Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Ekonomi
Türk şirketleri Baltık ülkelerinde ortak üretimle AB engellerini aşıyor
•2 dk okuma
Paylaş
HEkonomi
Fotoğraf: Dünya Gazetesi
Özet
Türkiye ile Baltık ülkeleri arasındaki ticaret hacmi 2 milyar doları geçerken Türk yatırımcılar bölgede ortak üretime yöneliyor. Bu strateji Avrupa Birliği'nin uyguladığı karayolu kotaları ve karbon düzenlemelerini aşmayı hedefliyor. Litvanya ile hedeflenen yeni ticaret seviyesi ise 2 milyar dolar olarak belirlendi.
Öne çıkanlar
Türkiye ve üç Baltık ülkesi arasındaki dış ticaret hacmi 2 milyar doları aştı.
Litvanya ile yapılan 1,1 milyar dolarlık ticaretin 2 milyar dolara çıkarılması hedefleniyor.
Bölgedeki tesisler Türk firmalarına Made in Europe etiketi ve vergi avantajı sağlıyor.
Haberin Detayı
Küresel tedarik zincirlerinin yeniden yapılandığı bu dönemde Baltık coğrafyası Türk yatırımcılar için stratejik bir üretim merkezine dönüşüyor. Litvanya, Letonya ve Estonya; gelişmiş dijital altyapıları, serbest bölge teşvikleri ve nitelikli iş güçleriyle avantaj sağlıyor. Bölge sadece yerel pazarıyla değil, Avrupa Birliği ve İskandinavya pazarlarına doğrudan kapı açmasıyla öne çıkıyor. Türk şirketleri bu pazarlarda sadece ürün satan ihracatçı olmaktan çıkıp yerleşik tesislere odaklanıyor.
Türkiye'nin Vilnius Büyükelçisi Esra Topçu ve Riga Büyükelçisi Ahmet Cemil Miroğlu, bölgedeki iş birliğinin derinleştirilmesi gerektiğine vurgu yapıyor. Avrupa Birliği'nin devreye soktuğu Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve karayolu kotaları, doğrudan ihracatı zorlaştırıyor. Buna karşın Litvanya ve Letonya'da kurulacak ortak üretim, montaj ve depolama tesisleri Türk firmalarına Made in Europe unvanı kazandırıyor. Bu sayede şirketler gümrük ve kota engellerine takılmadan Avrupa pazarlarında kalıcı yer edinebiliyor.
Türkiye ile Litvanya arasındaki ticari ilişkilerde son yıllarda ivme yakalandı. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2022 yılından itibaren 1 milyar dolar seviyesini geride bırakarak geçen yıl 1,1 milyar dolara yükseldi. Çelik sektörünün ana omurgayı oluşturduğu bu ticari bağın, yüksek teknoloji, savunma sanayii, yeşil enerji ve lojistik gibi farklı alanlarla çeşitlendirilmesi hedefleniyor. Karma Ekonomik ve Ticaret Komitesi toplantılarında ise yeni ticaret hedefi 1,5 ile 2 milyar dolar aralığına çıkarıldı.
Litvanya'nın 2027 yılında üstleneceği AB Konsey Dönem Başkanlığı, Türk girişimciler için ilave fırsatlar sunuyor. Bu süreçte ülkede düzenlenecek uluslararası iş forumları ve ticari organizasyonlar Türk markalarının görünürlüğünü artıracak. Düşük emisyonlu ve katma değerli üretim gücünü serbest ekonomi bölgelerine taşıyan firmalar, sıfıra yakın bürokratik engellerle karşılaşarak operasyonlarını hızlandırabilecek. Büyükelçilik ve Ticaret Müşavirliği yetkilileri de bölgeye açılmak isteyen tüm şirketlere rehberlik sağlamaya devam ediyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Türk ihracatçısının Avrupa pazarında tek taraflı mal satma modelini terk edip Baltık hattında montaj ve depolama üssü kurması zorunlu bir dönüşümdür. AB'nin yürürlüğe koyduğu Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve karayolu kotaları, imalatçıların kâr marjını doğrudan eritiyor. Litvanya ile 1,1 milyar dolardan 2 milyar dolara çıkarılması hedeflenen ticaret hacmi, ancak yerinde montaj ve Made in Europe etiketli üretimle sürdürülebilir hale gelebilir. Aksi takdirde Türk sanayicisi yüksek lojistik maliyetleri ve karbon vergileri karşısında pazardaki rekabet avantajını kaybeder.
Kaynak:
Dünya Gazetesi
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Türkiye'nin ocak-eylül döneminde hafif ticari araç, kamyonet ve kamyon dış satımı 5,1 milyar doları geride bıraktı. Söz konusu süreçte toplam 79 farklı bölgeye ihracat gerçekleştirilirken, en fazla sevkiyat yapılan ülke Birleşik Krallık olarak kayıtlara geçti.
Ocak-eylül döneminde hafif ticari araç ve kamyon ihracatı 5 milyar 185 milyon dolara ulaştı.
Dış satım hacminde yüzde 8,3 oranında yıllık artış kaydedildi.
Birleşik Krallık, 1,1 milyar doları aşan payla ilk sırada yer aldı.
Otomotiv sanayisinin genel ihracat rakamları yılın ilk dokuz ayında büyüme ivmesini sürdürürken, segment bazındaki hareketlilik de dikkat topladı. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği tarafından derlenen rakamlara göre, genel sektör dış satımı 31 milyar doların üzerine çıkarken bunun önemli bir bölümünü eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar grubu oluşturdu.
Geçen yılın aynı zarfında 4,7 milyar dolar düzeyinde bulunan kamyon, kamyonet ve hafif ticari araç dış satımı, yüzde 8,3 oranında yükseliş gösterdi. Böylece dokuz aylık periyotta ulaşılan toplam hacim 5 milyar 185 milyon 578 bin dolar seviyesine yerleşti ve toplam otomotiv pastasından yüzde 16,6 pay aldı.
Üretilen ticari araçların gönderildiği coğrafyalar arasında toplamda 79 ülke, özerk ve serbest bölge yer aldı. En çok sevkiyat yapılan pazar konumundaki Birleşik Krallık'a yönelik dış satım, yüzde 12,8 oranında artışla 1 milyar 129 milyon doları aştı ve dokuz aylık toplamın neredeyse yüzde 22'sini oluşturdu.
Sıralamada Birleşik Krallık'ı sırasıyla 861 milyon dolarla Almanya ve 595 milyon dolarla Fransa takip etti. Öte yandan Hollanda pazarına yapılan sevkiyatlarda yaşanan çok yüksek oranlı artış, pazar çeşitliliğindeki hareketliliği açıkça gösteren detaylar arasında yer aldı.
AI YORUMU
Otomotiv endüstrisindeki bu büyüme, küresel pazardaki daralma risklerine rağmen Türk üreticilerin lojistik ve üretim gücünü koruduğunu gösteriyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Almanya gibi büyük ekonomilerin talebini artırması, sanayi yatırımlarının karşılığını bulduğunun somut bir kanıtı niteliğinde. Önümüzdeki dönemde Avrupa pazarındaki emisyon normları ve tedarik zinciri maliyetleri, bu ivmenin sürdürülebilirliği açısından belirleyici unsurlar olacak.
Vietnam ile İsviçre, Norveç, İzlanda ve Lihtenştayn'dan oluşan Avrupa Serbest Ticaret Birliği (EFTA) arasında serbest ticaret anlaşması resmi olarak imzalandı. Anlaşmanın iki taraf arasındaki ticari akışı büyütürken teknoloji transferini ve ortak inovasyon girişimlerini hızlandırması amaçlanıyor. Hanoi'deki imza töreniyle yürürlüğe giden yolda resmi süreç tamamlandı.
VEFTA anlaşması 18 Ekim 2026 sabahı Hanoi'de resmi törenle imzalandı.
İki taraf arasındaki ticaret hacmi 2025 verilerine göre 4,8 milyar euroyu buluyor.
Vietnam'ın EFTA ülkeleriyle olan ticaretinde 2,5 milyar euroluk fazlası bulunuyor.
Hanoi'de düzenlenen resmi imza töreninde Vietnam Genel Sekreteri ve Cumhurbaşkanı To Lam ile Sanayi ve Ticaret Bakanı Le Manh Hung hazır bulundu. İsviçre, Norveç, İzlanda ve Lihtenştayn temsilcilerinin katılımıyla sonuçlandırılan Vietnam-EFTA Serbest Ticaret Anlaşması (VEFTA), Güneydoğu Asya ülkesinin Avrupa pazarlarıyla olan bağlarını yeni bir aşamaya taşıdı.
Tony Blair Küresel Değişim Enstitüsü bünyesinde çalışmalar yürüten Dr. Nguyen Minh Khoi, mutabakatın sadece gümrük tarifelerini düşürmekle kalmayıp teknoloji ve uzmanlık gerektiren sektörlerde ortaklık kapılarını aralayacağını bildirdi. İki taraf arasındaki ticaret hacmi 4,8 milyar euro seviyesine ulaşırken Vietnam bu dengede 2,5 milyar euro civarında dış ticaret fazlası veriyor.
Khoi, ihracatçıların yalnızca vergi muafiyetlerine güvenmemesi gerektiğini ve İsviçre veya Norveç gibi yüksek gelirli pazarlarda başarı sağlamak için yerel tüketici tercihlerinin derinlemesine incelenmesinin şart olduğunu belirtti. Bir Avrupa Birliği ülkesinde talep gören bir ürünün, alım gücü ve kalite beklentisi daha farklı olan EFTA coğrafyasında doğrudan karşılık bulamayabileceği hatırlatıldı.
EFTA bloğundaki alıcıların şeffaflık, ürün standartlarına uyum ve güvenilir tedarik süreçlerine odaklandığı ifade edildi. Anlaşmanın getireceği getirilerin reel ticarete yansıması için Vietnamlı üreticilerin yalnızca mal göndermek yerine uzun vadeli iş ortaklıkları kurması ve yerel yönetimlerin pazar analiz desteği sağlaması bekleniyor.
AI YORUMU
Vietnam'ın EFTA ülkelerine karşı elde ettiği 2,5 milyar euroluk dış ticaret fazlası, yeni gümrük indirimleriyle beraber yerel üreticilerin rehavete kapılmaması gerektiğini gösteriyor. Zira Norveç ve İsviçre gibi yüksek standartlı pazarlar yalnızca ucuz iş gücüne değil, doğrudan teknik uyum ve sürdürülebilir kaliteye bakıyor. Hanoi yönetiminin işletmelere salt vergi mevzuatı anlatmak yerine doğrudan pazar analiz ve teknoloji ortaklığı desteği vermesi, anlaşmanın sahadaki asıl sınavı olacak.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, son yirmi üç yılda tekstil ve hazır giyim sektöründe yaklaşık 1 milyon istihdamın önünün açıldığını ve 540 bin çalışanın korunduğunu bildirdi. İstanbul'daki İhkib İnovasyon ve Tasarım Merkezi'nin açılışında konuşan bakanlık yetkilileri, sağlanan finansal ve kurumsal desteklerin üretim süreçlerini dönüştürdüğünü vurguladı.
Son yirmi üç yılda 1,7 trilyon liralık tekstil ve hazır giyim yatırımı yapıldı.
Sektördeki 11 bin 530 işletmeye toplam 10,8 milyar lira destek aktarıldı.
Avrupa Birliği fonlarıyla desteklenen 4 projenin toplam bütçesi 28,5 milyon avro oldu.
Türkiye'nin küresel ticaret ağındaki gücünü pekiştiren tekstil ve hazır giyim sektörü, kamu destekleriyle üretim kapasitesini artırmaya devam ediyor. İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği İnovasyon ve Tasarım Merkezi Açılış Töreni'nde konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, ülkenin üretim altyapısının uluslararası alandaki konumuna dikkat çekti. Çin ile Orta Avrupa arasındaki geniş coğrafyada ürün çeşitliliği bakımından en üst sıralarda yer alan Türkiye, küresel değer zincirlerinin ayrılmaz bir halkası konumunda bulunuyor.
Son yirmi üç yıllık süreçte yatırım teşvikleri vasıtasıyla tekstil alanında 1,7 trilyon liralık sermaye akışının sağlandığı ve yaklaşık 1 milyon kişilik yeni istihdam kapasitesi yaratıldığı ifade edildi. Kalkınma ajanslarının destek programları aracılığıyla 634 projeye 3,8 milyar lira kaynak aktarılırken, 11 bin 530 işletmeye de toplam 10,8 milyar liralık finansal yardım ulaştırıldı. Bu destek mekanizmaları sayesinde 540 bin mevcut istihdam korunurken ilave 29 bin 300 kişilik ek istihdam alanı açıldı.
Yerel Kalkınma Hamlesi Programı kapsamında İstanbul, Antalya, İzmir, Mardin ve Nevşehir illerinde kreatif endüstriler odaklı yeni yatırımların hazırlandığı aktarıldı. Değerlendirme safhasında bulunan 27 projenin 18,4 milyar liralık yatırım hacmi ve bin 137 kişilik ek istihdam getirmesi öngörülüyor. Ayrıca teknoparklarda faaliyet gösteren 69 firma ile 76 Ar-Ge ve 60 tasarım merkezi, özgün ürün geliştirme faaliyetlerine katkı sunmayı sürdürüyor.
Açılışı yapılan İhkib İnovasyon ve Tasarım Merkezi, Rekabetçi Sektörler Programı çerçevesinde hayata geçirilen dijital dönüşüm projelerini tek çatı altında topluyor. Dijital Dönüşüm Merkezi ve İstanbul Moda Akademisi gibi birimler, tasarımcıların ve işletmelerin çağın gereksinimlerine uyum sağlamasına rehberlik ediyor. İhkib Akademi ise sürekli mesleki eğitim programlarıyla sektörün nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılıyor.
Sürdürülebilirlik odaklı çalışmalar kapsamında kasım ayında devreye alınan 7 milyon avro bütçeli proje, karbon ayak izinin azaltılmasını ve sera gazı emisyonlarının düşürülmesini hedefliyor. Lojistik ve kimya alanlarındaki paydaşlarla ortak yürütülen bu çalışmalar, üreticilerin Avrupa Birliği pazarındaki çevresel standartlara uyum sağlamasını kolaylaştırıyor.
AI YORUMU
On milyarlarca liralık kamu ve fon desteğinin doğrudan 11 binin üzerindeki firmaya ulaşması, geleneksel imalat kollarının dijitalleşme ve yeşil mutabakat süreçlerine ayak uydurabilmesi açısından hayati bir eşiktir. Açıklanan 540 bin kişilik korunan istihdam verisi, daralma riski barındıran küresel pazarlarda yerli üreticinin rekabet gücünü muhafaza ettiğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde karbon ayak izi düzenlemelerine uyum sağlayabilen işletmelerin, ihracat pazarındaki paylarını koruyarak avantaj elde etmesi bekleniyor.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nden gerçekleştirilen hububat ve gıda mamulleri dış satımı ocak-eylül döneminde geçen yılın aynı zamanına göre artış gösterdi. Toplam hacim 2,75 milyar doları aşarken, bölge Türkiye genelindeki sektörel liderliğini sürdürdü. En fazla gelir ayçiçek yağı ve makarna satışlarından elde edildi.
Ocak-eylül döneminde ihracat yüzde 5,6 artarak 2 milyar 753 milyon dolara ulaştı.
Türkiye'nin sektörel dış satımında bölgenin payı yüzde 30,9 olarak gerçekleşti.
En çok gelir 563 milyon dolarla ayçiçek yağı ve 502 milyon dolarla makarnadan sağlandı.
Türkiye'nin önemli tarım ve gıda üretim merkezlerinden biri olan Güneydoğu Anadolu, yılın dokuz aylık bilançosunda dış ticaret başarısıyla dikkat çekti. Bölgeden yapılan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve bu ürünlerin mamulleri sevkiyatı istikrarlı bir ivme yakaladı. Açıklanan veriler, küresel ölçekteki dalgalanmalara rağmen üreticilerin ve ihracatçıların pazar payını korumayı başardığını ortaya koydu.
Gerçekleşen sevkiyatların miktar bazındaki artışı yüzde 3,7 civarında kalırken, elde edilen gelirdeki artışın yüzde 5,6 oranında gerçekleşmesi dikkat çekti. Bu dönemde dış pazarlara sevk edilen toplam ürün miktarı 3 milyon tonu geride bıraktı. Ürün bazında incelendiğinde, gelir tablosunun zirvesinde ayçiçek yağı yer aldı ve bu kalemde önemli bir dış ticaret geliri elde edildi.
Ayçiçek yağını, sağladığı döviz girdisiyle makarna takip etti. Bölgeden gönderilen makarna miktarı ve bu kalemin getirdiği finansal büyüklük sektörel çeşitliliğin önemini gösterdi. Ayrıca buğday unu da hatırı sayılır miktarlarda dış pazarlara ulaştırılarak toplam hacme katkı sunan ana kalemler arasında konumlandı.
Coğrafi olarak bölgenin en büyük alıcısı konumundaki Orta Doğu ülkeleri ilk sıradaki yerini korurken, Afrika pazarı da ihracatçılar için kritik bir üs olmayı sürdürdü. İki bölgeye yapılan milyarlarca dolarlık satış, dış ticaret dengesinin oturmuş pazarlar üzerinden yürüdüğünü gösterdi. Sektör temsilcileri, özellikle Afrika pazarındaki döviz dinamiklerinin ve alım gücü değişimlerinin tüketici tercihlerini doğrudan etkilediğini vurguladı.
Birlik yönetimi tarafından yapılan değerlendirmelerde, yalnızca hacim odaklı büyümenin yeterli olmadığına dikkat çekildi. Bölgesel krizlerin ve ekonomik hassasiyetlerin un ve bitkisel yağ gibi temel gıda maddelerine olan talebi artırdığı, buna karşın ambalajlı ve katma değerli ürünlerde daha temkinli bir alım eğiliminin hakim olduğu ifade edildi.
AI YORUMU
Küresel pazarlardaki daralma ve bölgesel gerilimlere rağmen bu rakamların yakalanması Türk gıda sektörünün esnekliğini gösteriyor. Ancak katma değerli ürün payının artırılması, sadece ham veya yarı mamul sevkiyatına bağımlılığın azaltılması açısından hayati önem taşıyor. Önümüzdeki dönemde lojistik maliyetler ve hedef pazarlardaki döviz likiditesi, ihracatın seyrini belirleyecek ana unsurlar olmaya devam edecek.