net bir şekilde tanımlanmış durumda. Türkiye'de ikamet eden, 25 ile 65 yaş aralığında bulunan ve düzenli bir gelire sahip olan Türk vatandaşları sisteme dahil olabiliyor. Medeni durumun veya çocuk sahibi olup olmamanın belirleyici olmadığı sistemde, en az ilkokul mezunu olma şartı aranıyor.

    Başvuru süreçleri, dijitalleşen kamu hizmetleri sayesinde oldukça erişilebilir bir yapıda ilerliyor. İsteyen vatandaşlar, Bakanlığın resmi web sitesini kullanabildiği gibi e-Devlet kapısı üzerinden de işlemlerini başlatabiliyor. Ayrıca il müdürlükleri, süreç hakkında ayrıntılı bilgi almak isteyen adaylara doğrudan rehberlik hizmeti vererek başvuruların sağlıklı bir şekilde tamamlanmasını sağlıyor.

    Bakanlık, çocukların geleceğini inşa etme noktasında yeni hizmet modelleri geliştirmeye devam edeceğini vurguluyor. Denetim süreçlerinin profesyonel bir yaklaşımla yürütülmesi, çocukların aile ortamındaki huzurlu yaşamlarını korumayı amaçlıyor. Bu sistem, toplumsal dayanışmanın bir örneği olarak korunma altındaki çocukların yarınlara daha güvenle bakmasını sağlıyor.

    AI YORUMU

    Devletin sosyal hizmet politikalarında aile temelli bakımı merkeze alması, kurum bakımı yerine ev ortamını tercih edenler için uzun vadeli kazanımlar sağlıyor. Verilen 11 bin 72 çocuk sayısı, toplumdaki gönüllü aile havuzunun genişlediğini gösterse de bu oranın ihtiyaç sahibi çocukların toplam sayısı ile kıyaslanması gerekiyor. Sistem, profesyonel denetim mekanizmasıyla yönetildiği sürece çocukların sağlıklı bireyler olarak yetişmesi için en verimli yollardan biri olmayı sürdürecektir.

    Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler