İçeriğe geç
PİYASA
Dünya

Suriye, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na dahil olmak için görüşüyor

Suriye, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na dahil olmak için görüşüyor

Özet

Bölgesel güvenlik dengelerinin önemine vurgu yapan Şeybani, Türkiye ile siyasi, ekonomik ve askeri alanlardaki işbirliğinin ileri seviyede olduğunu belirterek, komşu ülkelerle sınır güvenliği konusunda koordineli hareket ettiklerini kaydetti.

Öne çıkanlar

  • Suriye'nin Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na katılımı için görüşmeler aktif olarak sürüyor.
  • Bakan Şeybani, Türkiye ile askeri ve siyasi ilişkilerin ileri düzeyde olduğunu açıkladı.
  • Ülkeye 3,7 milyondan fazla Suriyelinin döndüğü ve istikrar adımlarının atıldığı belirtildi.

Haberin Detayı

Şeybani, hiçbir ülkenin kendi güvenliğini tek başına sağlayamayacağını belirterek, Basra Körfezi'nin istikrarının Suriye güvenliğinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini ifade etti. Bu kapsamda, 7 Ağustos tarihinde Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na Suriye'nin dahil edilmesi için görüşmelerin devam ettiğini duyurdu.

Bölgesel işbirlikleri konusunda Türkiye ile kurulan ilişkilere ayrı bir parantez açan Şeybani, siyasi, ekonomik ve askeri alanlardaki mevcut ortaklığın seçkin bir seviyede seyrettiğini vurguladı. Suriye'nin askeri işbirliğinin sadece Türkiye ile sınırlı kalmadığını belirten Bakan, bölgedeki diğer Arap ülkeleriyle de güvenlik koordinasyonunun sürdüğünü ekledi. Bu stratejik ortaklıkların, sınır ötesi milis gruplara karşı caydırıcı bir güç oluşturmayı hedeflediği belirtiliyor.

Suriye'nin komşularıyla olan ilişkilerinde yeni bir dönem başladığına işaret eden yetkili, Ürdün ile yüksek stratejik konseyin üçüncü toplantısının önümüzdeki ay gerçekleştirileceğini bildirdi. Irak, Lübnan ve Ürdün ile sınır güvenliği ve kaçakçılıkla mücadele alanlarında bilgi paylaşımı yapıldığını aktaran Şeybani, devlet egemenliğinin korunması için bu koordinasyonun zorunlu olduğunu belirtti. Özellikle enerji akışının güvenliği için petrol sevkiyatının Banyas üzerinden başlatılması seçeneğinin Irak yönetimiyle masaya yatırıldığı bilgisi paylaşıldı.

İç meselelere de değinen Şeybani, ülkede sağlanan istikrar sayesinde 3,7 milyondan fazla Suriyelinin evine dönüş yaptığını ifade etti. Bu geri dönüşlerin, yeni bir Suriye inşasının en somut göstergesi olduğunu savunan bakan, parlamenter yaşamın güçlendirilmesi için atılan adımların da sürdüğünü ekledi. Ülkenin kuzeydoğusundaki silahlı grupların ulusal devlet kurumlarına entegre edildiğini hatırlatan Şeybani, bu süreci DEAŞ'a karşı uluslararası koalisyonla işbirliği içinde yürüttüklerini belirtti.

Bölgedeki füze ve İHA saldırılarını kınadıklarını yineleyen Şeybani, silahın tek meşru kaynağının devlet olduğunu vurguladı. Golan Tepeleri üzerindeki egemenlik haklarının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 497 sayılı kararıyla sabit olduğunu hatırlatan Suriyeli bakan, bölgesel sorunlara bölgesel çözümler üretilmesi gerektiğini savundu. Yemen'in egemenliğine olan desteklerini de yineleyen Şeybani, bölgesel tehditlerin yayılmaması için ortak stratejik vizyonun uygulanmasının elzem olduğunu sözlerine ekledi.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Suriye'nin savunma mimarisine dahil olma çabası, bölgesel güvenlik denkleminin yeniden kurulduğuna işaret ediyor. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın imzaladığı Mekke Anlaşması, 3,7 milyon geri dönüş gibi somut verilerle desteklendiğinde Şam yönetimi için meşruiyet arayışında bir kaldıraç işlevi görüyor. Bu katılım gerçekleşirse bölgedeki askeri koordinasyon yükü daha geniş bir coğrafyaya yayılacaktır. Ancak bu durum, yalnızca sınır güvenliği ve kaçakçılıkla mücadele gibi operasyonel konularda net bir koordinasyon kurulduğu takdirde kalıcı bir istikrar sunabilir.

AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Dünya
    Türkiye, TDT Dönem Başkanlığı'nı Azerbaycan'dan devraldı

    Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) dönem başkanlığını Azerbaycan'dan resmen devraldı. 13. Zirve kapsamında Beştepe'de yapılan toplantıda kurumsal birikimin somut kazanımlara dönüştürülmesi hedefi açıklandı. Yapay zekâ eylem planı ve kültürel iş birliği öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldı.

    • Türkiye, TDT 13. Zirvesi'nde dönem başkanlığını üstlendi
    • Erdoğan, yapay zekâ eylem planının sonuç odaklı yürütüleceğini belirtti
    • Ortak dilin yaygınlaştırılması ve seyahat kolaylıkları öncelikli hedefler

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla Beştepe Millet Sergi Salonu'nda gerçekleşen Turkish Council of Turkic States 13. Devlet Başkanları Konseyi Toplantısı, bölgesel diplomasi açısından kritik bir eşik niteliği taşıyor. Azerbaycan'ın ardından dönem başkanlığını devralan Türkiye, teşkilatın önümüzdeki dönemdeki rotasını şekillendirecek kararları almaya hazırlanıyor. Toplantıda, bir önceki dönem başkanının katkıları için teşekkür edilirken yeni dönemin hedefleri masaya yatırıldı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında Türkiye'nin dönem başkanlığı süresince teşkilatın mevcut kurumsal birikimini somut ve ölçülebilir kazanımlara dönüştürme stratejisini vurguladı. Bu çerçevede, üye ülkeler arasındaki kardeşlik bağlarını güçlendirecek adımların atılacağı ifade edildi. Özellikle ortak dilin daha geniş kitlelere ulaştırılması ve seyahat süreçlerinin kolaylaştırılması, dönemin somut odak noktaları arasında öne çıkıyor.

    Kültürel ve sportif etkinliklerin desteklenmesi de yeni dönem vizyonunun ayrılmaz parçası olarak sıralandı. Erdoğan, bu alanlardaki ilerlemenin ülkeler arası yakınlaşmayı derinleştireceğini belirtti. Ayrıca, dijitalleşme ve teknolojik gelişim konusunda somut bir yol haritası izleneceği açıklandı. Yapay zekâ ve dijital kalkınma eylem planının, mükerrerlikten uzak ve sonuç odaklı bir anlayışla hayata geçirileceği taahhüt edildi.

    Bu süreç, Türk dünyası ülkeleri arasındaki ekonomik ve sosyal entegrasyonun hızlandırılmasını hedefleyen diplomatik bir hamle olarak değerlendiriliyor. Dönem başkanlığı devri, yalnızca idari bir görev paylaşımı değil, aynı zamanda ortak çıkarlar etrafında daha sıkı bir ittifak kurulması çabasının da yansıması niteliğinde. Teşkilatın karar alma mekanizmalarının daha etkin çalışması, bu yeni dönemle birlikte öncelikli bir beklenti haline geldi.

    Türkiye'nin bu sorumluluğu üstlenmesi, üye devletlerin dış politika ve iç yatırım kararlarını doğrudan etkileyecek bir dinamik yaratıyor. Özellikle dijital altyapı yatırımları ve sınır ötesi hareketlilik konularında atılacak adımlar, vatandaşlar ve şirketler için yeni fırsatlar doğurabilir. Önümüzdeki aylarda bu planların somutlaşmasıyla birlikte, Türk Devletleri Teşkilatı'nın küresel arenadaki görünürlüğünün de artması bekleniyor.

    AI YORUMU

    Yeni dönem başkanlığının başarısı, söylemsel vaatlerden öte, 13. Zirve'de kararlaştırılan yapay zekâ eylem planının fiilen hayata geçirilmesine bağlı. Erdoğan'ın 'mükerrerlikten uzak' vurgusu, önceki dönemlerde yaşanan bürokratik tıkanıklıklara karşı net bir eleştiri ve düzeltme çağrısı niteliğinde. Bu yaklaşım, özellikle dijital altyapı yatırımları planlayan şirketler ve araştırmacılar için öngörülebilir bir zemin sunacak. Eğer seyahat kolaylıkları ve dil politikaları somut düzenlemelere dönüşürse, üye ülkeler arasındaki ekonomik entegrasyon hız kazanabilir; aksi hâlde dönem başkanlığı yalnızca protokol düzeyinde kalmaya mahkûm olabilir.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    Erdoğan ve Tokayev savunma sanayii ve enerji gündemiyle buluştu

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmî ziyareti kapsamında Türkiye’ye gelen Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’i Ankara'da törenle karşıladı. Görüşmede ticaret, savunma sanayii iş birliği ve enerji projeleri değerlendirilirken Tokayev, Antalya'daki COP31 Liderler Zirvesi için resmen davet edildi.

    • Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Tokayev ticaret, enerji ve savunma sanayii iş birliğini detaylandırdı
    • Tokayev, Antalya'da yapılması planlanan COP31 Liderler Zirvesi'ne resmen davet edildi
    • İki lider başkent Ankara'da gerçekleştirilen resmî karşılama töreninin ardından bir araya geldi

    Türkiye ve Kazakistan arasındaki diplomatik temaslar, Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in Ankara’ya gerçekleştirdiği resmî ziyaretle yeni bir aşamaya taşındı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuk lideri Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen resmî törenle ağırlayarak iki ülke arasındaki güçlü iş birliği geleneğini sürdürdü. Törenin ardından liderler baş başa görüşme gerçekleştirmek üzere çalışma ofislerine geçti.

    Görüşmenin ana gündem maddelerini stratejik iş birliği alanları olan ticaret, enerji ve savunma sanayii oluşturdu. Türkiye'nin savunma teknolojileri alanındaki kapasitesi ile Kazakistan'ın enerji kaynaklarının verimli kullanımı, heyetler arası görüşmelerin merkezinde yer aldı. Taraflar, mevcut ticaret hacminin artırılması ve ortak sanayi yatırımlarının hızlandırılması konularında mutabakat sağladı.

    İkili ilişkilerin teknik detaylarının ele alındığı toplantıda, enerji arz güvenliği ve bölgesel lojistik hatların güçlendirilmesi üzerinde duruldu. Özellikle savunma sanayii iş birliğinin sadece ürün tedarikiyle sınırlı kalmayıp, ortak üretim ve teknoloji transferi süreçlerini de kapsaması gerektiği vurgulandı. Türkiye ve Kazakistan arasındaki bu ortaklık, bölgedeki ekonomik istikrarın korunması açısından stratejik bir zemin sunuyor.

    Görüşmelerin dikkat çeken bir diğer başlığı ise Antalya'da düzenlenmesi planlanan COP31 Liderler Zirvesi oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev’i bu önemli çevre ve iklim etkinliğine resmî olarak davet etti. İki liderin zirve kapsamında iklim değişikliği ile mücadele ve yeşil enerjiye geçiş konularında ortak bir tutum sergilemesi bekleniyor.

    Ziyaret, iki ülke arasındaki diplomatik trafiğin yoğunluğunu gösterirken, ekonomik entegrasyonun derinleştirilmesine yönelik atılan adımları somutlaştırıyor. Görüşmelerin ardından tarafların, enerji ve savunma alanındaki projeleri takip etmek üzere ortak çalışma gruplarını görevlendireceği öngörülüyor. Türkiye'nin Orta Asya'daki temel ortaklarından olan Kazakistan ile olan bu köklü ilişkiler, bölgesel güvenliğin sürdürülmesinde belirleyici rol oynamaya devam ediyor.

    AI YORUMU

    Ankara'daki bu temaslar, Türkiye'nin Orta Asya ile kurduğu savunma sanayii merkezli ekonomik bağların uzun vadeli stratejik bir projeye dönüştüğünü gösteriyor. Savunma sanayii ve enerji başlıklarının aynı anda masaya gelmesi, ülkeler arası iş birliğinin sadece ticaretle sınırlı kalmayıp güvenlik mimarisine de yayıldığını ortaya koyuyor. Özellikle COP31 daveti, çevre politikaları üzerinden bölgesel iş birliğini küresel bir platforma taşıma amacı taşıyor. Savunma sanayii alanındaki ortak üretim potansiyeli gerçekleşirse, iki ülke arasındaki ticaret hacmi mevcut seviyelerin üzerine rahatlıkla çıkabilir.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    Suriye, Dera'daki hava saldırısı için Ürdün'e nota verdi

    Suriye Dışişleri, Ürdün'ün Dera'daki sivil kayıplara yol açan hava harekatını protesto etti. 26 Ekim'deki saldırılarda 7 sivilin hayatını kaybetmesi, iki komşu ülke arasında diplomatik gerilimi tırmandırdı. Ürdün ise harekatın DEAŞ hedeflerine yönelik olduğunu açıkladı.

    • Dera'daki saldırılarda 7 sivil yaşamını yitirdi, yüzlercesi yaralandı.
    • Ürdün, 23 Ekim'deki kilise cinayetlerinin misillemesini gerekçe gösterdi.
    • Şam, hava saldırılarını egemenlik ihlali olarak tanımladı ve kınadı.

    Suriye Dışişleri Bakanlığı, komşu ülke Ürdün'ün Şam Büyükelçisi Süfyan el-Kudat'ı bakanlığa çağırarak resmi bir protesto notası verdi. Bu diplomatik tepkinin arkasında, 26 Ekim'de Suriye'nin güneyindeki Dera ilinde meydana gelen ve sivil can kayıplarına neden olan hava saldırıları yer alıyor. Bakanlık, büyükelçiye ilettiği notada, eylemin uluslararası hukukun temel ilkelerine aykırı olduğunu belirtti.

    Suriyeli yetkililer, saldırıların özellikle kadın ve çocukların da bulunduğu 7 sivili hedef aldığını ve çok sayıda yaralıya yol açtığını kaydediyor. Yakın Doğu haber ajansı SANA'nın aktardığına göre, Ürdün ordusunun Suriye topraklarına düzenlediği bu hava hareketi, Şam yönetimi tarafından açık bir egemenlik ihlali olarak nitelendirildi. İki ülke arasındaki sınır hattındaki gerilim, bu olayla birlikte yeni bir boyuta taşındı.

    Ürdün tarafının açıklamasına göre, bu hava harekatı 23 Ekim'de Kerek vilayetinin güneyinde yaşanan bir saldırının misillemesi niteliğindeydi. Hamud Kilisesi'ndeki cenaze törenine katılanlara yönelik silahlı saldırıda 9 kişi ölmüş, 25 kişi yaralanmıştı. Ürdün Silahlı Kuvvetleri, bu cinayetlerin sorumluluğunu DEAŞ'a atarak Suriye topraklarındaki örgüt üyelerine yönelik operasyon başlattıklarını duyurdu.

    Amman yönetimi, operasyonun 20 terörist unsurun etkisiz hale getirilmesini sağladığını iddia ederken, sivil kayıplardan duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Ürdün, hedeflerinin sadece askeri ve terör unsurları olduğunu, sivil yerleşim bölgelerine yönelik bir niyetin bulunmadığını savunuyor. Ancak Suriye tarafı, atılan her merminin kontrolsüzce sivil alanlara düştüğünü ve bunun bir kader değil, ihmal sonucu olduğunu öne sürüyor.

    Diplomatik kriz, bölgedeki hassas dengeleri yeniden test etmiş durumda. Suriye'nin Ürdün büyükelcisini çağırma adımı, olayın kişisel bir üzüntüden öte devletler arası bir hukuk münazarasına dönüştüğünü gösteriyor. Her iki tarafın da kamuoyu nezdinde meşruiyet arayışı, diplomatik kanalların tıkanma riskini artırıyor. Bundan sonraki süreçte, sivil kayıplara ilişkin bağımsız bir soruşturma talebinin gelip gelmeyeceği kritik önem taşıyacak.

    AI YORUMU

    Diplomatik nota, komşu ülkeler arasındaki güvenin sivil can kayıplarıyla nasıl zedelendiğini somutlaştırıyor. Ürdün'ün DEAŞ'ı gerekçe göstermesi, Suriye'nin egemenlik vurgusuyla çarpışıyor ve 'güvenlik' ile 'hukuk' arasındaki gerilimi açığa vuruyor. Bu kriz, sınır ötesi operasyonların yanı sıra istihbarat paylaşımındaki boşlukları da gözler önüne seriyor. Taraflar, 7 sivilin ölümüyle sonuçlanan bu olayda suç ortaklığı yerine müzakere zemini aramazsa, bölgedeki insani kriz derinleşecektir.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    Libya Meclisi, Türkiye ile deniz sınırlandırma mutabakatını onayladı

    Libya Temsilciler Meclisi, Türkiye ile imzalanan deniz yetki alanları mutabakat zaptını onayladı. Atina cephesinde büyük şok yaratan karar, Yunanistan'da ciddi bir diplomatik çıkmaz ve stratejik boşluk olarak değerlendirildi.

    • Libya Temsilciler Meclisi, Türkiye ile yapılan deniz yetki alanları sınırlandırma mutabakatını onayladı.
    • Yunan basını ve muhalefet partileri bu gelişmeyi Ankara'nın diplomatik zaferi ve Atina'nın başarısızlığı olarak nitelendirdi.
    • Eski Başbakan Aleksis Çipras'ın partisi ELAS ve SYRIZA, hükümetin dış politikasını sert bir dille eleştirdi.

    Ankara ile Trablus arasında daha önce imzalanan Akdeniz'deki deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına dair mutabakat zaptı, Libya Temsilciler Meclisi tarafından resmi olarak onaylandı. Bu hamle, Doğu Akdeniz'deki jeopolitik dengeleri kökten sarsarken komşu ülke Yunanistan'da siyasi bir deprem etkisi yarattı. Bölgedeki diplomatik ve stratejik dengelerin Türkiye lehine değişmesi Atina yönetimini zor durumda bıraktı.

    Yunan basınında yer alan analizlerde, Libya ve Türkiye'nin attığı bu imza son derece sarsıcı bir adım olarak nitelendirildi. Banking News haber sitesi, Ankara'nın büyük bir diplomatik zafer kazandığını vurgularken Yunanistan'ın boğucu bir çıkmaza sürüklendiğini yazdı. Militaire haber sitesi ise mutabakatın onaylanmasının mevcut hükümeti ciddi şekilde açığa çıkardığını okuyucularına aktardı.

    Atina'daki siyasi muhalefet da kararın ardından iktidara yönelik sert eleştirilerini artırdı. Eski Başbakan Aleksis Çipras'ın partisi ELAS, onay kararını mevcut hükümetin ve başbakanın dış politikadaki açık bir başarısızlığı olarak yorumladı. Ülkenin izlediği hatalı politikanın bölgede stratejik boşluklar yarattığı ve Türkiye'nin bu durumu başarıyla lehine çevirdiği vurgulandı.

    PASOK Partisi de imzalanan anlaşmayı Yunan ulusal çıkarlarına büyük zarar veren olumsuz bir gelişme olarak tanımladı. SYRIZA ise yaşanan durumu ciddi bir fiyasko olarak değerlendirerek hükümeti suçladı. Muhalefet kanadından gelen bu tepkiler, atılan adımların komşu ülkedeki iç politik tartışmaları da doruk noktasına çıkardığını açıkça gösterdi.

    Türkiye'nin Akdeniz'deki hukuki ve stratejik pozisyonunu tahkim eden bu onay kararı, önümüzdeki dönemde bölgedeki diplomatik trajikomedi ve ittifak arayışlarını hızlandıracağa benziyor. Atina yönetimi iç ve dış politikada sıkışmış bir vaziyette yeni hamleler ararken, Ankara sahadaki kararlı duruşunu uluslararası hukuk temelinde sürdürmeye devam ediyor.

    AI YORUMU

    Atina yönetiminin yaşadığı bu diplomatik çıkmaz, bölgesel anlaşmalarda zamanında atılmayan adımların ne denli büyük stratejik kayıplara yol açabileceğini net bir şekilde gösteriyor. Libya Meclisinin onayıyla birlikte Yunanistan muhalefeti hükümeti başarısızlıkla suçlarken, Türkiye Akdeniz'deki tezlerini masada ve sahada güçlendirmeye devam ediyor. Sürecin bu aşamasında Atina'nın elindeki diplomatik seçeneklerin daraldığı ve iç politikada baskının arttığı görülüyor.

    Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler