Yalnızca seçtiğin başlıklardan bildirim gelir (varsayılan: günde ~10 bildirim).
Genel son dakika
Kapalıyken yalnızca seçtiğin başlıklar gelir. Tüm ayarlar için Profil sayfasına git.
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Ekonomi
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye-ABD ticaret hacmi hedefini açıkladı
•2 dk okuma
Paylaş
HEkonomi
Fotoğraf: haberkocaeli.com
Özet
Türkiye ile ABD arasındaki dış ticaret hacminde bu yıl kırk milyar doların aşılması bekleniyor. İstanbul düzenlenen zirvede konuşan yetkililer uzun vadeli nihai hedefin yüz milyar dolar olduğunu vurguladı.
Öne çıkanlar
İki ülke arasındaki ticaret hacmi bu yıl kırk iki ila kırk üç milyar doları aşacak.
Geçtiğimiz yıl hacim yüzde on üç artışla otuz sekiz buçuk milyar dolar seviyesindeydi.
Türkiye genelinde doksan bin yabancı sermayeli şirket faaliyet gösteriyor.
Haberin Detayı
İstanbul merkezli olarak gerçekleştirilen GO GLOBAL Türkiye Zirvesi, küresel teknoloji ile yatırım ekosisteminin öncü isimlerini bir araya getirdi. Etkinlik kapsamında açıklamalarda bulunan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin ivme kazandığını belirtti. Geçtiğimiz yıl yüzde on üçlük artış yakalanarak otuz sekiz buçuk milyar dolar seviyesine ulaşıldığını hatırlattı.
Bakan Bolat, mevcut ekonomik göstergelere değinerek mal ve hizmet ihracatı ile ithalat toplamının sekiz yüz elli milyar dolara çıktığını ifade etti. Bu tutarın gayri safi yurtiçi hasılanın yarısına denk geldiğini aktaran yetkili, ihracatın payının ise yüzde yirmi beşte kaldığını belirtti. Türkiye ekonomisinin yıllık ortalama yüzde beşten fazla büyüme kaydettiği vurgulandı.
Doğrudan yabancı yatırımlara ilişkin paylaşılan verilere göre son yirmi üç yılda ülkeye iki yüz doksan dört milyar dolarlık sermaye girişi sağlandı. Halihazırda doksan bin yabancı sermayeli şirketin faaliyet gösterdiği piyasada, girişim ekosisteminin değeri kırk milyar avroyu geride bıraktı. Fintek sektörü ise iki bin yirmi beş yılında iki yüz bir milyon dolarlık yatırım çekti.
Yapay zeka, dijital dönüşüm ve siber güvenlik gibi alanların hükümetin öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldığı kaydedildi. Türk ve Amerikan girişimleri arasında kurulacak ortaklıkların iki ülkenin teknoloji kapasitesini artıracağı öngörülüyor. Nihai hedef olarak belirlenen yüz milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmak için teknik diyalog süreçleri kesintisiz sürdürülüyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
İki ülke arasındaki ticaret hacminin kırk milyar dolar eşiğini zorlaması, küresel tedarik zincirindeki değişimlerin doğru okunmasıyla doğrudan ilişkilidir. Özellikle fintek ve yazılım alanındaki ortaklık potansiyeli, yerli girişimlerin uluslararası pazarlara açılması için kritik bir kaldıraç işlevi görür. Mevcut otuz sekiz buçuk milyar dolarlık tabandan kırk üç milyar dolara geçiş hızı korunduğu takdirde, yüz milyar dolarlık nihai hedefe on yıl içinde yaklaşılması kaçınılmaz bir senaryo olarak öne çıkıyor.
Kaynak:
haberkocaeli.com
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Amerika Birleşik Devletleri'nde açıklanan son Michigan Üniversitesi verilerine göre, bir yıllık enflasyon beklentisi yüzde 4,7 seviyesinde şekillendi. Ekim ayı tüketici güven endeksi ise 48,0 olarak kayıtlara geçti.
Tüketicilerin 12 aylık enflasyon beklentisi yüzde 4,7 seviyesinde gerçekleşti.
Ekim ayı nihai tüketici güven endeksi 48,0 olarak açıklandı.
Beş yıllık uzun vadeli enflasyon beklentisi yüzde 3,5 olarak belirlendi.
Amerika Birleşik Devletleri ekonomisinde tüketicilerin gelecek döneme yönelik fiyat artışı öngörüleri netleşti. Michigan Üniversitesi tarafından yürütülen geniş kapsamlı anketin ekim ayı sonuçları kamuoyu ile paylaşıldı. Açıklanan rakamlar, hanehalklarının mali eğilimleri ve ekonomik beklentileri açısından ipuçları sunuyor.
Yapılan araştırmada, önümüzdeki 12 ayı kapsayan süreçte yıllık fiyat artışı beklentisi yüzde 4,7 olarak ölçüldü. Daha uzun bir dönemi kapsayan beş yıllık enflasyon beklentisi ise yüzde 3,5 seviyesinde kaldı. Bu oranlar, katılımcıların gelecekteki yaşam maliyetlerine dair öngörülerini ortaya koyuyor.
Aynı dönemde tüketici güven endeksinin nihai verisi 48,0 düzeyinde gerçekleşti. Vatandaşların mevcut ekonomik duruma bakışını yansıtan cari durum endeksi 46,7 olarak hesaplanırken, gelecek aylar için iyimserlik veya karamsarlığı ölçen beklentiler endeksi 48,8 seviyesinde kaydedildi.
Söz konusu anket sonuçları, gerçekleşen enflasyon oranlarından ziyade vatandaşların psikolojik ve beklentisel eğilimlerini yansıtıyor. Uzmanlar, bu tür öngörülerin piyasalardaki harcama ve tasarruf eğilimlerini doğrudan yönlendirdiğini belirtiyor.
AI YORUMU
Tüketici cephesindeki bu tür beklenti rakamları, merkez bankalarının para politikası adımlarında doğrudan dikkate alınıyor. Yüzde 4,7 gibi yüksek bir yıllık oran, hanehalklarının fiyat artışlarının kalıcı olacağına inandığını gösteriyor. Enflasyonla mücadele eden ekonomi yönetimleri için bu katılımcı psikolojisini tersine çevirmek zorlu bir süreç yaratıyor.
ABD ekonomisi ekim ayında büyümesini sürdürürken ivme kaybetti ve öncü bileşik PMI 57,6'ya geriledi. Buna karşın imalat sanayi PMI 56,0 seviyesine çıkarak son 53 ayın en yüksek oranını kaydetti.
Bileşik PMI 57,6'ya gerilerken hizmet sektörü PMI 57,9 oldu.
Satış fiyatlarındaki artış Ağustos 2022'den bu yana en hızlı hıza ulaştı.
Amerikan ekonomisinde ekim ayı itibarıyla ekonomik faaliyetler artmaya devam etse de genel büyüme hızında bir yavaşlama görüldü. S&P Global tarafından yayımlanan öncü Satınalma Yöneticileri Endeksi verileri, yılın dördüncü çeyreğinin başında güçlü seyrin korunduğunu ancak maliyet kaynaklı baskıların da belirginleştiğini ortaya koydu. İmalat ve hizmet kollarını kapsayan öncü bileşik endeks 58,4 seviyesinden 57,6 değerine geriledi.
Söz konusu düşüşe rağmen endeks, Mart 2022 döneminden bu yana ölçülen en güçlü ikinci ekonomik faaliyet artışına işaret etmeyi sürdürdü. Hizmet sektörü endeksi de benzer şekilde gerileyerek iki ayın en düşük seviyesinde gerçekleşti. Buna karşılık imalat sanayi üretim göstergesi hafif bir düşüş yaşarken, manşet imalat endeksi yükseliş gösterdi ve Mayıs 2022 tarihinden bu yana en güçlü iyileşme kaydedildi.
Rapor, mal ve hizmet sektörlerindeki satış fiyatlarının Ağustos 2022 tarihinden bu yana en hızlı artış eğilimine girdiğini belirtti. Şirketlerin girdi maliyetleri yüksek seyrini korurken, anket katılımcıları enerji, yakıt, navlun ve petrol bazlı girdilerdeki zamların masrafları büyüttüğünü bildirdi. Çelik, bakır ve alüminyum gibi hammaddelerde gümrük tarifeleri ile arz sıkıntıları fiyat artışlarını tetikledi.
Tedarikçilerin teslimat süreleri 2022 yılından beri en belirgin şekilde uzarken bu tabloda malzeme kıtlığı, sevkiyat aksaklıkları ve iş gücü açığı etkili oldu. Yeni sipariş büyümesi dört buçuk yılı aşkın sürenin zirvesine çıkarken, ihracat siparişleri de Mayıs 2022 tarihinden bu yana en yüksek artış oranını yakaladı. İstihdam tarafında ise imalat sanayi Mart 2012 sonrasındaki en yüksek seviyeyi gördü.
S&P Global Market Intelligence Başekonomisti Chris Williamson, ekim verilerinin dördüncü çeyrekte yıllıklandırılmış yüzde 5'lik bir büyüme temposuna işaret ettiğini ifade etti. Williamson, enerji maliyetlerindeki artışların ve tedarik zinciri darboğazlarının tüketici enflasyonunu ABD Merkez Bankasının hedeflerinin üzerine taşıyabileceği konusunda uyarıda bulundu.
AI YORUMU
Merkez bankalarının enflasyonla mücadelesinde maliyet baskılarının yeniden tırmanması, faiz indirim döngüsünü sekteye uğratacak en büyük risk unsurlarından biridir. S&P Global verilerine göre satış fiyatlarının Ağustos 2022 seviyesine dönmesi, şirketlerin artan hammadde ve navlun masraflarını doğrudan tüketiciye yansıttığını gösteriyor. ABD ekonomisinin dördüncü çeyrekte yüzde 5 büyüme hızı yakalaması beklenirken, bu durumun enflasyonist baskıları körüklemesi kaçınılmaz görünüyor. Önümüzdeki aylarda küresel ticaret hatlarındaki tedarik sorunları çözülmezse, nihai tüketici fiyatlarındaki artış dalgası beklenenden uzun sürebilir.
Fransa, borçlanma maliyetlerinde on yılı aşkın süredir görülmeyen bir eşiği geride bırakarak Amerika Birleşik Devletleri'ni geride bıraktı. Ülkenin tahvil faizlerindeki bu tırmanış, küresel yatırımcıların gözünü Avrupa piyasalarına çevirdi.
Fransa 2013 yılından bu yana ilk kez ABD'den daha yüksek maliyetle borçlanıyor.
Avrupa ekonomilerindeki risk algısı yatırımcı tercihlerini doğrudan değiştiriyor.
Küresel finans piyasalarında dikkat çeken bir borçlanma makası değişimi yaşandı ve Fransa, on yıldan uzun bir süreden sonra ilk kez Amerika Birleşik Devletleri'nden daha yüksek maliyetle borçlanmaya başladı. Yatırımcıların devlet tahvillerine yönelttiği talepler ve risk iştahındaki değişimler, iki büyük ekonomi arasındaki faiz dengesini tamamen tersine çevirdi. Bu durum, Avrupa'daki borçlanma dinamiklerinin ne denli kırılgan bir zeminde ilerlediğini gösteren somut bir gösterge olarak kayıtlara geçti.
Uzmanlar, Amerika Birleşik Devletleri hazine tahvilleri ile Fransa'nın borçlanma senetleri arasındaki bu makas açılmasının arkasında yatan temel nedenin ekonomik belirsizlikler ve bütçe dengeleri olduğunu belirtiyor. Fransa'nın borç yükünün artması ve piyasalarda oluşan siyasi riskler, tahvil faizlerinin yukarı yönlü ivme kazanmasında etkili oldu. Yatırımcılar ise artan risk primi karşılığında daha yüksek getiri talep ederek ülkenin borçlanma maliyetlerini doğrudan yukarı çekti.
Tarihsel verilere bakıldığında, 2013 yılından bu yana Fransa'nın borçlanma faizleri her zaman Amerika Birleşik Devletleri'nin gerisinde kalmıştı. Ancak güncel piyasa koşulları bu uzun süreli tabloyu bozarak iki ülke arasındaki maliyet sıralamasını değiştirdi. Küresel fon yöneticileri, bu yeni dengenin diğer Avrupa Birliği ekonomileri için de emsal teşkil edebileceğini ve borç sürdürülebilirliği tartışmalarını hızlandıracağını ifade ediyor.
Yaşanan bu maliyet değişimi, sadece devasa fonları değil, aynı zamanda uluslararası piyasalarda işlem yapan bireysel yatırımcıları da yakından ilgilendiriyor. Avrupalı devletlerin borçlanma ihalelerinde karşılaştığı yüksek faiz oranları, ilerleyen dönemde bütçe kesintilerini ve yeni mali disiplin paketlerini beraberinde getirebilir. Piyasalar şimdi, bu faiz makasının ne kadar süre kalıcı olacağını ve merkez bankalarının atacağı adımları izliyor.
AI YORUMU
Piyasalar uzun süredir görmezden geldiği borç risklerini nihayet fiyatlamaya başladı ve bu durum Avrupalı liderleri acil mali tedbirler almaya zorluyor. Fransa'nın borçlanma maliyetlerinin ABD'yi aşması, bütçe disiplininin kaybedilmesi durumunda gelişmiş ekonomilerin bile ne kadar hızlı güven kaybedebileceğini net bir şekilde kanıtlıyor. Önümüzdeki çeyrekte benzer bütçe açığı veren diğer Euro bölgesi ülkeleri de benzer bir faiz baskısıyla karşı karşıya kalabilir.
ABD genelinde ilk kez işsizlik maaşı talebinde bulunanların sayısı ekim ortasında gerileme kaydetti. Temmuz ayından bu yana en düşük seviyesine inen bu veriler beklentilerin altında kaldı.
İlk kez işsizlik maaşı başvuranların sayısı 194 bine geriledi.
Dört haftalık ortalama başvuru sayısı 197 bin 750 seviyesine düştü.
Devam eden işsizlik maaşı başvuruları 1 milyon 728 bine yükseldi.
Amerika Birleşik Devletleri genelinde istihdam piyasasını yakından ilgilendiren haftalık veriler kamuoyuyla paylaşıldı. Çalışma Bakanlığı tarafından duyurulan rakamlara göre, ilk defa işsizlik maaşı talep eden kişilerin sayısı son dönemde düşüş eğilimi gösterdi. Temmuza ayından bu yana görülen en düşük seviyeye ulaşılması piyasalarda dikkat çekti.
On yedi ekim ile biten haftada, bir önceki döneme kıyasla altı bin kişilik bir azalma yaşandı. Uzmanlar bu dönemde başvuru sayısının ikiyüz bin seviyesinde gerçekleşmesini öngörüyordu. Ancak açıklanan resmi rakamlar beklentilerin altında kalarak yüz doksan dört bin olarak kayıtlara geçti.
Geçen haftaya ait ilk işsizlik başvurusu verisi ise yüz doksan dokuz binden ikiyüz bine revize edildi. Son dört haftalık ortalama başvuru verisi de bin kişilik bir azalışla yüz doksan yedi bin yedi yüz elliye geriledi. Buna karşılık, devam eden işsizlik maaşı taleplerinde artış görüldü.
On ekim ile sona eren haftada süregelen işsizlik maaşı başvuruları yirmi beş bin artış gösterdi. Bu artışla birlikte toplam devam eden başvuru sayısı bir milyon yedi yüz yirmi sekiz bine ulaştı. Eylül sonu ve ekim başındaki önceki haftalarda da benzer şekilde yüz doksan yedi bin civarında başvurular kaydedilmişti.
AI YORUMU
İşsizlik maaşı başvurularındaki bu gerileme, istihdam piyasasındaki direncin beklentilerden uzun sürdüğünü gösteriyor. Açıklanan 194 binlik rakam, temmuz ortasından bu yana en düşük seviyeyi işaret ederek ekonomideki yavaşlama kaygılarını bir ölçüde hafifletiyor. Ancak devam eden başvuruların 1 milyon 728 bine çıkması, işten çıkanların yeni bir iş bulma süresinin uzadığını ve yapısal zorlukların sürdüğünü ortaya koyuyor. Önümüzdeki aylarda faiz politikalarının bu dengeyi nasıl etkileyeceği yakından izlenecek.