Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Gündem
Ticaret Bakanlığı taşınmaz satışları için yeni dönemi duyurdu
•1 dk okuma
Paylaş
HGündem
iFotoğraf: Pirhayati · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons
Özet
Ticaret Bakanlığı taşınmaz satışlarında dolandırıcılık riskini azaltmayı amaçlayan yeni bir uygulamayı devreye sokuyor. Daha önce iki kez ertelenen Güvenli Ödeme Sistemi'nin zorunlu başlangıç tarihi 1 Aralık olarak netleşti.
Öne çıkanlar
Güvenli Ödeme Sistemi 1 Aralık tarihinde zorunlu olarak uygulanmaya başlanacak.
Yeni düzenleme ile tapu devri ve para transferi eş zamanlı olarak yapılacak.
Uygulama kapsamında bir entegratör kurum yetkilendirilerek süreç denetlenecek.
Haberin Detayı
Türkiye genelinde ev, arsa gibi taşınmaz mülklerin el değiştirmesi sırasında finansal güvenlik seviyesini artıracak adımlar atılıyor. Ticaret Bakanlığı yürüttüğü teknik çalışmaların ardından mülk alım satım işlemlerinde devreye girecek olan sistemin takvimini netleştirdi. Alınan yeni kararla birlikte alıcı ve satıcılar arasındaki para akışının daha güvenli kanallardan geçmesi sağlanacak.
Daha önceden temmuz ayı için planlanan ancak hazırlık süreçlerinin uzaması sebebiyle önce ekim ayına ertelenen proje, en son yapılan değerlendirmeler sonucunda aralık ayına taşındı. Bakanlık yetkilileri bu süreçte Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile finans kuruluşları arasındaki dijital altyapının kusursuz çalışması için mesai harcıyor.
Yürürlüğe girecek yeni model sayesinde tapu müdürlüklerindeki devir işlemleri ile bankalardaki para transferleri aynı anda tamamlanacak. Nakit, havale veya EFT yoluyla yapılacak ödemelerde paranın bloke edilmesi ve tapu tescilinin ardından hesaba geçmesi sağlanacak. Böylece tarafların karşı karşıya kaldığı riskler ortadan kalkacak.
Getirilen bu zorunluluk, özellikle son yıllarda artış gösteren sahtecilik ve dolandırıcılık vakalarının önüne geçilmesinde etkili olacak. Kayıt dışı ekonomiyle mücadele kapsamında da önemli bir araç olması beklenen sistemin tüm detayları, bakanlık ile yetkilendirilecek entegratör arasında imzalanacak protokollerle netleşecek.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Mülkiyet transferlerinde yaşanan finansal uyuşmazlıkları kökten çözmeyi hedefleyen bu uygulama, kayıt dışı ekonomiyle mücadelede somut bir karşılık buluyor. Geçmişte yaşanan mağduriyetlerin önüne geçmek adına 1 Aralık tarihi kritik bir eşik oluşturuyor. İşlemlerini dijital güvence altında yürütecek vatandaşlar için süreç artık çok daha şeffaf ilerleyecek. Zamanında tamamlanamayan teknik altyapı hazırlıklarının bu tarihe kadar aksamaması, uygulamanın başarısını doğrudan belirleyecek temel etken olacak.
Kaynak:
Sözcü Gündem
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Türkiye genelinde konut satışları azalırken fiyat artışları enflasyonun altında kalarak değer kaybetti. Yeni kiracı endeksi de aylık bazda yükseliş gösterdi.
Eylülde 142 bin 390 konut satılırken yıllık bazda 14 bin 528 adet düşüş yaşandı.
Merkez Bankası verilerine göre konut fiyatları yıllık yüzde 22,3 arttı ancak enflasyon karşısında yüzde 5,7 değer kaybetti.
Banka kredili konut satışları yıllık yüzde 24,7 artarak dikkat çekti.
Türkiye genelindeki konut piyasasında son dönemde yaşanan hareketlilik istatistiklere yansıdı. Eylül ayında toplam 142 bin 390 adet gayrimenkul el değiştirirken geçen yılın aynı dönemine kıyasla kaydadeğer bir azalma görüldü. Sıfır konutlar artış trendini sürdürürken ikinci el gayrimenkullerdeki belirgin düşüş genel tabloyu aşağı çekti.
Sıfır konut satışları yüzde 3,9 oranında yükselerek 51 bin 519 seviyesine ulaştı. Buna karşın ikinci el kategorisi yüzde 15,3 gerileyerek 90 bin 871 adede indi. Alıcıların tercihlerinde ikinci el evler toplam pazarın yüzde 64'ünü oluşturmaya devam ederken kredi kullanımı sınırlı düzeyde kaldı.
Finansman tarafında ise banka kredisiyle gerçekleştirilen işlemler eylül ayında 23 bin 397 olarak kaydedildi. Kredisiz ve peşin yapılan alımlar toplam pazarın yüzde 84'lük kısmını oluştururken Ocak-Eylül dönemindeki genel satış hacmi 1 milyon 92 bin 919 adede ulaştı.
Fiyat artışları resmi enflasyon oranlarının gerisinde kalmaya devam ediyor. Merkez Bankası verilerine göre konut fiyatları eylülde yıllık yüzde 22,3 artış gösterse de enflasyon hesaba katıldığında mülklerin gerçek değeri yüzde 5,7 oranında azaldı. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerde farklı oranlarda artışlar gözlendi.
Yeni kiraya verilen evlerin fiyatlarını takip eden endeks eylülde aylık yüzde 2,1 ve yıllık yüzde 26,6 oranında yukarı yönlü hareket etti. İstanbul yeni kira artışlarında yüzde 35,5 ile zirvede yer alırken, kira zamları da enflasyon oranlarının gerisinde kalmaktan kurtulamadı.
AI YORUMU
Konut pazarındaki reel değer kaybı, ev sahiplerinin nominal artışlara rağmen alım gücünü koruyamadığını açıkça gösteriyor. Satış adetlerindeki gerileme ve kredili işlemlerin düşük payı, gayrimenkul edinmek isteyenlerin finansmana erişimdeki zorluklarını doğrudan artırıyor. Bu tablo, piyasada nakit gücü bulunan yatırımcılar için bir hareket alanı yaratırken ortalama vatandaşın ev sahibi olma hayalini her geçen gün daha da zorlaştırıyor.
Piyasa değerinden daha uşuz satılan ve Darphane dışındaki atölyelerde üretilen ikinci baskı altınlar yatırımcıları tehdit ediyor. Ankara Kuyumcular ve Saatçiler Odası Başkanı Timuçin Sönmez, gerçeğinden ayırt edilmesi zor olan bu ürünlerde ayar ve gramaj düşüklüğü riski bulunduğunu belirtti.
Darphane dışındaki atölyelerde basılan altınlarda ayar düşüklüğü görülüyor.
İkinci baskı altınlar dış görünüş olarak gerçeğinden neredeyse farksız üretiliyor.
Uzmanlar kurumsal kuyumculardan alışveriş yapılmasını ve fatura alınmasını tavsiye ediyor.
Altın piyasasındaki hareketli günler devam ederken tüketicileri hedef alan yeni bir dolandırıcılık yöntemi hızla yaygınlaşıyor. Resmi kurumların denetimi dışında merdiven altı atölyelerde üretilen ve orijinaline birebir benzetilen ürünler, tasarruf sahipleri açısından ciddi mali kayıplara yol açabiliyor.
Normal satış fiyatının bir miktar altında alıcı bulan bu ürünler, ilk bakışta gerçeğinden ayırt edilemiyor. Ankara Kuyumcular ve Saatçiler Odası Başkanı Timuçin Sönmez, çeyrek, yarım ve Cumhuriyet altını gibi en çok tercih edilen türlerde sahtecilik riskinin arttığını ifade ederek sektörel uyarılarda bulundu.
Yasal olarak altın basma yetkisinin yalnızca Darphane'ye ait olduğunu hatırlatan Sönmez, yetkisiz üretimlerde gramaj ve altın ayarının düşük tutulduğunu vurguladı. Bu durum genellikle vatandaşlar tarafından fark edilemiyor ancak kuyumcuların gelişmiş hassas ayar cihazları yardımıyla bozdurma aşamasında ortaya çıkıyor.
Darphane standartlarına göre ikinci baskı ürünlerin üzerindeki Atatürk portresi ve yazılarda pürüzler ya da netlik eksiklikleri bulunabiliyor. Baskı kalitesi ve metalin sertlik derecesi gibi teknik detaylar ipucu verse de, bu ince farkları yalnızca meslek ehli kişiler kolaylıkla ayırt edebiliyor.
Tüketicilerin mağduriyet yaşamaması için köklü ve güvenilir kuyumcuları tercih etmesi gerektiği belirtiliyor. Alışveriş sırasında mağazanın kendi özel kutusunun, kurdelesinin ve tanıtım etiketlerinin bulunmasına dikkat edilmesi, ayrıca ürünlere ait fiş ya da faturaların mutlaka saklanması hayati önem taşıyor.
AI YORUMU
Timuçin Sönmez tarafından dile getirilen ikinci baskı riski, tasarruflarını korumaya çalışan küçük yatırımcıların karşı karşıya olduğu sinsi tehlikeleri net biçimde gösteriyor. Gramaj ve ayar oynamaları bireysel tüketicinin gözüyle neredeyse hiç fark edilemediği için, pazarlık uğruna merdiven altı yerlerden alışveriş yapmak büyük bir kumar anlamına geliyor. Önümüzdeki süreçte kurumsal kuyumculuk bilincinin artması ve faturalı alışverişin zorunluluk haline gelmesi, bu tür haksız kazançların önüne geçilmesinde kilit rol oynayacaktır.
Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan yeni tebliğe göre, anonim ve limited şirketlerin sermayelerini artırmaları için tanınan süre yıl sonuna kadar uzatıldı. Karar Resmi Gazete'de yürürlüğe girdi.
Uyum süresi 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıldı.
Anonim şirketlerin asgari sermayesi 250 bin liraya çıkarılmıştı.
Limited şirketlerde ise asgari sınır 50 bin lira olmuştu.
Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan düzenleme Resmi Gazete aracılığıyla kamuoyuna duyuruldu ve yürürlük kazandı. Alınan karar doğrultusunda ticaret sicilinde kayıtlı bulunan işletmelerin sermaye artırım yükümlülükleri için takvim güncellendi.
Yapılan son düzenlemeyle birlikte şirketlerin finansal yapılarını güncel mevzuata uydurabilmesi amacıyla tanınan süre uzatıldı. İlgili tebliğe göre işletmeler işlemlerini 31 Aralık 2027 tarihine kadar tamamlayabilecek.
Bilindiği üzere daha önceki süreçte asgari sermaye tutarlarında yukarı yönlü revizyona gidilmişti. Bu kapsamda anonim şirketler için taban tutar 50 bin liradan 250 bin liraya, limited şirketler için ise 10 bin liradan 50 bin liraya yükseltilmişti.
Ayrıca halka açık olmayan ancak kayıtlı sermaye sistemini benimseyen anonim şirketlerde de başlangıç tutarı 100 bin liradan 500 bin liraya çıkarılmıştı. İşletmelerin bu mali eşiklere ulaşması için daha önce belirlenen son tarih 31 Aralık 2026 olarak duyurulmuştu.
AI YORUMU
Sermaye artırım takviminin 31 Aralık 2027 tarihine ötelenmesi, piyasadaki binlerce işletmeye nefes aldıracak bir hamle olarak öne çıkıyor. Özellikle 50 bin lira olan limited şirket taban sermayesinin 250 bin liraya çıkarıldığı anonim şirket yapılarında, nakit akışını zorlamak istemeyen küçük ve orta ölçekli işletmeler bu ek süre sayesinde finansal planlamalarını daha rahat yapabilecek.
Fransa ve Almanya öncülüğünde hazırlanan yeni otomotiv uzlaşması, İngiltere'yi kapsam içine alırken Türkiye'yi mevcut tanımın dışında tutuyor. Ankara, Avrupa pazarındaki rekabet gücünü korumak ve olası dezavantajları önlemek amacıyla diplomatik girişimlerini devam ettiriyor. Taslağın yasalaşması için Avrupa Parlamentosu ile üye ülkelerin onayı gerekiyor.
Fransa ve Almanya'nın planı İngiltere'yi kapsama dahil ediyor.
Türkiye'nin Gümrük Birliği statüsü yeni tanımda yer bulmuyor.
Ticaret Bakanlığı temmuz ayında Brüksel'de temaslarda bulunmuştu.
Fransa ile Almanya arasında şekillendirilen otomotiv sektörü uzlaşması, Avrupa kıtasındaki üretim dengelerini yeniden gündeme taşıdı. Hazırlanan taslak metin, kapsamı yirmi yedi Avrupa Birliği üyesi ve iki bin yirmi yılının başından itibaren iç pazar dinamiklerine entegre olan diğer ortaklar üzerinden kurguluyor. Bu çerçeve, Birleşik Krallık yönetiminin yeni sistemin içerisine dahil edilmesine olanak tanırken, Türk otomotiv sektörünü mevcut tanımın uzağında bırakıyor.
İki ülke arasındaki mevcut Gümrük Birliği ortaklığı, söz konusu taslak belgede öngörülen statüyü doğrudan sağlamıyor. Bu durum, Türkiye'nin geniş Avrupa tedarik ağındaki konumunun zedelenmesi riskini beraberinde getirirken, Ankara'nın haklı taleplerinin henüz tam anlamıyla karşılık bulmadığını gösteriyor. Yetkililer, yerli üretim ve yeni yatırımların gelecekte dezavantajlı konuma düşmemesi için diplomatik temasları yoğun bir şekilde sürdürüyor.
Ticaret Bakanlığı yetkilileri, geçtiğimiz temmuz ayında Brüksel'de gerçekleştirilen oturumlarda ülkenin kıtadaki otomotiv ekosisteminin ayrılmaz bir unsuru olduğunu defaatle dile getirmişti. Bakanlık, sadece belirli ülkeleri kayıran bir yapı yerine daha kapsayıcı bir yaklaşımın benimsenmesini talep etmişti. Ancak mevcut taslak, otomobil ihracatını doğrudan yasaklamasa da, gelecekteki devlet destekleri ve teşvik mekanizmalarında Türk üreticilerin dışarıda kalma ihtimalini güçlendiriyor.
Söz konusu "Made in Europe" konsepti, belirli kamu alımları ve sanayi hibelerinde yerli Avrupa üretiminin desteklenmesini hedefliyor. Gümrük Birliği anlaşmasının ticaret yapılmasına imkan tanımasına rağmen, endüstriyel teşviklere aynı şartlarda erişimi garanti etmemesi kritik bir eşik oluşturuyor. Öte yandan plan, yirmi otuz beş yılı hedefleri kapsamında karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik bazı esneklikleri de masaya yatırıyor.
Tüm bu stratejik başlıklar şu an için müzakere masasında tartışılmaya devam ediyor. Ortak metnin resmiyet kazanabilmesi ve yürürlüğe girebilmesi için diğer üye ülkelerin oylaması ve Avrupa Parlamentosu onayı şart koşuluyor. Dolayısıyla Türkiye'nin otomotiv endüstrisindeki geleceği, devam eden bu yasama süreçlerinin ve diplomatik pazarlıkların seyrine göre şekillenecek.
AI YORUMU
Otomotiv sanayi, Türkiye ekonomisinin en büyük ihracat kalemlerinden biri konumundayken, bu tür dışlayıcı tanımlar uzun vadeli yatırımları doğrudan tehdit edebilir. Brüksel yönetimiyle yürütülecek müzakerelerde sadece ticari hacmin değil, tedarik zincirindeki entegrasyonun da masada tutulması hayati önem taşıyor. Eğer süreç Türkiye'nin aleyhine sonuçlanırsa, Avrupalı üreticilerle rekabette maliyet ve teşvik dezavantajları kaçınılmaz hale gelebilir.