Yalnızca seçtiğin başlıklardan bildirim gelir (varsayılan: günde ~10 bildirim).
Genel son dakika
Kapalıyken yalnızca seçtiğin başlıklar gelir. Tüm ayarlar için Profil sayfasına git.
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Teknoloji
Takipçi Sayısı, Beden Ölçüsünden Daha Önemli: Sosyal Medya Yıldızları Öne Çıkıyor
•1 dk okuma
Paylaş
HTeknoloji
Fotoğraf: Hürriyet
Özet
Moda ve medya dünyası, televizyonun baskın olduğu dönemden farklı olarak artık takipçi sayısına bakıyor. Örneğin, Kylie Jenner gibi isimler sosyal medyayı işini büyütmek için kullanırken, yapay zeka destekli dijital kopyalar da bu trendi pekiştiriyor.
Öne çıkanlar
Moda markaları artık popülarite ölçüsü olarak takipçi sayısını değerlendiriyor
Yapay zeka ile oluşturulan dijital kopyalar, gerçek kişilerin izni olmadan hayatlarını anlatmaya imkan tanıyor
Kullanıcıların ekran başında geçirdiği zaman arttıkça, izlenme ve beğeni sayıları daha belirleyici hale geliyor
Haberin Detayı
Moda dünyası, geçmişte televizyonun yarattığı ikonlardan farklı olarak, günümüzde sosyal medya fenomenlerinin takipçi sayılarına bakarak karar veriyor. Bu değişim, markaların podyumda yürüyen güzelliklerden ziyade, Instagram ve TikTok gibi platformlarda geniş kitlelere ulaşabilen popüler isimleri tercih etmelerine yol açıyor.
Kylie Jenner gibi isimlerin başarıları, sosyal medyanın güçlü araç olarak kullanılmasının bir sonucu. Kendileri markalarını oluşturdu ve milyonlarca takipçiye ulaştı, bu da onların değerlerini belirleyen faktörlerden biri oldu.
Yapay zeka teknolojisinin gelişmesiyle, gerçek kişilerin dijital kopyalarını yaratmak mümkün hale geldi. Bu durum, bir kişinin hayatını izinsiz olarak yeniden canlandırma sorunu ortaya çıkarıyor. Örneğin, Elon Musk’ın hayatını anlatan belgeselde kullanılan dijital kopya, gerçek görüşlerine dayanmayan sahte ifadeler içeriyor.
İnsanların ekran başında geçirdiği zaman arttıkça, izlenme ve beğeni sayıları kişilerin değerini ölçmede daha belirleyici hale geliyor. Bu durum, gazetecilik gibi alanlarda bile geçerli: bir haberin kalitesi değil, izleyici sayısı öncelikli oluyor. Bu demokrasiyel yaklaşımın sınırları ve etik sorunları ise hâlâ tartışma konusu.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Zekice bir gözlem… Takipçi sayısı artık bir kişinin gerçek değeriyle eşdeğer görünüyor. Ancak bu durum, sosyal medya bağımlılığının artmasına ve gerçek dünyadaki etkileşimlerin azalmasına sebep olabilir. Yapay zeka ile oluşturulan dijital kopyalar ise etik tutarsızlıkları gündeme getiriyor.
Kaynak:
Hürriyet
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Avrupa Birliği, çocukları sanal medyanın risklerinden korumak için hazırladığı yeni yasa teklifiyle sonsuz kaydırma özelliğini yasaklamayı hedefliyor. Taslak kapsamında ayrıca gece bildirimleri engellenecek ve yapay zekâ destekli dijital arkadaş uygulamaları sınırlandırılacak.
AB Çocuk Yasası teklifiyle sonsuz kaydırma özelliğinin yasaklanması planlanıyor.
Portekiz tasarısında 13 yaş altı yasaklanırken 15 yaşına kadar ebeveyn onayı şart koşuluyor.
Avrupa ülkeleri, çocukları ekran başında tutan sanal medya platformlarına karşı ortak bir mücadele başlatıyor. Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan yasa teklifi, gençlerin dijital dünyadaki güvenliğini artırmayı amaçlıyor. Taslak, platformların çalışma mekanizmalarında köklü değişiklikler öngörüyor.
Teklifin en dikkat çekici maddelerinden biri, kullanıcıları uzun süre ekranda tutan sonsuz kaydırma algoritmasının yasaklanmasıdır. Bunun yanı sıra gece saatlerinde anlık bildirim gönderilmesi durdurulacak ve çocuk profilleri otomatik olarak gizli duruma getirilecek. Yapay zekâ tabanlı dijital arkadaşların çocuklarla duygusal bağ kurması da kısıtlanacak.
Fransa, Polonya, İtalya ve Danimarka gibi ülkeler 15 yaş sınırını tartışırken İspanya başbakanı 16 yaş altı için tam yasak uygulanacağını duyurdu. İngiltere ve Norveç ise yıl sonuna kadar benzer yasa tekliflerini parlamentoya sunmaya hazırlanıyor. Portekiz ise 13 yaş altı için tam yasak, 15 yaşına kadar ise ebeveyn onayı mekanizması öngören bir tasarı hazırladı.
Avrupa genelinde yükselen yaş sınırları ve katı denetim mekanizmaları, sanal medya devlerinin iş modellerini doğrudan etkileyecek. Tekliflerin kanunlaşabilmesi için Avrupa Parlamentosu ve üye ülkelerin onayı bekleniyor. Sürecin sonunda milyonlarca çocuğun günlük dijital alışkanlıklarının kökten değişmesi öngörülüyor.
AI YORUMU
Dijital platformların tasarım diline getirilen bu kısıtlamalar, bireysel iradenin ötesinde yapısal bir koruma kalkanı oluşturuyor. Taslakta yer alan 15 ve 16 yaş sınırları ile teknik engeller hayata geçirilirse, şirketlerin gelir modellerinde kayıplar yaşanması kaçınılmazdır. Ancak düzenlemelerin ulusal parlamentolardan ve Avrupa Parlamentosu'ndan geçiş süreci, teknoloji devlerinin lobicilik faaliyetleriyle karşı karşıya kalacaktır.
Meta, kurumsal hesapların ticari şartlarını güncelleyerek web sitelerinin yapay zeka modellerini eğitmek amacıyla otomatik taranmasına onay verilmesini zorunlu kıldı. İşletmeler platformda kalmak ile içeriklerinin taranmasını engellemek arasında seçim yapmak durumunda kalıyor.
Meta, Facebook, Instagram ve WhatsApp ticari şartlarını güncelledi.
İşletmeler web içeriklerinin yapay zeka eğitimi için taranmasına onay vermek zorunda.
Web yöneticileri otomatik tarayıcıları robots.txt dosyasıyla engelleyebiliyor.
Meta, bünyesindeki popüler sosyal ağlar ve iletişim platformları için geçerli olan kurumsal koşullarda radikal bir güncellemeye gitti. Şirketin devreye soktuğu yeni kurallar çerçevesinde, işletme hesaplarının web siteleri yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesi amacıyla otomatik tarayıcılara açılıyor.
Yayımlanan ticari şartlar, dijital ekosistemde varlığını sürdürmek isteyen markalar için yeni bir ikilem yaratıyor. Sosyal ağlarda aktif kalmayı tercih eden işletmeler, aynı zamanda kendi internet sitelerindeki materyallerin yapay zeka altyapısına veri sağlamasına rıza göstermek durumunda kalıyor. Platformlardan elde edilen trafiğe bağımlı olan bağımsız yayıncılar ise bu durum karşısında stratejilerini gözden geçirmek zorunda.
Konunun hukuki boyutunu ele alan uzmanlar, içerik sahiplerinin kendi yayınları üzerindeki denetim hakları ile dev teknoloji şirketlerinin pazardaki ezici üstünlüğü arasındaki dengesizliğe dikkat çekiyor. Cornell Hukuk Fakültesi'nden Profesör James Grimmelmann, kullanıcıların platform sözleşmelerini müzakere etme şansının bulunmadığını ve bu durumun telif ile veri hakları açısından yeni tartışmaları beraberinde getirdiğini belirtiyor.
Teknik açıdan bakıldığında, web site sahiplerinin arama motorları ve botlar için kullanılan robots.txt dosyasını devreye sokarak tarama işlemlerini engelleme ihtimali bulunuyor. Ancak bu mekanizma her zaman yüzde yüz koruma sağlayan aşılmaz bir güvenlik duvarı anlamına gelmiyor; botların bu kurallara riayet etmesi büyük ölçüde geliştirici şirketlerin tutumuna endeksli kalıyor.
Söz konusu veri toplama hamlesi, şirketlerin dış bağlantılardan gelir elde etme stratejileriyle aynı döneme denk geldiği için dijital pazardaki güç dengelerini de etkiliyor. İçeriklerin yapay zeka algoritmalarına ne ölçüde dahil edileceği ve modellerin performansına nasıl yansıyacağı konusunda henüz net bir teknik detay paylaşılmış değil.
Fotoğraf: DonanımHaber
AI YORUMU
Meta'nın robots.txt gibi standart araçların ötesine geçerek ticari hesaplar üzerinden veri toplama hamlesi yapması, platform ekonomisinin geleceğini doğrudan etkiliyor. Özellikle Cornell Hukuk Fakültesi'nden James Grimmelmann'ın da işaret ettiği gibi, kullanıcıların müzakere gücünün olmaması dijital mülkiyet haklarını zedeliyor. Önümüzdeki süreçte yayıncıların ve küçük işletmelerin sosyal medya görünürlüğü ile veri gizliliği arasında daha sert tercihler yapmak zorunda kalması kaçınılmaz görünüyor.
Brezilyalı bir adam internette tanıştığı kadınla buluşmak uğruna evindeki tüm eşyaları satarak iki bin yüz kilometre yol kat etti. Buluşma noktasına vardığında ise günlerdir konuştuğu figürün gerçek bir insan olmadığını fark etti.
Brezilya'da yaşayan kırk dokuz yaşındaki adam sevgilisiyle buluşmak için 2.100 kilometre yol gitti.
Yol masraflarını karşılayabilmek amacıyla evindeki eşyaların tamamını elden çıkardı.
Buluşma alanında, konuştuğu profilin yapay zekâ teknolojisiyle üretilmiş sanal bir karakter olduğunu öğrendi.
Sosyal medya platformları üzerinden kurulan bağlar bazen gerçeğin ötesinde kurgusal bir dünyada ilerleyebiliyor. Brezilya'da yaşayan kırk dokuz yaşındaki bir vatandaş, internet ortamında tanıştığı kişiyle hayatını birleştirme hayalleri kurmaya başladı. Karşı tarafın sunduğu sanal yakınlık, adamın kısa süre içerisinde bu ilişkiye tamamen bağlanmasına zemin hazırladı.
İkili arasındaki bu yoğun iletişim zamanla evlilik planlarına evrildi. Hayatını bu ilişki üzerine kuran adam, sevgilisiyle yüz yüze gelmek adına radikal bir karar aldı. Yolculuk için gereken maddi kaynağı yaratmak amacıyla evindeki tüm eşyaları satan talihsiz adam, nihayetinde 2.100 kilometrelik uzun bir sefere çıktı.
Binlerce kilometrelik yolculuğun ardından kararlaştırılan buluşma noktasına varan yolcu, hayatının en büyük şokunu tecrübe etti. Karşısında etten kemikten bir insan bulmayı beklerken, günlerdir mesajlaştığı ve bağ kurduğu varlığın tamamen yapay zekâ ile üretilmiş sanal bir karakter olduğunu gördü.
Yaşadığı hayal kırıklığıyla birlikte maddi olarak da tamamen tükenen adamın memleketine geri dönecek parası kalmadı. Çaresiz durumda kalan Brezilyalı vatandaş, binlerce kilometre uzaktaki evine dönebilmek amacıyla yerel belediyenin kapısını çalarak yardım talebinde bulunmak zorunda kaldı.
AI YORUMU
Sanal platformlarda kurulan ilişkilerin dijital algoritmalar tarafından manipüle edilmesi, modern çağın en sinsi tuzakları arasında yer alıyor. Yaşanan bu olay, iki bin yüz kilometrelik fiziksel mesafenin ötesinde, insan psikolojisinin yalnızlık hissiyle nasıl manipüle edilebileceğini net biçimde gösteriyor. Yalnızca ekran arkasındaki profillere güvenerek tüm mal varlığını elden çıkaran bireyler için bu tür vakalar ciddi bir uyarı niteliği taşıyor. Dijital kimliklerin doğrulanmadığı durumlarda atılan her adım, kişileri telafisi imkansız ekonomik ve ruhsal çıkmazlara sürükleyebilir.
Avusturya'da yaşayan Efrinli Feyruz Reşid, yapay zeka teknolojisini kullanarak çocuklara Kürtçe öğreten Mamoste Mîmî karakterini hayata geçirdi. Kısa sürede milyonlarca izlenmeye ulaşan videolar, dünyanın dört bir yanından yoğun ilgi görüyor.
Mamoste Mîmî videoları Instagram'da bir haftada 854 bini aşkın takipçiye ulaştı.
Proje, Viyana'da yaşayan Efrinli Feyruz Reşid tarafından ev ortamında geliştirildi.
Videolar Çin'den Amerika'ya kadar geniş bir coğrafyadan olumlu geri dönüşler alıyor.
Yapay zeka teknolojisinin sunduğu imkanlar, çocuklara yabancı dil ve ana dil öğretiminde yepyeni yöntemlerin önünü açıyor. Efrin kentinden olan ve savaşın ardından yaşadığı yer değiştirmelerle Polonya ile Kilis'te eğitim gören Feyruz Reşid, şu an yaşamını Viyana'da sürdürüyor. Halep Üniversitesi öğrencisi olan Reşid, evinin bir odasını tamamen çocuklara yönelik dijital eğitim projelerine tahsis etti.
Sosyal medyada teknoloji içerikleri üretirken hedef kitlesinin yetişkinlerden oluştuğunu fark eden Reşid, küçük yaş grupları için ne yapabileceğini sorgulayarak Mamoste Mîmî fikrini geliştirdi. İnternette gördüğü benzer bir konsepti Kürt çocuklarının dil öğrenimine uyarlamak isteyen girişimci, video teknikleri konusunda kendini hızla geliştirdi. On denemeden oluşan ilk içerik setini tamamladıktan sonra isim arayışına geçti.
Yapay zeka araçlarının önerileri ile kendi fikirlerini harmanlayan geliştirici, çocukların kolayca sevebileceği Mamoste Mîmî isminde karar kıldı. Instagram, TikTok ve YouTube platformlarında hesaplar açarak içerik yayımlamaya başlayan Reşid, ilk paylaştığı videonun ilk gün içerisinde dört milyon izlenme rakamını gördüğünü belirtti. Binlerce mesaj ve olumlu yorum alan proje, hızla küresel çapta bir trend haline geldi.
Dünyanın farklı bölgelerinden binlerce mesaj aldığını belirten Reşid, Çin, Amerika ve Avrupa ülkelerindeki Kürt ailelerden projeyi devam ettirmesi yönünde ısrarlı talepler alıyor. Maliyetlerini tamamen kendi imkanlarıyla karşılayan girişimci, içeriklerin kesintisiz sürebilmesi adına Kürdistan'daki kurum ve yetkililerden sponsorluk desteği talep ediyor.
AI YORUMU
Dijital içerik üretiminde yapay zeka araçlarının bireysel kullanıcılar tarafından yaratıcı eğitim projelerine dönüştürülmesi, dil koruma çalışmalarının maliyetini büyük ölçüde düşürüyor. Bir haftada ulaşılan 854 bin takipçi ve ilk günden gelen 4 milyonluk izlenme, niş kitlelere hitap eden eğitici içeriklerin doğru tekniklerle küresel ölçekte karşılık bulabildiğini net biçimde gösteriyor. Sponsor desteği sağlanamaması durumunda bireysel bütçeyle yürütülen bu tür projelerin sürdürülebilirliği tehlikeye girebilir; ancak elde edilen erken başarı, benzer girişimler için model niteliği taşıyor.