Dünya

Türkiye Diyanet Vakfında fon krizi: Üç üst düzey yönetici görevden alındı

Türkiye Diyanet Vakfında fon krizi: Üç üst düzey yönetici görevden alındı Fotoğraf: Odatv

Özet

Türkiye Diyanet Vakfı yöneticileri, Gazze için toplanan bağışların yatırım fonlarında değerlendirildiği iddialarının ardından görevlerinden uzaklaştırıldı. Vakıf bünyesinde başlatılan incelemeler sürerken yöneticilerin maaş ve ek ödemeleri de kamuoyunda tartışma yarattı.

Öne çıkanlar

  • Genel Müdür İzani Turan ve iki yardımcısı görevden alındı.
  • Gazze bağışlarının yatırım fonlarında değerlendirildiği öne sürüldü.
  • Görevden alınan üç yöneticinin vakıftan aldığı toplam ücret 480 bin liraya ulaşıyor.

Haberin Detayı

Türkiye Diyanet Vakfı çatısı altında yürütülen mali işlemler ve bağışların yönlendirilişi son günlerde kamuoyunun odağına yerleşti. Vakıf bünyesinde gerçekleştirilen üst düzey görev değişiklikleri, Gazze yardımlarının yatırım fonlarında değerlendirildiği yönündeki iddiaların hemen ardından geldi. Yaşanan gelişmeler üzerine kurum içinde kapsamlı inceleme başlatıldığı bildirildi.

İddialar arasında, Gazze için toplanan bağışların bir kısmının riskli fonlarda değerlendirildiği ve hatta zararla satılarak başka alanlara kaydırıldığı bilgileri yer aldı.

Görevden almalarla birlikte yöneticilerin elde ettiği gelirler de kamuoyunun dikkatini çekti. İzani Turan'ın emekli maaşının haricinde vakıftan aylık 180 bin lira ücret aldığı, ayrıca lojmanda oturduğu ve çakarlı makam aracı kullandığı öne sürüldü. Yardımcıları Balkan ve Kayacan'ın ise aylık 150'şer bin lira ödeme aldığı iddialar arasında bulunuyor.

Kurum içerisindeki tahkikat devam ederken bağışların güvenliği ve denetimi konusundaki tartışmalar da hız kesmeden sürüyor. Diyanet İşleri Başkanlığı kaynakları, fonlara aktarılan yardımlarla ilgili hukuki sürecin işletilmesi gerektiğini savunuyor. Vakıf yönetiminden ise iddialara ilişkin henüz ayrıntılı ve resmi bir açıklama yapılmadı.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Kamu yararına faaliyet yürüten yardım kuruluşlarında şeffaflık ilkesinin ihlal edilmesi, bağışçılar ile kurum arasındaki güven bağını onarılamaz biçimde zedeler. Yöneticilerin emekli maaşlarının ötesinde aldığı yüksek aylık ücretler ve tahsis edilen imkânlar, denetim mekanizmalarının etkinliğine dair soru işaretlerini artırıyor. Bu tür mali tartışmaların hızlıca hukuki zemin üzerinde aydınlatılmaması, benzer vakıflara yapılacak yardımların miktarını doğrudan düşürebilir.

Kaynak: Odatv Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir. Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Gündem
    • Cumhuriyet

    Türkiye Diyanet Vakfı’nın ihtiyaç sahipleri için topladığı bağışları enflasyondan korumak amacıyla yatırım fonlarında değerlendirmesi tartışma yarattı. Kurumun kendi fetvasına aykırı hamlesi yüzde 48 oranında zararla sonuçlanırken, fonlardaki paranın tamamı henüz kurtarılamadı.

    • Türkiye Diyanet Vakfı bağış fonlarında yüzde 48 zarar etti.
    • Din İşleri Yüksek Kurulu zekat fonlarının nemalandırılmasını yasaklıyordu.
    • Paranın yarısı katılım bankasına aktarılırken diğer yarısı fonda kaldı.

    Türkiye Diyanet Vakfı bünyesinde tutulan yardımların finansal piyasalarda değerlendirilmesi kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Özellikle Filistin ve benzeri acil bölgeler için toplanan bağış ile zekat ödemelerinin değer kaybetmemesi amacıyla tercih edilen yatırım araçları, beklenmeyen bir mali tablo ortaya çıkardı.

    Yaşanan piyasa dalgalanmaları sonrasında Diyanet İşleri Başkanlığı yönetimi müdahalede bulunarak riskli alanlardan çıkış yapılması talimatını verdi. Bu ani tasfiye süreci, yatırımların önemli bir kısmının erimesine ve yaklaşık yüzde 48 oranında net zarar yazılmasına yol açtı.

    Elde edilen sınırlı tutar hızla katılım bankalarına kaydırılırken, toplam meblağın tamamının kurtarılamadığı resmi prosedür engelleri nedeniyle diğer kısmın içeride mahsur kaldığı öğrenildi. Kurum içindeki bazı kaynaklar zararın bulunmadığını savunsa da katılım paylarındaki azalma net bir şekilde görüldü.

    Siyaset kurumundan da tepki çeken olay, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün enflasyona karşı koruma tavsiyesiyle gerekçelendirildi. Ancak bu durum, kurumun kendi bünyesindeki Din İşleri Yüksek Kurulu tarafından daha önce yayımlanan ve zekat mallarının bu şekilde tasarrufa konu edilmesini caiz bulmayan kararıyla çelişti.

    AI YORUMU

    Din İşleri Yüksek Kurulu tarafından mart 2022 tarihinde yayımlanan bağış ve zekat fonu kısıtlamalarına rağmen bu adımın atılması, denetim mekanizmalarındaki çelişkileri gözler önüne seriyor. Yüzde 48 gibi ciddi bir orandaki erime, emaneten toplanan yardımların riskli enstrümanlarda değerlendirilmesinin mahsurlarını açıkça gösteriyor. Önümüzdeki süreçte benzer hayır kurumlarının fon yönetim politikalarını çok daha şeffaf ve kurallara uygun biçimde yürütmesi gerekecek.

    Kaynak: Cumhuriyet Haberin tam sayfası →

    Gündem
    • Sözcü Gündem
    Diyanet Vakfı Yöneticileri Görevden Alındı: Fon Skandalının Yeniden Çarpanları
    Fotoğraf: Sözcü Gündem

    Sözcü'nün açığa çıkardığı fon skandalı sonrası Diyanet Vakfı Genel Müdürü İzani Turan ve yardımcıları Recep Şükrü Balkan ile Fatih Kayacan görevden alındı. Skandal, Gazze bağışlarının vakıf fonuna yönlendirilmesi iddialarını da içeriyor.

    • İzani Turan ve iki yardımcı, Gazze bağışlarının vakıf fonuna yönlendirilmesinden sorumlu bulunarak görevden alındı.
    • Yöneticilerin aylık ücretleri 150‑180 bin lira arasında değişirken, emekli maaşları da aynı dönemde ödeniyordu.
    • Vakfın içinde faaliyet gösteren lojmanda oturan ve çakarlı aracın kullanılması, sorumluluk sorularını derinleştiriyor.

    Sözcü'nün son haberinde gündeme gelen bir fon skandalı, Diyanet Vakfı’nın üst düzey yönetiminde çığlık konduruyor. Tarafların, bu iddiaları ortaya çıkardıklarında “kimseye izah edemeyeceğimizi” belirttikleri vurgulandı.

    İzani Turan’ın aylık 180 bin lira aldığı, Balkan’ın 150 bin lira ve Kayacan’ın da aynı miktarda alındığı rapor edildi. Bu ücretlerin yanı sıra emekli maaşlarının da aynı dönemde ödenip ödenmediği soru işareti oluşturuyor. Vakfın lojmanda oturan bir çalışanının çakarlı bir aracı kullandığı da haberin çarpanını artırdı.

    Sözcü’nün iddialarının ardından, Diyanet İşleri Başkanlığı ve TDV Mütevelli Heyeti Başkanı Safi Arpaguş’un sessiz kalması, kamuoyunun ilgisini daha da yoğunlaştırdı. Yetkililer, “Gazze bağışlarını fona yatıranlardan hukuk önünde hesap sorulmalı” diyerek hukuki sürecin devam edeceğini ifade etti.

    Şu an vakıf içinde incelemelerin sürdüğü bildiriliyor. Yönetimdeki bu değişim, Diyanet Vakfı’nın şeffaflık ve hesap verebilirlik standartlarını yeniden gözden geçirmesi gerektiği mesajını veriyor. Skandal, devlet kurumlarının bağış yönetimindeki denetim eksikliklerini de gündeme taşıyor.

    AI YORUMU

    Bu gelişme, kamu kurumlarının bağış yönetimi ve fon akışı konusundaki şeffaflık eksiklerini gözler önüne seriyor. Yönetimdeki hızlı değişim, kamu güvenini yeniden kazanmak için atılan bir adım olarak değerlendirilebilir. Ancak, hukuki süreçlerin netleşmesi ve ilave açıklamaların yapılması, kamuoyunun endişelerini hafifletmede kritik rol oynayacak.

    Kaynak: Sözcü Gündem Haberin tam sayfası →

    Dünya
    • Milliyet
    Çin'in Tibet bölgesindeki 7 büyüklüğündeki depremde 16 kişi can verdi
    Fotoğraf: Milliyet

    Çin'in Tibet Özerk Bölgesi'nde meydana gelen 7 büyüklüğündeki sarsıntı sonucunda yaşamını yitirenlerin sayısı 16 olarak açıklandı. Yerel yetkililer bölgedeki arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü ve on binlerce kişinin güvenli sahalara alındığını bildirdi.

    • Nagqu şehrine bağlı Baqen ilçesini vuran sarsıntı 7 büyüklüğünde kaydedildi.
    • Bölgede 16 kişi hayatını kaybederken 11'i ağır toplam 65 kişi yaralandı.
    • Afet bölgesine bin adet prefabrik ev ile binlerce çadır ve yardım malzemesi sevk edildi.

    Çin'in Tibet Özerk Bölgesi'nde dün gece saatlerinde meydana gelen şiddetli yer sarsıntısının ardından resmî rakamlar netleşmeye başladı. Yerel saatle 22.33'te kaydedilen 7 büyüklüğündeki depremin yerin 10 kilometre derinliğinde gerçekleştiği bildirildi. Bölge halkında büyük paniğe neden olan sarsıntı sonrasında arama ve yardım ekipleri hızla harekete geçti.

    Yapılan son resmî açıklamalara göre Nagqu şehrinin Baqen ilçesinde yıkım ve hasar meydana geldi. Felaket sonucunda 16 vatandaşımız yaşamını yitirirken, aralarında durumu ağır olan 11 kişinin de bulunduğu 65 kişi hastanelere kaldırıldı. Yetkililer, can kaybının artmaması için enkaz kaldırma operasyonlarının kesintisiz devam ettiğini duyurdu.

    Afetten etkilenen sivillerin güvenliği için geniş çaplı tahliye işlemleri gerçekleştirildi. Açıklanan verilere göre toplam 12 bin 489 kişi tehlikeli bölgeden uzaklaştırılarak güvenli alanlara nakledildi. Barınma ihtiyacını karşılamak amacıyla bölgeye acil olarak bin adet prefabrik konut gönderildi.

    Yaraların sarılması için başlatılan sevkiyatlar kapsamında binlerce çadır da afetzedelere ulaştırıldı. Koordinasyon merkezinden aktarılan bilgilere göre 3 bin 200'den fazla çadır, 2 bin 800 yatak ve yorganın yanı sıra soba ile giysi gibi temel yaşam malzemeleri da ivedilikle dağıtıldı.

    AI YORUMU

    Şiddetli sarsıntıların ardından gelen acil müdahale süreçleri, yerel yönetimlerin kriz anındaki reflekslerini doğrudan test eder. Depremde bildirilen 16 can kaybı ve 65 yaralı verisi, yerleşimin altyapı dayanıklılığının sarsıntı anındaki rolünü açıkça ortaya koyuyor. On binlerce kişinin tahliye edilmesi, barınma ve lojistik desteğin ne denli hızlı organize edilmesi gerektiğini gösteriyor. Eğer bölgeye sevk edilen prefabrik evler ve binlerce çadır zamanında kurulmazsa, çetin hava koşulları süreci daha da zorlaştırabilir.

    Kaynak: Milliyet Haberin tam sayfası →

    Dünya
    • AA Güncel
    Tennessee'deki idam girişiminde damar yırtılması şüphesi incelemeye alındı
    Fotoğraf: AA Güncel

    Tennessee eyaletinde uygulanan idam sırasında mahkumun damarının yırtıldığına dair iddialar resmi incelemeye başlattı. Valiliğin talimatıyla yılın kalan infazları askıya alındı.

    • Mahkum Christa Pike için planlanan infazda damar yolu açma işlemi yaklaşık 50 dakika sürdü.
    • Ekibin içerisindeki görevlilerden biri damarın yırtılmış olabileceğini dile getirdi.
    • Vali Bill Lee olayla ilgili kapsamlı soruşturma başlatılması yönünde talimat verdi.

    ABD'nin Tennessee eyaletinde yaşanan olağanüstü infaz süreci, adalet sistemindeki uygulamaları tartışmaya açtı. Geçtiğimiz aylarda iki doz ölümcül ilaç verilmesine rağmen kalbi durmayan ve hayatta kalan Christa Pike davasında yeni iddialar gündeme geldi. The Guardian gazetesinin avukat açıklamalarına dayandırdığı haberde, infaz ekibinin operasyon sırasında mahkumun damar bütünlüğüne zarar verildiğinden endişe ettiği vurgulandı.

    Mahkumun damar yolunu bulabilmek için görevli sağlık personelinin toplam 10 iğne kullandığı ve sürecin uzun sürdüğü aktarıldı. İfadelere göre, işlemin başlamasından yaklaşık yirmi dakika sonra ekip üyeleri arasında damarın yırtılmış olabileceği yönünde endişeler paylaşıldı. Damar arama faaliyetinin 18.35'ten 19.24 saatine kadar devam ettiği ve bu esnada ekibin kendi arasında kan veya yırtılma ihtimalini konuştuğu iddia edildi.

    Hastanede on gün süren tedavisinin ardından hapishaneye geri gönderilen Pike'ın konuşabildiği ve yürüyebildiği biliniyor. Ancak yaşanan bu ciddi tıbbi aksaklığın mahkumun uzun vadeli sağlığını nasıl etkileyeceği henüz netlik kazanmadı.

    Yaşanan bu aksaklığın ardından Tennessee Valisi Bill Lee durumun titizlikle incelenmesi için talimat çıkardı. Valiliğin aldığı karar doğrultusunda, eyalet genelinde yılın geri kalanına planlanan tüm idam infazları soruşturma tamamlanana kadar durduruldu. Sürecin nasıl ilerleyeceği ve infaz protokollerinin gözden geçirilip geçirilmeyeceği merakla bekleniyor.

    AI YORUMU

    Devlet eliyle uygulanan cezalarda kullanılan tıbbi yöntemlerin güvenilirliği bir kez daha ciddi soru işaretleri doğuruyor. 1995 yılından bu yana mahkum olan Christa Pike vakasında yaşanan yaklaşık elli dakikalık damar arama süreci, infaz protokollerinin ne kadar sorunlu işleyebileceğini net bir şekilde gösteriyor. Bu tür teknik aksaklıklar, yalnızca infaz edilen kişiyi değil, aynı zamanda cezaevi yönetimlerinin denetim mekanizmalarını da doğrudan etkiliyor. Eğer Vali Bill Lee tarafından başlatılan inceleme süreci şeffaf yürütülmezse, benzer skandalların tekrarlanması kaçınılmaz bir senaryo olarak karşımıza çıkacaktır.

    Kaynak: AA Güncel Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler